1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP tabanı hem kaygılı hem umutlu
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP tabanı hem kaygılı hem umutlu

A+A-

Geride bıraktığımız hafta sonunu Balıkesir'in Edremit İlçesi'ne bağlı Altınoluk Beldesi'nde geçirdim. CHP'li Altınoluk Belediyesi'nin "Yaşama Saygı - Kültür ve Sanat Festivali"kapsamında düzenlediği panele katılmak amacıyla gittiğim beldede hem okurlarım, hem de izleyicilerimle bol bol sohbet etme fırsatı buldum. Cumartesi günü düzenlenen panel öncesi ve sonrası sohbette ettiğim okur/izleyicilerin ağırlığı tahmin edileceği üzere CHP'lilerden oluşuyordu. Aralarında Balıkesir ve ilçelerinde yönetici olarak görev yapan CHP'lilerin de olduğu kalabalık bir okur topluluğuyla uzun uzun dertleştik. Bu sırada okurlarımızın serzenişlerini de dinledim. CHP'li okurlarımın bazıları özetle, "Partiyi eleştir ama çok sert olmasın" diyordu. Bazıları ise "Hiç eleştirmesen daha iyi olur" diyerek sitem ediyordu. Tabii "Eleştirilmekten korkmayalım" diyenlerin sayısı da hayli fazlaydı!

Altınoluk Belediye Başkanı Hasan Özpolat'ın davetlisi olarak gittiğim beldede, cuma gecesi düzenlenen kokteyl öncesi hayli kalabalık bir grupla medyadan siyasete, CHP'den AKP'ye uzanan geniş bir yelpazede fikir alış verişi yaptık. CHP'liler, AKP'nin anti - demokratik uygulamalarını eleştirirken, partilerinin üzerine daha çok görev düştüğünü söylüyordu. Cuma, cumartesi ve pazar günümü geçirdiğim Altınoluk'ta hissetiğim hava ise farklıydı. CHP'liler, bilinenin aksine bu kez daha umutlu konuşmaya başlamıştı. Birçok CHP'li, AKP'nin uygulamalarından kaygı duysa da umudunu koruyordu. Genel eğilim ise Kılıçdaroğlu'na yönelik desteğin arttığıyönündeydi.

Konuştuğum onlarca CHP'li, sadece Kılıçdaroğlu'na değil,yeni MYK'ya olan desteğini de dile getiriyordu. Hem Akçam Otel'de hem de Cumhuriyet Meydanı'ndaki çay bahçesindeki sohbete katılan CHP'liler, "Yeni MYK iyi oldu, Kemal Bey kendini buldu, daha özgüvenli konuşmaya başladı"tespitini yapıyordu.

Cumartesi günü CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ile Akşam Gazetesi Yazarı dostum Gürkan Hacır'la katıldığımız ve tam iki saat süren panelde, yukarıda ifade ettiğim kaygı ve umudu yeniden gözlemleme fırsatı buldum. Cumhuriyet Meydanı'nda bini aşkın kişinin hiç kıpırdamadan ve yerinden kalkmadan dinlediği panelde, AKP'nin nasıl bir tahribat yarattığını ve Türkiye'nin bu karanlıktan nasıl çıkacağını konuştuk. Sadece tespit yapmakla yetinmeyipçözüm önerileri de sunduk. İzleyicilerin sorularıyla zenginleştirdiği panelde Suriye'den İran'a, PKK'dan 4+4+4'e dek onlarca konuyu masaya yatırdık.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan'ın olağanüstü bir ilgi gördüğü panel, zaman zaman alkışlarla kesintiyi uğradı. Tarhan'ın "Bu hükümeti artık düşürün, demokratik yollardan düşürün, sandıkta düşürün. Türkiye bu karanlıktan artık çıksın" sözleri meydandaki coşkuyu en üst seviyeye çıkardı.

Panelin moderatörlüğünü de üstlendiğim için, hem Gürkan Hacır'a hem de Emine Ülker Tarhan'a yöneltilen yazılı soruların tamamını okuma fırsatı buldum. Panele katılan yüzlerce kişi, 4+4+4 adı verilen ucubeye karşı ne yapılması gerektiğini sordu. Soruyu Tarhan'a yöneltirken, bir gece önce konuştuğumuz bazı CHP'lilerin önerisini de dile getirdim."Acaba 4+4+4'e karşı bir sivil itaatsizlik eylemi gerçekleştirilebilir mi? Aileler yedi yaşına gelmemiş çocuklarını okula göndermese ve sivil itaatsizlik eylemi yapsa herhangi bir hukuki yaptırımla karşılaşır mı?" diye sordum. Zira; bir gece önce sohbet ettiğimiz birçok CHP'linin temel gündem maddesi 4+4+4'ün eğitim sistemi ve çocuklar üzerinde yaratacağı tahribattı. Emine Ülker Tarhan, bu öneriyi"Olabilir, üzerinde konuşulabilir" diyerek yanıtladı. Hukukçu kimliği de olan Tarhan, "Çocukları beş yaşında okula zorla göndermeye karşı, demokratik hakkınızı kullanabilirsiniz"dedi.

Tam iki saat süren panel boyunca, PKK'nın saldırıları, Suriye'de bundan sonra ne olacağı, AKP'nin emperyalist sisteme nasıl hizmet ettiği gibi konular masaya yatırıldı. Gürkan Hacır'ın"Gazetecilik ekmek parası için yapılmaz, gazetecilik kamuya karşı olan toplumsal sorumluluk için yapılır" sözü de gecenin dikkat çeken ve destek bulan tespitlerindendi.

Panelin bitimine yakın ise kısa bir değerlendirme yapma fırsatı buldum. CHP'yi eleştirdiğim için sitem eden okurlarıma ve izleyicilerime şöyle seslendim: 

"Biliyorum, içinizde bana kızanlar ve sitem edenler var. CHP'yi dönem dönem eleştirdiğim için serzenişte bulunuyorsunuz. Ben bu ülkede AKP'nin faşizan uygulamaları altında gazetecilik yapmaya çalışan ve CHP'ye oy verdiğini her platformda söyleyen bir gazeteciyim. Ben gazetecinin taraflı olmasından yanayım. Tarafsızlık yalanına inanmıyorum. Tarafımı da açıklıyorum. Halkın yanındayım. AKP tarafından yönetilmek istemediğimi her platformda dile getiriyorum. CHP'nin iktidar olmasını istiyorum. CHP'yi de daha iyi olması için eleştiriyorum."

Bu sözlerim üzerine izleyicilerin alkışları ve sevgi gösterisiyle paneli bitirdik. Belediye Başkanı Hasan Özpolat, CHP Balıkesir İl Başkanı Muzaffer Mavruk ve Balıkesir Milletvekili Nedret Akova'nın kürsüde sunduğu çiçek ve plaketleri de aldıktan sonra sahneden indik. Tarhan ise hem plaket ve çiçek, hem de yörenin bir sanatçısı tarafından "yakma usülü"yle yapılan portreyle sahneden uğurlandı. 

İzleyicilerin bir bölümü güneş ışığında başlayıp ay ışığında sürdürdüğümüz panel sonrası da bizi bırakmadı. Birçok CHP'li, yaptığımız sohbetlerde "Kemal Bey'e destek verin, bakın MYK da düzeldi. Parti içinde kavga bitti. Siz de destek olun" dedi. Birçok CHP'li ise Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde CHP'nin İstanbul adayının kim olacağını merak ediyordu. ''Gürsel Tekin mi yoksa Mustafa Sarıgül mü?''tartışmasının Balıkesir'de de tam gaz sürdüğünü söyleyebilirim... Seçimlerde mağlup olmaktan bıkan CHP'lileri bu konuda da hayli umutlu gördüm.

CHP tabanı belli ki artık AKP'nin her yanı kuşatan karanlığından bir an önce kurtulmak ve umudunu korumak istiyor. Bunu, Tarhan'a yollanan sorularda da gördüm. Birçok dinleyici, "Parti içinde kavgaya izin vermeyin, birlik olun" diyor, Tarhan aracılığılıyla parti yönetimine sesini duyurmaya çalışıyordu.

Altınoluk'ta edindiğim izlenimlerin çok küçük bir bölümünü sizinle paylaşabiliyorum. Zira; Altınoluk'ta aldığım eleştirilerden biri de"uzun yazdığım" üzerineydi. Bu yüzden, izlenimlerimi olabildiğince kısa tutmaya çalışırken, son bir söz daha söylemek istiyorum:

Balıkesir'in birçok ilçe ve belde belediyesini CHP'liler yönetiyor. Bu bölgeleri görmenin yanı sıra, Altınoluk'un komşusu olan Çanakkale'nin Küçükkuyu Beldesi'ni de ziyaret etme fırsatım oldu. Size şunu söyleyebilirim: Balıkesir ve Çanakkale'de CHP'nin yönettiği belediyeler, Türkiye'nin adeta bir vahası ve hava deliği haline gelmiş... Çoraklaştırılan Türkiye topraklarında, kültür ve sanata yoğunlaşırken sosyal belediyeciliği de ihmal etmeyen CHP'li başkanlar, geleceğe yönelik umutlarımızı biraz daha artırdı. Tabii demokrasiye ve laikliğe sımsıkı bağlı olan Körfez halkının Cumhuriyet'in ilkelerine olan bağlılığını görmemiz de... 

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 569 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.