1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Başbakan'ın Uludere ve Nobel hayali...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Başbakan'ın Uludere ve Nobel hayali...

A+A-

2011 yılın son günlerinde Şırnak'ın Uludere İlçesi'nde büyük bir askeri operasyon yapıldı. Operasyon gece geç saatlerde başladı. Askeri uçakların başlattığı operasyonu twitter üzerinden dünyaya duyuran BDP'liler, sabah saatlerinde "Ölü sayısı 20'ye yakın" diye yazdı. Sabah 09.00 sularında ise öldürülen insan sayısının 34 olduğu ortaya çıktı. Gerçek Gündem.com olarak, ölü sayısının netleşmesi üzerine, "AKP'nin 33 kurşunu'' başlığını attık. Öldürülen 34 insanın ''kaçakçı'' olması ve öldürülme şekillerinin yıllar önce Van'da yaşananlarla benzerlik taşıması, tespitimizin haklılığını ortaya koydu. Bizim faciayı anlatan başlığımız o gün birçok siyasetçi tarafından da tekrarlandı. Uludere, AKP'nin tarihine bir utanç vesikası olarak geçti. Katliamın üzerindeki sis perdesi aralandıkça, trajedinin büyüklüğü de ortaya çıktı. Uludere'de "PKK'lı oldukları sanılan" 34 kişi öldürülmüştü. Üstelik; bunların yarısından fazlası çocuktu!

O günlerde hayli tartışma yaratan ve tarihe Uludere (Roboski) Katliamı olarak geçen bu trajedi, Amerikan Wall Street Journal (WSJ) Gazetesi'nin önceki gün yayımladığı bir haberle yeniden gündeme geldi. WSJ, Pentagon'daki bir kaynağına dayandırdığı haberinde, ''grubun sınırdan geçtiği" yönündeki istihbaratın Amerikalılar tarafından verildiğini yazdı. WSJ'ye konuşan Amerikalı yetkili, şunları anlattı:

"Türklere (Konvoyda kimlerin olduğunu daha iyi tesbit edebiliriz) dedik. Onlar ise Predator'u başka yere yönlendirdiler. Konvoydakiler sivil mi, PKK'lı mı tam netleştiremedik. Ancak bulundukları yer şüphe çektiğinden Türk yetkilileri uyardık. Ama konvoyun tesbitinin ardından Türk yetkilerin direktifine uyduk."

WSJ Gazetesi'nin ABD tarafından henüz yalanlamayan haberi, Uludere trajedisinin karanlıkta kalan yanlarını açığa çıkarma açısından bir şans olabilir. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, katliamın yaşandığı ilk günden beri, "Bu istihbaratı kim verdi, yabancı bir kaynak mı?" diye sordu. BDP'liler ise operasyon emrini Başbakan Erdoğan'ın verip vermediğini gündeme getirdi! AKP'liler, bu sorulara cevap vermekten kaçındı. Sorular şimdi cevabını bulmaya başladı.

Ancak; kamuoyunun bilmediği ve mutlaka yanıtlanması gereken başka sorular da var:

- O gece, yani 27 Aralık'ı 28 Aralık'a bağlayan saatlerde, Genelkurmay Başkanlığı kendisine gelen istihbaratı Başbakan Erdoğan'la paylaştı mı? Erdoğan'a "Büyük bir grup geçiyor, ancak bu grup siviller de olabilir" bilgisini verdi mi?

- Başbakan Erdoğan generallerin operasyon yapmaktaki kararsızlığını görünce düğmeye kendisi mi bastı? Operasyon, bizzat Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla mı yapıldı? Generaller Başbakan'ın talimatına rağmen, operasyon yapmamak için Başbakanlık'ı bir kez daha uyardı mı?

- Başbakan Erdoğan, sınırdan geçtiği belirlenen 34 kişinin PKK'lı olduklarını düşünüp ertesi sabah için "zafer konuşması'' yapmayı planladı mı? PKK'nın üst düzey yöneticilerinin ''imha'' edildiğini açıklamak için danışmanlarına hazırlık yaptırdı mı?

Türkiye'de artık bağımsız ve özgür bir medya olmadığı için; sorular, Ankara'da sadece kulaktan kulağa fısıldanıyor. Ankara kulislerine göre, Başbakan Erdoğan, Genelkurmay'ın uyarılarına rağmen Uludere Operasyonu ile bir ''siyasi çıkış'' yapacak ve "milliyetçi kesimler"in güvenini yeniden kazanacaktı. ''Başkanlık'' seçimleri için de Uludere Zaferi "iyi bir referans" olarak kullanılacaktı.

Olmadı, Uludere'deki zafer hayali, öldürülenlerin çoluk - çocuk olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte AKP'nin utanç vesikasına dönüştü. Ahmed Arif'in "33 Kurşun" şiirinde anlattığı katliamın aynısı, bu kez AKP döneminde yaşandı. AKP'li vekiller bölgeye gidemez oldu. AKP'li bakanların "başsağlığı" ziyareti bile, Uludere'nin dışındaki bir evde gerçekleşti. Üstelik, basına dağıtılan görüntülerde başsağlığı dileğinde bulunulan köylünün, katledilen kişilerle herhangi bir akrabalık bağının dahi olmadığı da sonradan öğrenildi.

Genelkurmay Başkanlığı ise aslında aynı gün çok önemli bir açıklama yaptı ve meselenin ''siyasi sorumluluğu''nu üstünden attı. Genelkurmay, sabahın erken saatlerinde "Gelen istihbarat ve emir üzerine operasyon yapılmıştır'' dedi. TSK, bu açıklamasıyla "Operasyon bizim kararımız değildi" mesajını verdi. Ancak kimse bu ayrıntının üstünde dahi durmadı.

Tabii şunu da söylemeden geçmek olmaz... Genelkurmay, Uludere Katliamı sonrası başlayan tartışmalarda AKP'yi korumaya çalışan bir çizgide durdu. "İstihbarat yerel kaynaklardan ve milli kaynaklardan geldi" dedi. Genelkurmay'ın kendisini ABD ile özdeşleştirdiği biliniyor. Bu yüzden, ABD'den gelen bilgiye "milli" muamelesi yapmasında şaşılacak bir şey yok... Paşalar NATO'nun olunca, ABD de "milli" sayılıyor...

Bu bağlamda; üzerinde durulması gereken nokta, yukarıda sıraladığımız sorulardır. Bu sorular yanıtlandığı taktirde, Uludere Katliamı'nın perde arkası gün yüzüne çıkacaktır.

Soruların gerçek yanıtlarının ortaya çıkması ise, uzun zamandır NOBEL ödülü alma hayaliyle yanıp tutuşan Başbakan Erdoğan'ın bu hayalinin sona ermesi anlamına gelecektir... Erdoğan'ın NOBEL RÜYASI, Uludere dramı yüzünden sona erecektir.

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 711 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.