1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP bu pespayeliği hak etmiyor...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP bu pespayeliği hak etmiyor...

A+A-
Beş milletvekilinin ''maceracı'' davranışı ve İP'in kuyruğuna takılması CHP'ye en büyük zararı verdi.

Kendisine ''ulusalcı'' diyen ancak ulusalcılığın gerçek anlamını dahi bir türlü kavrayamayanlar yine Recep Tayyip Erdoğan'ın ekmeğine yağ sürüyor. Erdoğan'ı rahatlatmak için elinden geleni yapıyor. En büyük korkusu, CHP'nin seçimlere birlik - beraberlik içinde girmesi olan Erdoğan, CHP içinde yaşanılanları gördükçe rahat bir nefes alıyor. Zira; ''ulusalcılık'' adına, AKP'nin adayının Çankaya'ya rahat bir şekilde çıkması için her şey yapılıyor. AKP medyası ile ona malzeme veren sözde ulusalcı medya, CHP'nin maceracı ve halktan kopuk beş milletvekilini günlerdir manşete taşıyor.

Şu olan bitene bakar mısınız?

Ve bu olan biteni gördükten sonra sandığa gider misiniz?

Bakın; defalarca söyledim; bir daha ifade ediyorum:

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun önerdiği Cumhurbaşkanı adayıEkmeleddin İhsanoğlu, benim kafamdaki profile uygun bir aday değildir.İsmi bende heyecan ve motivasyon yaratmamıştır. Benim gönlümdeki Cumhurbaşkanı adayı Deniz Baykal'dı. Ancak; sonuçta oy verdiğim ve desteklediğim parti olan CHP'nin genel başkanı, MYK'sı ve PM'si İhsanoğlu üzerinde karar kılmıştır. Bu kararı alanlar, bunun siyasi riskini de hesaplamıştır. Ben de eleştirilerimi dile getirmekle beraber, İHSANOĞLU'NA DEĞİL, ''CHP'NİN ADAYI''na oy vereceğim... Türkiye'nin içinden geçtiği böyle kritik bir dönemde, AKP zihniyetinin Çankaya'ya çıkmaması için demokratik hakkımı kullanacak ve sandığa giderek CHP'yi destekleyeceğim. Ve bu tavrımla, AKP'nin ''başkanlık'' sistemi dayatması yerine, CHP'nin parlamenter sistemden yana olan tercihinin yanında olacağım. 

Meselenin özü bu denli basitken; günlerden bu yana havanda su dövülüyor... Binde dört oranında oy alan ve CHP'yi parçalayıp içinden bir Türkiye İşçi Partisi (TİP) çıkarmaya çalışan Aydınlık çevresi, iler tutar yanı olmayan yayınlarla AKP'nin ekmeğine yağ sürüyor. Aydınlık, Ulusal Kanal ve İşçi Partisi, bizzat AKP için çalışıyor.

Hatırlarsanız; Doğu Perinçek cezaevinden çıkar çıkmaz AKİT Gazetesi'ne koşmuş ve "AKP'nin yanındayız'' demişti. Perinçek ve arkadaşları, sözlerinde durduklarını gösteriyor: Evet doğru; aylardan bu yana AKP'nin yanındalar!

Yayınlarının tamamını CHP'yi karalamaya ayıran Ulusal Kanal ile Aydınlık'a sözüm yok: Onlar misyonlarını yerine getiriyor... Peki, CHP milletvekili olduğu halde, İşçi Partisi ile hareket eden ve CHP'yi binde dört oy olan bir çevrenin idelojik maniplasyonlarına açık hale getirenlere ne oluyor? Onlar hangi misyonu temsil ediyor? Onlar neyi hedefliyor?

Bakın; Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday yapılış biçimini doğru bulmuyorum. Daha demokratik ve ikna edici bir yöntem izlenebilirdi. Kılıçdaroğlu'nu bu bağlamda, HALK TV'de de eleştirdim...CHP'nin bir seçmeni olarak, aday belirleme yöntemini doğru bulmadığımı da söyledim. Bu düşüncem bugün de değişmiş değil...

Ancak; bir partinin izleyeceği rotayı belirleyen esas merkez, partinin karar organlarıdır. Parti politikası ya da partililerin ne yapacağı, TV ekranlarında belirlenmez. Partiye ilişkin kararları, partinin organları verir.

Bu bağlamda, ''CHP'li'' Süheyl Batum'un İşçi Partisi'nin yayın organına çıkıpEmine Ülker Tarhan için imza atması ve CHP'de ''bölünmüşlük - parçalanmışlık'' görüntüsü vermesi de yanlıştır...

Batum'un bu tavrı, CHP'yi dalga geçilir bir hale getirmiştir. Örneğin, bugün Aydınlık Ankara Temsilcisi İsmet Özçelik bu tavırdan cesaret alarak,"İhsanoğlu için verilen imzalar geri çekilmezse, CHP'li kadınlar eşlerini boşayacak'' diyerek meseleyi sulandırmış ve MAGAZİNLEŞTİRMİŞTİR...

Keza, bu sulandırma ve magazinleştirme operasyonuna Mustafa Mutlu da katılmıştır... Mutlu, "İmzaları geri çekin, yoksa kalbinizi kırarım'' demiştir,kendi ifadesiyle "CHP'li vekilleri tehdit etmiştir.''

CHP'nin içine çekildiği - itildiği şu pespayeliğe bakar mısınız!

Bu pespayelikten kim sorumlu acaba?

Yukarıda, partiye ilişkin kararların parti organlarında verilebileceğini belirtmiştik.CHP MYK'sı ve PM'si, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun arkasında durmuştur.İhsanoğlu ismi açıklandıktan sonra iki MYK, bir de PM toplantısı yapıldı. CHP tüzüğünde, ''Cumhurbaşkanı adayı şöyle belirlenir'' diye bir madde olmadığı halde, Divan meseleyi tartışmaya açtı.

Beş milletvekili İhsanoğlu ismine karşı çıktı. 54 isim ise itiraz etmedi. En az beş kişi de İhsanoğlu'nu destekleyen yönde konuşmalar yaptı. Hayli demokratik ve zengileştirici bir tarzda yapılan konuşmalar sonrası, İhsanoğlu'nun adaylığına karşı imza toplamak isteyenlerin sayısı 5'te kaldı. Konunun PM'de yeniden ele alınabilmesi için en az 11 imza gerekiyordu. Bu sayıya ulaşılamadığı için, İhsanoğlu CHP'nin ''resmi'' adayı oldu. Bu karara 81 ilin başkanı da imza attı.

İşte o saatten sonra, kendisine ''CHP'liyim'' diyenlerin seçimi kazanmak için ya elini taşın altına koyması gerekirdi, ya da parti kararına uyması... Örneğin;Muharrem İnce, İhsanoğlu'na karşı eleştirilerini yaptı, genel başkanın tavrını doğru bulmadığını söyledi ama "Partimin adayı İhsanoğlu'dur, kazanması için çalışacağım'' dedi. İnce, böylelikle, ters bir tablo karşısında ''konuşma hakkı''nı da elde etmiş oldu.

Peki maceracı vekiller ne yaptı?

Aylardan bu yana Ankara Hilton'un lobisinde yaptıkları hizip çalışmalarını bu kez İşçi Partisi'nin yayın organlarına taşıdı. Ortada MYK ve PM'nin onayını almış bir aday olmasına rağmen, Mustafa Mutlu'nun gayri ciddi bir şekilde yazdığı dilekçeyi canlı yayında imzalayarak, Cumhurbaşkanlığı seçimini magazine çevirdi, sulandırdı... Mutlu'nun kahvehanelerdeki ''yaz - boz''lara benzeyen dilekçesi, canlı yayında imzalandı. Emine Ülker Tarhan ismi, hiçbir yerde konuşulmamasına rağmen, ''ulusalcı'' kitleye dayatıldı.

Peki; Emine Hanım'ı canlı yayında gayri ciddi bir şekilde aday gösterenler,Emine Ülker'in daha birkaç ay önce yapılan CHP Grup Başkanvekilliği seçimini dahi kazanamamasını da mı unuttu?

Politikacı, ciddi olur... Kahvehane üslubunu siyaset diye sunmaz... 

Kendi partisinin grup başkanvekilliği seçimini dahi kazanamayan ve 134 vekilin anca 50'sinin oyunu alabilen bir milletvekilini kim hangi akılla Cumhurbaşkanı adayı olarak önerir?

Tabii kılavuzunuz İşçi Partisi olunca böyle savrulur, 12 milyon oy alan partiyi,100 bin oy dahi alamayan bir çevrenin maniplasyonlarına açık hale getirirsiniz... Ve takındığınız tavırla, halkın CHP'ye olan güvensizliğini daha da artırırsınız... "Bunlar kavgadan başka bir şey bilmiyor, bak yine bölündüler'' dedirtirsiniz... İşte bunun adı AKP için çalışmaktır...

Tabii bu bağlamda, bu tablonun ortaya çıkmasına izin veren ve sorumluluk taşıyanlardan biri de CHP yönetimidir... Bugün CHP'yi İP'in kuyruğuna takmaya çalışan Birgül Ayman Güler, yerel seçimde DSP için çalışmıştı.DSP'nin adayına oy istemişti... Gereği yapılmadığı için, DSP üzerinden yapılmak istenen operasyonun İP'e taşınmasına olanak verildi. Hedef, Kılıçdaroğlu'nu "Ulusalcılık'' ve "Atatürkçülük'' tartışması üzerinden yıpratıp göndermek, bu başarılamadığı takdirde, CHP içinden Türkiye İşçi Partisi'ni çıkarmaktır. Hedef, her koşulda CHP'nin yıpratılması ve güçten düşürülmesidir. CHP büyük bir operasyonla karşı karşıyadır. Operasyonun kumanda merkezi AKP'dir... Operasyon için düğmeye Dolmabahçe'de Başbakan'la ünlü bir avukatın yaptığı görüşmede basılmıştır.

Bazı davaların sanıklarının tahliyesinin önünde CHP'nin engel olduğu bu kesimlere söylenmiş, bu yalana inananlar ise CHP'ye yönelik operasyona girişmiştir. 

CHP'nin adaylığına itiraz eden yayınları yapanlar ve bu operasyonlara alet olanlar, AKP ile örtülü bir işbirliği içindedir. Bunları kazıyın, hepsinin yollarının AKP ile kesiştiğini görürsünüz. Bu kesimler, en zor zamanlarda AKP'ye nefes borusu olmuş, AKP'yi rahatlatacak söylemleri dillendirmişlerdir. Hatırlayın; bu kesim, tapelerin yayınlanmasına da itiraz etmişyolsuzlukların gündeme getirilmesinin yanlış olduğunu dahi söylemiştir. 

CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun yıpratılmak istenmesinin sebeplerinden biri de kuşkusuz ki ALEVİ kimliğidir... Bazıları, bunu açıkça ifade etmese de Kılıçdaroğlu'nun Tuncelili ve ALEVİ olmasını bir türlü hazmedemediler...Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerinin altında temelde bu yatıyor... Tuncelili bir Alevi'nin CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturmasını kabullenemiyorlar... Kılıçdaroğlu'nun attığı her adımı bu yüzden şüpheyle karşılıyor, bilinçaltlarındaki kuşkuyu "Atatürkçülük'' ya da "Ulusalcılık'' maskesi altına gizliyorlar... Oysa ki; bugün İhsanoğlu'na karşı çıkan aynı zihniyetin CHP içindeki temsilcileri, 2005'te İhsanoğlu'nun İKÖ Başkanı seçilmesi için lobi yapıyordu... İhsanoğlu'na 2005'te verilen desteği görmeyenler, bugün Kılıçdaroğlu İhsanoğlu'nu önerince, O'nun şeriatçı olduğu yalanını söylüyorlar... 

Kılıçdaroğlu'yla yaklaşık üç yıldır hiçbir teması olmayan ve temas kurmak için hiçbir adım atmayan bir gazeteci olarak söylüyorum bunları... Zira; CHP'nin içini, kimin ne düşündüğünü, otel lobilerinde ne konuşulduğunu biliyorum... CHP MYK'sı ile de bir irtibatım yok... CHP'ye ilişkin bir siyasi ikbal beklentim, hesabım da... Bu yüzden rahatlıkla konuşuyorum...

CHP'nin İşçi Partisi'nin yayın organlarının yaptığı maniplasyonlar yüzündeniçine çekildiği pespayeliğe itiraz ediyorum...

CHP doğru ya da yanlış bir karar vermiştir ve milletvekilleri bu kararın arkasında durmak zorundadır.

Unutmayın ki; o koltuklara siz de "atama'' ile geldiniz.. Atandığınız günlerde, tek birinizin aklına bile "parti içi demokrasi" ya da "ön seçim'' gelmiyordu. Bu satırların yazarı, o günlerde "CHP ön seçim yapmalı, vekillerini öyle belirlemelidir'' diye yazıyordu. Sizin sesinizi o zamanlar hiç duyamıyorduk!

Peki şimdi ne istiyor, CHP tabanını niye huzursuz ediyor ve enerjisini harcıyorsunuz? Kendiniz atama yolu ile vekil seçilince itiraz etmiyor, genel başkan sizin beğenmediğiniz birini aday yapınca "Bu demokratik değil''diyorsunuz...

Tutarlı olmadığınız için imza bulamıyor, ULUSALCILIK gibi CHP'nin ana omurgasını oluşturan önemli bir düşünceyi MARJİNAL hale getiriyorsunuz... Emin olun, ulusalcılığa, Fethullah Gülen de AKP de sizin karar zarar veremedi... Ulusalcılığı, siyaset bilmeyen tavrınız yüzünden CHP içinde bileMARJİNALLEŞTİRDİNİZ... Ve saygın bir hukukçu olan EMİNE ÜLKER TARHAN'A DA YAZIK ETTİNİZ... 

Evet; siyaset bilmiyorsunuz...

Toplumu tanımıyorsunuz...

Gelişmeleri okuyamıyorsunuz...

Bilseniz, okusanız ve anlasanız; İhsanoğlu'nun adaylığındaki temel ısrarırn, MHP tabanını AKP'ye karşı bloke etmek için olduğunu görürdünüz...Siyaseti okuyabilseydiniz, MHP tabanının AKP'ye kolayca yöneldiğini, muhalefetin ise bu yüzden güç kaybettiğini anlayabilirdiniz.. İhsanoğlu, MHP tabanını AKP karşısında bloke etmek için ortaya çıkarıldı. Aksi takdirde, MHP tabanı ''klasik sol'' ya da ''ulusalcı'' bir adaya oy vermiyor ve AKP'ye yöneliyor... CHP ayrıca, muhafazakar kesimlerle barışmaya çalışıyor...Kendisine yönelik oluşturulan haksız algıları yıkmaya gayret ediyor...

Bunu bile görmüyor, "İhsanoğlu ulusalcı değil'' diyorsunuz... Temel itirazınızı da buradan yapıyorsunuz... Peki o halde soruyorum; elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin: "Ulusalcı'' bir adayın seçimi kazanma ihtimali yüzde kaçtır?

''Kürtler ve Türkler eşit değildir'' diyen ve CHP'nin bölgedeki oylarını yüzde birin altına çeken Birgül Ayman Güler zihniyetinin seçimde yüzde kaç oy alabileceğini düşünüyorsunuz?

Hanımlar, beyler; yol yakınken yanlıştan dönün ve sizi Meclis'e taşıyan CHP'li seçmenin emeklerini heba etmeyin... Biz size CHP'yi temsil edin diye oy verdik; İP'in marjinal tezlerini dillendirin diye değil...

Yeter artık; 12 milyon oy almış bir partiyi, TV ekranlarında pespaye duruma düşürmeyin... Ne derdiniz varsa, gelin kurultayda söyleyin.. Delegeyi ikna edin ve partiyi kurultaya götürün... Halk, parti içinde huzursuzluk, kavga, dövüş ve ayrışma istemiyor... Bunu artık anlayın...

Ayrıca, İhsanoğlu'nun yaptığı görevlerden dolayı kendisini sürekli "Siyasal İslamcı'' olarak tanıtıyorsunuz. İhsanoğlu, ''Ben siyasal islamcı değilim, laik hukuk sosyal devletine bağlıyım'' diyor... Birinin sizi ikna etmesi için ne yapması gerekiyor? Bu şüpheci ve herkese üstten bakan anlayışınız, ulusalcılığı toplum nezdinde yanlış tanıtıyor ve mahkum ediyor...

Bu anlayış ulusalcılık değildir.. Ulusalcılık, toplumun tüm değerlerine sahip çıkmak ve ayrnı çatı altında yaşayabilmenin yollarını aramaktır.. Siz ulusalcılığın ne olduğunu bile bilmiyorsunuz... Kişisel ikbaliniz uğruna, bir halkın umutlarıyla oynuyorsunuz... Hepimize yazık ediyorsunuz...

Bu yazı toplam 557 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.