1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP'nin ihmal ettiği yüzde 27
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP'nin ihmal ettiği yüzde 27

A+A-
CHP, "Benim partim ekonomi'' diyen ''yüzde 27''lik seçmene hızla yönelmeli... Çünkü; iktidarın anahtarı orada...

CHP, yeni ve olağanüstü bir kurultaya daha gidiyor. Kurultaydan herkesin beklentisi farklı... Kılıçdaroğlu, 6 Eylül'den sonra da ''uyum içinde çalışacağı''ekibiyle 2015 seçimlerine hazırlanmak istiyor. Muharrem İnce'nin başını çektiği''parti içi muhalifler'' ise Parti Meclisi'nde hatırı sayılır bir temsiliyet elde etmeye çalışıyor. Bu yüzden ittifaklar kuruluyor, listeler hazırlanıyor, küskünler, dargınlar, beklentisi karşılanmayanlar ve CHP'nin gidişatından memnun olmayanlar ile bu gidişe politik itirazı bulunanlar aynı safta toplanmaya çalışılıyor.

KURULTAYLAR ŞENLİKTİR

Kurultaylar, CHP'liler için aslında bir şenliktir... Partinin sorunlarının konuşulduğu, herkesin birbirini görüp hasret giderdiği, parti yönetimi ile parti tabanı arasındaki duvarların tamamen kalktığı süreçlerdir... Söyleyecek sözü olanlar kurultaya gelir, sözünü söyler, tarihe not düşer, seçimini yapar ve memleketine döner... Gerisi artık, partinin emanet edildiği yöneticilere kalmıştır.

Bu kurultayda da aynısı olacak... 1216 delege, önce Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce'yi dinleyecek, ardından sandığa gidecek. Kişisel görüşüm, Kılıçdaroğlu'nun seçimi kazanacağı yönünde... Benim de destek verdiğim Kılıçdaroğlu, CHP'yi 2015 seçimlerine hazırlayacak olan kadroyu 6 Eylül günü sunacağı listeyle oluşturacak. Parti Meclisi listesi delegenin onayına sunulduktan sonra, herkes sandıktan ne çıkacağını bekleyecek...

DELEGE HAKLI OLARAK 'ÇARŞAF' İSTİYOR

Edindiğim izlenime göre, Kılıçdaroğlu, cumartesi günü yapılacak olan kurultayda, delegenin iradasine ipotek koymamak için, tüzükteki maddeyi işletecek. Tüzük, Parti Meclisi seçimindeki temel yöntemin, ''çarşaf liste''olduğunu işaret ediyor. Ki; bence de liste ''çarşaf'' olmalı ve delege parti yönetiminde kimi görmek istiyorsa, o kişinin ismini yazmalı...

Ancak; herkesin hak vereceği üzere, genel başkanın bir anahtar listesi de olmalı... Zira; kendi ekibiyle çalışma olanağından yoksun bırakılan bir genel başkanın, partiye ilişkin politika üretmesi ve başarılı olmasını beklemek doğru değildir... Ki; bu seçimde de Kılıçdaroğlu'nun 52 ya da 75 kişilik bir anahtar listeyle delegenin önüne çıkacağı ve kimlerle çalışmak istediğini delegeye işaret edeceği görülüyor.

'LİSTEMİ ÇİZMEYİN' TEMENNİSİ

Listesinin delinmemesi yönünde beklentisi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Gazetesi'nden Utku Çakırözer'e verdiği röportajda, "Ben delegelerin sağduyulu davranacaklarına inanıyorum. 2015 seçimlerine gidiyoruz. Bütünlüklü bir parti meclisi çıkması çok önemli. Daha sağlıklı bir yönetim yapısı ortaya çıkaracaktır” ifadesini kullanıyor. Kılıçdaroğlu, "sağlıklı bir yönetim''e işaret ediyor.

DELEGE DE TERCİHİNİ GÖSTERECEK

Kılıçdaroğlu'nun yeni dönemde, Faik Öztrak, Erdoğan Toprak, Sezgin Tanrıkulu, Aytun Çıray, Haluk Koç, Emel Yıldırım, Gürsel Tekin, Bülent Tezcan ve Tekin Bingöl'ün yanı sıra, MYK'da görev yapan diğer isimlerle yola devam etmek istediği görülüyor.

Kurultayın teknik hazırlıkları için görevlendirdiği Haluk Koç, Tekin Bingöl, Emel Yıldırım, Bülent Tezcan ve Gürsel Tekin'in yeni dönemde de CHP lideriyle yakın mesai içinde olacağı konuşuluyor. Kuşkusuz; CHP delegesi bu isimlerin yanı sıra, PM'de olmasını istediği arkadaşlarını da çarşaf listeye yansıtacaktır.Konuştuğum delegelerin büyük çoğunluğu, "Aday olan arkadaşların isimleri netleşince durumu değerlendirecek ve eğer anahtar listeye girmemişlerse, onların isimlerini de yazacağız'' diyor. Zaten ''demokrasi''nin güzelliği de burada devreye giriyor... Taban, kendisini yönetecek olan isimleri ''doğrudan'' belirleme hakkını kullanıyor...

BİRLİK MESAJI

5-6 Eylül'de ''Birlik ve Kardeşlik'' ana tema'sıyla düzenlenecek olan kurultaya ilişkin hazırlıklar ise sürüyor. İsterseniz, onlara ilişkin birkaç bilgi verdikten sonra, içeriğe odaklanalım:

Kurultay için hakim renk olarak, ''kırmızı - beyaz'' seçildi. 11 bin kişinin girebileceği iki ayrı salonda, Türk bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyaz ağırlıkla olarak kullanılacak. Kurultay, Bakırköy Belediyesi Oda Orkestrası'nın çalacağı İstiklal Marşı ile başlayacak. Salonda Muharrem İnce ile Kemal Kılıçdaroğlu yan yana oturacak. Üçüncü bir aday çıktığı takdirde, o isim de genel başkan adaylarının yanındaki yerini alacak. Aynı sırada, Deniz Baykal, Murat Karayalçın, Hikmet Çetin ve Altan Öymen için de yer ayrıldı. Eski Genel Sekterer Önder Sav da salona geldiği takdirde, eski ve yeni genel başkanlarla aynı sırayı paylaşacak. CHP, bu görüntüyle ''birlik beraberlik mesajı'' verecek...

'TASFİYE' YOK

Kurultay, AKP medyasınca oluşturulan "tasfiye'' havasının dışına çıkarılacak. Kılıçdaroğlu, "Demokrasi için mücadele etmek isteyen herkese bu çatının altında yer var'' diyecek. Ancak; ''parti içi disiplin''e de vurgu yapacak.

300'ü aşkın Parti Meclisi Üyesi Adayının yarışacağı seçimin düzenli geçmesi için, salona 24 ayrı sandık ile 72 kabin konulacak. Her sandıkta YSK'dan iki görevli bulunacak. 900'ü aşkın gazetecinin akredite edildiği salonda, genel başkan adayları ayrı odalar hazırlanacak. ATO Kongre Binası, kurultayın yapılacağı iki gün boyunca, CHP'lilerin hizmetinde olacak. Tüm katlar, CHP'lilerin rahat çalışabileceği şekilde düzenlenecek.

KİMLER DAVETLİ?

5-6 Eylül'deki kurultayda, Gezi Parkı mağdurları ile ailelerinin yanı sıra, Soma katliamı mağdurları da yer alacak. HES'lere karşı direnen Leyla adlı genç kız da salondaki yerini alacak. CHP yönetimi, Uludere katliamı mağdurlarını da kurultayına davet ederek, AKP'nin insan hakları ihlallerini hatırlatacak ve mağdurlarla dayanışma içinde olduğunu gösterecek.

İşte bu bağlamda, CHP'nin verdiği mesajların ete kemiğe bürünmesi ve kurultayın''doğru bir söylem'' üzerine inşa edilmesi gerekiyor. Aksi taktirde, harcanan onca emek, boşa gider...

ÖRGÜT VE SOSYAL DEMOKRASİ

Takip ettiniz: CHP'den ne beklediğimize ilişkin olarak, son yirmi günde dört yazı yazdım. Bu yazılar, hem CHP tabanı hem de tavanında büyük yankı yarattı. Keza; Halk TV'de dile getirdiğim düşünceler de parti örgütlerinde tartışıldı, masaya yatırıldı. PM'nin oluşturulması sırasında ''örgüte ağırlık verilmesi'' ve''sosyal demokrat söylemin çoğalması''na ilişkin ifadelerimiz büyük destek buldu. Ki; CHP lideri Kılıçdaroğlu, Gerçek Gündem'e yolladığı mesajında, yeni sürecin bu doğrultuda işleyeceğinin işaretini açıkça verdi.

YENİ TARTIŞMALARIN SİNYALİ

Tabii bu bağlamda, CHP yönetiminin ''parti içi demokrasi''nin uygulanması adına içine girdiği bir yanlışın da hemen engellenmesi gerekiyor. Parti örgütlerinin PM'de kimi görmek istediğine ilişkin yaptıkları ''seçim''ler, yeni bir çatışma - tartışma tehlikesini de içinde barındırıyor. Zira; bu isimler, çok dar bir grubun katıldığı temsilciler tarafından belirleniyor. Temsil yeteneği hayli dar olan bu grupların yaptığı tercihler ya da seçimler, parti tabanının tamamını yansıtmıyor. Bu bağlamda, Kılıçdaroğlu'nun parti ve ülke içi dengeleri gözeterek yapacağı listeye şans vermek gerekiyor. Seçim zaten ''çarşaf'' şeklinde olacağı için, isteyen üye, burada yarışabilir...

Neyse; parti içi meseleler yerine, ana konuya dönelim:

Benim, 5-6 Eylül'de yapılacak olan kurultaydan temel beklentim şu:

Bunu, geçen hafta hem bu köşede, hem de Halk TV'deki programda da dile getirmiştim. Üzerinde ısrarla durmayı gerekli gördüğüm için yeniden yazıyorum:

BÜYÜK BİR KİTLENİN TEMEL TERCİHİ

CHP, şu an ''ekonomi konuşmayan, ekonomiye ilişkin hedefi olmayan bir ana muhalefet partisi'' profili çiziyor. Oysa ki; tüm araştırmalar, seçmenin yüzde 27'sinin temel tercihinin ''ekonomideki gidişata yönelik oluştuğu''nu söylüyor. Ve bu yüzde 27'lik kesim, kendisini "Benim partim yok, benim partim ekonomik verilerdir. Ekonomiyi kim iyi yönetirse ben ona oy veririm'' şeklinde ifade ediyor.

CHP ise bu bilimsel gerçeğe rağmen, yüzde 27'lik kesimi ihmal ediyor, sırtını çeviriyor ve görmezden geliyor. ''Sağa mı yoksa sola mı dönelim?''tartışmasıyla zaman kaybeden ve sonuçta hiç kimseyi memnun edemeyenCHP, şu an AKP'de konumlanan yüzde 27'lik kesime ulaşmayı ve ''çekim merkezi'' olmayı başarmak zorunda... Zira; tüm araştırmalar seçmenin tercihini "ekonomi"nin yönlendirdiğini vurguluyor. CHP ise bu alanı anlaşılmaz bir şekilde adeta boş bırakıyor...

Bakın geçen gün de yazdım, anlattım:

SÖYLEM VE EYLEM BÜTÜNLÜKLÜ OLMALI

Siz eğer iktidar olmak istiyorsanız, toplumun önüne ''40 çözüm önerisi''yle değil, yalın ve anlaşılır bir programla çıkmak zorundasınız. Bu yüzden, "Beş Sorun - Beş Çözüm'' gibi akılda kalıcı bir formülü dile getirmelisiniz. CHP'nin kurultayda yapması gereken budur. Ekonomi, dış politika, Kürt sorununun çözümü, işsizliğin sona erdirilmesi gibi temel sorunlara yönelik çözüm önerileri sahici bulunursa, yeni çekim merkezi olursunuz... Seçmenin önüne "40 Çözüm Önerisi'' ile çıkmak, gerçekçi de bulunmaz, inandırıcı da...

HER ŞEY BİRBİRİNE BAĞLI

Yukarıda saydığım maddeler, Türkiye'nin temel sorunlarıdır. Siz eğer, ekonomide kalkınmayı ve büyümeyi nasıl gerçekleştireceğinizi anlatırsanız, işsizliği yok etmenin formülünü de ortaya koyarsınız. Kürt sorununu çözebileceğinize yönelik adımlar attığınızda, yerli - yabancı sermayeyi Türkiye'ye çekebilmenin ve yatırım yaptırmanın yolunu da açarsınız... Keza; AKP'nin başımıza açtığı IŞİD ve El Kaide belasına karşı gerçekçi çözümler üretirseniz, Türkiye'yi daha güvenli ve istikrarlı bir ülke haline getireceğinizi gösterirsiniz. Bu tür sorunlardan arınmış bir ülke, ekonomisi; dolayısıyla ''demokrasisi'' de gelişmiş bir ülke olur...

SÖYLENEN SÖZLERİN BOŞA GİTMEMESİ İÇİN...

Temel sorunları çözemeyen ya da çözebileceğine ilişkin herhangi bir algı yaratamayan partilerin, iktidar olma şansı yoktur. Siz ekonomideki büyümeyi tabana yayamadığınız, işçi ve emekçi kesimleri yoksullukla boğuşmaktan kurtaramazsanız, ''demokrasi, insan hakları ve düşünce özgürlüğü''ne ilişkin sözlerinizin hiçbir kıymeti olmaz...

İngilizler, "Aç insan inançlarını yer'' sözünü sıklıkla kullanır. Kredi kartı borcu batağına saplanan, işsizlikle boğuşan, iş güvencesi olmayan, barınma ihtiyacını çözemeyen kitleler, sizin ''demokrasi - insan hakları - baskı'' söylemlerinize yüz vermez. Seçmeni ya ''karnı tok, sırtı pek'' hale getirecek ya da getireceğinize inandıracaksınız...

Peki CHP ne yapıyor? Seçmenin karşısına bütünlüklü bir programla mı çıkıyor, yoksa gündelik siyasetle mi? Eminim hepiniz ''ikinci şık'' dediniz... Yani; 'gündelik siyaset'i işaretlediniz...

SEÇMEN GÖRDÜĞÜNE İNANIYOR

Evet, CHP daha çok gündelik siyaset üzerinden yürümeye çalışıyor. Ancak bu ise beklenen sonucu vermiyor. Oysa ki; belediye başkanlarının parti programına aykırı hareket etmesi ve temel konularda partiden ayrı düşmesi bile CHP'nin inandırıcılığını azaltıyor.

Şu an CHP'li birçok belediyede işçiler ve belediye yönetimleri arasında sorunlar yaşanıyor. Basitçe çözülebilecek "iş güvenliği''ne ilişkin sorunlar, CHP'nin işçi haklarına ilişkin söylemlerini tuzla buz ediyor. "Aklı gözünde olan ve gördüğüne inanan seçmen'' bu yüzden söylemlere sırtını çeviriyor. Ultra lüks yaşam içinde olan birçok belediye başkanı, servetinin kaynağını açıklamakta zorlanırken, Kılıçdaroğlu'nun 17 Aralık - 25 Aralık'a ilişkin sözleri bu yüzden yeterince yankı bulmuyor. Sözlerinizin ''inandırıcı ve etkileyici'' olabilmesi için, parti kadrolarının buna göre yaşaması ve buna göre politika yapması gerekiyor.

CHP Kurultayı'na ilişkin çok şey söylenebilir... Bunların tamamının bir köşe yazısına sığmasını beklemek doğru değil... Ben bu yazıda, genel bir çerçeve çizmeye çalıştım. CHP'nin sağcı mı solcu mu orta yolcu mu olacağına kuşkusuz delege ve parti yönetimi karar verecektir. Ancak; yukarıda saydığım ve üzerine ısrarla eğildiğim ''ekonomi''ye ilişkin gerçekçi bir perspektif çıkmadığı takdirde, yapılan tartışmaların tamamının boşa gideceğini şimdiden söyleyebilirim...

Bu yazı toplam 438 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.