1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. Aydın Doğan'ın Enver Abi'yi iftirası
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

Aydın Doğan'ın Enver Abi'yi iftirası

A+A-

AYDIN DOĞAN’IN ENVER ABİ’YE İFTİRASI
Aydın Doğan
 medyasını sattıktan sonra yazılanları okuyunca gözlerim adeta yerinden fırladı.
Övgü övgü üstüne.
Yazılanlara bakarsan; Türkiye’nin en hayırsever, en iyi insanının medyası sanki zorla elinden alınmış gibi...
Aydın Doğan’ı mağdur durumda gösterip arkasından gözyaşı döküyorlar.
Tam bir, “Kör ölür badem gözlü olur” durumu ile karşı karşıyayız.
Bu şartlarda bizim de bir iki kelam etmemiz vacip oldu.
Yazdıklarımı okuyun da bakın bakalım; badem gözlü mü timsah gözlü mü?
REFAH – Yol hükümetinin yıkılma aşamasıydı...
O günlerde DYP milletvekilleri üzerinde korkunç bir baskı kuruldu. 
Bir kısmı tehdit, bir kısmı vaad, bir kısmı da para ile partiden istifa ettirildiler.
1995 seçimlerinde toplam 135 milletvekili çıkartan DYP’den, tam 37 milletvekili istifa etti.
DYP’nin sandalye sayısı 135’ten 98’e düştü.
Bütün bu operayon; Köşk, asker, ekonomik karteller ve medya dörtlüsü tarafından gerçekleştirildi.
Medya ayağının başı; Aydın Doğan Grubu’ydu.
İşte o günlerde Hürriyet Gazetesi manşetinde bir haber yayınladı;
- Enver Ören bir valiz para dağıtarak istifaya hazırlanan DYP milletvekillerini iknaya çalışıyor.
Haberin devamında; “Ankara’daki Hilton Oteli’nin 10. Katına yerleşen İhlas Holding’in Patronu Enver Ören, dün DYP milletvekillerini istifadan vazgeçirmeye uğraştı.
Bunun için yanında getirdiği bir valiz parayı dağıtan Ören, DYP’lilerden istifa etmeme garantisi yazısı alıp para verdi.

Tam bir “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” haberi bu.
Bırakın dünü önceki günü, Enver Abi bir aydır Ankara’ya hiç gelmemişti.
Hürriyet’in manşetindeki haberi okuyunca Enver Abi’yi aradım; ”Efendim, Hürriyet Gazetesi’nin haberini gördünüz mü?” diye sordum.
Enver Abi;
- Gördüm kardeşim, çok da üzüldüm. Ne para dağıtması? Bunu nereden çıkardılar? Bizim bu tür işlerle ne işimiz olur? Zaten ben yurt dışındaydım. Bugün geldim.
Ben de kendisine; “Efendim; Bunlar zaten sizin bu işi yapmadığınızı sizden iyi biliyorlar. Amaç “olur ya” diyerek hem sizi Ankara’dan uzak tutmak, hem de istifadan vazgeçen DYP’lileri töhmet altında bırakmak” dedim.
Enver Abi, “Peki, ne yapalım şimdi bu haberi?” dedi.
Ben de, “Estağfirullah Efendim. Siz bizden iyi bilirsiniz. Siz ne emrederseniz biz onu yaparız” dedim.
Tekrar sorunca da düşüncemi arz ettim;
- Efendim acizane düşüncem, eğer bu iftira habere bir karşılık vermez isek, zannımca ardından daha ağır bir iftira gelir. Bizim de elimizde medyamız var. Bu haberleri durdurmanın tek yolu; bir şekilde karşılık vermektir. Bence bir karşılık vermek lazımdır.
Enver Abi bunun üzerine, “Elinde bir şey var mı?” diye sordu.
Ben de; “Yok ama biiznillah buluruz Efendim” dedim.
Enver Abi, “Sen bir şeyler bulmaya çalış, ben de kendisini (Aydın Doğan’ı) bir arayayım. Ben sana haber veririm” dedi.
Telefonu kapatınca aklım başıma geldi.
Aydın Doğan medyası ile ilgili iddia ve itham çok ama elde belge yok.
Akşama kadar neyi nereden bulacağız?
Enver Abi’ye de, “Buluruz efendim” dedim.
Eyvah ki eyvah...
Ne yapayım” diye düşünürken, aklıma Tansu Çiller’in sözleri geldi.
O günlerde Tansu Çiller otobüslerin üzerine çıkıp; “Boynuzlu Holding ve yandaşları devleti 22 milyar dolar hortumladı” diye köy kasaba geziyordu.
Bu 22 milyar doların belgesini almak için Tansu Hanım’ı aradım, belgelerin Başbakanlık’ta olduğunu öğrendim.
Bazı bakanları aradım, kimse ser veriyor sır vermiyordu.
En sonunda Rahmetli Erbakan’a çıkmaya karar verdim.
Erbakan beni severdi. 
Ne zaman arasam, geciktirmeden mutlaka görüşürdü.
Aradıktan bir saat sonra Başbakanlığa davet edildim.
Başbakan Erbakan uzun uzun ekonomideki iyileştirmeleri anlattıktan sonra, “Metin Bey siz nasıl görüyorsunuz?” dedi.
Ben de şimdi hatırlamadığım biri iki şey söyledikten sonra, “ Hocam, hükümet olarak çok defansta kalıyorsunuz. Siz defansta kaldıkça saldırılar artıyor. Bunlar kolay kolay durmaz. Bunlar geçmişte bir sürü yanlışlıklar yaptılar ama siz bunları açıklamıyorsunuz” dedim.
Erbakan da, “Biz bu işlerle uğraşırsak millete hizmetimizi aksatırız. Biz millete hizmet ediyoruz” gibi şeyler söyledi.
Ben de, “Sayın Başbakan’ım siz uğraşmayın ama bari bize bilgi ve belge verin biz uğraşalım. Mesela hortumlandığını söylediğiniz şu 22 milyar doların belgesini verin, biz de yayınlayalım” dedim.
Erbakan da, “Bunu arkadaşlarla bir istişare edelim. Sana haber veririz” deyip teşekkür etti.
Başbakanlık’tan umutlu ama eli boş olarak döndüm.
Öyle bekliyorum.
Sanırım 3 saat falan sonrasıydı.
Tanımadığım birisi geldi. 
Kucağında onlarca klasör vardı.
Bunları size yolladılar” dedi, döndü gitti.
Klasörleri heyecanla açtım ki, ne göreyim?
Hangi holding ve hangi şirket, ‘Teşvik’ adı altında devletten ne kadar hortumlamışsa, kuruşuna kadar yazıyordu. 
Bazı holdingler naylon şirketler kurmuş, onlar üzerinden oluk gibi para aktarılmıştı..
Onların belgesi teker teker elimdeydi.
Enver Abi’yi arayıp durumu anlattım.
İlk tepkisi, “Hakikaten bunların hepsi elinde mi?” oldu.
Kısa bir bilgi verdim.
Enver Abi de bana; “Ben kendisini (AYDIN DOĞAN'I) çok aradım ama telefona çıkmadı. Ben karışmıyorum artık. Bundan sonrası sana ait. Bildiğiniz gibi yapın” dedi.
Enver Abi’den sonra, Bekir Hazar aradı. 
Bekir o sırada TGRT’nin Haber bölümünün sorumlusuydu;
Müdür, Ana haberi sen yapacaksın. Biz karışmıyoruz. Bizden sadece Jülide (Spiker Jülide Ateş) giriş yapacak, gerisi sana kalmış. Hayırdır ne bomba patlatıyorsun?” dedi.
Eyvah, bütün ana haber sırtıma bindi.
O belgeleri 1-2 saat içerisinde tek tek tasnif ettik. 
Onları teker teker yazıya döktük. 
Sonra da arkadaşlar seslendirdi.
O sırada Jülide Ateş’i aradım. 
Okuyacağı metni yolladım ve...
Saat 19.00’da haberleri girdik.
İşte devletten hortumlanan 22 milyar ve hortumcu şirketler” dedik, sonra teker teker o şirketleri ve aldıkları para miktarını ekrana getirdik.
Pek çoğunuz bu haberi hatırlayacaksınız zaten...
Bir daktilo sesi ile birlikte “hortumlanan miktar” diye giden haber.
25 dakika kesintisiz bu haber sürerken Enver Abi aradı.
Yav ne yaptın?” dedi.
Enver Abi çok neşeliydi, sabahki moral bozukluğundan eser kalmamıştı.
Aynen şöyle dedi;
Aydın Doğan her taraftan beni arıyormuş... Ben de telefonu kapatmıştım.. Bir adamını eve bile yollamış... Şimdi konuştum... “El aman” dedi. Bizim inancımızda ‘El aman’ edene vurulmaz. Maksat hasıl olmuştur. Sen hemen yayını kes. Allah senden razı olsun. Hayırlı bir iş yaptın.
Aydın Doğan o gün Enver Abi’ye bir söz verdi.

Bu olaydan sonra hakikaten Enver Abi aleyhinde tek bir haber bile yaptırmadı. Sözüne sadık oldu.
Bu olayı niye yazdım?
Aydın Doğan medyasını sattıktan sonra verdiği ilk beyanatta aynen şöyle dedi; 
-Ben bilerek, isteyerek hiç kimseye haksızlık etmedim. Bilerek, isteyerek hiç kimseye kötülük yapmadım. 

Bu sözünü inanmadığı halde söyledi ise; “Eyvah”, inanarak söyledi ise; “Eyvah ki eyvah”
İşte yukarıda bizzat şahit olduğum bir kötülüğünü anlattım.

Doğan Medya grubunun diğer kötülüklerini sayfa sayfa kaleme alsam, Milli Kütüphane'yi dolduracak kadar cilt cilt kitap olur.
Hatta bunları iki grup olarak da tasnif etmek lazım gelir.
1- Millete yaptıkları
2- Memlekete yaptıkları

Fırtına obüsleri gibi kullandığı medyasıyla; kaç kuruluşu patlattığını, kaç hayatı kararttığını bilmeyen yok.
İntihar ettirdiğiniz hocalar, işinden ettirdiğiniz türbanlı bacılar, hapse tıktırdığınız hacılar ve millete çektirdiğiniz acılar...
Bunların bir tanesinden de mi haberin olmadı mı Aydın Doğan?
REFAH-YOL’u yıktığını ne çabuk unuttun?
REFAH-YOL
 yıkıldığında Demirel’den hükümet kurma görevini alan Başbakan Mesut Yılmaz’ı pijama benzeri kıyafetle karşıladığını da mı unuttun?
O gece boğaza nazır köşkünde, bakanları belirlediğinizi sen unutsan da biz unutmadık.
ANASOL iktidarlarında memleketin nasıl talan edildiğini, bankaların içinin nasıl boşaltıldığını, Petrol Ofisi’nin nasıl alındığını kusura bakma ama biz unutmadık.
Bunları bir sen unuttun, bir de MEMLEKETİN SAVCILARI unuttu.
Bu arada çok daha mühim bir şeyi unuttun.
Sağında sevaplarını, solunda günahlarını yazan melekler hiç aklına gelmedi.
Her insanın hayır ve şer bütün işlerini yazan, ikisi gece, ikisi gündüz gelen dört meleğe, Kiramen kâtibin melekleri denir. 
Onlar; bildiğin ve bilmediğin bütün günahları ve iyilikleri yazar.
Hayrı yazan sağdaki melek, şerri yazan soldaki meleğin amiri durumundadır.
Senin soldaki melekler muhtemelen çok çalışmaktan feci yorulurken, sağdakiler ise çok rahat etmiştir.
Şükürler olsun ki Allahü Teala’nın milim sapmaz adaleti var.
İlahi adalet er veya geç ama MUTLAK tecelli eder.
Bak!.. Bir zamanlar Tayyip Erdoğan için, “Siyasi hayatı bitti” manşeti atmıştın.
Şimdi senin için, “Medya hayatı bitti” manşeti atıldı.
Yıkılmaz” denilen kalen yıkıldı, “Satılmaz” denilen medyan satıldı.
İşte böyle Aydın Doğan...
Sen bu millete hep soldan geldin.
Merak etme!..
Sana da Ahirette soldan soldan gelecekler!..

METİN ÖZER
HABERVİTRİNİ

Bu yazı toplam 877 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.