1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP'nin yeni rotası belli oldu
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP'nin yeni rotası belli oldu

A+A-

CHP, 34. Olağan Büyük Kurultayı'nı Temmuz ayının ortasında, Ankara bozkırının sıcağındagerçekleştiriyor. Neredeyse 62 yıldır tek başına iktidar olamayan CHP'nin tabanı, seçmeni ve iktidarın nimetlerinden yıllardan bu yana yararlanamayan emekçileri, tüm olumsuzluklara rağmen partilerini sahipleniyor. Yaklaşık 15 bin kişi, Arena Spor Salonu'nu dolduruyor ve partilerinin iktidar yarışına omuz veriyor. 

CHP'nin perşembe sabahından itibaren değişecek olan yönetimi, bu vefayı, bağlılığı ve emeği bir saniye dahi olsun aklından çıkarmamalı... Arena Spor Salonu'nu dolduran ve ekranları başında kurultayı izleyen milyonlarca kişi, CHP'den artık iktidar bekliyor. Bunu, salonda sohbet etme fırsatı bulduğum onlarca partiliden bir kez daha duydum. 

Kemal Kılıçdaroğlu'nun salona girmesiyle birlikte heyecanlanan ve dakikalarca "Başbakan Kemal" sloganını atan CHP'liler, kurultay salonundan hangi duygularla ayrıldılar, doğrusu bilmiyorum. Ancak Kılıçdaroğlu'nun yaptığı konuşmanın ardından sohbet ettiğim partililerin bir çoğunun beklentilerinin karşılanmadığı gerçeğini rahatlıkla ifade edebilirim. Salona gelen CHP'liler, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının başlangıcında yaptığı vurgulara alkış ve sloganlarla sahip çıktılar. CHP liderinin CHP'den "ulu bir çınar" diye söz etmesi partisinin emperyalizme karşı aldığı net tavrı sahiplenmesitabanda hemen karşılığını buldu. Kılıçdaroğlu'nun Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik övgü dolu sözleri de aynı oranda coşku yarattı. Atatürk'ün adının geçtiği her yerde, salon adeta dalgalandı.

Atatürk'e ve Kuvayi Milliye'ye yönelik sözleri destekleyen aynı taban, Kılıçdaroğlu'nun ekonomiye ilişkin "yeni yol haritası"nı ise biraz şaşkınlık biraz da hayretle izledi. 

Zira; Kılıçdaroğlu, kurultay konuşmasının başında CHP'nin ilkelerinden bir milim bile sapılmayacağını söylemesi ve anti-emperyalizme vurgu yapmasına rağmen, ilerleyen dakikalarda küreselleşmenin nimetlerinden söz etmeye başladı. Tipik bir ''neo-liberal'' gibi konuşan Kılıçdaroğlu, ekonomiye ilişkin yol haritasını anlatırken, en küçük bir destek dahi bulamadı. CHP tabanı, yeni ekonomi - politik yol haritasına onay vermeyeceğini salonda gösterdi. 

Kemal Kılıçdaroğlu, son zamanlarda dilinden düşürmediği"değişim - dönüşüm ve yenileşme''ye ilişkin olarak ne düşündüğünü aslında bu kurultayda yaptığı konuşmayla ilk kez net bir biçimde ifade etti. CHP lideri, partisinin "liberal" bir çizgide yürüyeceğinin işaretlerini verdi. Öyle ki; salonda Kılıçdaroğlu'nu izlerken, "sosyal demokrat" bir partinin genel başkanını değil de küresel sermayenin şirketlerinden birinin CEO'sunu dinliyorum hissine kapıldım. Kılıçdaroğlu,"İnovasyon, küreselleşmenin yeni aktörleri, enerjinin belirlediği politikalar..." gibi kavramlarla süslediği konuşmasını, büyük bir yalan olan "Bilgi Toplumu"kavramıyla sonlandırdı. 

Liberalizmin vahşi yanlarının üstünün örtülmesi için üretilen bu kavramları, ilkelerinde "Halkçılık" olan bir partinin kurultayında dile getirme cesareti bulan Kılıçdaroğlu, sosyal demokrasinin temeli olan "emek"e ise hiç vurgu yapmadı. Aksine; yine liberallerin söylemlerini kendine kılavuz edindi; "Hızlı balık, yavaş balığı yutar" diyerek, kapitalizmin "güçlü" olanı kutsayan, "zayıf" olana ise yaşama hakkı tanımayan söylemini parti politikası haline getirdi.

Oysa ki; CHP'nin bu tür liberal söylemler yerine, "Halkçılık"ilkesi gereği, güçlü değil, zayıf olanın yanında yer alması gerekiyor. CHP'nin, sermaye kesimleri ile emekçiler arasındaki"ezen - ezilen ilişkisi"ni dengeleyecek politikalar üretilmediği taktirde, yoksullardan oy alabilmenin imkansız olduğu gerçeğini unutmaması gerekiyor. 

Sanırız CHP Parti Okulu, önce kendi yöneticilerine "Sosyal Demokrasi'nin ABC'si''ni özümsetmeli. Aksi taktirde, CHP'nin bu söylemlerle yoksullardan oy alabilmesi ve onları AKP'nin çekim merkezinden kurtarması çok zor görünüyor. 

Evet; Kılıçdaroğlu'nu anlıyorum; iş dünyası ve sermaye çevrelerine "güven vermek" istiyor. Bu yüzden, CHP'nin rotasını "sağ"a kırıyor. Emekçilerin haklarının korunması gerektiği ve onlara insanca yaşam vaad eden söylemler ise neredeyse geçiştiriliyor. Sermaye ve emek arasında denge kuracak politikalar üretmek yerine, onlara salonda Grup Yorum, Kızılırmak, ve Onur Akın'ın şarkılarıyla seslenmeninyetmeyeceğinin görülmesi gerekiyor. 

Sanırız Kılıçdaroğlu da bunun farkında ki; yeni ekonomi politikasını, doğal olarak CHP'nin yeni yol haritasınıanlatırken, bol bol Atatürk vurgusu yapıyor. Emeğin hakkını verecek bir politika anlatmak yerine; Nazım Hikmet'in şiirlerinden yapılan alıntılarla eksiği kapatmaya ve tabanı bir arada tutmaya çalışıyor. 

Kılıçdaroğlu'nun salı günü yaptığı konuşma, aslında CHP'nin"Yeni Programı"nın ipuçlarını veriyor. CHP'ninemperyalizmin başka bir adı olan küreselleşmeyle tam anlamıyla bütünleşen politikaları destekleyeceği görülüyor."Hızlı balık, yavaş balığı yutar" sözü, CHP'nin liberalizme teslim olacağını gösteriyor. 

CHP liderinin, ''karma ekonomi''den; halkçılığı ve sosyal demokrasiyi adeta reddeden bir çizgiye gelmesi, ana muhalefet partisinin işinin daha da zorlaşacağını gösteriyor.AKP'nin politikalarının kötü bir taklidinin ortaya konulacağı, kurultaydaki konuşmadan açıkça görülüyor. CHP'nin AKP ile aynılaşması ise emekçilerin sığınacağı hiçbir limanın kalmayacağını işaret ediyor. Oysa ki; CHP ortaya koyacağı gerçek sosyal demokrat politikalarla, yoksul ve emekçi kesimleri AKP'nin çekim merkezinden çıkarma şansını yakalayabilir. 

Kılıçdaroğlu'na kim hangi akılla bu konuşmayı yaptırdı, doğrusu bilmiyorum. Salonda bulunanlar Kılıçdaroğlu'nu izlerken ve küreselleşmeye tam teslim olunacağına ilişkin söylemleri dinlerken, şaşkınlık içindeydiler. Zira; salona gelenler ve CHP'nin yeni yol haritasını merakla bekleyenler, liberalizme yapılan övgüyü dinledikçe şaşkınlıklarını gizleyemediler. 

Evet; CHP tabanı Kılıçdaroğlu'nun anti - emperyalist söylemlerini büyük bir heyecanla destekledi. AKP'ninemperyalizmin taşeronu olduğuna ilişkin tespitler dile getirildiğinde salonda heyecan fırtınası esti. Ancak; küreselleşmeye övgü ise kafaları coşkuyu dindirdi. 

Doğrusunu söylemek gerekirse, CHP tabanı, kurultayda,önümüzdeki yerel seçime ilişkin bir yol haritası bekliyordu.Kılıçdaroğlu, yerel seçime ilişkin tek bir cümle dahi etmedi. Bunun yerine, yine Silivri meselesi etrafında döndü durdu. "Savaş karşıtı" söylemleri çok net bir şekilde ifade etti ama; liberal politikaları savunan bir partinin emperyalizmin isteklerine nasıl karşı çıkacağını ya daçıkma gücü bulup bulamayacağı sorusunun yanıtını ise vermedi. 

"Değişecek, Dönüşecek ve Yenileneceğiz" diyen Kılıçdaroğlu, kafasındaki değişimin ipuçlarını kurultayda ortaya koydu. CHP, AKP iktidarının emekçilere yönelik hak gasplarını en üst düzeye çıkardığı bir ortamda, onları kucaklayabilecek bir mesaj vermek yerine o politikaların takipçisini olacağını ilan etti. Kılıçdaroğlu'nun yeni Parti Meclisi'nin büyük bölümünü "iş dünyası"ndan oluşturmaya çalışması ve vitrine "işadamları"nı çıkarmaya çalışması boşuna değil... MYK'ya emek dünyasını temsil edecek isimlerin alınmayacak olması da bu politikayla örtüşüyor.

Kılıçdaroğlu, denenmişi denemeye çalışarak yanlış yapıyor.Baykal da 1990'ların sonunda aynı sevdaya kapıldı veCHP'nin emekçilerle olan bağı tamamen koptu. Partiler, en nihayetinde sosyal grupların çıkarlarını savunan örgütlenmelerdir. Yoksullar, emekçiler, işsizler, çiftçiler, köylüler sizin kendilerini temsil etmediği ve çıkarlarını korumadığını düşündüğü taktirde, destek vermezler. Kılıçdaroğlu, sanırız bu gerçeği bildiği için, CHP'nin tabanını oluşturan kesimleri, "yarım ağızla" yaptığı laiklik vurgusuyla ikna edebileceğini ve bir arada tutabileceğini sanıyor. 

Evet; laiklik demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ancak; demokrasi sadece laiklikten ibaret de değildir. Demokrasi;insanca yaşama hakkının, örgütlenmenin, sendikalaşmanıngüvence altına alınmasıdır. "Hızlı balığın yavaş balığı yuttuğu" sistemlerde bunların hiç biri olmaz. Bu sistemlere zaten demokrasi de denmez. 

Unutulmasın ki; CHP ne zaman ki; liberal politikaların savunucusu haline geldiyse, o günden beri belini doğrultamıyor. CHP kurmaylarının bu gerçeği hatırlaması gerekiyor.

Bu yazı toplam 423 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.