1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP ve MHP'ye karşı 'İlahiyatçı' aday kriteri
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP ve MHP'ye karşı 'İlahiyatçı' aday kriteri

A+A-
AKP 2015 seçimlerinde göstereceği adaylara ilişkin kriterini oluşturdu. Kriterler, AKP'nin yol haritasını da ortaya koyuyor.

''Sözde Başbakan'' Ahmet Davutoğlu, koltuğunun gerçek sahibi Recep Tayyip Erdoğan'ın gölgesinden bir türlü kurtulamıyor. Erdoğan, adeta hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan gibi davranıyor.

Kuşkusuz, bunun en önemli sebeplerinden biri, Erdoğan'ın dominant kişiliği... Erdoğan, her şeye hakim olmak, Türkiye'yi tek başına yönetmek istiyor. Bu yüzden, tüm yetkileri kendisinde topluyor.

Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten iki ya da üç gün sonra, Halk TV'de katıldığım bir programda, yeni cumhurbaşkanının Çankaya Köşkü'nü kullanmayacağını, makamı AK SARAY adı verilen kaçak binaya taşıyacağını duyurmuştum. Aynı programda, Ahmet Davutoğlu'nun da adı geçen binaya getirileceğini ve RTE'nin ya alt katında ya da karşısındaki dairede çalışacağını söylemiştim.

İlk iddiam gerçekleşti. RTE, Çankaya Köşkü'nü AK SARAY'a taşıdı. Böylece, Cumhuriyet'le olan hesaplaşmasında bir adım daha attı. Adına ''Restorasyon''dedikleri süreç hızlandı.

Önümüzdeki dönemde, cumhuriyetle olan hesaplaşmaları daha da derinleşecek. Atatürk heykellerinin ''provokasyonlar'' yaratılarak kaldırılması, cumhuriyetin sembollerinin iğdiş edilmesi ve daha birçok adım daha atılacak. Böylece,ERDOĞAN REJİMİ güçlendirilmeye çalışılacak.

Göreceksiniz, kısa bir süre sonra ''Sözde Başbakan'' Ahmet Davutoğlu da AK SARAY'a taşınacak. Erdoğan, YÖNETİM BİRLİĞİ adını verecekleri bir sistemi devreye sokacak ve Davutoğlu ile Erdoğan aynı binada çalışacak. Daha doğrusu, Erdoğan Davutoğlu'nu kaçak olarak inşa edilen AK SARAY'a getirterek, kontrolü daha kolay sağlayacak. Davutoğlu'nun kendisinden habersiz herhangi bir adım atmasına izin vermeyecek.

Eeee; malum genel seçim yaklaşıyor. Erdoğan, genel seçim öncesi partisindeki ipleri sıkı tutacak ki; sandıkta kazaya uğramasın...

Erdoğan, cumhurbaşkanı olmasına rağmen, AKP'nin gündelik işleri ve genel stratejisiyle bire bir ilgileniyor. Zaten bunu saklamıyor da... Katıldığı tüm açılışlarda, tıpkı Başbakan gibi CHPMHP ve HDP'ye yükleniyor. Davutoğlu'nun ajitasyon yeteneğinin sınırlı olduğunu ve kitleyi motive edemediğini gören Erdoğan, ortaya çıkan boşluğu kendisi doldurmaya çalışıyor. Davutoğlu'nun yetersizliği ortaya çıktıkça, Erdoğan'ın sesi daha da yükseliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Emanetçi Başbakan Davutoğlu'nun yarattığı boşluğu sadece miting meydanlarında değil, AKP'nin stratejisinin oluşturulmasında da dolduruyor. Erdoğan, 2015 yılında yapılacak olan seçimlerde AKP'nin milletvekili adaylarına ilişkin kriterleri de belirlemiş durumda. Biraz sonra okuyacağınız kriterler, iktidar partisinin önümüzdeki sürece ilişkin yol haritasını ve nasıl bir politika izleyeceğinin ipuçlarını veriyor.

Nisan ayının 19'u ya da 26'sına çekilmesi planlanan genel seçimlere hazırlanmaya başlayan AKP, Erdoğan'ın çizdiği Davutoğlu'nun da katkı sunduğu bazı kriterler belirledi. Yeni dönemde AKP'den milletvekili olmak için temel kriter ise "İmam Hatip ya da İlahiyat Fakültesi mezunu olmak'' şeklinde belirlendi.

Kuşkusuz, bu iki okulu bitirmeyenler AKP'den aday olamayacak diye bir şart yok... Ancak; temel kriterlerden biri İmam Hatip ya da İlahiyat Fakültesi mezunu olmak şeklinde belirlendi. Bu kriter, AKP'nin "Siyasal İslam'' söylemini daha çok kullanacağı ve partinin ''daha muhafazakar'' bir renge bürüneceğinigösteriyor.

AKP'nin belirlediği kriterlerden biri de "MHP tabanından oy alabilecek olmak.'' AKP kurmayları, şu sıralar MHP tabanını etkileyebilecek kişilerin kimler olduğuna kafa yoruyor. Buna ilişkin, alttan alta bir çalışma yürütülüyor.

Bu çalışma, AKP'nin yeni dönemde MHP'nin tabanına oynayacağının en açık işareti... Ve aynı zamanda, AKP'nin kimi zaman kendisine, kimi zaman iseHDP'ye oy veren Kürt seçmeni gözden çıkardığının da tabii ki... AKP, MHP tabanından oy alabilecek kişileri milletvekili adayı olarak seçmenin karşısına çıkarma hazırlığı yaparken, önümüzdeki seçim sürecine "milliyetçi''söylemlerin hakim olacağı görülüyor. AKP kurmayları; ancak ve ancak milliyetçi seçmenden oy alabildiği takdirde ''tek başına iktidar olabileceği''ni ve"Anayasa'yı değiştirme gücüne sahip olacağı''nı düşünüyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP tabanından oy alan Erdoğan, bu yönelimi AKP'de kalıcı hale getirebilmek için bir süredir ''milliyetçi söylemler''le konuşuyor. Böylece, ABD ve İsrail'le girilen grift ilişkiler de milliyetçilik perdesiyle örtülüyor...

Göreceksiniz; süreç içinde AKP'lilerin milliyetçi söylemleri artacak. MHPtabanının hoşuna gidebilecek söylemler dolaşıma sokulacak. "Güçlü polis, güçlü devlet'' sözleri daha çok duyulacak. Polisin yetkilerini artıran anti demokratik yasaların toplumsal destek bulabilmesi için MHP tabanına güller atılacak. Anti demokratik yasalar uygulamaya konulurken, PKK bahanesi ileri sürülecek. Böylece, hem MHP tabanının gönlü hoş edilecek, hem de muhalefetin yasalarla boğulması ve etkisizleştirilmesi hedeflenecek. Tabii bu arada, MHP tabanı, Abdullah Öcalan'la pazarlık yapan, masaya oturan AKP'nin bu uygulamalarını görmezden gelecek.

AKP, PKK'yı tam olarak karşısına almamak ve kararsız Kürt seçmenden gelen oyu tamamen yitirmemek için ise yine Öcalan faktörünü devreye sokacak. AKP medyası, Öcalan'ı her seçim öncesi olduğu gibi yine avutacak. "Şartları iyileşecek'' , "Başka bir cezaevine nakledilebilir'' , "Genel af çıkabilir''denilerek, Öcalan'ın ''Çözüm Süreci''ni bitirmesinin önüne geçilecek. Hakan Fidan ve RTE'nin rehini haline gelen ve bir an önce dışarı çıkabilmek için fırsat kollayan Öcalan, yine bu masallarla oyalanacak. Böylece, HDP'nin etkili bir muhalefet yapmasının da önüne geçilecek. HDP, AKP'yi zorladığı takdirde, devreye Öcalan sokulacak. Yani; Selahattin Demirtaş'ı önümüzdeki süreçte, RTE'yi yine alkışlarken görebilirsiniz.

Malum; Selahattin Demirtaş, RTE'nin yemin törenine girmek istemiyordu; Öcalan İmralı'dan talimat verince, Demirtaş hem yemin törenine katıldı, hem de RTE'yi alkışlamak zorunda kaldı. Demirtaş ve HDP, önümüzdeki süreçte bu tür yalpalamaları fazlasıyla yaşayacak. Zira; Kandil'deki PKK kurmayları da HDP'lilerin kendi istekleri doğrultusunda hareket etmesini isteyecek.

Diyeceksiniz ki; iyi de AKP hem Kürtleri, hem Türk milliyetçilerini, hem dekendi tabanını bunca çelişkiye rağmen nasıl bir arada tutacak? Onları nasıl ikna edecek?

Zaten, bu sorunun cevabı, iktidar olmanın anahtarı... AKP tam 12 yıldır bunu başarıyor ve her seçim öncesi kendi tabanını bir arada tutabilmenin yolunu buluyor. Bu anahtar kimi zaman ''Ergenekon'', kimi zaman ''Balyoz'' kimi zaman ise "Paralel Yapı'' oluyor.

''Paralel Yapı'' meselesine geçmeden önce, HDP'ye ilişkin bir notu daha aktaralım:

AKP yönetimi, HDP'yi baraj altında tutmak ve milletvekili çıkarmasını engelleyebilmek için farklı metodları da devreye sokacak. Bunlardan biri, medya eliyle gerçekleştirilecek. HDP'nin oylarının yüzde on ve üstü olduğu, seçime HDP çatısı altında girdikleri takdirde, en az 50 milletvekiliyle temsil edilecekleri yönünde haberler yaptırılacak. Öcalan da devreye sokularak, HDP'nin ''bağımsız aday''lar yerine parti kimliğiyle seçime girmesi için baskı kurulacak.

AKP, bu politikayla, HDP'yi tuzağa düşürmeyi ve TBMM dışında bırakmayı tasarlıyor. Çünkü; HDP barajı aşamadığı takdirde, seçim sistemindeki saçmalık yüzünden, HDP'ye gitmesi gereken vekil sandalyesi sayısı, AKP'nin hanesine yazılıyor. AKP, bu maniplasyonu yapmayı becerdiği takdirde, fazladan 50 milletvekiline sahip olmayı tasarlıyor.

AKP, önümüzdeki seçim sürecinde de "Paralel Yapı''ya ilişkin ''mücadelesi''ni sürdürecek. Öyle ki; milletvekili adayı olma kretirleri içinde ''paralel yapı''ya ilişkin kararlar da var. Örneğin; AKP'nin belirlediği kriterlere göre, milletvekili adayı olabilmek için, "paralel yapıya karşı tavrınızın net olması'' ve ''paralel yapının mağduru olmanız'' şart...

Eğer bu iki şarttan birini yerine getirmiyorsanız, AKP'den milletvekili adayı olabilmeniz mümkün değil...

Bu kriter, önümüzdeki süreçte de ''paralel yapı'' masallarını bol bol dinleyeceğimizi gösteriyor.

Malum; RTE Fethullah Gülen Hareketi'nin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne"terör örgütü'' olarak girmesi için talimat verdi. RTE, artık kişiselleştirdiği bu mücadeleyi, ''devletin sorunu'' haline getirdi. Seçim süreci boyunca, Fethullah Gülen Hareketi'ne yönelik mücadele devlet eliyle sürdürülecek.

Öyle ki; çok ünlü bir işadamı ile çok ünlü bir gazeteci, ''örgüt''ün itirafçıları haline getirilecek. Böylece, "AKP'ye darbe planladılar'' , "AKP'yi dış ülkelerle işbirliıği yaparak yıkmak istediler'' yalanı bir süre daha dolaşımda tutulacak. AKP tabanı da ''Mağdur edildik'' edebiyatıyla oyalanacak. Tabanın, AKP etrafında kenetlenmesine çalışılacak.

Bu politikayı boşa çıkarmanın yollarından biri kuşkusuz ki CHP'nin net tutumu olacak. CHP, önümüzdeki süreçte de AKP tarafından "Paralel yapıyla işbirliği yapıyor'' yalanına maruz kalacak. AKP'nin dümenine girmiş sözde ulusalcı yayınlar, AKP'nin bu yalanını sürekli gündemde tutacak. Böylece, o yalanların AKP tabanında karşılık bulması sağlanacak. Aynı zamanda, CHP tabanının kafasının karışması da hedeflenecek. CHP'nin bu politikayı boşa çıkarması için, Fethullah Gülen Hareketi'yle ilişkisinin olmadığına dair güçlü bir algı oluşturması gerekiyor. Aksi takdirde; AKP'nin yalanları, CHP üzerinden yaratılacak algıyla, gerçekmiş gibi sunulacak.

Bu bağlamda, AKP'nin milletvekili kriterleri arasında "gençleşme'' ve"akademik kimlik sahibi olma'' da bulunuyor. AKP, yeni dönemde toplumun önüne genç milletvekili adaylarıyla çıkmak istiyor.

CHP'NİN İNSAN KAYNAĞI

Yukarıdaki kriterlere ilişkin çok şey söylenebilir kuşkusuz... AKP'nin genel seçim sürecinde "daha milliyetçi'' bir söylemle seçmenin karşısına çıkacağı ve özellikle MHP tabanına oynayacağı açık.. ''Gençleşme'' ise kuşkusuz diğer partileri de ilgilendiriyor. Ana muhalefet partisi CHP'nin seçim stratejisi önümüzdeki günlerde şekillenmeye başlayacak. Önce Parti Meclisi, ardından ise milletvekilleriyle düzenlenecek olan toplantılarda, sürece ilişkin değerlendirmeler yapılacak.

CHP'nin yeni dönemde gençleşmesi ve partisine gönül veren gençlerin önünü açması gerekiyor. Denilebilir ki; ''CHP'de yeterince genç var mı?''

Bu sorunun cevabı, CHP Gençlik Kolları'nın pazar günü düzenlediği toplantıdaydı. "Yozlaşmaya Karşı  Kurtuluş Çalıştayı'' adı verilen ve çeteler tarafından katledilen CHP Sarıyer Üyesi Hasan Ferit Gedik'in anısına düzenlenen seminere, iki bin genç katıldı. Doğrusu, ben uzun süredir CHP'li iki bin genci bir arada görmemiştim. Salonda bulunan gençlerin tamamı, iktidar olma arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Bu; her hallerinden belliydi...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu keşke o çalıştaya ''tedbil-i kıyafet''ile gelse ve gençlerin gözündeki o coşkuyu görebilseydi..

ALİCAN ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ HEPİMİZE...

Ben o salondan, umutlanarak ayrılırken, kulağımda Hasan Ferit Gedik'in anısını yaşatan gençlerin aynı sıcaklıkla bağırlarına bastığı CHP Maltepe Üyesi Alican'ın sözleri asılı kaldı.

Alican, 1 Mayıs 2014'te CHP Beşiktaş İlçe binasının önünde  polis kurşunuyla yaralandı ve şu an iki gözü de yüzde 90 oranında görme kaybı yaşıyor. Alican, davet edildiği kürsüde,"Hasan Feritler, Abdullah Cömertler, Ali İsmailler ve diğer arkadaşlarımız canlarını verdiler. Ben kendi meselemi bunun üzerine koymak istemem, bunu konuşmak da istemem'' diyerek, ''partili olmanın'' dersini verdi.

"Ranta, haksızlığa ve yolsuzluğa karşı mücadelem bundan sonra da sürecek'' diyen Alican, AKP'nin neden yenilmek zorunda kalacağını da gösterdi.

Partisi için bedel ödeyen /  bedel ödemeye hazır olan, metaneti ve serinkanlılığıyla salondakilere duygu fırtınası yaşatan Alicanları gördükçe, hem geleceğe hem de CHP'ye ilişkin umudumuz tazelendi.

Sözün özü:

AKP, yeni sürece özkaynağıyla hazırlanıyor. CHP de macera aramak yerine, partisini ayakta tutacak iç dinamiklerine yönelmeli ve insan kaynağını kendi tabanından yaratmalıdır. O salona gelen; Alican'la aynı duyguları paylaşan, Hasan Ferit'in dedesi ve annesini ayakta dakikalarca alkışlayan iki bin gencin de aynı düşünceyi taşıdığına inanıyorum. CHP, Hasan Feritlerin, Alicanların, Abdocanların ve Ali İsmaillerin mücadele geleneğini yaşattığı takdirde, iktidar alternatifi olabilecektir... 

Bu yazı toplam 827 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.