1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP'li kadınlar hangi mesajı verdi?
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP'li kadınlar hangi mesajı verdi?

A+A-

CHP'nin sekiz yıl aradan sonra düzenlediği Kadın Kolları Kurultayı'nın sonuçları benim açımdan hiç şaşırtıcı olmadı. Seçim üzerine tahmin yürüttüğüm tüm ortamlarda,Hilal Dokuzcan'ın kazanacağını dile getirdim. Bu iddiamı ortaya koyarken, hem kadın örgütleriyle yaptığım konuşmalardan edindiğim izlenimden, hem de Gerçek Gündem'de (GG) yer alan anketten faydalandım. CHP tabanının nabzı; kendini o ankette de göstermişti. Dokuzcan bizim ankette 342, Deniz Pınar Atılgan ise 67 oy almıştı. Zuhal Samlı ise anketin yayımlandığı günlerde adaylığını henüz açıklamamıştı. Bu yüzden Samlı'ya yer verememiştik. Ankette Samlı da yer alsa sanırız kesin sonuca tam ulaşacaktık. Bizim ankette 342 oy alan Hilal Dokuzcan, gerçek seçimde 332 rakamını yakaladı.Deniz Pınar Atılgan, GG'nin anketinde 67 oy almıştı. Gerçek seçimde ise 60 oyda kaldı. GG okurları, böylece seçim sonuçlarını bir hafta önceden ilan etmiş oldu. 

CHP'nin sekiz yıl aradan sonra yaptığı Kadın Kolları Kurultayı, kuşkusuz parti içi tartışmalar açısından zengin malzemelerle dolu... Bunları irdelemeye çalışacağız. Ancak bunu yapmadan önce, pazar günü yapılan seçimin bir değil iki kazananı olduğunun altını çizmek gerekir. Seçimden sadeceHilal Dokuzcan değil, Kemal Kılıçdaroğlu da kazançlı çıktı.Kılıçdaroğlu, farklı kaygılarla da olsa seçime direk müdahale etmedi. Verdiği sözü tuttu. Kurmaylarına da"Kimse bu seçimde taraf olmasın" dedi. Hoş; kurmaylarınınönemli bir bölümü Dokuzcan'ı desteklemiş olsa da CHP lideri bildiğim kadarıyla kimseye "Şu adaya oy verin"telkininde bulunmadı. Seçimler, diğerlerine göre, nispeten ''demokratik'' bir ortamda geçti. 

CHP'nin Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler'in Başdanışmanı Hilal Dokuzcan, kuşkusuz bu konumunun verdiği avantajı iyi kullandı. Ancak; Dokuzcankadar avantajlı olan iki isim daha vardı. Deniz Pınar Atılganseçime Kadın Kolları Genel Başkanı olarak girdi. Parti Meclisi Üyesi Zuhal Samlı ise bir dönem önceki Kadın Kolları Genel Başkanı'ydı. Denilebilir ki; adayların üçü de neredeyse eşit koşullarda yarıştı. 

Hilal Dokuzcan'ın kazanmasındaki en önemli etken; kararlıoluşuydu. Hedefi belliydi ve hedefine kilitlenmişti. Bir dönem önce CHP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi olan Dokuzcan, 13 Şubat'ta yapılan İl Başkanlığı seçiminde listeye girmedi.Dokuzcan, arkadaşı Oğuz Kaan Salıcı ile konuşarak yeni rotasını çizdi; Kadın Kolları Genel Başkanlığı yarışı için kolları sıvadı. 

Birgül Ayman Güler'in yardımcısı olarak genel merkezde çalışmaya başlayan Dokuzcan, bu süre içinde örgütlerle sıcak ilişkiler kurdu. Onlarca kenti ziyaret etti. Hayata soldan bakan , "gülümseyebilen" ve seçimde yaptığı konuşmada''sol''u öne çıkaran Dokuzcan, seçimi tereyağından kıl çeker gibi aldı. Rakipleri Deniz Pınar Atılgan ile Zuhal Samlı ise ''Bir seçim neden kaybedilir?" sorusunun yanıtını vermek ister gibiydi... Kararsızlık, programsızlık, hedef koyamama ve heyecan yaratamama gibi olgular, her iki adayın fark yemesine sebep oldu. Bunları, seçimi izlemek üzere gittiğim Ankara'da yakından gözlemleme fırsatım oldu. 

Peki; Kadın Kolları Genel Başkanlığı seçimi hangi siyasal mesajı verdi? Asıl önemli olan ve üzerinde durulması gereken nokta da bu kuşkusuz: 

Ankara Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda yapılan seçimde edindiğim izlenim şu: 

CHP'ye oy ve gönül veren emektar kadınlar, partilerinin hemsolda olmasını, hem de Atatürk'e sıkı sıkıya bağlı kalmasınıistiyor. Bunu, seçimler henüz başlamışken telefon bağlantısıyla katıldığım Ulusal Kanal'da da anlattım. Hakan Bayrakçı'nın sunduğu programda, "CHP yönetiminin, salondaki kadınların Atatürk'ün adının geçtiği her yerde dakikalarca alkış tutmasını iyi gözlemlemesi gerekir" dedim. 

Salondaki hava bu yöndeydi. Konuşmacılar Atatürk'e vurgu yaptığında kadınların neredeyse tamamı alkışlıyor; verilen referansı destekliyordu. Dokuzcan da bu atmosferi hissetmiş olmalı ki; ilk gün yayımladığı bildiride Atatürk'e yönelik vurgunun eksikliğini kapatmak için başka bir yola başvuruyordu. Dokuzcan, Atatürk'ün sözlerine yer veren kendi pankartlarını salonun dört bir yanına astırıyordu. 

Seçimi rakiplerine fark atarak kazanan Dokuzcan'ın baştan beri"sol''da durması ve rotasını açıkça ilan etmesi CHP'li kadınların tercihini göstermesi açısından önemli bir göstergeydi. Kadınlar, eşit şartlarda yarışan üç aday içinde "sol"a daha çok vurgu yapan, geçmiş yerine "geleceği" konuşan Dokuzcan'ı tercih etti. Kendisini "Ulusalcı" olarak tarif eden Samlı ve Atılganise gelecek yerine daha çok geçmişi anlattı. Bu onlar açısından bir hataydı. CHP tabanı, herkesi dinledikten sonra siyasette "yeni bir yüz" olarak öne çıkan; CHP'liliği ise hayli eski olan Hilal Dokuzcan'ı seçti. CHP'li kadınlar, genel merkezde bulunmanın avantajını iyi kullanan Dokuzcan'a yetki ve fırsat vererek, "Örgütleri ayağa kaldır" demiş oldu.Ankara, İzmir ve İstanbul'un büyük desteğini alanDokuzcan, sanırız bu mesajı iyi okuyacak ve kısa süre içinde"Mustafa Kemal Atatürk''e ilişkin vurgularını daha da artıracaktır. Çünkü; CHP tabanı; Dokuzcan'dan ''Atatürk ile sol''u harmanlamasını bekliyor. 

Tespitlerim bazılarına garip gelebilir... Oysa ortada ''garip olan birşey yok." Mustafa Balbay'ın mesajını ayakta dakikalarca alkışlayan CHP'li kadınlar, Kılıçdaroğlu, Uludere'de katledilen çocuklar ile annelerinin çektiği acıyı anlattığında da aynı duyarlılığı gösteriyor. Salonda sayıları hayli fazla olan ve AKP karşıtı sloganları ağız dolusu atan türbanlı / başörtülükadınlar hem Dokuzcan'a hem de Kılıçdaroğlu'nun sözlerine destek verirken, ortaya koyduğumuz sentezin bileşenlerinin ortak paydasını da sergiliyor: ''Vicdan'' , "emeğe saygı" ,"özgür birey" ve "bağımsızlık" olguları salondaki CHP'lileri ortak bir potada eritiyor. CHP bu duyguyu yurdun dört bir yanına yaydığı an; iktidara bir adım daha yaklaşacaktır. 

Üstelik bunun; yani iktidar olma iddiasını sürdürmeninkoşullarının hala var olduğu İstanbul'da ortaya çıkıyor. Kuşkusuz; CHP'de onlarca eksik ve hata var. Ama bunlara rağmen; CHP'nin İstanbul'da son aylarda oylarını üç puan artırması, tünelin ucundaki ışığın biraz daha görünmesini sağlıyor. Salonda, Emine Ülker Tarhan'dan sonra en çok alkışı alan CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin'inkongreyi izleyen gazetecilere verdiği bilgiye göre, artık tamamen keşmekeş haline gelen kent trafiği ve yoksulları evinden/barkından edecek olan Kentsel Dönüşüm faciası, CHP'ye olan ilgiyi artırıyor. Tekin'in elinde bulunan ankete göre, CHP İstanbul'da bir ivme yakalıyor. CHP kurmayları bu ivmeyi değerlendirebildiği taktirde, Türkiye'nin kaderinin değişmemesi imkansız gibi görünüyor. 

CHP Kadın Kolları Kurultayı, bu bağlamda CHP açısından iyi bir moment oldu. Bir kere; kadınlar her türlü olumsuzluğa;yaz aylarının sıcaklığına ve maddi imkansızlıklara rağmenkurultaylarına sahip çıktılar. Salonun düzenlenmesinden, otellerde kalınacak yerlerin ayırtılmasına dek hiç bir sorun yaşanmadı. Salon, temmuz ayının sıcağına rağmendoluydu. Hatırı sayılır bir kalabalık da dışarıda durmayı tercih etti. AKP iktidarının zulmünü biz erkeklere göre bir kat daha fazla yaşayan CHP'li kadınlar, kurultayda geleceklerine sahip çıktıklarının bilinciyle davrandı. Kavganın - dövüşün - gürültünün olmadığı, politikanın konuşulduğu bir kurultayla, yeni döneme adım atıldı. 

CHP'nin rotasının ne yana kırılması gerektiğini gösteren kadınlar, Kılıçdaroğlu'na yönelik sevgi gösterisini de ihmal etmedi. Uzun süredir moralsiz görünen Kılıçdaroğlu, salondaki tabloyu görünce biraz olsun nefes aldı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yüzündeki yumuşama açıkça görülüyordu. Keşke eşi Sevil Kılıçdaroğlu da biraz o coşkuyu hissedebilseydi. Bütün kongre boyunca tek bir kez bile gülümsemeyen Selvi Kılıçdaroğlu'nu salondaki heyecan bile değiştiremedi. Selvi Kılıçdaroğlu, ''mutsuz'' bir görüntü verdi. 

Yukarıda da ifade ettiğim üzere; Kadın Kolları Kurultayıüzerine çok şey söylenebilir. Ancak; bir şeyin hakkını da teslim etmek gerekir. CHP tüm eksiklerine rağmen, ''parti içi demokrasi"yi uygulamaya çalışan belki de tek parti... Bunu,Zuhal Samlı, Deniz Pınar Atılgan ve Hilal Dokuzcan'ın sahneye çıkarken bir kez daha gördük. Diğer iki aday, Zuhal Samlı'nın uzattığı eli geri çevirmedi ve kürsüye birlikte çıktı.Kılıçdaroğlu, her üç adayın elini havaya kaldırdı ve "Seçimi siz yapacaksınız" diyerek delegelere seslendi. Bu tablo, AKP'de hiçbir zaman göremeyeceğimiz; daha doğrusu hayal bile edemeyeceğimiz bir görüntüydü. Kılıçdaroğlu, parti içi seçime karışmayarak hem kendisini yıpratmadı, hem de adayları ötekileştirmedi. Sahneye tüm adayları çağırarak, AKP'ye de "uygulamalı demokrasi dersi" verdi. 

Doğrusunu söylemek gerekirse; CHP Kadın Kolları Kurultayı,CHP'nin bir seçmeni olan bana da moral verdi. Yıllardan bu yana iktidar yüzü görmeyen; ancak birgün olsun dahi partilerini, inançlarını, ideolojilerini terk etmeyen kadınların geleceğe yönelik beklentilerinin verdiği coşkuyu görmek,AKP'den kurtulacağımıza yönelik umutlarımı da artırdı.Demokrasi kavgasının kadınlar olmadan verilemeyeceği; verilse bile bir ayağının eksik olacağı Kadın Kurultay'ında bir kez daha görüldü. 

CHP kurmayları şimdi bu tabloyu doğru okuyup 17 - 18 Temmuz'daki Büyük Kurultay'ın rotasını da ona göre çizmek zorunda. Kadınlar, pazar günü yeni dönemin ilk ipuçlarını"dayanışma, birlik ve mücadele" olgularını yan yana getirerek verdiler. Kılıçdaroğlu bu tabloyu iyi okuduğu taktirde, CHP'yi yerel seçimlere ''dinamik ve umut veren" bir yapı haline getirerek sokmayı başaracaktır. Bu potansiyel, CHP'nin geçmişinde var. Yeter ki; geleceğe yönelik kararlı bir duruş sergilensin... CHP'nin emektar kadınları; partilerini iktidara taşımaya hazırlar... Bunu pazar günü bir kez daha gördük... 

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 395 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.