1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. AKP'nin 'polis darbesi' provası...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

AKP'nin 'polis darbesi' provası...

A+A-

AKP iktidarı, polisi günlük ihtiyaçlarına göre kullanıyor. Türkiye'nin dört bir yanındaki manzara ''darbe günleri''ni hatırlatıyor...

Gezi Direnişi'nin yıldönümünü kutlamak ve katledilenleri anmak için İstanbul'da düzenlenen etkinlikleri başından sonuna dek izledim. Taksim civarında yapılmaya çalışılan etkinlikleri Gerçek Gündem okurlarının yanı sıra,Halk TV izleyicilerine de canlı yayında aktardım. Ayşenur Arslan, Hakan Aygün ve Uğur Dündar'ın sunduğu "Gezi - Özel'' adlı programda, izleyicilerimize ''önemli'' bir hatırlatmada bulundum. Bu hatırlatma, AKP iktidarının karakterini özetliyordu... Hatırlatma o denli yankı buldu ki; gün boyu sosyal medyada da konuşuldu...

Hatırlarsanız, Başbakan Erdoğan, TOBB Genel Kurulu'nda CHP lideriKılıçdaroğlu'na bakarak, "Ben diktatör olsam, sokağa çıkamazsınız''demişti.

Çok değil; bu sözlerden tam on gün sonra, aralarında CHP milletvekillerinin de olduğu hiç kimse, sokağa çıkamadı! 25 bin polis ve 50 TOMA (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) "Diktatör değilim'' diyen Başbakan Erdoğan'ın"A'dan Z'ye tüm talimatları''nı yerine getirdi. Erdoğan'ın ''kanunsuz emirleri''ni uygulayan polis teşkilatı, kamunun değil, iktidar partisinin bir organı gibi hareket etti...

31 Mayıs günü, sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin dört bir yanında, AKP iktidarının ''polis darbesi provası'' yapıldı aslında... Halkın bir araya gelmesi ve demokratik haklarını kullanmasından korkan iktidar, bu korkusunu saklamak için daha da saldırganlaştı! Öyle ki; Taksim'e gelen 13 - 14 yaşlarındaki çocuklar, yaka paça gözaltına alındı. Kürsüde "Korkmuyorum'' mesajı vermeye çalışan Erdoğan ise evinin önüne TOMA getirterek ''ne denli cesur''olduğunu gösterdi. Türkiye, cumartesi günü evinin önüne TOMA getirten Başbakan'ı da gördü... TOMA, Başbakan'ın ne denli korktuğunu, Gezi'nin rüyalarına girdiğini gösterdi. 

Dün, "Gezi Ruhu''nun Başbakan'ı ne denli korkuttuğunu bir kez daha gördük... Adına "İleri Demokrasi" dedikleri ''Erdoğan Rejimi''nin aslında polisin gücüyle ayakta kalabildiğini bir kez daha tespit ettik... "Yeni Türkiye''nin, AKP'nin otoriter yönetim anlayışını örtmeye çalışan bir yalan olduğunu tüm dünyaya gösterdik...

31 Mayıs 2014, AKP iktidarının ülkeyi "polis vesayeti''yle yönetmeye çalıştığını gösteren önemli bir tarihtir... Egemen sınıfların kullandığı asker geri plana itilmiş, yerine ''polis gücü'' tahkim edilmiştir.

31 Mayıs 2014, AKP'nin baskı ve şiddetten başka hiçbir yolunun kalmadığının en açık işaretidir...

AKP ve Erdoğan, 12 Eylül 1980 darbesinin bile cesaret edemediği uygulamaları sokağa taşımış; yasaları ve anayasayı ayaklar altına almıştır. Gösteri ve toplanma hakkı; polis gücü kullanılarak engellenmiştir... Erdoğan'ın ''kanunsuz emirleri''ni uygulayan polis teşkilatı da suç işlemiştir... Polis, Erdoğan'ın iktidarını koruyan ''darbe provası''nın bir aracı haline gelmiştir... Erdoğan, Türkiye'yi yönetemeyeceğini dün bir kez daha görmüş, bu yüzden şiddete başvurmuştur. Erdoğan'ın topluma baskı ve şiddetten başka verebileceği hiçbir şey yoktur...Gezi Direnişi, Erdoğan ve AKP'nin makyajını dökmüş, iktidarının tüm çirkinliğini ortaya çıkarmıştır.

AKP'nin nasıl bir Türkiye yaratığını gördünüz; yerlerde sürüklenen insanlar, gözaltına alınan gazeteciler, boğazı sıkılan milletvekilleri, keyfi olarak kapatılan parklar, iptal edilen vapur seferleri, trafiğe kapatılan yollar, tonlarca sıkılan biber gazı... Küfürler, hakaretler, tehditler...

Erdoğan'ın 12 yıl sonra geldiği nokta işte budur...

Erdoğan Rejimi,  toplumsal muhalefeti ezmek, sindirmek ve yok etmek için şiddete daha çok başvuruyor... Bu yüzden, darbe dönemlerinde olduğu gibi, devletin ''güvenlik güçleri''ni sahaya sürüyor. Kenan Evren'in dahi cesaret edemediği yöntemleri, sokakta uygulatıyor. Eline geçirdiği medyayla, halka yönelik psikolojik savaş uygulatıyor. Birkaç kuruşa ruhlarını Erdoğan'a teslim eden sözde gazeteciler, Gezi direnişini gördükçe, haylaz çocuklara dönüşüyor. Dayak yemekten arsızlaşan çocuklar gibi, "Acımadı ki; acımadı ki..'' diyor, Gezi Direnişi'ni küçümseye yok saymaya çalışıyorlar.. Oysa ki; Gezi onların da rüyalarına giriyor, kabuslarına dönüşüyor... Erdoğan'a ''birşey olacak'' diye ödleri kopuyor... Ancak şundan emin olun ki; Erdoğan hiçbirinin umrunda bile değil... Onların kaygısı, Erdoğan'ın iktidarı kaybetmesi halinde, maaşlarının kesilmesi, mamalarının bitecek olmasıdır...

Yandaş medya, işte bu yüzden ''Erdoğan sevgisi'' makyajıyla saldırıyor Gezi Direnişi'ne... Gezi'nin Erdoğan'ı iktidardan indirecek en önemli güçlerden biri olduğunu biliyorlar çünkü... Bu yüzden birer AKP yöneticisi gibi davranıyor ve polis şiddetinden medet umuyorlar.. Polisin dipçiği halkın üstüne bindikçe, derin bir oh çekiyor, maaşlarının garanti altında olduğunu düşünüyorlar... Bu yüzden, polis darbesine alkış tutuyor, halka düşmanlaşıyorlar...

Dün gördük; polis darbesi de yapsalar, halkı yerlerde de sürükleseler, kimse Erdoğan'dan da polisinden de korkmuyor... Tirajları yerlerde sürünen medyalarını ise ciddiye almıyor... 31 Mayıs polis darbesi provası, AKP'nin büyük bir çıkmazda olduğunu gösteriyor... Erdoğan'ın evinen önüne dikilen TOMA, 50 bine yakın polisin görevlendirilmesi, 400'e yakın gözaltı ve onlarca yaralı; bunun en somut göstergesidir...

Halk Gezi Parkı'na giremese de yenilen ve tükenen polis gücünün arkasına sığınan Erdoğan Rejimi'dir...

Yenilen, 12 Eylül günlerindeki gibi, gençlere sokak aralarında işkence yapanlardır...

Bu yazı toplam 281 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.