1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP böyle yönetilmeyi hak etmiyor!
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP böyle yönetilmeyi hak etmiyor!

A+A-

Cuma günü bu köşede kaleme aldığım "CHP'den AKP'ye hayat öpücüğü'' başlıklı yazım, yine olağanüstü bir ilgi gördü. Türkiye'nin dört bir yanından arayan onlarca CHP'li, ''MYK apolitikleşiyor, Türkiye'nin sorunlarını kavrayamıyor''tespitimi paylaştıklarını ifade etti. Diyarbakır'dan Bartın'a,Konya'dan Hatay'a dek uzanan coğrafyada yaşayan ve altı ok simgesine sıkı sıkıya bağlı olan CHP'liler, kendi bölgelerinde yaşanan "parti içi sorunlar"ı ayrıntılarıyla aktardı. 

CHP'ye oy verdiğini her platformda söyleyen bir gazeteci olarak, duyduklarım karşısında karamsarlığa kapıldım. Oy verdiğim ve Türkiye'nin sigortası olarak gördüğüm CHP'ninde; biz seçmenlerin de bu denli kötü bir yönetimi hak etmediğini düşündüm. 

Bir önceki yazımda, CHP yönetiminin tüm enerjisini parti içi iktidar olmaya harcadığını yazmış ve bu yüzden Türkiye'ye ilişkin politikalar üretemediklerini söylemiştim. Keşke yanılsaydım... 

Kuşkusuz; o tespiti ''durup dururken'' yapmadım... Çarşamba günü 17.00 sularında biten MYK toplantısında konuşulanları öğrendikten sonra CHP'nin neden ''umut olamadığı''nı bir kez daha gördüm. 

Çarşamba günü akşam saatlerinde konuştuğum bir MYK Üyesi'ne "Gündeminizde ne vardı?" diye sordum. MYK Üyesi, "Hatay il kongresi ile Büyük Kurultay'ı konuştuk ağırlıklı olarak" dedi. Ardından da ekledi: "Büyük Kurultayı 8 Temmuz'da yapamıyoruz; yine ertelendi..."

MYK'daki kaynağım, CHP'deki "yönetememe problemi''nin hangi aşamaya geldiğini ve kurultayın neden ertelendiğini ise şu sözlerle anlattı: 

"Genel başkanın seçileceği Büyük Kurultay'ın 8 Temmuz'da yapılacağı bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından açıklanmıştı. İl Kongreleri'nin takvimi de buna göre belirlenmişti. Fakat; son MYK'da gördük ki, kurultayı ayın sekizinde yapamıyoruz. Çünkü; o tarihte Arena adlı spor salonu doluymuş. Bu yüzden başka bir tarih arayışına girdik."

MYK Üyesi'nin anlattığına göre, alternatif tarih olarak belirlenen14-15 Temmuz'da Ankara'da başka sportif faaliyetler olduğu için salon sorunu çözülememiş. MYK bu kez de 28 - 29 Temmuz tarihine odaklanmış. Eğer 28 - 29 Temmuz'da Ankara'da herhangi bir salonda yer bulunursa, Büyük Kurultay o zaman gerçekleştirilecekmiş...

Doğrusunu isterseniz, MYK Üyesi'yle yaptığım bu görüşme sonrası, CHP'ye yönelik umutlarımın biraz daha azaldığını hissettim... Bir düşünün; Türkiye'yi yöneteceğini iddia eden bir parti, daha Büyük Kurultay'ını yapamıyor! Ve bu partinin yöneticileri, benim oyuma talip olduğunu söylüyor! MYK'da saatlerce ''salon sorunu''nu konuşan ve bürokrasinin çarklarına sıkışan CHP yöneticileri, benden Türkiye'nin devasa sorunlarını çözeceklerime inanmamı istiyor...

Ben bu denli gayri ciddi bir CHP yönetimi görmedim! 
CHP yönetimi, adeta aklımızla alay ediyor...

Abarttığımı mı düşünüyorsunuz?

O halde, saatlerce süren ve bizim "ciddi şeyler konuştuklarını sandığımız'' MYK üyelerinin çarşamba günü yaptıkları toplantıda aldıkları başka bir karara bakalım...

CHP MYK'nın saatler süren toplantısına, tam altı haftadır katılmayan Emine Ülker Tarhan, yakın çevresine "Politik bir üretim yok, bu yüzden gitmiyorum'' diyor. Belli ki; Emine Ülker Tarhan'ı da bitmek tükenmek bilmeyen Hatay, Diyarbakır, Bursa İl Kongresi krizleri bıktırma aşamasına getirmiş. 

Nasıl getirmesin!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihad Matkap, kendi memleketiHatay'da İl Kongresi yaptırmamak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Matkap, birkaç ay önce, İl Başkanı'nı seçecek olan delegeleri kendisinin belirleyebilmesi için bir hukuksuzluğaimza attı. Matkap, tüzükte yeri olmayan "Delege Seçme Komisyonu" adı altında bir oluşum meydana getirdi. Hatay'ın namuslu CHP'lileri buna isyan edince, Kılıçdaroğlu da geri adım atmak zorunda kaldı. Bu kez, delegeler üzerinde inanılmaz bir baskı kuruldu. Genel merkezin tüm hukuksuzluklarına rağmen, Matkap'ın istediği gibi bir delege yapısı ortaya çıkmadı.

Kılıçdaroğlu'nun da destek verdiği bu hukuksuzluk, Hatay'da paramparça edildi. Hatay delegesi, kendisine yapılan baskıya boyun eğmedi. Kılıçdaroğlu ve Matkap ikilisi, bu kez başka bir formül buldu. Matkap, Kılıçdaroğlu'na giderek, "Bu delege beni çizecek. En iyisi kongreyi erteleyelim" dedi. Hatay'ın 20 delegesinin kendisine oy vermeyeceğini düşünen Nihad Matkap, Haziran ayının ilk günlerinde yapılması planlanan Hatay İl Başkanlığı seçimini, 29 Temmuz'a erteledi... Evet evet; yanlış duymadınız, Hatay İl Başkanlığı seçimi, Büyük Kurultay sonrasına ertelendi. 

Bu karar şu anlama geliyor: 

Temmuz ayında yapılacak olan (tabii CHP yönetimi salon bulma beceresini gösterebilirse) genel başkan ve Parti Meclisiseçimli Büyük Kurultay'ın ardından Hatay İl Başkanlığı seçimi gerçekleştirilecek. Hatay'da seçilecek olan 20 Büyük Kurultay Delegesi ise PM ve genel başkan seçiminde oy kullanamayacak. Çünkü; Büyük Kurultay delgelerinin oy kullanabildiği tek seçim olan Büyük Kurultay bir - iki gün önce bitmiş olacak. 

Bunun adı partiye, delegeye, seçmen iradesine saygısızlıktır.
Bunun adı; açıkça hak gaspıdır!

CHP MYK, çarşamba günü aldığı bu kararla, CHP seçmeninesaygı duymadığını ve CHP seçmeninden korktuğunu göstermiştir. Kılıçdaroğlu da bu hukuksuzluğa onay vererek,nasıl bir CHP istediğini bir kez daha göstermiştir.Üyelerinin hakkını gasp eden bir yönetimin, CHP'nin seçmenine verebileceği hiçbir şey yoktur. 

Nihad Matkap'ın kişisel ihtiyaçlarına göre delege şekillendirmeye çalışan ve hukuku ayaklar altına alan CHP MYK'sı, benim oyuma talip olmayı da hak etmemektedir.Bu MYK'nın halka güven verebilme şansı ise sıfırdır...

Bursa İl Başkanlığı seçiminin bir türlü yaptırılmıyor olması, tespitlerimizin ''münferit olmadığı''nın en somut kanıtıdır. CHP MYK, Bursa İl Başkanlığı'nı ''istemedikleri bir aday''kazanacak korkusu yüzünden, kongre için tarih vermiyor. Bursa İl Başkanlığı, MYK'ya "17 Haziran bizim için uygundur, seçimi bir an önce yapalım" diye teklif sunuyor. CHP MYK, teklifi değerlendirmeye dahi almıyor. Bursa İl Başkanlığı seçimi bu yüzden bir türlü yapılamıyor. 

Ya Diyarbakır! CHP MYK, 20 delegesi bulunan Diyarbakır örgütüyle, kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Diyarbakır İl Başkanı görevden alındıktan sonra, yeni bir atama yapılıyor. Atanan kişi, mahkeme kararıyla seçime gitmek zorunda kalıyor. Seçim ''mecburen'' yapılıyor. Genel merkezin istemediği bir aday seçilince, Ankara hemen harekete geçiyor. Yeni seçilen başkan, üç gün sonra; evet evet üç gün sonra "Başarısız olduğu gerekçesi"yle görevden alınıyor. İtirazlar, dilekçeler, görüşmeler sonuç vermiyor. "Başkanı olmayan" CHP Diyarbakır, aylardan bu yana birilerinin duruma el koymasını bekliyor. 

Konya ve Bartın'da yaşananlar ise yukarıdaki tabloyu tamamlıyor. CHP Genel Merkezi, Karabük İl Başkanlığı seçimini iki kez erteliyor. Mevcut İl Başkanı'nın karşısına aday çıkarmaya çalışan genel merkez, ''birini'' bulur bulmaz hemen Ankara'ya çağırıyor. Karabük İl Başkan Adayı'na "Seçime mutlaka blok liste ile gideceksin" deniliyor. Böylece, büyük şamatayla duyurulan Yeni Tüzük'teki ''çarşaf liste'' maddesi, bizzat CHP MYK'sı tarafından çöpe atılıyor. Kurultay delegelerinin iradesi de yok sayılmış oluyor. 

Konya İl Başkanlığı ise, CHP'nin ''kanayan yarası'' olmaktan kurtulamıyor. Gençlik Kolları Başkanlığı seçimine müdahale etmeye çalışan CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Zeki Gündüz ile Konya İl Başkanı Cumhur Koyuncu, gençlerin listesini belirlemeye çalışıyor. CHP Konya Gençlik Kolları BaşkanıGenç Osman Killik bu baskılara karşı duruyor! Killik, gençlerle buluştuğu bir toplantıda, "Listeme müdahale ettirmeyeceğim. Delegeleri ve başkanı gençler seçecek"diyor. 

Killik'in bu konuşması, ''pahalıya patlıyor." CHP yönetimi, Gençlik Kolları Başkanlığı seçimine "bütçe ayırmıyor."Böylece, birçok ilçedeki genç, seçime katılamıyor. 

Bu ve buna benzer en az 350 örnek daha yazabilirim...Rize'de ''cinsiyet kotası''nın nasıl ayaklar altına alındığını,Adana'daki karmaşayı... v.s...

Bazen, "Yazsam ne faydası var ki? CHP yönetiminin partiyi AKP karşısında iktidar seçeneği haline getiremediği ortada. Kendini yormaktan başka bir şeye yaramıyor yazdıkların" diye düşünüyorum. 

Sonra ise; "AKP'ye karşı tek alternatif CHP ve CHP'nin kitlesel gücü. Sadece bu güç, Türkiye'yi faşizmden kurtarabilir.CHP'ye sahip çıkmak gerekiyor'' diyorum. 

Umudumu yeniden diriltecek gerekçeleri bulup kendimi ikna etmeye çalışırken değişik illerden gelen telefonlarda söylenen sözleri duydukça, yeniden umutsuzluğa kapılıyorum. 


www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 666 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.