1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. AKP - PKK ilişkisi ve savaş süreci
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

AKP - PKK ilişkisi ve savaş süreci

A+A-

5 Ocak'ta kaleme aldığımız yazıya "Öcalan'ı hep gülümserken göreceksiniz...'' başlığını koymuş ve AKP'nin PKK ile yaptığı pazarlığın kodlarını deşifre etmiştik. O yazıda ortaya koyduğumuz fotoğraf, yeni karelerin eklenmesiyle birlikte daha da zenginleşti. Üç PKK'lının Fransa'da öldürülmesi, PKK'yı tasfiye etme hayali kuranların işinin zor olduğunu gösterdi.

Neden mi?

Adı geçen ve sonrasında kaleme aldığımız ''Fethullah Gülen nasıl ikna oldu?" başlıklı yazılarda, AKP iktidarının ABD ve İsrail'in isteği üzerine PKK'yla masaya oturmak zorunda kaldığına dikkat çekmiştik. ABD ve İsrail'in Ortadoğu'da yürütmek istedikleri dizayn çalışmaları Suriye'nin direnişi sayesinde sekteye uğruyor. Emperyalistlerin Ortadoğu'ya adeta bir ''koçbaşı'' gibi sürmek istedikleri AKP iktidarı, enerjisinin önemli bir kısmını PKK'ya karşı harcadığı için, olası askeri operasyonlar açısından güven veremiyor. ABD - İsrail ikilisi, PKK sorununun bir süreliğine de olsa ''buzdolabı''na konulması ve AKP'nin enerjisini Suriye'yi dağıtmaya harcamasını istiyor. Bu yüzden, AKP iktidarı oy kaybetme pahasına bile olsa, PKK ile masaya oturuyor, ölen PKK'lılar için ağıtlar yakıyor. Böylece, ABD ve İsrail'e güven telkin ediliyor.

ABD ve İsrail'in planının nelere yol açabileceğini gören bölge ülkeleri ise bu gelişmelerden rahatsız. Baştan İran olmak üzere, Irak, Suriye ve Rusya, PKK'nın ''buzdolabına konulma süreci''nin uzun vadede kendilerine yönelik bir dezavantaja dönüşeceğini görüyor. Zira; PKK ile uğraşmak zorunda kalmayan AKP iktidarının, kısa vadede Suriye, hemen ardından ise İran'a karşı askeri ve siyasi operasyonlarda kullanılabileceği hesap ediliyor. Patriotların AKP'nin bilgisi dışında Türkiye'ye gönderilmesi ve Erdoğan'ın "Patriot gelmeyecek, bunlar kuyruklu yalan" demesine rağmen inşa edilmeye başlanması, bölge ülkelerindeki endişeyi artırıyor. İran, AKP'nin iradesi dışında Türkiye'ye konuşlandırılan Patriotların ilk hedefinin kendisi olduğunu biliyor.

Kuşkusuz; ABD ve İsrail, Suriye'yi dağıtıp parçalamadan İran'a yönelmez; yönelemez... Zira, böyle bir hata, İsrail'i çok zor durumda bırakır. Çünkü; bilindiği üzere, İsrail'e karşı en ciddi mücadele, ''gerçek'' Hizbullah tarafından veriliyor. Bu mücadelenin arkasındaki gücün ise Suriye olduğu biliniyor. İsrail ve ABD, bu yüzden AKP'nin önce Suriye'yi dağıtması ve Hizbullah'ı etkisiz hale getirmesini istiyor. Suriye - İran koridoru boşaltıldığı ve Hizbullah'ın gücü kırıldığı taktirde, ABD ve İsrail'in işi kolaylaşıyor... AKP işte bu yüzden kendisine verilen görevi bir an önce yerine getirmeye ve Beşşar Esad'ı devirmeye çalışıyor.

Yazının başına dönersek; tüm bunların olması için, AKP iktidarının geçici bir süreliğine de olsa "stabil'' bir siyasal ortama kavuşması gerekiyor. "Evin içi"nde kavga eden ve enerjisini PKK'ya harcayan bir AKP'nin, emperyalistlerin uzun vadeli planlarında işe yaramayacağı düşünülüyor. AKP, emperyalistlere ve İsrail'e güven verebilmek için, PKK ile masaya oturmak zorunda kalıyor. Tabii; kendi isteklerini de "fırsat bu fırsat'' diyerek hayata geçirmenin hesaplarını yaparak... ABD'nin tam desteğini alan AKP, başta Başkanlık olmak üzere diğer isteklerini tartışmaya açıyor.

İşte tam bu süreçte; Fransa'nın ortasında üç PKK'lı öldürülüyor. ''Uzlaşma ve barış süreci yanlısı'' olduğu bilinen Sakine Cansız, kim olduğu bilinmeyen kişilerce öldürülüyor. Üstünde silah olmayan Sakine Cansız'ın öldürülmesi, başta Kandil'de konuşlanan PKK'lılara yönelik bir mesaj olarak yorumlanıyor. Silahlarını bırakıp Avrupa'ya yerleşmesi istenen PKK'lılara "Burada can güvenliğiniz yok'' mesajı veriliyor.

Bu cinayetin işlenmesi "taraflar arasında'' yani AKP ile PKK arısında oluşan "güven''i de boşa çıkarıyor. PKK yöneticileri "AKP'ye güvenilmez, arkadaşlarımızı derin güçler öldürdü'' yorumunu yapıyor. Böylece, AKP ile PKK arasında başlayan güven ortamı yerini kuşku ve şüpheye bırakıyor. Cinayetler, AKP ile PKK arasındaki iletişimi zorlaştırıyor. Sürecin böyle bir yöne evrilmesi, "PKK'nın buzdolabına konulması"nı da geciktiriyor.

Yazının girişinde, bölge ülkelerinin AKP ile PKK arasında süren görüşmelerden memnun kalmayacağı ve süreci geciktirmek isteyeceklerine dikkat çekmiştik. PKK'nın geri çektirilmesi ya da tasfiye edilmesi, bölgedeki hiçbir devletin işine gelmez. AKP'nin denetimine girmiş bir PKK, uzun vadede İsrail'in çıkarlarının baş koruyucusu olan Barzani'nin silahlı gücü haline dönüşebilir. İsrailci Barzani, elinde tuttuğu petrol ve enerji kaynaklarıyla bölgede bir güç haline dönüşür. Bu, İran'ı da Rusya'yı da rahatsız eder.

Üç PKK'lının öldürülmesinin perde arkasını görebilmek için, bölgedeki çıkar ilişkilerini analiz etmek gerekiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nuland, iki gün önce yaptığı açıklamada, PKK ile AKP arasındaki görüşmeleri kendilerinin teşvik ettiğini söylüyor. Nuland, "Süreç pozitif gelişiyor, AKP hükümeti bu konuda bize sık sık bilgi veriyor" diyor.

ABD ve İsrail'ın çıkarları için PKK ile masaya oturan ve bunu bize "barış süreci" diye anlatan AKP'nin kimin isteğiyle hangi pazarlıklar içine girdiği de sözcünün yaptığı açıklamayla ortaya çıkıyor. Yerel seçim sürecini "PKK terörü olmadan" atlatmak isteyen AKP iktidarı, biraz da bu yüzden hızlanıyor. ABD'nin PKK üzerindeki etkisini bilen Erdoğan, siyasi bir risk alarak Öcalan'la ilişki kuruyor. Dillerinden ''barış'' sözünü düşürmeyen AKP'ciler, içine girdikleri girift ilişkiler yumağının Türkiye'yi nereye götürdüğünü ise saklamaya çalışıyor.

Kuzey Irak'tan akıtılmaya başlanan petrole umut bağlayan ve 2013'te yaşanması muhtemel ekonomik krizi buradan elde edilecek gelirle aşmayı planlayan AKP, uzun vadede Türkiye'yi bir ''savaş gemisi'' haline getireceğinin görülmesini istemiyor. Türk askerini emperyalizmin ''koçbaşı'' haline getirmek isteyen ABD, "barış" adı altında aslında "yeni bir savaş süreci"ni başlatıyor. AKP'nin sürekli iktidarda kalabilmek için dış destek alabilme zorunluluğu, Türkiye'yi kanlı bir senaryonun figüranı olma tehlikesiyle karşı karşıya getiriyor. Kısacası; ABD ve İsrail'in hesapları tutarsa, 'barış' değil 'savaş' süreci başlıyor. AKP'nin barıştan yana olmadığı CHP liderine verdiği cevapta da ortaya çıkıyor.

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 378 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.