1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. CHP diyor ki;Şüpheli: Süleyman Soylu

CHP diyor ki;Şüpheli: Süleyman Soylu

Özgür Özel, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında “FETÖ’ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

A+A-

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında “FETÖ’ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Özel Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede CHP’nin FETÖ’ye dair daha önce uyarılarda bulunduğu, Meclis’e araştırma önergesi verdiğini belirtti.

Soylu’nun geçmişteki bir takım eylemleri ve ilişkileri göz önüne alındığında örgütle iltisaklı olabileceğini, bilerek veya bilmeyerek örgütün planları dâhilinde bir takım iş ve işlemleri gerçekleştirmiş olabileceğini vurgulayan Özel şöyle devam etti:

“Şüpheli, halen İçişleri Bakanı olduğundan dilekçemizde izah edeceğimiz hususlar öncelikle TBMM’de 16.12.2017 tarihinde bütçe görüşmeleri sırasında ve daha sonra 22.12.2017 tarihinde kendisi hakkında verilmiş bulunan bir Gensoru önergesinin görüşmeleri sırasında tarafımdan dile getirilmiş, ilkinde 49 dakika ikincisinde ise 22 dakika boyunca eleştirilere yanıt veren şüpheli tarafından bu hususlarda en ufak bir açıklama dahi yapılmaksızın zımnen kabul edilmesi karşısında olayın hukuki/cezai boyutu sebebiyle Savcılık Makamına suç duyurusunda bulunma zarureti doğmuştur.”

ABANT TOPLANTILARI

Özel dilekçesinin devamında “Mayıs 2009 tarihli kongrede Genel Başkanlık görevinden ayrılmak durumunda kalan şüpheli; Fethullah Gülen’in Onursal Başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın oluşturduğu Abant Platformu toplantılarına katılmaya başlamış, burada örgütün sivil yapılanması ile ilişkisini geliştirmiştir” dedi.

“FETÖ’NÜN SİYASİ TAKTİKLERİYLE…”

FETÖ’nün 12 Eylül 2010 Referandumu’nda yoğun çalıştığını, referandumundan sonra devlette kadrolaştıklarını belirten Özel dilekçesinde şu ifadeleri kullandı:

“2009 yılına kadar iktidara muhalif bir kişilik olarak Demokrat Parti’de siyaset yapan; bu partinin Genel Başkanlığında bulunduğu süreçte sayısız kez dönemin Başbakanı Recep Tayyip ERDOĞAN başta olmak üzere siyasi iktidara küfür denilebilecek düzeyde ağır hakaretlerde bulunan şüpheli, aktif siyasetten ayrılmak zorunda kalmışken tam da 2010 referandumunda (Tam da Abant toplantılarına katılıp ‘Yetenekli insanları yapınızın içine sokmadığınız için siyasi partilerde sıkıntı çekiliyor’ sözlerini sarf ettikten sonra) Adalet ve Kalkınma Partisi ile yollarını kesiştirmiş, referandum sürecinde Anayasa değişikliklerinin en hızlı savunucusu olmuş ve kendisini Adalet ve Kalınma Partisine de kabul ettirmiştir. Anayasa değişikliklerini desteklemenin, tek başına bu örgütle iltisaklı olunduğunu ifade etmeye yetmeyebileceği, saf duygularla ya da aldatılmak suretiyle bu referandumda FETÖ’nün istediği şekilde hareket edilmesinin de muhtemel olduğu düşünülebilir. Ancak referandum sürecinin şüpheli için bir kırılma noktası olduğu, bu süreçte keskin bir biçimde saf değiştirdiği, mensubu olduğu Demokrat Parti’nin kararlarına rağmen inatla referandum sürecinde Anayasa değişikliklerinin kabulü için çalışma gösterdiği, bu değişimin tam da FETÖ’nün siyasi taktikleriyle benzeşmekte olduğu gözetildiğinde şüphelinin bu davranışı önem arz etmektedir.”

“KUMPAS YARGILAMASINI SAHİPLENMİŞTİR”

CHP’li Özel, Süleyman Soylu’nun Demokrat Parti’den ihraç sürecine de değindi. Özel, S

oylu’nun şüpheli davranışı nedeniyle Demokrat Parti’den ihraç edildiğini belirterek şöyle devam etti:

“İhraç gerekçelerinin tartışılması sırasında ilk sırada şüphelinin parti kararına rağmen FETÖ ile Anayasa değişikliğine destek olması, Demokrat Parti’yi FETÖ çizgisine getirmesi iddiaları gelmektedir. Şüpheli, Demokrat Parti’den ihracını da ilk olarak FETÖ güdümündeki Zaman gazetesine ‘Despotik darbeci mantığı reddettiğim için 'evet' diyorum. Yıllarca bu ülkeyi bu anlayışla idare ettiler. Benden olmayanı ötekileştirme anlayışını benimsediler. 12 Eylül 2010'da beni partiden ihraç eden zihniyet tasfiye edilecektir. Anlıyorum ki bu hayır misyonunun kurucu babası malum sokağında rahat etmiştir. Bir parti tüzüğünü yazmayı dahi beceremeyen ve defalarca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan ihtar alan anlayış beni ihraç etmiştir. 12 Eylül'den sonra da 27 Mayıs'ın zihni takibini gerçekleştiren bu anlayıştan hesap sorulacaktır’ sözleriyle değerlendirmiştir.

Şüpheli, ihraç kararından bir süre sonra 1 Eylül 2010 günü Trabzon Grand Zorlu Hotel’de yaptığı konuşmada, ‘Demokrat Parti’nin bizim ihracımızla ilgili aldığı karar, 1991 iktidarıyla başlayan tarihi kırılmasının son tezahürüdür. Demokrat Parti misyonunu, paralel devletin ve derin yapının hizmetine sunanların ne kadar cüretkâr olduklarının ispatıdır. Genel Başkan olduğumuz günlerde, Ergenekon Örgütü’nün ne denli kuşatıcı olduğunu ve Demokrat Partiyi ele geçirmeye hevesli olduğunu anlattığımızda bizi anlamayanlar ve anlayamayanlar vardı. Bizi o gün anlamayanlar, DP’yi ele geçirenlerin öncelikle Silivri’ye gönderdiği mesajlardan şüphelendiler. Hele Silivri ile Yassıada’nın aynı yargı eşitliğine sahip olduğunu söylediklerinde, Yassıada’daki zulmü hafifleştirip, onu bir terör örgütü davasıyla aynı kefeye koyduklarında anlamışlardır sanırım’ sözleriyle FETÖ tarafından o dönemde sıklıkla kullanılan Ergenekon Örgütü ifadesini kullanmış, kumpas yargılamasını sahiplenmiştir.”

KRİTİK İSİMLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

CHP’li Özel, dilekçesinde Süleyman Soylu’nun bir dönem yakınında bulunan Vedat Demir’le ilgili de açıklamalarda bulundu. Özel şunları kaydetti:

“Vedat DEMİR isimli akademisyenin, 15 Temmuz gecesi, daha sonradan güvenlik güçlerince ele geçirilen WhatsApp ya da ByLock yazışmalarında, ‘Hocam, bu darbe başarılı oldu, olmazsa eğer hepimiz perişan olduk’ sözlerini kullandığı, bu nedenle 3 Ağustos 2016 günü tutuklandığı basında yer almıştır. Vedat Demir, olağanüstü hal ilanının ardından hükümete verilen yetki çerçevesinde 4 Eylül 2016 tarihli Kanun Hükmünde Kararname’nin ekinde akademisyenlikten FETÖ ile iltisaklı olmak suçlamasıyla ihraç edilmiştir. Geçmişte şüphelinin Genel Başkan olmasına müteakip Demokrat Parti Genel İdare Kurulu’na alınan Vedat DEMİR, daha yakın bir süreçte ise şüphelinin İçişleri Bakanı olmasından bir süre sonra 18 Şubat 2017 günü tahliye edilmiş, iktidara yakın Sabah gazetesi de bu tahliyeyi ‘skandal tahliye’ ifadesiyle haberleştirmiştir.

Bu hususlar tarafımızca dile getirildiğinde ise şüpheli TBMM Genel Kurulu’nda bazı itiraflarda bulunmuştur. Şüpheli konuşmasında; ‘Vedat Demir, Yeni Asya cemaatine intisaplıdır. Yıllarca beraber siyaset yaptık. Ben Vedat Demir’i ilçe başkanı olduktan sonra görmedim. Vedat’ı akademisyen diye 2008 yılında Demokrat Parti’nin Genel İdare Kurulu’na ben aldım, doğru. Doğumundan itibaren anti FETÖ’cüdür. 2010’da biz referanduma çalışmaya başladık mı? 40 kişi bir araya geldik. Herkese uyarılarda bulundum. Vedat’a dedim ki, ‘Bu Zaman gazetesi aleyhine ve Ekrem Dumanlı’nın aleyhine konuşmayacaksın’. Ne zamanki Vedat Amerika’ya gitti… Vedat orada Fetullah Gülen’in cemaatine intisap etti. Ne zaman Türkiye’ye geldiğini, ne zaman içeriye girdiğini, ne zaman içeriden çıktığını… Hiç beni ilgilendirmiyor. Babam olsa, FETÖ’yle ilişkiliyse gereğini yapmazsak namerdiz' ifadelerini kullanmıştır. Dolayısıyla yukarıda ifade ettiğimiz üzere referandum sürecinde FETÖ ile yakınlaştığını ve hatta yakınındaki isimlere ‘Zaman gazetesi aleyhine ve Ekrem Dumanlı’nın aleyhine konuşmama’ uyarısı dahi yaptığını kendisi beyan etmiştir. Bu durum da gerek siyasi gelecek planlaması ve gerekse Demokrasi Buluşmaları’nın finansmanı konusunda şüphelinin FETÖ ile bir ortaklık içinde bulunduğunu göstermektedir. Zira bir kişinin bu tip uyarılarda bulunması ancak bu şekilde izah edilebilir.”

VALİLERE TALİMAT VERİLMESİ

Özel dilekçesini şöyle sonlandırdı:

“Şüphelinin Sivas Valisi başta olmak üzere çeşitli il valilerine telefon açarak "Gözaltına aldıklarını ben yakinen tanıyorum, bunları savcıya yollamadan bırak, bunlar FETÖ'cü değildir." gibi talimatlar verdiği, bu yolla FETÖ üyeliği suçlamasıyla gözaltına alınan bazı kimselerin serbest kalmasını sağladığı iddiaları da 22.12.2017 tarihli TBMM Genel Kurulunda şüpheliye sorulmuş, geçiştirmeye dönük basit beyanlar dışında somut cevaplar sunamamıştır. İddialar tüm kamuoyunda konuşulmakta/tartışılmakta olup FETÖ ile mücadelede zafiyet iddialarının yaygınlaştığı bu süreçte araştırılması gereken hususlardır.

Şüphelinin halen İçişleri Bakanı olması sebebiyle kendisini arındırmak için makam ve mevkisini kullanarak bazı delilleri karartabileceği, bazı gerçek dışı deliller yaratabileceği ve hatta resmi/özel belgeleri tahrif dahi edebileceği de göz önüne alındığında delillerin acilen toplanması ve şüphelinin pasaport ve uçuş kayıtları başta olmak üzere olayı aydınlatabilecek bilgi/belgelerin bir an önce elde edilmesi gerekmektedir.

Hal böyle iken, belki bilerek belki kendisinin de haberi olmadan şüphelinin FETÖ’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan yerine hazırladığı bir projenin unsuru olma ihtimali ve kuşkusu kamuoyunu derinden sarmıştır. Hele hele bu kişinin İçişleri Bakanlığı makamında bulunması devletimizin ve milletimizin bekasını önemli ölçüde tehdit etmektedir

Odatv

Bu haber toplam 679 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.