1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. AKP'li bakandan PKK propagandası
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

AKP'li bakandan PKK propagandası

A+A-

Başbakan Erdoğan'ın ''akıl hocası'' Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, hiçbir altyapısı olmadığı halde uygulamaya konulmaya çalışılan ve 4+4+4 adı verilen eğitim sistemini eleştirenlerin tümünü PKK'lı ilan etti. Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeniİsmail Küçükkaya'ya konuşan Dinçer, "4+4+4'e karşı çıkanlar PKK'lılardır" ifadesini kulandı. Bakan Dinçer, böylece milyonlarca anne ve baba ile terör örgütü PKK arasında bir"özdeşleşme" yarattı. Dinçer, farkında olarak ya da olmayarak, PKK'nın beş yaşındaki çocukları, AKP'den daha çok düşündüğünü de söylemiş oldu. 

AKP'li Dinçer'in sözleri, yönetme yeteneğini kaybeden veüzerindeki yükü taşıyamayan iktidarlara özgü bir davranış biçiminin dışa vurumudur aslında... Seçmeni ikna edemeyenve politikalarına destek bulamayan iktidarlar, toplumu ya baskı yaparak sindirmeye ya da aşağılamaya başlarlar. AKP işte tam da bu dönemi yaşıyor. Suriye, PKK, 4+4+4 gibi temel sorunlara çözüm bulamayan iktidar, milyonlarca aileyi ''PKK'lı''ilan ederek eleştirilerin önünü kesmeye çalışıyor. 

Aynı tavır, terör örgütü PKK'nın saldırıları sonrası da görülüyor. PKK ne zaman askerleri şehit etse ve ilçe merkezlerini ele geçirmeye çalışsa, Başbakan Erdoğan hemen medyaya çağrı yapıyor ve "Şehit haberlerini vermeyin" diyor. Başbakan'ın bu çağrısına uyan medya, şehit haberlerine sansür uyguluyor. 10 askerin şehit edilmesi haber bültenlerinde adetageçiştiriliyor. PKK ise sansürü delmek için eylemlerinin dozunu artırıyor. 

Yıllardan bu yana "millet iradesi" diyerek her türlü hukuksuzluğu hayata geçiren ve Türkiye'yi felakete sürükleyen AKP iktidarı, halkın gerçekleri bilmemesi için medyaya baskı yapıyor. İktidar, gerçekleri halktan gizliyor. Halka saygısızlık yapıyor. Halkın haber alma ve bilgi edinme hakkını gasp eden AKP iktidarı, topluma karşı saygısının olmadığını da gösteriyor. Oysa ki; adına ''demokrasi'' denilen yönetimlerde, hükümetler halkla tüm gerçekleri paylaşır. AKP iktidarı ise bunun tam tersini yapıyor. "Halk bilmese de olur" diyor. 

Bunun son örneğine önümüzdeki günlerde bir kez daha tanık olacağız. Üzerinde büyük fırtınılar koparılan 28 Şubat sürecine ait MGK tutanakları, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'na getirilecek. AKP iktidarı, bu belgeleri inceleyecek ama halkın öğrenmesine engel olacak. Komisyondaki AKP'liler, "Belgeleri halk göremeyecek" diyor. 

Bir düşünün: "Millet iradesi" diye diye ensemizde boza pişirenler, belgeleri halkın görmesine gerek olmadığını söylüyor! AKP iktidarı, halkın gerçekleri öğrenmesini hem istemiyor, hem de gerek görmüyor. Bunun adına ise "ileri demokrasi"deniyor. 

Bu tür uygulamalar, aslında bir iktidarın "çöküş"ünün işaretleridir. Bakın, AKP'nin Milli Eğitim Bakanlığı yapan üç ismi arasında kıyasıya bir kavga sürüyor. Hüseyin Çelik, Nimet Baş ve Ömer Dinçer medya üzerinden savaşıyor. Demeçler birbirini kovalıyor. 4+4+4 üzerinden başlayan kavga, AKP'deki krizin işaretlerini veriyor. 

Ömer Dinçer, AKP'nin en gerici ve şoven kesimlerinin desteğini alabilmek için, Türkiye'nin aydınlık yurttaşlarına hakaret ediyor. Onları "Laikçi" diyerek aklınca küçümsüyor. Türkçe bilmeyen ''Milli Eğitim" Bakanı, Türkiye'nin aklına hakaret ediyor. Uydurma "Laikçi" kavramını kullanarak, gerici kesimlere hoş görünmeye çalışıyor. 

Yaşananlar aslında AKP'nin artık bir ''dağılma'' sürecine girdiğini gösteriyor. Hiçbir politikasına destek bulamayan AKP, elindeki iktidar ve medya gücünü kullanarak ayakta kalmaya çalışıyor. AKP ''iktidarsız iktidar'' görüntüsü veriyor. 

İşte bu noktada, CHP'nin bir an önce toparlanması ve"alternatif" olduğunu kanıtlayacak politikalar üretmesi gerekiyor. 

Ancak ne yazık ki; CHP hala bu görüntüden uzak... Geride bıraktığımız haftayı, Çanakkale ve İzmir'de geçirdim. CHP'li Çanakkale - Küçükkuyu Belediyesi'nin festivaline katıldım. Belediye Başkanı Cengiz Balkan'ın organize ettiği festival sonrası CHP'lilerle sohbet ettim. "Delegelik kavgası" ve "il - ilçe örgütleri çekişmesi''nin hız kesmeden sürdüğünü gördüm. 

Aynı tabloya İzmir'de de şahit oldum. Bayraklı veKarabağlar Belediyesi'nin İzmir Fuarı kapsamındaki bazı etkinliklerini izledikten sonra partililerle bol bol sohbet ettim. İl ve ilçe örgütleri ile il yönetimi ve belediye başkanları arasındakigerilimin hala sona ermediğine şahit oldum. 

Doğrusu, neyi paylaşamadıklarını ve neden kavga ettiklerini bir türlü anlamayadım!

İnsana artık bıkkınlık veren bu anlamsız çekişme, CHP'yi İzmir'de politika yapamaz hale getirmiş. 

Bir düşünün; CHP'nin yönettiği Karabağlar Belediyesi sınırları dahilindeki bir parkta 6 yaşındaki Umut adlı bir çocuk nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla öldürülüyor. Olay, Türkiye'nin gündemine girmesine ve günlerdir tartışılmasına rağmen, CHP bu aileyi yalnız bırakıyor. Aileye tek bir milletvekili, belediye başkanı, il yöneticisi gitmiyor, acısını paylaşmıyor... 

Pazar günü bu aileyi CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'le birlikte ziyaret ettim. Acılı aile, yıllardan bu yana CHP'li olmalarına rağmen, kapılarını hiç kimsenin çalmadığını ve acılarını paylaşmadığını söyledi. Karabağlar Belediye BaşkanıSıtkı Kürüm, belediye binasının 500 metre ilerisindeki bu eve ilk kez Gürsel Tekin'le birlikte geldi!

Neyse; uzatmayalım... 

Balıkesir, İzmir ve Çanakkale'de gördüğüm ''örgüt tablosu'' iç açıcı değildi. 

Umarım CHP MYK, örgütler arasındaki bu çekişmeyi ve"sevgisizliği" bitirecek bir yol bulur... Aksi taktirde, AKP'nin en zayıf olduğu şu günlerde, iktidarın alternatifi yine kendi içinden çıkar... 

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.