1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Bundan sonra ne olacak?
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bundan sonra ne olacak?

A+A-
MHP tabanının önemli bir bölümü, İhsanoğlu yerine Erdoğan'ı tercih etti. CHP tabanı ise adaya ısınamadı, ''hatır'' için oy verdi. Ancak buna rağmen, umutsuzluğa kapılmaya gerek yok... Neden mi?

Dün gece kesinleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan tablo şunu gösterdi: Doğru bir strateji ve doğru bir kampanya; Cumhurbaşkanlığı seçiminin en azından birinci turda bitmesine engel olabilirdi. Ki; RTE birinci turu geçememiş olsaydı, muhalefet ikinci turda şanslı bir hale gelebilirdi. Böylece, Türkiye'nin bugün başka bir gündemi olurdu.

Gelin isterseniz hem CHP ve MHP'nin neden seçimi kazanamadığına, hem de bundan sonrasına bakalım:

Mustafa Sarıgül, ''Çankaya için ortak aday'' tartışmaları sürerken, doğru bir tespit yaptı. Sarıgül, "Ortak aday ortada kalır'' dedi. Bu söz, aslında yaşanacak olan sürecin özetiydi. Ki; öyle de oldu. CHP ve MHP'nin ''ortak aday'' olarak gösterdiği Ekmeleddin İhsanoğlu, ''ortada kaldı.'' Ne CHP, ne de MHP'nin kadroları, İhsanoğlu'nu ''yeterince'' sahiplenmedi. Bunda İhsanoğlu'nun, aralarında aile bireylerinin de olduğu yakın çevresinin büyük etkisi var.

İhsanoğlu'nun ailesi ve yakın çevresi, "Biz siyaset üstü bir adayız'' deyip CHP ve MHP'nin kampanya sürecini yürütmesine izin vermedi. ''Ekmek için Ekmeleddin'' gibi saçma ve yanlış bir sloganla kampanya başlatan aynı çevre, İhsanoğlu'na en büyük zararı verdi. Öyle ki; sloganı tasarlayan ve İhsanoğlu'nun yakın çevresiyle çalışan reklamcı Ateş İlyas Başsoy da sloganına sahip çıkmadı. Sloganı kimin önerdiği;  kampanyanın kim tarafından yürütüldüğü açıklanmadı. Böylece, seçmendeki kafa karışıklığı daha da arttı. İhsanoğlu'nu kimin neden önerildiği dahi anlaşılamamışken, üstüne bir de bu tür "gizem''ler yaratılması, seçmendeki şüpheyi derinleştirdi. İhsanoğlu'na en büyük darbelerden birini "Ekmek için Ekmeleddin'' sloganına ilişkin süreç vurdu. 

AKP, ABD'li ve İsrailli danışmanlarla çalışmasına rağmen, kampanyasınıErol Olçak'ın yürüttüğünü duyurdu bu süreçte kamuoyuna.... İhsanoğlu'nun kampanyasını ise kimin yaptığı dahi ''öğrenilemedi.'' Seçmen, "Ekmek için Ekmeleddin'' sloganını da benimsemedi. Hiçbir şey söylemeyen slogan, alay konusu oldu. Bu sloganı ortaya atanlar geriye çekildiği için, slogan ortada kaldı.Bunlar İhsanoğlu'nun hanesine eksi puan olarak yazıldı.

Ancak tüm bunlardan önce; İhsanoğlu'nun kampanya sürecini akamete uğratan esas gelişme şuydu:

CHP tabanı, hiç tanımadığı, ya da hakkında önyargılara sahip olduğuİhsanoğlu'nun kendisine ''dayatıldığı''nı düşündü. CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun kolektif aklı işletmediğine kanaat getirdi. Bu yöntemi, anti demokratik buldu.Ve hazmedemedi.

Zira; İhsanoğlu ismi Çankaya adaylığı için çok az konuşulmuştu. İhsanoğlu'nu karşısında aday olarak gören CHP'liler, büyük bir şoka uğradı. Ve şokun atlatılması süreci çok çetin geçti. AKP medyası ve AKP doğrultusunda yayan yapan sözde ulusalcı yayınlar, İhsanoğlu'na yönelik güçlü bir anti propaganda dalgası başlattı. Özellikle sözde ulusalcı çevreler, RTE'nin kazanması için canla başla çalıştı. Buna, CHP içindeki bazı milletvekillerini de dahil etmek gerekir. Bu çevre el ele vererek ve AKP ile dolaylı işbirliği yaparak İhsanoğlu'nun, doyasıyla ''çatı''nın çökmesi için mücadele etti.

CHP tabanı, karşısına aday olarak çıkarılan İhsanoğlu'nu aslında benimsemedi. İhsanoğlu'nun "hikayesi'' CHP tabanına aykırı ve yabancı geldi... Ancak buna rağmen, CHP'ye olan sadakatinden dolayı benimsemeye, hazmetmeye çalıştı. Tam benimsemeye çalışırken, bu kez Kılıçdaroğlu'nun o talihsiz sözü gündeme geldi: ''Sandığa tıpış tıpış gideceksiniz..'' Bu söz,  motivasyonu zaten düşük olan CHP tabanının geri çekilmesine yol açtı. CHP tabanı, bunu"ikinci bir dayatma'' olarak gördü. Bir çoğu sandığa gitmedi. Gidenler de emin olun ki; İhsanoğlu'na değil, CHP ve Kılıçdaroğlu'na oy verdi. CHP ve Kılıçdaroğlu'nun başarısız olmaması için sandığa giden milyonlarca CHP'li, aslında "hatır için'' oy verdi. Zira; İhsanoğlu'nun söylem ve eylemleri CHP tabanını sarıp sarmalamadı, tabana dokunmadı... RTE karşıtlığının yanı sıra, Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye olan inanç ile sadakat seçmeni sandığa götürdü. 

CHP örgütü de sonuçta bu tabandan oluşuyor. İhsanoğlu'nun AKP'ye benzer söylemler içine girmesi, örgütün motivasyonunu daha da düşürdü.İhsanoğlu aslında, AKP tabanından oy alma gayretiyle hareket etti. AKP'lileri yanına çekmeye çalışan İhsanoğlu'nun söylemleri tabanda rahatsızlık yaratmaya başladı. İhsanoğlu, CHP tabanının desteğini alamadığını görünce, bu kez Atatürkçü kesimin sempati duyacağı söylemler içine girdi. Bu da İhsanoğlu'nu "klasik bir CHP''liye dönüştürdü. İhsanoğlu'nun söylemi CHP'lileştikçe, bu kez MHP tabanı yabancılaşmaya va uzaklaşmaya başladı.

Aslına bakarsanız, İhsanoğlu ismi, MHP tabanının AKP'ye yönelmesini engellemek için ortaya atılmıştı. Zira; MHP'lilerin 12 Eylül 2010 referandumunda RTE'yi desteklediği ve "Evet'' oyu verdiği görülmüştü. Bunu engellemek için, MHP'lilerin ''rahatlıkla oy vereceği'' bir isim olarak düşünüldü İhsanoğlu... Ancak yukarıda özetlediğimiz süreç, MHP tabanının İhsanoğlu'ndan uzaklaşmasına sebep oldu. MHP'liler, İhsanoğlu'nu "CHP'nin adayı'' olarak görmeye başladı. Önemli bir bölümünde "CHP alerjisi'' olan MHP'liler, kendilerine en yakın lider olarak gördükleri RTE'ye yöneldi.

Bunda kuşkusuz ki; MHP yönetiminin ve başta Devlet Bahçeli'nin İhsanoğlu'nu yeterince sahiplenmemesinin de payı var. Bahçeli, bilerek ve isteyerek seçime asılmadı. Alana inmesi de göstermelikti. Seçime on beş gün kala, üstelik seçmenin kanaati hemen hemen oluşmuşken alana inen Bahçeli'nin tavrı,''dostlar alışverişte görsün''den başka bir şey değildi. Bahçeli'nin adaya sahip çıkmaması, MHP tabanında İhsanoğlu'na yönelik yabancılaşmayı daha da güçlendirdi. Ki; yapılan tüm anketler, MHP tabanının önemli bir bölümünün zaten CHP ile işbirliği yapılmasına tepki gösterdiğini de ortaya koyuyor. Bu faktörler, bir buçuk milyon MHP'linin, RTE'ye oy vermesine yol açtı.

Kuşkusuz sadece bu değildi RTE'ye oy verdiren etkenler... Hem bu köşede, hem de HALK TV'de dile getirmiştim. MHP tabanının bir bölümü, RTE'nin "Kürt sorunu''nu çözeceğine inanıyor. Ve bunun için RTE'ye destek veriyor. Bir bölümü ise, "RTE birinci turda kazansın, ikinci tura kalırsa Öcalan'a taviz verir'' düşüncesiyle hareket etti. Doğu Karadeniz'de yaşayan MHP seçmeninin temel motivasyonu ise "RTE dindar adam...'' şeklinde tezahür etti. Bunların tamamını seçim öncesi HALK TV'de ayrıntılarıyla anlatmıştım. Bu tespitler tüm anketlerde görülmesine rağmen, MHP yönetimi harekete geçmedi. Kılıçdaroğlu, sahaya inmemiş olsaydı, İhsanoğlu'nun oyları yüzde 32-33 bandında kalacaktı.

CHP tabanında da kuşkusuz değişik tepkiler ortaya çıktı. Bir kere; iki milyon CHP'li sandığa gelmedi. Gelenlerin bir kısmı da Demirtaş'a oy verdi. "MHP ile yan yana görünmek ve BBP ile aynı çatı altına girmek istemeyen''onbinlerce CHP'li, tepkisini göstermek amacıyla Demirtaş'ı tercih etti. Bu seçmenin sayısının 500 bine yakın olduğu sanılıyor. Ben bu seçmenlere kızmıyorum. O seçmenlerin tercihine saygı duyuyor ve CHP yönetiminin bu tepkiyi ciddiye alması gerektiğini düşünüyorum.

Zira; bu seçim göstermiştir ki; CHP seçmeni, kendisine yönelik ''dayatma''duygusu hissettiğinde, tepkisini en sert şekilde ortaya koyuyor. Demokratik tepkisini dile getiriyor. Bu yüzden, seçmeni suçlamak, "Tatilden gelmediler''demek, gerçekçi bir analiz değildir. Bunun adı apolitizimdir; gerekçeciliktir...Seçmeni suçlamak, yenilgiye bahane aramak, en kolay yoldur. 

CHP yönetiminin yapması gereken şudur:

Seçim yenilgisine ilişkin, sayfalarca analiz yapılabilir. CHP MYK, 2014 yerel seçimlerine ilişkin tam 600 sayfa gerekçe yazmıştır. Emin olun, bu seçimde 1600 sayfa da yazılabilir. Ancak bu CHP'yi herhangi bir noktaya götürmez.Doğru olan, CHP'nin kendi seçmenine kulak vermesi ve "sağa açılma'' adına sağcılaşmaktan vazgeçmesidir. CHP tabanı, AKP ile aynı değil, AKP'den farklı dili olan bir politika izlenmesini istiyor. İhsanoğlu'nun en büyük hatası buydu. İhsanoğlu, AKP tabanından oy almaya çalışırken, AKP'yle aynılaştı. RTE ile arasında söylem farkı kalmadı.

İhsanoğlu, AKP karşısında "politik açıdan güçlü'' olmasına rağmen, alanda güçsüzleşti. ''Nezaket'' ve ''kimseyi kırmama'' adına, RTE'ye gereken cevapları vermedi, veremedi. Oysa ki; İsrail - Filistin meselesi, Ortadoğu'daki durum, ekonomideki gidişat, RTE'nin dünyadan izole edilmesi gibi konular, İhsanoğlu'nun çıtasını yukarı çekebilirdi. İstiklal Marşı üzerinden başlayan tartışma bile İhsanoğlu'nu en güçlü olabileceği alanda güçsüzleştirdi. Türkiye'nin birçok bölgesinde İstiklal Marşı'nı okutturamayan RTE, bu gerçeğin üstünü örttü; İhsanoğlu'nun gafının üzerinde tepindi ve MHP'li seçmene ulaşmayı başardı. 

Tabii tüm bu zaafiyetler, İhsanoğlu'nun kampanyasının ''ortak akıl''la yürütülmemesinden kaynaklandı. Çevresi, MHP ve CHP'ye adeta duvar ördü. "Siyaset üstüyüz'' mesajı vermeye çalışırlarken, partilerin yaratabileceği sinerjiden mahrum bırakıldı İhsanoğlu... Ve Türkiye seçim tarihinin en kötü kampanyalarından biri yapıldı. CHP ve MHP adayı sahiplenemeyince, İhsanoğlu, devletin tüm olanaklarını sonuna kadar kullanan RTE karşısında ezildi.

Türk seçmeninin "güce tapındığı''nı bilen RTE, süreci her zamanki gibi yönetti. Önce güç gösterisi yaptı. Fethullah Gülen Hareketi'ne yönelik polis operasyonu da kampanyanın bir ayağıydı. RTE, bu operasyonu yaptırarak, "güçlüyüm'' mesajı verdi. Muhalefet ise sürekli "parasızlıktan, medyadan, anket şirketlerinden'' şikayet etti. Seçmen, doğal olarak ''gücün'' yanında yer aldı. Gazete ve TV reklamı dahi hazırlayamayan İhsanoğlu'nun, RTE karşısında seçimi kazanabilmesi çok zordu. CHP ve MHP'nin milletvekilleri ile belediye başkanlarının bir çoğu, seçim kampanyasına katılma zahmetine dahi katlanmadı. AKP'li belediye başkanları ile milletvekilleri ise "sanki kendileri seçilecekmiş'' gibi sahadaydı.

Söz Fethullah Gülen Hareketi'nden açılmışken, birkaç şey söylemenin yeridir diye düşünüyorum:

Bakın, Fethullah Gülen, randevu almasına rağmen sandığa gitmedi ve oy kullanmadı. AKP bu gerçeğe rağmen, İhsanoğlu'nu "Fethullah'ın - İsrail'in adayı'' olarak lanse etti ve kampanyaya gölge düşürdü. CHP ve MHP, Gülen'le birlikte hareket ediyor algısını oluşturdu. Bu algı, CHP'nin laik ve Atatürkçü seçmenini derinden yaralıyor. CHP'nin bu sahte ve gerçekliği olmayan algıyı bir an önce değiştirmesi gerekiyor. Evet; CHP'nin Gülencilere yönelik hukuksuzluklara karşı çıkması şart... Buna ben de destek veriyorum. Ancak;''Gülencilerle ortak hareket ediyorlar'' algısına da izin vermemesi gerekiyor.

Seçim üzerine kuşkusuz çok şey söylenebilir:

Ancak; bir köşe yazısının sınırları içinde, bunu bir ilk değerlendirme olarak kabul edin... Seçim sonucu şunu göstermiştir: Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı oldu ama kendisi ve partisi açısından da zor bir süreç başladı. Erdoğan, tüm çabasına rağmen, 500 bin oy kaybetti. Bu oyların bir kısmı Demirtaş'a gitti. RTE'nin Aldığı oy, yüzde 38 - 40 bandında kaldı. CHP ve MHP, seçmenini motive edebilseydi, Türkiye bugün ikinci tur seçime hazırlanıyor olacaktı. Dünkü sonuçlar, Erdoğan açısından Pirus Zaferi'dir. Erdoğan'ın yarı başkanlık ve başkanlık hayalleri suya düşmüştür. AKP'yi çok zor günler beklemektedir.

Dünyadan izole edilmiş bir Başbakan'ın, Türkiye'yi çankaya'dan yönetebilmesi mümkün değildir. AKP, ANAP ve DYP gibi erime sürecine girmiştir. Seçmen, Erdoğan'a son kez ve "kerhen'' oy vermiştir. AKP seçmeni de artık RTE'yi taşıyamamaktadır. Zira; AKP'lilerin karşısına her gün ''yolsuzluk ve hırsızlık''iddiaları çıkmaktadır. AKP tabanı, Erdoğan'ı ve şürekasını savunmak zorunda kalmaktan yorulmuştur.

Bundan sonraki süreç, AKP içinde büyük dalgalanmaların yaşanacağı bir süreç olacaktır. Yaklaşık on yıldır ''parti içi istikrar''a alışmış olan AKP tabanı, böyle bir huzursuzluğa çok fazla dayanamayacaktır. Parti içindeki iktidar kavgası ve yaşanacak olan bölünmeler, Erdoğan'ı güçsüzleştirecektir. Erdoğan bu süreci hafif sıyrıklarla atlatmaya çalışacaktır. Hükümetin denetimini elinden bırakmamak için göstereceği ''özen'' ise bir süre sonra kabine içinde de rahatsızlık yaratacaktır. Erdoğan, şu sıra kendisine bir ''kukla başbakan''aramakla meşguldür. Bu isimlerin Binali Yıldırım ya da Ahmet Davutoğluolması bekleniyor. Erdoğan, kendisine bir ''kukla'' seçecektir. Abdullah Gül ise iktidar kavgasını sürdürecektir.

Sözün özü:

Dün gece RTE kazanmış gibi görünüyor. Ancak şu unutulmasın: Erdoğan, Çankaya'ya arkasında onlarca yolsuzluk dosyasıyla çıkıyor. Uluslararası güçlerin şantajına açık olan bir Cumhurbaşkanı, Türkiye'ye yönetemeyecektir. Türkiye için zor ama aydınlık günler geliyor. Türkiye, RTE ve zihniyetinden kurtulacaktır. Yeter ki; muhalefet aynı hataları tekrarlamasın.

Seçim sonuçları, Kılıçdaroğlu'nun CHP tabanında hala en etkili isim olduğunu ve alternatifinin bulunmadığını göstermiştir. CHP içindeki marjinal bir kesim, her zamanki alışkanlığıyla ''kurultay'' seslerini yükseletecek ancak herhangi bir karşılık bulamayacaktır. Kılıçdaroğlu karşıtlığı, ya da Kılıçdaroğlu'nun kurultayla partinin başından gönderilmesine ilişkin tartışmalar,CHP'nin dayandığı temel sosyolojik tabanı HDP'ye itmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Kılıçdaroğlu'nun kendisine yönelik seçmen, delege ve örgütün teveccühünden dolayı rehavete kapılmaması gerekmektedir. Şu unutulmasın;  CHP yüzde iki oranında bir oy kaybetmiştir. Bu ise ''tepki''den kaynaklanmaktadır. Kılıçdaroğlu'nun bunu dikkate alacağını ve tabanının hassasiyetine kulak vereceğini düşünüyorum. Zira bu uyarı, partisinin doğrultusunu da belirleyecektir. 15 milyon seçmenin sandığa gitmemesi ise tüm liderlere yönelik demokratik bir tepkidir. Tüm liderlerin, bu tepkiyi ciddiyetle ele alması gerekir.

Son bir not:

Kimse üstünde durmuyor ama RTE'yi Çankaya'ya çıkaran olgulardan biri de yurt dışıdır. Yurt dışı oylarının, Türkiye oylarına eklenmesi; 2.5 milyon seçmenin ancak yüzde onunun oy kullanması, ''seçime katılım oranı''nı aşağı çekmiştir. Bu oran, RTE'nin Çankaya'ya çıkmasını kolaylaştırmıştır.

Seçime ilişkin anazilere devam edeceğiz...

Bu yazı toplam 584 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.