1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Çırılçıplak dolaşan CHP PM 'adayı'
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çırılçıplak dolaşan CHP PM 'adayı'

A+A-
CHP tabanı, Antalya'daki herhangi bir otele gidip odasında ''Türkçe TV kanalı bulamayan'' yerli turistlere benzedi...

''Kardeşim Arda ile yakınlığımız farklıdır. Hep birbirimizin yanındayızdır. Evde çırılçıplak yürürüm. Arda da öyle, hiç utancımız yoktur. Türk normlarında belki garip geliyor ama bizim kadar yakın bir aile ve kardeşlik görmedim.''

Yukarıdaki sözler, CHP Üyesi, sinema sanatçısı, yazar Pelin Batu'ya ait...

‘‘İran, İmam Humeyni... Erzurum gecelerinde devrim sohbetleri. Artık her şey aydınlanmıştı. İslam ideoloji idi ve biz de ideolojik Müslüman, radikal ve devrimci. Sürekli boş kalan yanımızı doldurmuştu İran. İran'da tam bizim istediğimiz şey olmuştu...’'

Bu sözler ise CHP'ye davet edilen ve Parti Meclisi'ne alınmak istenen eski RP ve FP'li Mehmet Bekaroğlu'na... Bekaroğlu'nun gerici ''İran Devrimi'' hayranlığı, bununla sınırlı kalmıyor ve aynı yıllarda Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik bakışını da "Kefere Kemal'' sözleriyle ortaya koyuyor. Bekaroğlu, Cumhuriyetimizin kurucusu, devrim önderi Atatürk için, "Kafir'' diyor. Ve 20 Mart 1996 tarihindeki bu sözü yüzünden, YÖK'ün şikayeti üzerine "Atatürk'e hakaretten'' hakkında dava açılıyor.

Şimdi aynı Bekaroğlu, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından CHP'ye alayı vala ile davet ediliyor ve "Parti Meclisi''ne girmesi isteniyor. Yani; parti politikalarının ve stratejisinin oluşturulduğu, kurultaydan sonraki en yetkili organa...

Kemal Kılıçdaroğlu, Mehmet Bekaroğlu'nu ne kadar tanıyor, doğrusu bilmiyorum...

Peki; Kemal Bey, acaba kendisine "Genel Başkanın danışmanı tarafından PM üyeliği teklif edildiği''ni her yerde anlatan Pelin Batu'yu ne kadar tanıyor? Pelin Batu'nun, Sarıyer'deki delege seçimlerinde iki kez çağrı yapılmasına rağmen sandığa dahi gelmediğini ve oy kullanmadığını biliyor mu?

Bir merakım da şu: Kılıçdaroğlu'nun yanında tek bir danışman ya da kurmay yok mu? Bu ve buna benzer isimlerden "parti vitrini'' oluşturulmaya çalışılırken, kimsenin aklına en azından google'a girip bakmak gelmiyor mu?

Pelin Batu'nun sözlerini yukarıda okudunuz. Marie Claire Dergisi'ne konuşan Batu, "Evde kardeşim ile çırılçıplak gezeriz'' diyor. Ardından da ekliyor: "Hiç utancımız yoktur...''

Ve bu sözlerin sahibine, genel başkanın danışmanı tarafından CHP PM üyeliği teklif ediliyor. Allahtan Pelin Batu, "Siyaset yapmayı düşünmüyorum'' diyor da; CHP büyük bir felakatten kurtuluyor...

Ya Bekaroğlu!

Kılıçdaroğlu, Mehmet Bekaroğlu'nun Atatürk'e yönelik sözlerini, tabanına nasıl izah etmeyi düşünüyor? Bekaroğlu'nun ''Lazcılık'', PKK ve ana dilde eğitime bakışına ilişkin sözlerini yazmaya gerek dahi duymuyorum... Merak edenler, internetten arayıp öğrenebilirler...

Üstteki cümlenin girişinde, ''Kılıçdaroğlu, Mehmet Bekaroğlu'nun Atatürk'e yönelik sözlerini, tabanına nasıl izah etmeyi düşünüyor?'' diye sordum. Bu cümleyi yazdıktan sonra, silmeyi düşündüm... Çünkü; CHP Genel Merkezi'nde ''tabanın hassasiyeti''ne ilişkin bir duyarlılığın kalmadığını ve sorunun bu yüzden anlamsızlaştığını düşünüyorum...

Emin olun; tabanın da genel merkezin politikalarına karşı hassasiyeti aynı seviyede... Taban, kendi değerlerinin önemsenmediğini ve partinin ilkelerinin yok saydığını düşünüyor. Bu yüzden, partisine yönelik heyecanı ve ilgisi azalıyor... Mehmet Bekaroğlu'na götürülen teklif ise bardağı taşıran son damla oluyor...

Tabanın kızgınlığı, Bekaroğlu'na götürülen teklifle sınırlı kalmıyor. Bekaroğlu, bu teklifin medyaya yansıması sonrası twitter'dan açıklama yapıyor ve "Teklifi kabul etmedim, düşünüyorum'' diyor. CHP tabanı, bu tavra da kızıyor...Partisinin kimliğinin zedelendiğini düşünüyor...

Yazının girişinde, CHP tabanını ''Antalya'daki herhangi bir otele gidip odasında ''Türkçe TV kanalı bulamayan'' yerli turistlere'' benzettim.

Bilirsiniz, özellikle turistik bölgelerdeki otellerde Türkçe kanallar ya çok azdır; ya da hep geri sıralardadır... O kanalları bulmakta zorlanırsınız. Ve o an "Ben de para veriyorum ama neden istediğim kanalı bulamıyorum. Turistin parası daha mı değerli?'' diye kızarsınız...

Emin olun, CHP seçmeni, şu sıralar bu duyguyu daha yoğun yaşıyor.Ekmeleddin İhsanoğlu ile birlikte ''taçlanan'' ve PM'ye gireceği söylenen isimlerle yeniden gündeme gelen "sağa açılma'' politikası, tabanda karşılık bulmuyor. Taban, kendisine ve emeğine değer verilmediğini düşünüyor, varlığının ve düşüncelerinin önemsenmediğini hissediyor.

Medyaya birkaç gündür yansıyan isimler ve o isimlerin toplumdaki algısı, CHP tabanının Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinden bu yana yaşadığı"yabancılaşma''yı daha da hızlandırıyor. CHP tabanı, CHP'de kendisine ait bir şeyler bulmakta zorlanıyor... CHP yönetiminin ve Kılıçdaroğlu'nun, parti politikalarının oluşturulduğu söylenen PM'ye, CHP'nin temel ilkeleri ile hiçbir ilgisinin olmadığı kişileri almaya gayret etmesi, 10 Ağustos'taki kırılmayı da güçlendiriyor.

Bunu, CHP Üyesi Mustafa Özkahraman'ın cenaze töreninde de gördüm. Cenaze töreninde konuştuğum onlarca CHP'li, "Allah aşkına genel başkanımız ne yapmaya çalışıyor? Mehmet Bekaroğlu, daha sekiz ay önce Rize'de Saadet Partisi'nden belediye başkan adayı oldu. Orada ne kadar oy aldı?'' diye soruyor. Ve bu soruyu, hem Kılıçdaroğlu'na hem de parti yönetimine sormamı istiyor... Keşke, cenaze törenine katılan Kılıçdaroğlu ve kurmayları, sadece on dakikalarını ayırsa ve oraya gelen CHP'lileri bir dinleselerdi...

İşte o zaman,  Bekaroğlu'nun Atatürk'e yönelik olarak söylediği ve bugüne dek reddetmediği "Kefere Kemal'' sözünün nasıl bir öfkeye dönüştüğünü bizzat görür ve "Biz ne yapıyoruz?'' sorusunu kendilerine sorarlardı.

Kemal Bey ve MYK'daki arkadaşları "Biz ne yaparsak yapalım, PM'ye hangi isimleri önerirsek önerelim, delege oy verir'' diye düşünüyorsa, büyük bir yanılgı içinde olduklarını hemen söyleyeyim...

40 yaşındayım ve kendimi bildim bileli, CHP siyasetini yakından izlerim... Ailemin tamamı sıkı CHP'lidir... En yakın dostlarım CHP'lidir... Günümün neredeyse yarısı, CHP'ye ilişkin sohbetlerle geçer...

Size şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Ben şu süreçte yaşanan kızgınlığın, kırılmanın, alternatif arayışının yaşandığı ve partisini acımasızca eleştirenlerin sayısının arttığı bir döneme şahit olmadım. Öyle ki;  kimi dinlesem CHP'nin "açılım'' adı altında yürüttüğü politikadan dert yanıyor.

Bakın; şu yanlış anlaşılmasın; CHP tabanı, "Partimize sağdan kimse gelmesin'' demiyor; aksine "Gelenlerin başımızın üstünde yeri var''düşüncesini taşıyor. Ancak; geçmişte sağda politika yaparken, Cumhuriyet'e veAtatürk'e yönelik hakaret içeren sözleri sarf edenleri bünyesine almak istemiyor.

Zira; bu kişilerin hiçbir özeleştiri vermeden CHP'nin etkili - yetkili makamlarına getirilmesini ve o kişilerin de hiçbir şey olmamış gibi davranmasını kabul edemiyor.

Tabii ki her parti kitlesini genişletmek ve sosyal katmanlara dokunacak olan kişileri bünyesine almak ister... Ancak; o kişilerin geçmişe ilişkin en azından bir özeleştiri vermesini beklemek; CHP'lilerin hakkıdır... Bekaroğlu, eğer PM'ye girecekse, Atatürk'e yönelik sözlerinden dolayı özeleştiri vermelidir...Bekaroğlu eğer hala bu zihniyete sahipse, CHP'nin yönetiminde olmamalıdır... CHP delegesi, bu isim her şeye rağmen önüne konulursa gereğini yapacaktır... Yapmayanlar, tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya kalacaktır... 

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında "Ekmel Bey'i partinin genel başkanı, yöneticisi değil, Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdik'' diyor ve tabanı ikna etmeye çalışıyordu. Kılıçdaroğlu'nun sözlerinde haklılık yanı vardı. O süreçte biz de kendisini destekledik ve Erdoğan'ın kazanmaması için çalıştık...

Ben şu süreçte de Kılıçdaroğlu'na destek veriyorum. Bu desteğimi zaten açıkça deklare ettim. Yanlışlarını söylüyor, nabzı tutuyor ve fotoğrafın tamamını ortaya koyuyorum... O halde; Kılıçdaroğlu'ndan şunu beklemek de hakkımdır diye düşünüyorum:

Evet, Ekmel Bey, CHP'ye genel başkan olmayacaktı! Dolayısıyla, CHP'nin fikirleriyle aynı doğrultuda olması beklenemezdi. Zira; en geniş tabandan oy alması hesap ediliyordu. Ancak; PM ve içinden çıkacak olan MYK'da olması düşünülen kişiler, ''CHP'nin düşünceleri''ni taşımak zorundadır. Ki; bu kişiler, yarın parti politikalarına yön verecektir.

Bakın; CHP PM öyle bir anlayışla oluşturulmak isteniyor ki; yarın "Faiz haramdır, kürtaj cinayettir'' diyen kişilerle karşılaşmamız an meselesedir...

Ve bu anlayış, CHP'ye sirayet ettiği takdirde, CHP ile AKP arasındaki benzerlik daha da artacaktır. Seçmen ise ''arasında hiçbir fark görmediği'' iki partiyi karşılaştıracak ve  ''orijinal''ine yönelecektir.

CHP seçmeni, ''temel değerler ve temel ilkeler'' konusunda hassastır. CHP tabanı, ''sağa açılım'' adı altında, "AKP türü bir sağ partiye benzemek istemiyor.'' Bunu, yine aynı cenaze töreninde konuştuğum gençler şu sözlerle ifade etti: "Barış Bey, seçmen bizi sahici bulmuyor. Rol yaptığımızı düşünüyor.''

20 - 25  yaşındaki gençlerin bir cümleyle özetlediği gerçeklik, Ankara'daki genel merkezde kabullenmek istenmiyor.

Bakın, Türk seçmeninin yüzde 27'si, "Benim partim yoktur. Ben ekonomiyi kim iyi yönetirse ona oy veririm'' diyor. CHP, bu sosyolojik gerçeğe gözlerini yumup "siyasi kurnazlık''la oy devşireceğini sanıyor. Ekonomi yönetimini nasıl şekillendireceğini ve topluma nasıl güven vereceğini düşünmek yerine, ''transfer sezonu''nu açarak seçmeni kendisine çekeceği yanılgısına kapılıyor!

Oysa ki; CHP'nin geçmiş deneyimi, bunlara hiç gerek olmadığını gösteriyor. Baykallar, Ali Topuzlar, Ecevitler, Ali Dinçerler, henüz genç sayılabilecek yaşlarda ülkeyi yönettiler, bakan oldular, yöneticilik yaptılar... Keza; güncel örneklerden biri de AKP'li Ali Babacan'dır. Henüz otuzlu yaşlarında kabineye giren Babacan'ın ismini hiç kimse bilmiyordu. Babacan, kendisini kabul ettirdi ve''AKP'nin yarattığı yıldız''lardan biri oldu. CHP kendi yıldızını yaratmak yerine, sahneye çıktığında hangi şarkıyı söyleyeceğini bilmediği ve konserde ne tür kavgalara yol açacağını kestiremediği ''sürpriz sanatçı''larla yeni bir maceraya açılmaya çalışıyor...

Evete, şunu kabul ediyorum; siyaset bir ''ittifaklar sanatı''dır. Yeri gelir, bir belediyeyi kazanmak için sağdan, yeri gelir soldan transfer yaparsınız. Ancak bakın; buradaki kilit sözcük, ''kazanmak''tır. Kazanacağını düşündüğünüz kişiyle de aranızda, ''ideolojik benzeşlik'' olması şarttır. Peki, Baykal döneminde başlatılan, Kılıçdaroğlu tarafından da ısrarla sürdürülen bu politika, CHP'ye ne kazandırmıştır?

Yorulmayın, ben söyleyeyim; kocaman bir hiç...

Bir TV programında, "Kemal Bey ve arkadaşları, oturup bir bardak çay dahi içmedikleri kişileri paraşütle vekil yaptılar. Bugün de o kişilerle temel konularda sorunlar yaşıyorlar'' demiştim. Emin olun, bu zihniyet devam eder ve bu isimler kazara PM'ye seçilirse, CHP Ocak ayında yeni bir kurultaya daha gider...

Bakın; Türkiye bambaşka bir sürece giriyor. Sabah saatlerinde HALK TV'de de anlattım. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Orman Çiftliği'nde yaptırılan ''saray''a taşınacak. Erdoğan, aynı binaya Başbakanlık'ı da getirtecek. Erdoğan üst katta, Davutoğlu ise alt katta çalışacak. Erdoğan, böylece kabineyi ''doğrudan''yönetecek. Bunun adına da ''Yönetim Birliği'' denilecek. Fiili olarak ''yarı başkanlık'' sistemine geçmeye çalışan Erdoğan'ın nasıl durdurulacağına kafa yoran bir CHP yok şu an...

Bir başka tehlike ise şu:

Erdoğan, Hakan Fidan üzerinden Öcalan'la ilişkilerini sürdürüyor ve Öcalan'a''Seni serbest bırakacağız'' deniliyor. PKK lideri de bu vaad üzerine, istenilen her şeyi yapıyor. Yeni senaryo da yine Öcalan üzerinden şekillendiriliyor... Bir hafta önce, yerel bir radyoda anlattığım senaryo şu şekilde işleyecek:

Öcalan, MİT'in isteği üzerine kurdurulan (bunu Beşir Atalay açıkladı) HDP'yi, 2015 seçimlerine ''bağımsız'' değil parti olarak sokturacak. Yani; HDP'liler seçime parti çatısı altında girecek. AKP'nin yaptığı plana / hesaba göre,HDP barajı aşamadığı taktirde, kendileri en çok oyu alacağı için, aslında HDP'nin kazandığı sandalyelere, AKP'liler oturacak. AKP böylece, meclisteki çoğunluğu eline geçirecek.

Yok eğer, HDP Cumhurbaşkanlığı seçimindeki politikayı sürdürerek  barajı aşar ve CHP tabanından oy çalarsa, Meclis'teki sandalye sayısı 60'a yaklaşacak. Böylece, HDP ve AKP koalisyonu, Anayasa'yı referanduma götürmeden değiştirme hakkını kazanacak. İşte o zaman, Türkiye Cumhuriyeti, temelinden sarsılacak... Ve Davutoğlu'nun "restorasyon'' dediği süreç hızlanacak.

Bakın, burada hedefe ulaşmanın yolu, ''CHP tabanının HDP'ye yönlendirilmesi''nden geçiyor.

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci henüz başlamamış, adaylar belli olmamıştı. Yine bu köşede, Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarını uyarmıştık. Ve demiştik ki; "HDP, Demirtaş'ı aday gösterecek. Demirtaş, CHP tabanına oynayacak. Buradan kazanılacak oylar, CHP içinde içinde yeni bir tartışma başlatacak.Kılıçdaroğlu, eğer 10 Ağustos'ta kötü bir sonuçla karşı karşıya kalırsa, kurultaya zorlanacak. Kılıçdaroğlu'nun koltuktan indirilmesi sonrası, Alevi seçmenin CHP'den kopması ve HDP'ye yönelmesi sağlanacak. HDP böylece, daha da büyüyecek.''

Bu söylediklerimizin bir kısmı gerçekleşti. Demirtaş, CHP'nin ana omurgasını oluşturan seçmene seslendi. Bir kısmına kendisi için oy verdirtti. Bir kısmını ise CHP'nin adayından soğutmayı başardı.

Bu tehlike, 2015 seçimlerinde de gündemde olacak. CHP'nin bu tehlikeyi bertafarf edebilmesi için derli toplu bir politika ve vitrinle kamuoyunun karşısına çıkması gerekiyor.

Emin olun; Bekaroğlu ve benzeri isimlerden oluşturulan; CHP tabanının hassasiyetlerinin yok sayıldığı, CHP'lilerin kendisini göremediği bir vitrin,  tabanın motivasyonunu daha da kıracaktır.

Bizim işimiz gazetecilik... Mesleğimiz bize gördüklerimizi doğru bir şekilde aktarmamız gerektiğini söylüyor.

Yazıyoruz, çiziyoruz, anlatıyoruz ama değişen bir şeyin olmadığını da üzülürek izliyoruz. Umarım, CHP yönetimi, son üç yazıda çok kibar bir şekilde ifade etmeye çalıştığım tehlikelerin farkındadır. Yok eğer farkında değilse, zaten kendimizi fazla yormaya da gerek yoktur...

Bu yazı toplam 518 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.