1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP PM'nin yüzde 70'i değişecek
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP PM'nin yüzde 70'i değişecek

A+A-

CHP'nin salı ve çarşamba günü yapacağı 34. Olağan Büyük Kurultay'ına yönelik beklenti çıtası hayli yüksek... CHP Genel Merkezi'nde görüştüğüm onlarca partili,"Kemal Bey, yerel seçimde maksimum başarıyı hedefleyecek bir kadro kurmalı" görüşünü ifade ediyor. Kılıçdaroğlu da bu beklentinin farkında. Bu yüzden, önce milletvekillerini ardından ise il başkanlarını dinledi. Tabanın nabzını tutmaya çalıştı. Milletvekilerinin bir çoğu, Parti Meclisi'ne girme beklentisi taşıdığı için, gerçek düşüncelerini ifade etmek yerine, idare-i maslahatçı bir tutum izledi. Bu öyle bir hal aldı ki; vekiller Kılıçdaroğlu'na akıl almaz önerilerde bulundu. Birçok vekil, çarşaf liste yönteminden kaçıp "blok liste" önerme cesaretini dahi gösterdi. Bazıları ise Kılıçdaroğlu'na "60 kişilik bir anahtar liste sunun, biz de onları seçelim" dedi. 

Bu akıl almaz öneri ve istekleri saatlerce dinleyen Kılıçdaroğlu, acaba içinden "Ben nerede hata yaptım?" diye geçirmiş midir bilmiyorum... 

Neden mi?

Çünkü; bir milletvekili Kılıçdaroğlu'na "PM aday listesini bir gün önceden açıklarsanız iyi olur. Biz de ismimiz yoksa boşuna aday olmayız. Eğer ismimiz yoksa ve biz de aday olursak, onurumuz kırılır" dedi. 

Bu tablo, CHP'li milletvekillerinin önemli bir bölümünün kendilerini TBMM'ye taşıyan örgütle en küçük bir organik bağının dahi olmadığının göstergesi... Kendi örgütüne güvenmeyen, bunun yerine genel başkanın kanatlarının altına sığınarak PM'ye girmeyi garanti altına almaya çalışan vekiller, CHP'nin halkla neden yeterince kucaklaşamadığının da göstergesi... Geride bıraktıkları bir yıl içinde örgüte sırtını dönenler, PM seçiminde"blok" liste isteyerek bir anlamda başarısız olduklarını vekendilerini örgütün iradesine teslim edemeyeceklerini de itiraf ediyorlar... 

İl Başkanları toplantısı ise vekillerinkine göre kuşkusuz daha verimli geçti. Zira; Kılıçdaroğlu, il ve ilçe başkanlarını PM listesine almayacağını açıklamıştı. İl Başkanları bu yüzden, eteklerindeki taşları rahatça döktü. Bazı il başkanları,Kılıçdaroğlu'na açıkça, "Bu MYK ile gitmez. MYK'dakilerin halkla en küçük bir teması bile yok" dedi. En acı veren konuşmayı ise Rize İl Başkanı yaptı. Başkan, Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak'tan dert yandı ve "Bizi dilenci konumuna soktu. Örgütlere para gelmiyor" dedi. Bu sözler,"yenileşme"nin sağlanamadığını gösteriyordu.

Oysa ki; Kılıçdaroğlu'nun Yeni CHP'si eskisinden farklı olacağını iddia etmiş, biz de buna destek vermiştik. Ancak görülüyor ki; geride kalan iki yıllık süre içinde, yenileşme adına pek bir yol katedilmemiş... Eskinin tüm alışkanlıkları hala sürüyor... Hatta; bunlara; eskiden olmayan yeni"alışkanlıklar"ın eklendiği de görülüyor. İl Başkanları'nın önemli bir bölümü, toplantıda "MYK üyeleri telefonlarımıza çıkmıyor" diye dert yanıyor.

Demek ki; "değişim" bazı kişileri gönderip yerine başkalarını getirmekle olmuyor. Bunu Kılıçdaroğlu ve kurmaylarına daha önce de anlatmaya çalıştık. Ancak ne yazık ki; "değişim"in aslında ne olduğunu anlatmakta yetersiz kaldık. Kılıçdaroğlu, büyülü bir söz olan ve herkesi etkileyen"değişim"i sadece kişilerin değişimine indirgedi. Zihniyet ve bakış açısı değişmediği için parti her geçen gün ivme kaybetti. "Değişim"in içini dolduramayan, zihniyet devrimi yapamayan, yeni bir dil kuramayan, insan ilişkilerinde atılım yapamayan, örgütlerin kapılarını halka açamayan, iç kavgayı bitiremeyen Kılıçdaroğlu, partinin geldiği noktayı pazar günü en açık ve can yakıcı haliyle il başkanlarından dinledi. 

Bir düşünün; iki yıldır "değişim" diyen CHP Genel Merkezi, daha dört ay önce yürürlüğe koyduğu tüzüğe bile riayet edemiyor. "Gelirlerin yüzde 40'ı örgütlere verilecek"denilmesine ve bu hüküm yeni tüzüğe konulmasına rağmen, Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, kendisine ulaşma şansı bulan il ve ilçe başkanlarına"Bizde de para yok" diyor. Örgütlere tüzük gereği gelirin yüzde kırkını yollamak zorunda olan genel merkez, eğeryukarıdaki anlayışı sürdürecekse, aslında kurultay yapmaya da gerek kalmıyor. Kurultay, zihniyet değişimi olmadıkça,partinin parasını ve enerjisini harcamanın dışında hiçbir işe yaramıyor.

Kılıçdaroğlu, yukarıda çok küçük bir parçasını özetlemeye çalıştığımız bu resmi tüm çıplaklığıyla görüyor. Toplantıda konuşan il başkanlarının "Bu MYK ile olmuyor" sözünü açıkça söylemesi, CHP genel başkanına büyük bir fırsat veriyor. Kılıçdaroğlu, enerjisini içe değil dışa; yani iktidara karşı harcayacak bir kurmay heyeti oluşturma fırsatını yakalıyor. Örgütün desteğini arkasında bir kez daha hissedenKılıçdaroğlu, bu yüzden ince eleyip sık dokumalı ve yeni kurmay heyetini buna göre seçmeli. 

CHP'nin yeni kurmay heyeti, önümüzdeki yerel seçimin yükünü omuzlayabilecek güçte olmalı. Yeni PM ve MYK, topluma güven veren kişilerden oluşmalı ve "Bu kadro Türkiye'yi yönetir" duygusunu yaratmalı. Tabii bunun yolu, en başta Kılıçdaroğlu'ndan geçiyor. Kılıçdaroğlu, tutarsızlıklarını bir kenara bırakmayı başardığı taktirde, güvenilirlik katsayısı da mutlaka artacaktır. Yeni dönemde yükün önemli bir bölümü yine Kılıçdaroğlu'nun omuzlarında olacaktır. Çünkü; bizim toplumumuz önce lidere, sonra kadrolarına, en son ise politikalara bakıyor ve değerlendirmesini ona göre yapıyor. Kılıçdaroğlu bu gerçeği göz önüne almalı ve kadrolarını da buna göre şekillendirmelidir.

CHP'nin yeni dönemdeki ilk hedefi, yerel seçimleri kazanacak bir politika ortaya koymak, kadrolarını da buna göre seçmek ve hazırlamak olmalıdır. 

Peki Kılıçdaroğlu bunu ne derece yapacak?

Kurultay öncesi geldiğim ve birkaç gündür konakladığımAnkara'daki izlenimlerime göre, Kılıçdaroğlu kendisine yönelik beklentinin farkında. Bu yüzden, ince eleyip sık dokuyor. "Nasıl bir PM ve nasıl bir MYK?" sorusunun cevabını kafasında şekillendirdiği anlaşılan Kılıçdaroğlu, bunu henüz kağıda dökmüş değil. Yani; henüz kimin PM'ye ilk kez taşınacağına ilişkin net bir tablo yok. Görüşmeler ve değerlendirmeler sürüyor. Kılıçdaroğlu'nun PM'de yer alacak isimlerin yazıldığı "80 kişilik anahtar liste"ye son şekli salı gecesi vereceği belirtiliyor. Delege, bu isimlerden 60'ını PM'ye taşıyacak. Bunların içinden16 ya da 18'i ise MYK üyesi olma şansını yakalayacak.

Tabii bu arada, kimlerin MYK'da kalacağı, kimlerin ise yeni dönemde MYK'da olmayacağı netleşmiş gibi... Kılıçdaroğlu'nun yeni dönemde Faruk Loğoğlu, Sezgin Tanrıkulu, Faik Öztrak, Perihan Sarı, Gökhan Günaydın, Sencer Ayata ve Emrehan Halıcı ile yoluna devam etmesi bekleniyor. 

Yakup Akkaya, Ayten Kayalıoğlu, Mehmet Zeki Gündüz, Birgül Ayman Güler ve Atila Emek'e yeni dönemde MYK üyeliği görünmüyor. Atila Emek'in PM Üyesi Atilla Sav gibi Yüksek Disiplin Kurulu'na kaydırılması bekleniyor. 

Bu bağlamda, durumu tartışmalı olan üç kişiye yönelik plan da merak konusu... Örgütleri mali açıdan rahatlatamayan ve neredeyse tüm il ve ilçe başkanlıkları seçimlerine müdahale eden Erdoğan Toprak'ın MYK'ya girip giremeyeceği net değil... Kılıçdaroğlu, Toprak'ı MYK'ya almaya karar verse bile, görevinin değişmesi, Mali İşler'den Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevinin Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu'na verilmesi bekleniyor. Kılıçdaroğlu, yeni dönemde görev vereceği Kuşoğlu'na 13. kattaki özel odayı daha şimdiden tahsis etti... Öte yandan, Toprak'tan boşalması beklenen görev için, Faik Öztrak da düşünülen isimler arasında... 

Durumu merak edilen bir diğer isim ise Nihad Matkap... Özellikle Hatay Kongresi sürecini yönetemeyen ve bu yüzdenBüyük Kurultay'ın temmuz sıcağına sarkmasına sebep olan Matkap'ın MYK'ya yeniden girmesi düşük bir ihtimal olarak gözüküyor. Kılıçdaroğlu'nun bu göreve kimi getireceği ise henüz netlik kazanmış değil... CHP lideri, "partinin 2. adamlığı" olarak da tarif edilen Örgütlerden ve Örgütlenmelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı için bir ara Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu'nu düşündü. Ancak Feyzioğlu, barodaki görevini bırakmak istemediğini, MYK'da konumu gereği görev alamayacağını söyledi. Feyzioğlu, "PM'de görev almak isterim. Ancak MYK'da olamam" deyince Kılıçdaroğlu yeni bir arayışa girdi. 

Kılıçdaroğlu, Matkap'ın yerine getirilmesi muhtemel isimlerden biri olarak telaffuz edilen Adnan Keskin'e ilişkin herhangi bir karar vermiş değil. CHP lideri, Keskin'e iki - üç ay önce hayli sıcaktı. Ancak; son zamanlarda bakışı değişti. Bu yüzden, "2. adam koltuğu"na Keskin'in oturması da zor... 

Durumu merak edilen bir diğer CHP'li ise Bihlun Tamaylıgil... Çalışkanlığı ve örgütü tanımasıyla bilinen Tamaylıgil'e yeni MYK'da görev verilip verilmeyeceği biraz da "2. adam koltuğu"na kimin oturacağına bağlı... "2. adam koltuğu"nda oturacak kişi, Genel Sekreter Tamaylıgil bu görevi sürdürdüğü taktirde, tüzük gereği onunla paralel olarak çalışmak zorunda... Kılıçdaroğlu, bu dengeyi gözetmediği taktirde, örgüt işleyişine ilişkin ciddi sorunlar yaşanabilir.Kılıçdaroğlu, "2. adam"ın kim olacağına karar verdiği an,Tamaylıgil'in durumu da netleşecek...

Kılıçdaroğlu yeni PM ve MYK'ya ilişkin kararlar verirken, yakın bir dostuna söylediği sözün de takipçisi olacak. Kılıçdaroğlu, kendisini ziyaret eden bir dostuna, "Radikal değişiklikler yapacağım. Parti içindeki kavgada ismi geçen kişiler yönetici olamayacak" dedi. Kılıçdaroğlu, PM ve MYK'yı yeni dönemde enerjisini dışa harcayan ve AKP'yle dişe diş mücadele edecek kişilerden oluşturmak istiyor. 

Çalışmalarını beğendiği milletvekilleri İhsan Özkes, Melda Onur,Şafak Pavey, Aylin Nazlıaka ve Bülent Kuşoğlu'nun PM'ye girmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu bağlamda Haluk Koç'un ismi de son günlerde öne çıkıyor. Kılıçdaroğlu'nun Haluk Koç'u ya MYK'da ya da Grup Başkanvekilliği görevinde değerlendirmesi bekleniyor. CHP lideri, Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'yi MYK'ya kaydırmayı, buradan boşalacak göreve ise Koç'u getirmeyi tasarlıyor. 

Yeni PM'de parlamento ile parti arasındaki bağı korumaya özen göstermesi beklenen Kılıçdaroğlu, PM'deki vekil sayısını 15'le sınırlamayı düşünüyor. Milletvekillerini parlamentoda ve sokakta aktif çalıştırmayı düşünen CHP lideri, PM'nin önemli bir bölümünü de değiştirmeyi hedefliyor. Bu yüzden, mevcutPM'de bulunanların yüzde 70'nin yeni dönemde bu görevde olmayacağı ifade ediliyor. Bu, çarşamba günü seçilecek olan PM'ye en az 35 - 40 yeni ismin gireceğianlamına geliyor.

Kadın ve gençlik kotasına uymayı hedefleyen Kılıçdaroğlu'nun gençlerin önerisini dikkate aldığı da biliniyor. Gençlik Kolları,Gökçe Pişkin, Gül Çiftçi, İrfan Ünal ve Umut Akdoğan'ı yeni PM'de temsilcileri olarak görmek istiyor. Kılıçdaroğlu'nun bunlara ek olarak İstanbul'da bizzat Kurultay Delegesi yaptırdığı Cenk Küpeli'yi de PM'ye taşıması bekleniyor. 

Kadın Kolları'ndan da PM'de yer almasını istedikleri isimlerin listesini isteyen Kılıçdaroğlu, yeni Genel Başkan Hilal Dokuzcan'ın çalışmayı bitirmesini bekliyor. Dokuzcan'ın Kadın Kolları MYK'ya danışarak oluşturacağı listenin pazartesi akşamı CHP liderine teslim edileceği ifade ediliyor. Kadın kontenjanından PM'ye girmesi beklenen isimler arasında İstanbul Örgütü Üyesi Güliz Kaptan ile Nurcan Şanlı'nın ismi telaffuz ediliyor. 

Kılıçdaroğlu, yeni dönemin ihtiyaçlarına göre şekillendireceği PM ve MYK'da yıpranmış isimlere yer vermemeye özen gösterecek. Bu bağlamda, bir dönemKarayalçın'ın kurduğu SHP'de görev almış isimlere şans tanınmıyor. Kılıçdaroğlu, "eski" isimler yerine "genç ve dinamik" bir kadroyu öne çıkarmak istiyor. 

Gazetelerde çıkan "PM'de şu isimler olacak, MYK'da şunlar olmayacak'' gibi haberlere çok kızan Kılıçdaroğlu, "Bu haberleri kim yaptırıyor? Yazılanların neredeyse tamamı yalan" sözünü söylemesine rağmen, haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Bu haberlerin iki gün öncesine kadar "Gürsel Tekin PM'de de MYK'da yer almayacak'' şeklinde çıkması isehaberlerin kaynağını gösteriyor. "Gürsel Tekin PM'de de MYK'da da olamayacak" şeklindeki haberleri okuyup bıyık altından gülen Kılıçdaroğlu, "medya bülbülleri''nin kimler olduğunu bu süreçte öğreniyor. 

Söz Gürsel Tekin'den açılmışken, merak edilen bu konuya değinmeden geçmek olmaz... 

Bir süre önce "gidişattan memnun olmadığı için istifa eden" Gürsel Tekin, perşembe günü CHP lideriyle yaklaşık iki saat boyunca başbaşa görüştü. Görüşmelerini normalde 5 - 10 dakikayla sınırlı tutan Kılıçdaroğlu'nun bunca yoğunluk içindeTekin'le iki saat görüşmesi Ankara kulislerini dalgalandırdı. Görüşme, günde en az iki kez Kılıçdaroğlu'nun Özel Kalem'ini arayıp "Kim geldi, kim gitti, genel başkan kimi aradı?" diye soran ve adeta çetele tutan bir genel başkan yardımcısının odasında bulunan gazetecilerin konuşmaya şahit olmasıyla sızdı. Gazeteciler, Tekin'in Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü öğrenince, medyanın merakı da arttı. 

Kılıçdaroğlu ile Tekin'in bu süre içinde ne konuştukları, neleri masaya yatırdıkları ve hangi değerlendirmeleri yaptıkları bilinmiyor. Gazetecilere hiçbir şekilde "kulis" vermemekle bilinen Tekin, konuştuklarını kimseyle paylaşmıyor. Ancak; Tekin'in son günlerde yeniden hareketlenmesi ve örgüt sorunlarına daha çok kafa yormaya başlaması, Tekin'in yeni sürecin güçlü aktörlerinden biri olacağını gösteriyor. Tabii bu arada, Tekin'in "yüksek profilli" bir genel başkan yardımcılığı görevine getirilmesi ise beklenmiyor. Zira; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı için ismi geçenTekin, bu göreve atandığı taktirde, yerinin kolayca doldurulabilmesi gerekiyor. 

İnsan Ankara'da olunca, kurultaya ilişkin malzeme sıkıntısı da çekmiyor. Hoş; İstanbul'da olduğumuzda da özellikle CHP'ye ilişkin en doğru bilgileri yine bu köşede ve sayfada okuma şansına sahipsiniz. Ankara, kulislerin biraz daha canlı olmasını da beraberinde getiriyor. 

Umarız yeni dönemde CHP, tıpkı kulislerdeki haber canlılığına kavuşur ve Türkiye'yi karanlıktan çıkaracak politikaları üretme başarısını gösterir. Biz CHP seçmenlerinin oy verdiğimiz partiden tek beklentisi bu... Biz Kılıçdaroğlu'nu ve kurmaylarını bu yüzden çok sert sözlerle dönem dönem eleştirdik. CHP'nin AKP karşısında bir iktidar seçeneği olması için uğraştık. Geride kalan iki yıl, bu beklentilerimizi karşılamadı. Ama buna rağmen, umutsuz olmamaya çalıştık. Gördüğümüz hataları ve eksiklikleri dilimiz döndüğünce aktardık ve önlem alınmasını istedik. Bu eleştiriler kimi zaman doğru, kimi zaman ise yanlış anlaşıldı. Biz buna rağmen, doğru bildiğimizden şaşmadık. 

Şimdi; geçmişe takılıp kalmamak ve yeni dönemde CHP'nin yükünü omuzlayacak kadrolara fırsat vermek gerekiyor.Kılıçdaroğlu, kendi deyimiyle ilk kez "çalışma arkadaşları"nı belirleyecek. Bizim Kılıçdaroğlu'ndan beklentimiz, AKP gericiliğine, faşizan anlayışına ve totaliterizmine karşı CHP'yi diri tutması ve alternatif haline getirmesidir. İç kavgalardan arınmış, Atatürk'ün ilkelerine sıkı sıkıya bağlıbir CHP, hem halkın umudu, hem de iktidarın alternatifi olur. Bu potansiyel her türlü baskıya rağmen hala var...

CHP halka güven verdiği ve yukarıda da ifade ettiğimiz üzere"Bu kadrolar Türkiye'yi yönetir" duygusunu yarattığı taktirde iktidar alternatif olmayı başarır. 

Artık bunun aksini düşünmeye bile tahammülümüz yok... Çünkü; Türkiye'nin CHP'ye her zamankinden daha çok ihtiyacı var... Bu umudumuzu yok etmeye ise kimsenin hakkı yok...

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 527 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.