1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP'li Salıcı ve süt meselesi...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP'li Salıcı ve süt meselesi...

A+A-

CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimi tamamlandı. Abdi İpekçi Spor Salonu'nda yapılan kongreyi Kemal Kılıçdaroğlu'nun desteklediği Oğuz Kaan Salıcı kazandı. Salıcı, 638 delegenin 278'inin, rakibi Ali Özcan ise 160'ının oyunu aldı. 184 delegenin oyu ise iptal edildi. Kongrede 14 delege ise oy kullanmadı. Oy kullanmayan delegelerden biri Kemal Kılıçdaroğlu, diğeri ise Gürsel Tekin'di. Kılıçdaroğlu da Tekin de "tarafsız oldukları"nı göstermek için sandığa gitmedi.

Kongreye ilişkin değerlendirmeleri bir önceki yazımda kapsamlı bir şekilde ele aldığım için ayrıntılara yeniden girmeyeceğim. CHP yönetimi söylediklerimizden ders çıkardığı taktirde, 2014 yılında yapılacak olan yerel seçimlerde bugünkü ''karamsar tablo''yu dağıtma şansını yakalayabilir. Ancak bunun için; başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, CHP yönetiminin samimi bir özeleştiri yapması gerekiyor. Bu yapılmadığı taktirde, Kılıçdaroğlu CHP tabanının umutlarını bir daha yeşermemek üzere yok edecektir.

Kılıçdaroğlu eğer iktidarı istiyorsa, yapması gereken ilk iş, siyasi söylemlerini değiştirmek olmalıdır. CHP liderinin yaptığı konuşmalar özensiz, siyasi içerikten yoksun, halkta heyecan uyandırmayan, çarpmayan ve sorgulatmayan bir niteliktedir. Kılıçdaroğlu, konuşmalarında sürekli olarak soru sormaktadır. Oysa; bize soru değil, cevap gerekiyor!

Çarpmayan, şaşırtmayan, yankı uyandırmayan ve sorgulatmayan konuşmalara ilişkin en basit iki örnek şu:

Kılıçdaroğlu, AKP'nin ilköğretim okulu öğrencilerine dağıttığı sütlerden dolayı zehirlenen çocukları anlatırken, kimsenin ilgilenmeyeceği bir detaya takılıyor. CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin dağıttığı sütlerin, AKP'nin dağıttığı sütlerden daha ucuz olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kuruş ve lira hesabı üzerinden yapılan polemik, meselenin özünü kaçırıyor. Kılıçdaroğlu ''müfettiş'' edasıyla kuruş hesabı yaparken, AKP'nin yarattığı devasa yoksulluk tablosunu ise teşhir etmiyor.

TV'lerde defalarca anlattım... Kılıçdaroğlu, sütün kaç liraya alınması yerine, AKP'li bakanların sözlerinin alt metinlerini halka anlatsa, söyledikleri daha etkileyici olurdu. Bakın, AKP'li bakanlar, çocukların zehirlenmesinin ardından, hemen şu açıklamayı yaptı: "Çocuklar ilk kez süt içtiklerinden dolayı, mideleri tepki verdi."

Şimdi bir düşünün: CHP lideri, AKP'lilerin bu önemli itirafını değerlendirmek ve AKP'nin yarattığı yoksulluğu teşhir etmek yerine, ücretlerdeki kuruş farkını hesaplamaya çalışıyor.

Oysa ki; AKP'li bakanlar, BU ÜLKENİN DOKUZ - ON YAŞINDAKİ ÇOCUKLARININ YILLARDAN BERİ HİÇ SÜT İÇMEDİKLERİNİ İTİRAF EDİYOR. Kılıçdaroğlu, bu itiraflar üzerinden bile, AKP'nin yarattığı yoksulluğu ve gelir dağılımındaki eşitsizliği teşhir edebilirdi. AKP İKTİDARININ, DEVLET DAĞITMADIĞI SÜRECE ÇOCUKLARINA SÜT ALAMAYAN MİLYONLARCA AİLE YARATTIĞI GERÇEĞİNİ TOPLUMA GÖSTEREBİLİRDİ. Olmadı, Kılıçdaroğlu bu yalın gerçeği anlatmak yerine, hepimizi lira - kuruş hesabına boğdu.

Kılıçdaroğlu'nun son dönemde yaptığı önemli bir hata da şu:

CHP lideri, benim de bu köşede defalarca yazdığım, TV'lerde en az on kere eleştirdiğim FATİH PROJESİ'ni teşhir ediyor. Kılıçdaroğlu'nun projeye ilişkin söyledikleri doğru. Altına imzamı atarım. Ama bir yere kadar: Kılıçdaroğlu, FATİH Projesi'nde 20 milyar dolarlık rantın yaratıldığını söyledikten sonra şöyle diyor: "AKP bu projeden 2030 yılına kadar 20 milyar doları yandaşlarına dağıtacak."

CHP'de tek bir yetkili bile Kılıçdaroğlu'na "Bu sözü sakın bir daha söylemeyin'' demiyor. Kimse demediği için, bu görevi de ben üstlenmek zorunda kalıyor ve TV'lerden CHP liderine sesleniyorum: "Yapmayın, bu sözü söylemeyin. Siz AKP'nin 2030 yılına kadar iktidarda kalacağına mı inanıyorsunuz?"

Tabii biz bunları söyleyince, CHP'li dostlarımız kızıyor. Kızmaya, darılmaya, gücenmeye gerek yok. CHP lideri, düşünmeden konuşan bir siyasetçi izlenimi veriyor. Ayaküstü demeçler verdiği için, söyledikleri toplumda etki yaratmıyor. Hatta, toplumu karamsarlığa itiyor. CHP hiç iktidar olamayacakmış gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.

CHP'nin İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı ve kurmayları umarım bu kötü ve hiçbir şey söylemeyen siyasi dili değiştirirler... Gürsel Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı sürecinde, CHP Genel Merkezi'nin "statüko"cu dilini ve bakış açısını önemli oranda kırdı. Üzerinde "siyasi vesayet oluşması"na izin vermediği için de başarılı oldu. Hakkını teslim etmek gerekir; dönemin Genel Başkanı Deniz Baykal da Tekin'in hatalarını telafi etti; şans tanıdı... Böylece, Türkiye yeni ve genç bir siyasetçi kazandı.

Aynı şansa Oğuz Kaan Salıcı da sahip... Salıcı'nın Yönetim Kurulu listesi ile Kurultay Delegeliği Listesi'ni dün inceledim. Hem Yönetim Kurulu, hem de Kurultay Delegeliği listesindekilerin yüzde 80'ini tanıyorum. Özellikle Yönetim Kurulu listesindeki isimlerin bir çoğunun CHP'de olmasını da önemsiyorum. Sosyalist solun saygın isimlerinin Salıcı'nın listesinde yer bulması CHP açısından faydalı olacak... CHP uzun süredir unuttuğu "emek eksenli politika"ya yeniden dönebilecektir.

Ancak bu yapılırken, partinin ana nüvelerini oluşturan kesimlere de güven vermeleri gerekmektedir. Kimseyi dışlamayan, siyasetin insanla yapıldığını ve CHP'nin tek bir kişiye bile ihtiyacının olduğu gerçeğini unutmadan hareket etmek gerekiyor. Dışlamak, kırmak - dökmek, ötekileştirmek kolay olanıdır. Salıcı ve ekibi, bunu geride bıraktığımız sekiz ay içinde fazlasıyla yaptı. Zor olan kazanmak ve harekete geçirebilmektir. Şimdi zor olanı yapmak gerekir...

Kuşkusuz Salıcı'nın bunu yapabilmesi için ilk önce "üzerindeki vesayet görüntüsü''nü kırması gerekiyor. Salıcı, ne yazık ki; CHP Genel Başkan Yardımcıları'nın vesayeti altındaymış gibi bir görüntü sergiliyor. Bu da "inandırıcılık sorunu"nun ortaya çıkmasına sebep oluyor. Yaptığı her siyasal atak, "Ankara'dakilerin isteği" gibi algılanıyor. Bu yüzden parti içinde bir ağırlığı kalmıyor.

Sanırım Salıcı da bu gerçeğin farkında olduğu için, İl Yönetim Kurulu listesini oluştururken, üzerinde vesayet kurmaya çalışan bazı genel başkan yardımcılarına -yeterli olmasa da- mesafe koymaya çalıştı. Kılıçdaroğlu'nun kurmaylarından Gürsel Erol'un tavsiyelerini dikkate alan Salıcı, listesinin büyük bir bölümünü; neredeyse yüzde doksanını kendisi oluşturdu. Gürsel Erol'la kongre öncesi sık sık görüşen Salıcı, "Bizim Ankara'da düştüğümüz hataya düşme, çarşaf listeyle seçime gir" telkinine de uydu. Gürsel Erol, "Kimseyi dinlemene gerek yok. Listeni kendin yap. Çalışacağın kişileri kendin seç" dedi. Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen Erol'un tavsiyelerini değerlendiren Oğuz Kaan Salıcı, seçime hem çarşaf listeyle gitti, hem de omuz omuza çalışacağı arkadaşlarını listesine aldı.

Oğuz Kaan Salıcı bu tavrını sürdürübilirse, hem İstanbul hem de Türkiye siyasetinde kendisini kısa sürede kabul ettirebilir. "Başarıya susamış" olan CHP örgütü, geçmişte kalan kötü anıları hafızasından siler. Salıcı'yı da benimser... Salıcı'da bir umut ışığı gördüğü taktirde, ona her türlü desteği verir. Gürsel Tekin de aynı süreçlerden geçmişti. Baykal, MYK'nın neredeyse yüzde doksanının itirazına rağmen Gürsel Tekin'i atadı ve şans tanıdı. Tekin karşıtları, yeni atanan il başkanına "sadece dört aylık ömür biçiyordu." Tekin, Baykal'ı mahcup etmedi. ''Dört ay ömür biçilen'' Gürsel Tekin, kısa sürede siyasete damgasını vurdu.

Yukarıda da dediğim üzere, Tekin, üzerinde oluşturulmaya çalışılan vesayete izin vermedi. Salıcı'nın da bu yolu izlemesi ve Ankara'daki siyaset esnafına teslim olmaması gerekiyor. Aksi taktirde, İstanbul'da var olabilmesi ve siyasete damgasını vurabilmesi zor görünüyor.

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 939 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.