1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. CHP'ye Fethullah Gülen tuzağı ve MİT
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP'ye Fethullah Gülen tuzağı ve MİT

A+A-
Kılıçdaroğlu'nun uyarıları boşuna değil: CHP, ana omurgası bir türlü oluşturulamayan Fethullah Gülen Örgütü Davası'yla da ilişkilendirilmek isteniyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, birkaç gün önce partisinin milletvekillerini uyardı ve "MİT'in içindeki bir ekip CHP'yi ikiye ve üçe bölmeye çalışıyor'' dedi. CHP lideri, "Partimize yönelik bir algı operasyonu başlatılacak. CHP sadece Alevilerin ve Kürtlerin partisiymiş görüntüsü verilmeye çalışılacak'' sözlerini de dile getirdi.

Elinde çok sağlam bir duyum ya da delil olmadan konuşmayacağını bildiğim Kılıçdaroğlu'nun sözleri günlerdir tartışılıyor. Kılıçdaroğlu, kendisini''ulusalcı'' olarak tarif eden vekilleri ise özellikle uyarıyor. Zira; yapılması beklenen algı operasyonunun, ulusalcı vekillerin daha duyarlı olduğu konular üzerinden yürütülmesi bekleniyor.

Ki; bu bağlamda, AKP'nin üst düzey yöneticilerinin de operasyon için düğmeye bastığı ve ''Dersim'' tartışmasını bilinçli bir şekilde başlattıkları biliniyor. CHP'liler Dersim'i tartıştıkça, parti içinde suni ayrılıklar yaratılıyor. Günahlarını unutturan AKP ise gündemi istediği gibi biçimlendiriyor. Ve ne yazık ki; CHP Dersim tuzağına hep düşüyor...

Oysa ki; Arapça'da Gümüş Kapı anlamına gelen Dersim'in yiğit halkı, CHP'yi yaşananlardan sorumlu tutmadığını, son seçimlerde kendisine oy vererek meclise yolladığı iki milletvekiliyle de gösterdi. CHP'nin genel başkanının''Dersimli'' olması da CHP ile bölge halkı arasındaki sorunun en aza indirgendiğini gösteriyor.

AKP'nin önümüzdeki günlerde, CHP'yi hırpalamak için yeni gündemler yaratacağı sır değil. Zira; AKP ve devletin istihbarat kurumlarının artık tek bir organ gibi çalıştığı biliniyor. İstihbarat kurumları, AKP'nin ihtiyaçlarına göre malzeme üretiyor.

CHP'ye karşı önümüzdeki günlerde gündeme getirilecek malzemelerden biri de hiçbir aslı astarı olmayan "CHP - Fethullah Gülen Örgütü ilişkisi...''

AKP iktidarı, F Tipi olarak da bilinen Fethullah Gülen Hareketi'ne yönelik algı operasyonlarını önümüzdeki süreçte de sürdürecek. Buna ilişkin hazırlıklar tamamlanıyor. Türkiye seçim sürecine girdiği andan itibaren, AKP iktidarı, MİT eliyle yürütüldüğü açık olan Fethullah Gülen Örgütü Davası'nı yeniden gündeme getirecek.

Zira; AKP iktidarı, 2015 seçimlerinde de Fethullah Gülen Hareketi karşıtlığı üzerinden propagandasını yürütecek. Ki; bu propagandanın karşılığının olduğu çok açık. AKP, kendisine mağdur süsü verebilmek için 2015'te de Gülenciler üzerinden kampanya yapacak. "Bunlar darbeci, bizi devirmeye çalıştılar...''vs söylemleri daha çok kullanılacak. Böylece, hem ''mağdur rolü''ne devam edilecek, hem de Gülen karşıtı  tarikat ve cemaatlerin desteğinin sürekliliği sağlanacak...

Tabii bu bağlamda, "CHP - Gülen ilişkisi'' yalanı da piyasaya sürülecek ki; AKP'nin kemikleşmiş tabanı daha kolay ikna edilebilsin. Yüzde 20'lik kemikleşmiş tabana "Gülenciler CHP ile işbirliği içindeler'' yalanı söylenecek. Bu yalan, kendisine ulusalcı adını veren, ancak örtülü olarak AKP'yle çalışan medya tarafından da sık sık gündeme getirilecek.

Burada herkesin kendisine göre bir hesabı var tabii ki...

AKP bu yalanı söyleyerek, kendi tabanındaki  ''CHP alerjisi''ni kaşıyor ve Gülencileri marjinalize ediyor... Aynı zamanda, CHP tabanının kafasını karıştırmak ve CHP'den uzaklaşmalarını sağlamak istiyor. Sözde ulusalcı medya ise bu konuda AKP'ye yardımcı oluyor. 

Göreceksiniz; AKP'nin servis ettiği ''CHP - Gülen ilişkisi'' yalanı daha çok  tekrarlanacak. CHP böylece, çift taraflı bir saldırı bombardımanı altında kalacak. CHP'nin bölünmesi, parçalanması ve güçten düşürülmesi için uğraşılacak. CHP, projelerini anlatmak yerine, kendisini savunmak zorunda kalacak. DosyalarıYargıtay'da bekleyen ve bir daha içeri girmek istemeyen sözde ulusalcılar, bu tavırlarıyla hem AKP'nin gönlünü hoş tutacak, hem de CHP'den kopması beklenen kişi ya da grupların kendi partilerine geçmesi için zemin yaratmaya çalışacak. Operasyon süresince, "Gerçek CHP biziz, altı okun ilkelerini aslında biz savunuyoruz'' söylemi kullanılacak. Yeni kurulan bazı partiler ise"Yüzde dokuz oy sınırında'' gösterilecek. Böylece, CHP tabanı etkilenmeye ve"Meclis'te bir Atatürkçü parti daha olsun, küçük bir desteğinizle Meclis'e girebilecekler'' denilerek yönlendirilmeye çalışılacak.

Bu algı operasyonu başarılı olduğu takdirde, CHP'nin en az üç-dört vekilkaybedecek.

AKP'nin CHP'ye yönelik algı operasyonunu yürütebilmesi için gerekli olan malzemeler sağlanmaya başlandı demiştik...

Belki gözünüzden kaçmıştır; Aydınlık Gazetesi bir süre önce ilginç bir dosya yayınladı. Bu dosya, Ulusal Kanal'da da geniş şekilde yer aldı. Dosyanın sahibi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı... Numarası 2014/39856... Dosyanın adı iseFethullah Gülen Suç Örgütü...

Ana omurgası bir türlü oluşturulamayan ve bu yüzden istediği operasyonları yapamayan iktidar, şu sıralar ''hukuki bir çıkış yolu'' arıyor. Yani; mızrak çuvala sığdırılmaya çalışılıyor. Bu başarıldığı takdirde, Fethullah Gülen Suç Örgütü Davası açılacak ve ardı sıra cadı avı başlayacak. ''Cadı avı''nın hedefinde CHP de var. MİT'in bizzat ilgilendiği bu dosyaya ilişkin ifadeler alınıyor. Birçok kişi sessiz sedasız bir biçimde Fethullah Gülen Örgütü'ne ilişkin bilgiler aktarıyor mahkemeye...

AYDINLIK Gazetesi'nin yayınladığı dosyaya göre, şemayı çizerek örgütün işleyişini anlatan Ahmet Sarıtaş, 16 yıl cemaat içinde kaldığını ve 4 şirket batırdığını belirtiyor. Aydınlık'ta yer alan ifadeye göre, Sarıtaş "CHP'nin örgütün kuryesi gibi kullanıldığını'' söylüyor. Ardından ise şöyle devam ediyor:

‘Dershanelerin kapanması da kanunla olacak, biz bunu idari mahkemeleri kullanırsak 5-6 yıl sürecek ancak kanun olduğu için Anayasa Mahkemesine de ancak muhalefet partisi direkt gidebiliyor. Anayasa Mahkemesine gidebilmesi için kendi menfaatimiz için CHP’yi kullandık. Yoksa CHP’nin teneke bir parti olduğunu biliyorduk. Güven-Der bizim derneğimiz, Öz-De-Bir CHP’ye yakın olan bir dernek ama bizde. CHP’yi kullandığımız için Öz-De-Bir vasıtası ile dosyayı CHP’ye verdik. CHP kargo kurye şirketi gibi dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü...’

Gördüğünüz üzere, CHP'nin yaklaşık 40 bin çalışanın işsiz kalmasını, 4 bin dershanenin ise kapatılmasını engellemeye çalışması, bir anda "örgüt faaliyeti'' kapsamına sokuluyor. Ana muhalefet partisinin yasama işlemi,  cemaatçi olduğu söylenen bir kişi tarafından aslı astarı olmayan bir ifadeyle kağıda dökülüyor. Aydınlık da kendisine verilen dosyayı yayınlıyor ve CHP'ye yönelik operasyonun taşları adım adım döşeniyor.

CHP'nin dershanelerin kapatılmasını Anayasa Mahkemesi'ne götürerek engelletmeye çalışması doğru ve yerinde bir karardır. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, dosyayı AYM'ye götürdükten sonra yaptığı açıklamada, “Dershane düzenlemesi teşebbüs hürriyetini ihlal etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki 40 bine yakın yöneticinin görevlerinin yasa ile sona erdirilmesi de Anayasa’ya aykırıdır” demişti. Bu açıklama, CHP'nin bu konuyu neden mahkemeye taşıdığının göstergesidir.

CHP'nin yasama faaliyetini örgütle ilişkilendirmeye çalışmak, en hafif deyimiyle ahlaksızlıktır... Yukarıdaki ifade, CHP'ye yönelik operasyonun işaret fişeğidir... Tüm CHP'lilerin, Kılıçdaroğlu'nun uyarılarına kulak vermesi ve bunu ciddiyetle ele alması gerekmektedir. Rıza Türmen gibi sorumsuzca açıklama yapan, Aydınlık Yazarı Birgül Ayman Güler gibi sorunu sulandıranlara ise kulak tıkanmalıdır. Güler, yazdıklarıyla farkında olarak ya da olmayarak, operasyonun bir parçası haline gelmiştir...

CHP'ye hiç emek vermeyen ve parlamentoya paraşütle inen her iki vekil, gayri ciddi tutumlarıyla CHP'ye yine zarar vermişlerdir. AKP iktidarı, her iki vekilin açıklamalarını gazete ve TV'lerinde istediği doğrultuda kullanmıştır. Güler'in Aydınlık'taki yazısı, zaten fazla söze gerek bırakmamaktadır...

Türmen ve Güler bilmeyebilir; bilse de bilmemezlikten gelebilir; ancak biz İstanbullu gazeteciler, CHP'ye yönelik algı operasyonlarının Dolmabahçe Sarayı'na düzenli olarak gelip giden istihbarat görevlilerince oluşturulduğunu görüyoruz. İstanbullu gazeteciler, yandaş yayın organlarında çalışan gazetecilerin MİT'teki bazı birimlere ''zimmetlendiği''ni ve bu kişilere düzenli olarak brifingler verildiğini konuşuyor.  Bu bilgileri, hem HALK TV'de hem de katıldığım birçok programda defalarca dile getirdim. Bugüne dek, hiç kimse yalanlayamadı.

Hatta o programlarda, yandaş birçok gazete ile internet sitesinin manşetlerinin bile, belli birimlerden servis edildiğini ve gazetelerin buna göre hazırlandığını da anlattım...

Keşke; Türmen ve Güler, meseleyi sulandırmak yerine, ''Kılıçdaroğlu'nun bir bildiği vardır'' deyip anlamaya ve ona göre davranmaya çalışsalardı..

Sözün özü:

CHP şu an, ayakta kalan tek kaledir...

AKP iktidarı, CHP'yi her türlü eksiğine rağmen önündeki tek ve en büyük engel olarak görmektedir. Bu yüzden, CHP'nin itibarsızlaştırılması, bertaraf edilmesi ve dağıtılması gerekiyor. Bunun ilk provasını 2010 yılında Baykal üzerinden yapmaya çalıştılar. Hedefleri, CHP'yi en az ikiye bölmek ve güçten düşürmekti. Deniz Baykal, Ali Topuz, Önder Sav ve Kemal Kılıçdaroğlu, bu oyunu bozdu; CHP'yi bir arada tutmayı başardı. Aynı oyun, şimdi farklı şekillerde sahneye konulmak ve 2015 seçimlerine ''dikensiz gül bahçesi'' yaratarak girilmek isteniyor. Tüm CHP'liler, bu oyuna karşı duyarlı olmalı ve AKP'nin psikolojik harp metodlarına kulaklarını tıkamalıdır. Özellikle Aleviyurttaşlarımız, CHP'yle olan gönül bağlarının koparılmasına ilişkin senaryoları boşa çıkarmalıdır.

Bir uyarımız da CHP yönetimine olacak:

AKP, elindeki medya aracılığıyla CHP'yi ''sadece Alevilerin ve Kürtlerin partisi'' olarak göstermeye ve marjinalize etmeye çalışacak.

Bu propagandayı kırmanın yolu, "sağa daha çok açılmak ve milletvekili listelerini dindar- muhafazakar isimlerle doldurmak DEĞİLDİR...

CHP, AKP'nin propagandasının etkisini bu yöntemle kırmaya çalışır ve yukarıda işaret ettiğimiz tuzağı görmezse, 2015 seçimleri hüsranla sonuçlanır... CHP'ye kurulan tuzaklardan biri de ana muhalefeti artık hiçbir karşılığı olmayan "merkez sağdan ve muhafazakar kesimlerden aday göstererek oy almaya zorlamak''tır... CHP'nin bu tuzağı da bozması gerekmektedir... Tabii;''Fethullah Gülen - CHP ilişkisi yalanına'' ilişkin net bir tutum ortaya koyması da...

* * * *

NOT: Kılıçdaroğlu, defalarca "Gülen ile hiçbir ilişkimiz yok. Olduğu ispatlanırsa görevi hemen bırakacağım'' demesine rağmen, bu sözler medyaya yansıtılmıyor.

Barış Yarkadaş/Gerçekgündem

Bu yazı toplam 672 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.