1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP MYK'ya krizden çıkış formülü
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP MYK'ya krizden çıkış formülü

A+A-

Bizler, yani CHP'ye oy veren yurttaşlar, gazeteciler ve yurtseverler, CHP'nin git gide totaliterleşen AKP iktidarı karşısında ciddi bir seçenek haline gelebilmesi için zaman zaman çeşitli eleştiriler yapıyoruz. Bu eleştirilerimize kulak asmamak ve bildiğini yapmakta ısrar eden CHP yönetimi, bir önceki yazımızda da ifade ettiğimiz üzere, ''Büyük Kurultay''ını bile gerçekleştiremeyecek hale geliyor. MYK üyeleri, doğruyu göstermeye çalışan eleştiriler karşısındaburnundan kıl aldırmıyor! 

Bu "ego patlaması" ve "Biz her şeyi biliriz" havası, CHP MYK üyelerinin partiyi yönetememesini de beraberinde getiriyor. Daha birkaç ay önce kabul edilen tüzüğü dahi okumadan partiyi yönetmeye çalışan CHP kurmayları, ana muhalefet partisini içinden çıkılması zor bir kaosasürüklüyor. 

Bakın, CHP MYK, geride bıraktığımız çarşamba günü kongresi uzun süredir yaptırılmayan Hatay'a ilişkin bir karar aldı. CHP MYK, Nihad Matkap'ın önerisi üzerine, Hatay İl Kongresi'nin 29 Temmuz'da yapılmasına karar verdi. MYK, genel başkanla Parti Meclisi üyelerinin seçileceği Büyük Kurultay'ın tarihini ise 27 - 28 Temmuz olarak belirledi. Buna ilişkin görüşlerimi bir önceki yazımda dile getirdiğim için, ayrıntıları yeniden yazmama gerek yok. Hatay İl Kongresi'nin Büyük Kurultay'dan sonra yapılmasına ilişkin kararın amacı çok açık: Nihad Matkap, kendi bölgesi Hatay'da seçilecek olan delegelerin, Büyük Kurultay'da kendisine oy vermeyeceğini düşünüyor. Bu yüzden, Hatay İl Kongresi'ni Büyük Kurultay sonrasına bıraktırıyor. Böylece, "PM seçiminde çizik yemekten kurtulacağı''nı sanıyor. 

CHP MYK'nın anlı - şanlı isimleri de Matkap'ın bu ''dahiyane fikri''ne onay veriyor ve Hatay Kongresi 29 Temmuz'a erteleniyor. 

Oysa ki; "Gerçek Gündem'i okumayın" diye bildiri yazdıran CHP MYK ve Kemal Kılıçdaroğlu, bu basit işlerle uğraşacağına, CHP Tüzüğü'nü okuma zahmetine katlanmış olsa, ana muhalefet partisi bugün bir kaos yaşamayacaktı. Biz de bunları yazmak zorunda kalmayacaktık. 

CHP Tüzüğü, Nihad Matkap'ın formülünü 48. maddesindemahkum ediyor. Tüzük, "Bir ilde yapılacak olan kongre, Büyük Kurultay takvimine teknik sebeplerden dolayı uyamıyor ve kurultaya delege gönderemiyorsa, bir önceki dönem seçilen delegelikler devam eder'' diyor. 

Bunun anlamı şu: 

Matkap, yeni delege seçimine izin vermemiş olsa dahi, Deniz Baykal döneminde seçilen kurultay delegeleri, yerlerine yenileri seçilmediği için, Temmuz ayında yapılacağı söylenen Büyük Kurultay'da oy kullanma hakkına sahip... Böylece, Matkap'ın Hatay'daki engellemelerinin hiçbir sonuç getirmediği de görülecek. Olan, aylardır sinir harbi yaşayan CHP Hatay Örgütü'ne olacak. 

Matkap'ın MYK'ya yaptırdığı hata sadece bununla sınırlı kalsa iyi... Size tüm içtenliğimle söylüyorum... Bunları yazmak, konuşmak, anlatmak dahi istemiyorum. Yazarken üzülüyorum. "CHP böyle yönetilmemeli" diyorum. Ancak; olan biteni gördükçe, "Bunu mutlaka yazmam ve 11 milyonluk bir kitleye hitap eden CHP'yi uyarmam gerek"diyorum. 

Şimdi söyleyeceklerime lütfen dikkat edin: 

Biliyorsunuz, CHP MYK, Büyük Kurultay'ın takvimini bir türlü netleştiremiyor. Ankara'daki Arena adlı salon önceden kiralanmadığı için, MYK yer bulamıyor. Buna ilişkin öneriler,çarşamba günü yapılan MYK'da ele alındı. Bazı üyeler,"Arena şart değil, başka bir yer olsa da olur" dedi. Ancak Arena'da diretildiği için, sorun da çözülemedi. Sonunda, CHP Büyük Kurultayı'nın 27 - 28 Temmuz'da yapılabilmesi için çalışma başlatılması konusunda uzlaşıldı. 

CHP MYK üyelerini şimdiden uyarıyorum: 

Büyük Kurultay'ı 27 - 28 Temmuz'da da yapamazsınız.Tüzüğü okuma ihtiyacı hissetmediğiniz ve CHP'yi artık "keyfi bir şekilde" yönettiğiniz için "prosedür''e uyma gereği de duymuyorsunuz. Sizi anlıyorum... Rahatsınız, kimseyi umursamıyor, seçmene hesap verme ihtiyacı da hissetmiyorsunuz... Ancak; kazın ayağı sandığınız gibi değil... Bu partinin seçmenleri, hukuklarına mutlaka sahip çıkar. Bu yüzden, Hatay İl Kongresi yapılmadan, sizin Büyük Kurultay'ı yapmanıza kimse izin vermez. 

Tüzüğün 48. maddesinin C Bendi, bu konuda çok açık bir hüküm koymuş... Tüzük, "MYK kentlerin örgütlerine kongre tarihi verdiyse, o ildeki kongre ler tamamlanmadan, Büyük Kurultay gerçekleştirilemez" diyor. 

Bunun anlamı şu: 

Siz, çarşamba günü Hatay'a 29 Temmuz tarihini verdiniz. Büyük Kurultay'ı ise 27 - 28 Temmuz'da yapmayı kararlaştırdınız. Tüzük, size bu hakkı vermiyor. Bu yüzden, CHP'nin Hatay Kongresi tamamlanmadan Büyük Kurultay yapabilmesi imkansız hale geliyor. 

Peki bu krizden çıkış yolu yok mu?

Tabii ki var... Sorun varsa, çözüm de vardır! CHP MYK, bu uyarılarımızı dikkat alırsa, yapacağı basit bir değişiklikle, sorunu aşar... CHP MYK, çarşamba günü yapacağı toplantıda Hatay İl Kongresi'nin tarihini ''öne çeker'' ve örneğin 23 ya da 24 Haziran tarihini verirse, sorun çözülür. Hatay, kurultay delegelerini seçer Ankara'ya göndereceği isimleri netleştirir, CHP de Büyük Kurultay'ını yapma imkanına kavuşur. Aksi taktirde, Hatay Kongresi gerçekleştirilmeden, Büyük Kurultay'ın yapılması imkansız hale gelir! Kurultay yapılsa bile, itirazlar sonucu iptal ettirilir. Bu da büyük bir rezaletin daha yaşanması demektir...

Tabii bu arada, Parti Meclisi'nin tamamen by-pass edilmesi ve MYK'nın ''kafasına göre'' kurultay tarihi belirlemesi mevzusunu bir kenara bırakıyorum. Bunu 7 Haziran günü yapılacak olanPM'de mutlaka birileri gündeme getirecektir. Zira; CHP Tüzüğü'ne göre, kurultay tarihlerinin belirleyicisi PM'dir. 

Kemal Kılıçdaroğlu, seçildiğinde verdiği sözleri tutmayıp PM'yi de MYK'yı da işlevsiz bir hale getirdi. PM ne yazık ki; sadece ''karar onaylatılan'' bir mekanizmaya dönüştürüldü. Parti politikalarının belirlendiği bir yer olmaktan çıkarıldı,"dostlar alışverişte görsün" misali iki ayda bir toplanan bir kurul haline getirildi. 

Emin olun, CHP lideri Kılıçdaroğlu PM'yi gerçek işlevine kavuşturabilmiş olsa, CHP bugünkü hataları yapmazdı. Örneğin, Ramazan ayının 7. ve 8. günlerine denk gelen bir zaman diliminde Büyük Kurultay'ı toplama hatasına düşmezdi. Örneğin, AKP'nin Uludere'de sıkıştığı ve çıkış yolu bulamadığı bir dönemde, AKP'ye Kürt Sorunu çerçevesinde"hayat öpücüğü" verilmez, AKP'nin can simidi olunmazdı. Zira; PM'de bulunan değişik görüşlerden kişiler, Türkiye'nin nabzını partinin en yetkili organına yansıtır ve ''ortak akıl'' ortaya konulurdu. 

Ne yazık ki olmadı. Kılıçdaroğlu, PM'yi işlevsizleştirmekle kalmadı, üye sayısını da azalttı. PM üyelerinin sayısı azaltılırken, il yönetim kurullarının sayısı yükseltildi. İl Yönetim Kurulları kolay yönetilemeyecek bir hale getirilirken, Kılıçdaroğlu, Ankara'yı ise ''dikensiz gül bahçesi''ne çevirdi. 

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün...

Sizce, CHP böyle yönetilmeyi hak ediyor mu?

* * * *

NOT: Hatay'a ilişkin yazdıklarımı, pazar günü İzmir'de kahvaltı yaptığımız Nihad Matkap'a bizzat anlattım. MYK'nın tüzüğü yok sayan uygulamalarına ilişkin olarak yaptığım yorumlarda iseKılıçdaroğlu'na en yakın isimlerden olan Gürsel Erol'un katkısını aldım. Tüzüğün hazırlanmasında büyük payı olanGürsel Erol, "Yorumların doğru. Hatay Kongresi gerçekleşmeden, Büyük Kurultay yapılamaz. Benim ismimi de yazarak bu görüşü paylaşabilirsin" dedi. 

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 1147 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.