1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. AKP'nin yeni yağmalama modeli
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

AKP'nin yeni yağmalama modeli

A+A-

 

Kandilli Rasathanesi'nin eski Müdürü, “Deprem Dede” Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, geride bıraktığımız günlerde AKP'ye yakın bir gazeteye demeç verdi. Işıkara, "İstanbul'da 2014 yılında büyük bir deprem olacak'' dedi. AKP'ye yakın gazete ve TV'ler de Işıkara'nın bu sözlerini ''köpürterek'' kamuoyuna duyurdu. Böylece, toplumun geniş bir kesimi İstanbul'da büyük bir depremin olacağına inandırıldı.

Namuslu bilim insanları ise depreme ilişkin ''kesin bir tarih vermenin, şimdilik imkansız olduğu"nu anlatmaya çalıştı. Seslerini duyuracak mecra bulamayan bilim insanları, Işıkara'nın sözlerinin "bilimsel değerinin olmadığı''nı söylese de duyan olmadı.

Kuşkusuz, Ahmet Mete Işıkara, ''durup dururken'' konuşmadı. ''Deprem Dede''nin yaptığı konuşma, medyanın günlerdir allayıp pulladığı ''Kentsel Dönüşüm'' projelerinden bağımsız değil... 2009 yılında AKP'den Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesi Adayı olan Işıkara, belli ki ''parti politikaları'' çerçevesinde konuşuyor. Zira; Işıkara'nın partisi AKP, yaklaşık 700 milyar dolarlık yeni bir rant projesini devreye sokuyor. Bunun için ise ''toplumu ikna etmesi'' gerekiyor. Büyük bir inşaat şirketinin danışmanlığını yapan ve reklamlarında rol de alan Işıkara, işte böyle kritik bir dönemde devreye sokuluyor. Işıkara "Büyük bir deprem olacak'' diyerek, ''toplumsal rızanın üretilmesi''nde rol alıyor.

Işıkara da bu projeyi devreye sokanlar da biliyor ki; işleri bu kez zor... Çünkü; hiçbir şeye tepki göstermemekle bilinen halkımız, kendi çıkarına halel geldiğini görünce 'isyan etme' potansiyelini ortaya çıkarır. Başbakan bu yüzden, adına 'Kentsel Dönüşüm' denilen projeyi anlatırken, "Oy kaybetsek de bunu yapacağız'' diyor. Başbakan da kurmayları da bu sözlerle, projenin halkın yararına olmadığını itiraf ediyor.

AKP'nin "Depreme karşı önlem" adı altında pazarladığı "Kentsel Dönüşüm" projesi ve bunun yasal zeminini oluşturan Afet Yasası, yeni bir yağmalama modeli olarak önümüzde duruyor. Büyükşehirlerde özellikle yoksulların ikamet ettiği değerli arazileri "depreme karşı önlem alıyoruz" adı altında boşaltmayı tasarlayan AKP, bir taşla iki kuş vurmayı planlıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın resmi verilerine göre 700 milyar dolarlık rant yaratacak olan proje, inşaat şirketlerinin değerli arazilere el koymasını da beraberinde getirecek. Yeni yasaya göre, AKP iktidarı boşaltmayı planladığı mahallenin halkını, kentin dışındaki bir bölgeye gönderebilecek.

Yeni yasaya göre, 'Kentsel Dönüşüm' projesine itiraz etme hakkını da ortadan kalkıyor. Yasa, "İdare"ye "bölgenin boşaltılması için" her türlü yetkiyi veriyor. 'İdare'nin tanımı ise muğlak bırakılıyor. Bu ise yeni tartışmaları da beraberinde getireceğe benziyor. Örneğin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Ataşehir'de "boşaltma işlemi"ni CHP'li belediyenin yapmasını isteyebilir. Böylece, halkın çıkarına olmayan bir uygulama, CHP'li belediyeye "ihale edilmiş" olur.

Bunun yanı sıra, yurttaşları yakından ilgilendiren esas konu ise, Kentsel Dönüşüm adı altında yapılacak olan "sürgünler''e itiraz hakkının olmaması... Oturduğunuz apartman boşaltılmak istendiği taktirde, sizin buna karşı çıkma imkanınınız bulunmuyor. Yasa, bu konuda ''rıza'' aramıyor. Yeni bir bina yaptırma imkanınızın olup olmadığına bakılmadan, apartmanı 60 gün içinde boşaltmanız isteniyor. Üstelik, yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, size oturmanız için gösterilen bölge, evinizin 60 - 70 kilometre uzağında dahi olabiliyor.

Kuşkusuz, bu sakıncaları anlatırken, "Doğrusu Nasıl Olmalı?" sorusuna da yanıt vermek gerekir. Dünyanın her yerinde "Kentsel Dönüşüm" projeleri uygulanır. Ancak bu projeler hayata geçirilirken, yurttaş mağdur edilmez! Rızası dışında bir işlem yapılmaz. Bölgede bulunan eskimiş ve yıkılmaya yüz tutmuş binalar yeniden yapılırken, o semtin ve şehrin ''estetik değerleri'' göz önünde tutulur. Yurttaşların yıllardır yaşadıkları bölgeler ''tanınmaz hale getirilmez."

Ayrıca, ''dönüşüm'' yapılacak olan bölgenin insanları, evlerinden ve iş yerlerinden kilometrelerce uzağa sürgüne gönderilmez. 'Dönüşüm' işlemi 'yerinde' yapılır. Yurttaşlar, en fazla bir iki kilometre uzaktaki binalara taşınır. 'Dönüşüm' bitince de 'eski bölgeleri'ne taşınmalarına yardımcı olunur. Böylece, hiç kimse hak kaybına uğramaz. 6 - 7 ayda bitirilen dönüşüm sonrası, yurttaşlar eski mahallelerinde, sokaklarında, apartmanlarında yaşamaya devam eder... Anıları kaybolmaz, sosyal ilişkileri yıkıma uğramaz...

AKP ise tam tersini yapıyor! ''Yerinde Dönüşüm''ü uygulamak yerine, kentsel dönüşüm adı altında yeni bir yağmaya kapı aralıyor. 700 milyar dolarlık rant ile hem kendi iktidarını ayakta tutacak, hem de yandaşlarını besleyecek yeni bir yağma modeli hayata geçiriliyor.

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 766 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.