• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Gaziantep : 9 °C
  • Adana : 14 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • İzmir : 11 °C

AKP'den IŞİD'e siyasi destek...

Barış Yarkadaş
AKP, IŞİD'le pazarlık yaparak örgüte ''siyasi meşruiyet'' kazandırdı. Dünyaya, ''Silahlı müdahaleye gerek yok'' mesajı verdi. Peki bundan sonra ne olacak?

IŞİD'in elinde 101 gündür ''rehin'' tutulan 46 Türk'ün özgür kalması herkesi sevindirdi. Dün ben de bu sevinci yaşayanlardan biri olarak, haberi duyar duymaz, twitter'daki adresimden "Vatanınıza hoşgeldiniz'' mesajını paylaştım. Sosyal medya, bu sevinci yaşayanların mesajlarıyla doluydu.

HEP AYNI TAKTİK

Emanetçi Başbakan Ahmet Davutoğlu ise bu gerçeğe rağmen, AKP'nin o bildik kutuplaştırıcı - ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı dilini yeniden devreye soktu. Davutoğlu durup dururken "Vatandaşlarımızın getirilmesine üzülenler var''dedi. Böylece, açıkça söylemese de aklınca, muhalefeti köşeye sıkıştırmaya ve''nefret nesnesi'' haline getirmeye çalıştı. Neyse ki; hem Bahçeli hem deKılıçdaroğlu Davutoğlu'nun bu hamlesini boşa çıkardı. Her iki lider de rehinelerin 101 gün sonra sağ salim getirilmiş olmasını kutladı.

Eskiler, "Can çıkar huy çıkmaz'' derler. AKP, tam 12 yıldır varlığını bu dil üzerine inşa ediyor. Bu tavır, hem gerçeklerin konuşulmasını, hem de soru sorulmasını engellemeyi amaçlıyor.

SORU SORMA ZAMANI

AKP böyle yapıyor diye, sorularımızı sormaktan vazgeçecek değiliz. Çünkü; 46 Türk'ün hem rehin alınması hem de 101 gün sonra serbest kalması, birçok soruyu beraberinde getiriyor. Bu soruların cevaplarının bulunması, hepimizin geleceğini yakından ilgilendiriyor.

Yandaş medya, büyük puntolarla sevinç çığlıkları atadursun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri izaha muhtaç bir şekilde ortada duruyor. Erdoğan, ABD'ye giderken rehinelerin getirilmesine ilişkin olarak şu cümleyi ifade ediyor:

"Pazarlık olduğunu söyleyenler, siyasi noktada diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa siyasi bir diplomasi pazarlık söz konusudur. Bu zaten diplomasi zaferidir... Çok zor şartlar içerisinde sabırla bu işi sürdürdük. Ama çok açık ve net. Maddi pazarlık asla mümkün değildir, olmamıştır. Siyasi, diplomatik oldu.''

NEYİN PAZARLIĞI YAPILDI, NE VERİLDİ NE ALINDI?

Erdoğan'ın sözleri, IŞİD'le pazarlık masasına oturulduğunu gösteriyor. Zaten dün IŞİD'e yakınlığıyla bilinen ve Türkiye'den yayın yapan Takva Haber adlı internet sitesi de "İki devlet pazarlık masasına oturdu ve bu karar alındı''ifadelerini kullanmıştı. Takva Haber'in ''iki devlet''ten kastı TC ve IŞİD'ti... Yeni adıyla, İslam Devleti olan İD...

AKP, IŞİD'TEN FAYDALANMAK İSTİYOR

AKP'nin Cidde'de IŞİD'e karşı askeri operasyona girmek istemediği ve IŞİD'i''terör örgütü'' olarak kabul etmediğini tüm dünya gördü. AKP, IŞİD'in varlığını korumasını istiyor. Zira; IŞİD'i hem Esad'a hem de PKK'ya karşı kullanmak istediği biliniyor. AKP, IŞİD'i bir nevi ''koçbaşı'' olarak kullanmak istiyor. Unutulmasın ki; IŞİD'in siyasi liderlerinden Haşimi, şu an AKP'nin koruması altında İstanbul Başakşehir'de yaşıyor. Bu bağlamda, Haşimi'nin aşiretinin Musul'u IŞİD'e bir gecede nasıl teslim ettiğinin de unutulmaması gerekiyor. Musul'un teslim edilmesi ise Türkiye'nin Barzani ile ilişkilerinin de bitmesi anlamına geliyor.  ''Değerli yalnızlık'' katmerleşiyor...

IŞİD'in Türkiye sorumlusunun ise Ankara'daki kamu kurumlarına birkaç kez girip çıktığı kulislerde dillendiriliyor. Türkiye ve IŞİD, iç içe geçmiş bir görüntü sergiliyor.

Bu bağlamda, bir soruyu da yeniden sormak gerekiyor:

300 MİLYON TL'YE NE OLDU?

İktidar, 49 kişinin rehin alınmasının ardından, örtülü ödenekten 300 milyon TLharcamış... Bu para, kulislerde dile getirilen "fidye'' miktarına denk düşüyor. RTE her ne kadar "Maddi pazarlık yapılmadı'' dese de 300 milyon TL'nin nereye harcandığı ise bilinmiyor. IŞİD'in tüm elemanlarının  maaş aldığı gerçeği hatırlandığında, örgütün bu parayı almış olduğu ihtimali daha da güçleniyor.

Bakın, MİT'e yakın gazeteciler, rehinelerin getirilmesinin bölgedeki gelişmelerden ötürü beş kez ertelendiğini söylüyor. Bu ertelemelerin, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesine denk düştüğü ve rehinelerin ''seçim öncesi şov'' malzemesi yapılmak istendiği bir kez daha görülüyor.

IŞİD'İN MEŞRUİYET ALANI GENİŞLETİLİYOR

Rehinelerin getirilmesi sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerine de yakından bakmak gerekiyor. O sözler aslında IŞİD'e ''hayat öpücüğüdür.'' Erdoğan, "Operasyon denilince akla top tank geliyor. Bunlar olmadan da sonuç alınıyor'' diyerek, IŞİD'i ''siyasi pazarlık masası''nın bir ucuna oturtuyor. Dünyaya, "Askeri operasyon olmadan da sonuç alınabilir'' mesajını veriyor. IŞİD ise askeri operasyonun gündeme geldiği şu günlerde elindeki rehineleri bırakarak "Pazarlıklara açığız, diplomasiye varız'' mesajı veriyor. Bunu da Türk rehineler üzerinden yapıyor.

AL GÜLÜM VER GÜLÜM

''Askeri operasyonlar gündemdeyken, IŞİD elindeki rehineleri neden bıraksın? Böylece eli zayıflamadı mı?'' sorusunun cevabı, AKP ve IŞİD'in geliştirdiği taktikte saklıdır...

Bakın, ABD'li yetkililer, bir süre önce AKP'ye "Rehineleri sağ salim getirebiliriz, bunu yapacak gücümüz var'' demesine rağmen, AKP buna yanaşmadı. Bu gerçeği Halk TV'de de anlattım geçen hafta... AKP, rehineler getirildiği takdirde, askeri operasyona karşı herhangi bir argüman öne süremeyecekti. Böylece, IŞİD'e karşı yapılacak olan operasyonlarda yer almama bahanesi de kalmayacaktı. AKP bunun yerine sürekli bahane üretti ve askeri operasyonlara girmemek için ipe un serdi... Belli ki; bu operasyonlara katıldığı takdirde, IŞİD de bazı gerçekleri dünya kamuoyu ile paylaşacaktı.Yapılacak açıklamalar ise AKP'yi çok zor durumda bırakacaktı. 

AKP, bu taktiğine rağmen askeri operasyonların yaklaştığını görünce bu kez makas değiştirdi. IŞİD'le görüşerek rehineleri getirtti ve ''askeri operasyon''a karşı argüman geliştirdi. IŞİD ise rehineleri ''diplomatik pazarlık''la bırakarak, Türk Devleti ile masaya oturdu ve  ''siyasi meşruiyet alanı''nı genişletti.  AKP ve IŞİD bu bağlamda ''al gülüm ver gülüm'' yaptı.

İSLAMCI AMA İSRAİL KARŞITI DEĞİL!

IŞİD'in bölgede İsrail lehine çalıştığı ve Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi için arenaya sürüldüğü artık reddedilemez bir gerçektir. IŞİD'in lideri Bağdadi'nin MOSSAD tarafından eğitildiği yönünde de birçok iddia mevcuttur. "İslam adına''savaştığını öne süren IŞİD'in İsrail aleyhine tek bir eylem bile yapmaması, İsrail'in Gazze'ye yönelik son saldırısında tek bir itirazının olmaması, bu örgütün iplerinin kimin elinde olduğunu açıkça göstermektedir. IŞİD'in büyüyüp güçlendirilmesi de ne yazık ki Türkiye'yi yönetenlerin marifetiyle olmuştur.

HEDEF KONTROL ALTINA ALMAK VE...

Dünya şimdi kendi eliyle yarattığı bu IŞİD belasını ''kontrol altına almaya'' ve IŞİD'i yok etme bahanesinin ardına sığınarak, Ortadoğu'ya yeniden girmeye hazırlanıyor. Bilindiği üzere, Fransa ve İngiltere, ABD'nin Irak'ı işgal etmesinin ardından, bölgede istediğini alamamıştı. Özellikle Fransa, bölgede daha etkin olmayı ve paylaşımdaki payını artırmayı hedefliyor. Bu yüzden, IŞİD'i bahane ediyor ve askeri bir operasyonun şart olduğunu söylüyor.

SURİYE YENİDEN HEDEFTE

ABD ise kafası kesilen vatandaşları yüzünden zor günler geçiriyor. Kamuoyu baskısını hafifletmek ve kamuoyundan aldığı destekle Irak'ı, dolayısıyla bölgeyi yeniden tanzim etmek istiyor. ABD, Suriye dağıtılmadığı sürece, bölgeyi istediği gibi tanzim edemeyeceğini biliyor. Bu yüzden, ''IŞİD'i yok etme planı'' çerçevesinde Suriye'yi de ''aradan çıkarmak'' istiyor. İran ve Rusya bu oyunun farkında olduğu için kartlarının tamamını şimdilik açmıyor.

Türkiye ise bu oyun planlarının hiçbir yerinde yok... Daha doğrusu sadece bir''piyon'' olarak düşünülüyor. ''Uluslararası koalisyon'' AKP'den Türk topraklarını operasyonlara açmasını istiyor.

ERDOĞAN'IN BİLİNÇALTINA GİRDİLER

ABD ve Avrupa, Recep Tayyip Erdoğan'ın bilinçaltına yıllar önce "Sen bölgenin liderisin'' , ''Bu bölgeyi sen yöneteceksin, dünya lideri olacaksın'' yalanını işlediler. Erdoğan, bu yönlendirmeler sonucu, ABD ve Avrupa'nın bölgedeki tüm operasyonlarına öncülük etti. Kendisine verilen rolü gerçek sanma yanılgısına kapıldı. Ve Türkiye öyle bir cendere içine sokuldu ki; şu an Ortadoğu'daki dört ülkede Büyükelçisi bulunmayan bir ülke haline geldi.

''SAVAŞ SUÇLUSU''  İMASI...

Şu günlerde ise ''IŞİD'e destek veren'' bir pozisyona sokuldu Türkiye... ABD Dışişleri bakanı Kerry ve ABD medyası, AKP'li yetkililerin IŞİD'e mali kaynak sağladığını kimi zaman örtülü kimi zaman ise açıktan söylüyor. AKP ve Erdoğan ise bu suçlamalara cevap dahi veremiyor.

Bölge IŞİD eliyle yeniden biçimlendirilirken, AKP'nin içine itildiği hayalci politikaların, Türkiye'ye ağır bedeller ödeteceği görülüyor.

YENİ TEZKERE

Bakın, önümüzdeki günlerde TBMM açılacak ve kapımıza yeni bir tezkere gelecek... Bu tezkere, iki cephede birden savaşı öngürüyor. Tezkerenin nasıl şekilleneceği ise RTE'nin ABD ziyareti sonrası netleşecek. IŞİD'e karşı askeri operasyona girmek istemeyen AKP ve RTE, bir yandan da korkuyor. Çünkü; Türkiye'ye yerleşen IŞİD militanlarının, nerede ve hangi tepkiyi koyacağı bilinemiyor. IŞİD'e yönelik operasyon hazırlığı yapan polislerin neredeyse tamamının ''paralel yapı'' bahanesiyle içeri atılması, polisteki bu birikimin heba edildiği anlamına geliyor. Polis, IŞİD'in Türkiye'deki operasyon gücünün hangi aşamaya geldiğini tam olarak bilmiyor.

Meselenin özeti ise şu:

AKP iktidarı, bölgeyi yeniden dizayn etme ve bölge lideri olma hayaliyle giriştiği oyun yüzünden, Türkiye'yi büyük bir ateş çemberinin içine soktu. Bir yanda PKK, bir yanda ise IŞİD'le ilişkilerini geliştiren iktidar, bu iki örgütün ''ateş topu''olduğunu ve ''şakaya gelmeyeceği''ni göremedi. ''Siyasi kurnazlık''la her iki örgütü de çıkarları için kullanabileceğini sandı. PKK, şu sıra AKP'nin IŞİD'e askeri ve siyasi destek verdiğini söylüyor ve Kobani üzerinden somut kanıtlar sunuyor.

PKK'nın Kobani üzerinden verdiği örnekler, ''çözüm süreci''nin de her an bitebileceğini gösteriyor. Önümüzdeki günlerde TBMM'ye gelmesi beklenen tezkerede "PKK''nın adının geçip geçmeyeceği belli değil... Muhtemelen ''terör örgütleri'' denilerek geçiştirilecek. Ancak PKK, bu operasyonların kendisine yöneleceğini düşünüyor. Bu da terör örgütünün kanlı eylemlere yeniden başlaması anlamına gelir.

''BU BELA SENİN YÜZÜNDEN..''

Diğer yanda ise IŞİD belası kapımızdan içeri girmiş durumda... ABD ve Avrupa, AKP iktidarına ''Bu belayı sen büyüttün. Sen önlerini açtın. Şimdi temizle''diyor. AKP ise ''Ben bunu diplomasiyle çözerim'' mesajı vermeye çalışıyor.

Anlayacağınız, AKP'nin ABD ve Avrupa destekli politikaları duvara tosladığı için hepimizi çok zor günler bekliyor.

Bu yazı toplam 300 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Haber 27 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Türkiye Reklam Ajansı Telefonu:0 553 586 14 77 | Faks : Mail Adresi: ucarhaber@yahoo.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim