1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. DAVUTOĞLU İÇ GÜVENLİK PAKETİNİ AÇIKLADI

DAVUTOĞLU İÇ GÜVENLİK PAKETİNİ AÇIKLADI

Başbakan Ahmet Davutoğlu TBMM'de AKP Grup toplantısında İç güvenlik paketi açıkladı.

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP’nin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşma yaptı.

İşte Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

ATIF DA HÜSEYİN DE VANDALİZMİN KURBANI OLDULAR

Bu olaylarda 40’a yaklaştı kayıplarımız. Ama sembol iki üç katledilen vatandaşımızdan bahsetmek istiyorum. Şehit olan Atıf Şahin’in evini ziyaret ettim. Tam bir metanetle karşıladılar bütün bu olayları. Hiçbir polis emniyet görevlisinin dilinde nefret dili duymadım ben.

Gidin de şunları cezalandırın diye bir tabir duymadım. Aksine mütevekkil ve gayet vakur bir duruşla vatan sağ olsun, milletimizin arasına fitne girmesine izin vermeyin dediler. İşte bizim kültürümüz bu. Şehit edilen Atıf da Hüseyin de bu vandalizmin kurbanı oldular, 16 yaşındaki Yasin Börü de. O genç kardeşimiz, Kurban etini fakirlere dağıtmak istenirken üçüncü kattan atılarak başı taşla ezilerek şehit oldu. Türktüler, Kürttüler, Amasyalılardı, onlar bu zalimlerin karşısında her biri bir Hazreti Hüseyin’dir. Amasyalı Hüseyin bir kerbela şehidi gibi dayanışma içindeyken şehit edildi, Yasin fakirlere yardım etmek isterken şehit edildi. Allah onlara rahmet eylesin. Ama bu toprakları kerbela’ya çevirmek isteyenlere bir daha izin vermeyeceğiz. Katillere bu topraklarda yer olmayacak. Bunu böyle bilmeleri lazım.

Bizim için onların tavrının aksine her can azizdir, her insan korunması gereken kutsal bir emanettir. İnsanın hayatı özgürlüğü onuru nesli aklı malı canı emniyet altındadır. Bizim kadim kültürümüzde bu temel haklar evrensel hukukta da tekrar edilmiştir.

PAKETTE NELER VAR

DOĞUM, EVLENME, BOŞANMA VE ÖLÜMDE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE GİDİLMEYECEK

Birincisi, İçişleri Bakanlığımızla yaptığımız değerlendirmelerle, vatandaşlarımızın günlük hayatlarını kolaylaştırıcı bir adımlar atmaya karar verdik. Bunlar, doğum, evlenme, boşanma ve ölüm gibi hallerde, nüfus müdürlüklerine gitme zarureti ortadan kaldırılacak. En yakınımızı kaybederiz, cenaze hazırlıklarıyla uğraşırken, kağıt almaya çalışırız. Bizim devletimiz vatandaşına güvenmelidir. Bu çerçevede nüfus müdürlüklerine gitmeden bildirimle sağlanacak.

SOYADI DEĞİŞİKLİĞİNDE MAHKEME KARARI OLMAYACAK

İkincisi, isim ve soy isimlerle ilgili mahkeme kararı artık olmayacak. İsim zati bir şeydir. Kişinin kendisinin seçmesinin en doğal hakkı olduğu bir husustur. Kimse izin alma zorunluluğunda olmayacak. Bu zati hak vatandaşlarımıza verilecek, vatandaşlarımız mahkemeye gitmeden tek bir dilekçeyle ben şu soyadını değil bu soyadını kullanmak istiyorum diyecek. Hiçbir mahkeme süreci olmayacak. Ben kendi kızımı kaydederken nüfus memuru hatırlıyorum, annemin adı, bunu kaydedemem demişti sene 88. Arapça bu isim demiştim. Baktım adı Mahmut, bu isim nece dedim. Ama ikna etmek 15-20 dakikayı buldu. Artık kimse çocuğuna vereceği isim konusunda, soyadı değişikliği isteniyorsa, kullanıldığında yüzü kızaran soy adları var, tek bir dilekçeyle değiştirme hakkı vereceğiz.

İKAMETGAH E-DEVLET ÜZERİNDEN VERİLECEK

Yine nüfus kayıt örneği, ikametgah e-devlet üzerinden verilecek.

PASAPORT VE SÜRÜCÜ BELGESİ ARTIK EMNİYET'TEN ALINMAYACAK

Pasaport ve sürücü belgeleri bunlar nihayette seyahat belgesidir. Bunlar Emniyet Genel Müdürlüğü'nün işi değildir. Pasaport alacak olan bundan sonra Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü'ne gidecek. Böylece sanki pasaportla yurtdışına çıkan her vatandaş potansiyel suçluymuş gibi gidip emniyet kapılarında beklemeyecek. Bu da çok temel bir değişikliktir. Bir zihniyet değişimini yansıtır.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI YENİDEN YAPILANDIRILACAK

İçişleri Bakanlığı'nın yeniden yapılandırılması… Aldığım brifingten sonra bakanlıklarımızın yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç var. Önümüzdeki yeni Türkiye inşa edilirken kurumlarımızın kendilerini muhasebeden geçirmeleri gerekiyor. Bütün kurumlarımıza bu talimatı verdim. Bizzat da gidip herkesi dinleyeceğim. Reform yapılması gerekiyorsa o reformları yapacağız. Bunu Diyanet’te de YÖK’te de yaptım. Bundan sonra bizim her şeyi şeffaf şekilde tartışacak ülkemizin geleceğini ve demokrasimizin tahkim edilmesini teminat altına almamız lazım.

EMNİYET İÇİN YENİ TEDBİRLER

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün etkinliğini ve esnekliğini güçlendirecek tedbirler alacağız. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kendi kurumsal yapısı içinde piramit bozulması olduğunu gözledik. Bunu düzelteceğiz. İhtiyaçlar karşılanacak. Ama biraz sonra üzerinde durduğum gibi her bir güvenlik mensubumuz da demokratik hukuk devleti kuralları içinde hareket etmeye yönlendirilecekler, güvenlik kültürü haline gelecek. Salt fiziki güçle ilgili bir husus değil.

JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK İÇİŞLERİ'NE BAĞLANACAK

Bu çerçevede çok önemli bir adım atıyoruz, devrim. Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarımızın atamalarının doğrudan İçişleri'ne bağlanmasıdır. Şimdiye kadar, İçişleri'ne bağlı olmakla birlikte TSK içinde düzenlemeler yapılıyordu.

Askeri konular hariç, bütün diğer konularda yetkiler İçişleri Bakanı ve Bakanlığı'na veriliyor. Atama değerlendirme sicil ve bir çok konular. TSK şu ana kadar da gözbebeğimiz gibi korumamız gereken çok önemli temel kurumumuzdur. Önümüzdeki hafta doğrudan da brifing alacağım. Şu ana kadar da bir çok reform yaptık, bunları sürdürerek bir taraftan kurumlar üzerindeki sivil ve demokratik denetimi gerçekleştireceğiz, diğer taraftan da en yetkin hale gelmesi için ne gerekiyorsa destek vermeye devam edeceğiz.

JANDARMANIN KIYAFETİ DEĞİŞİYOR

Ayrıca bunun beş alana yansıması için de bundan sonra jandarmalarımız İçişleri Bakanlığımızın tayin edeceği özel bir kıyafet giyecekler. Bu alanda hem idari işleyiş bakımından hem de toplumsal görünürlük bakımından demokratik sivil hayatın daha yakın unsurları halinde çalışmaya devam edecekler. Bu anlamda diğer tedbirlerden önce yapısal tedbirleri öne çıkardık. Devlet önce kendisine bakıyor ne yapılması gerektiği konusunda, sonra da insan hakları bağlamında atılması gereken adımları atıyor.

DİNLEMELER KONUSU

Yine üçüncü alan. Herhangi bir istihbarı faaliyet yapılıyorsa bunun da uyum içinde dengeleyici mahiyette denetimi yapılacak. İstihbarat teknik takip dinleme gibi yetkilerin, önce o birimlerde İçişleri Bakanlığı'nda Başbakanlık Teftiş Kurulu'nda denetimi yapılacak. Ayrıca TBMM’de 17 kişilik komisyona da rapor sunulacak. Dinlemeyle ilgili rahatsızlıkların hepimizi nasıl meşgul ettiğini biliyoruz. Ama eğer herhangi bir suçun önlenmesi için önleyici kısa süreli bir istihbarat dinlemesi yapılmışsa, bu yapılan dinlemelerin hepsi TBMM’de bütün partilerin katıldığı komisyonda değerlendirilecek, rapor altına alınacak. Kimse bu konuda şu şüpheye düşmesin. Verdiğimiz hiçbir özgürlükten geriye dönüş yaşatmayız. Son derece dinamik bir değişim çağında yaşıyoruz. Bazen yeni gelen teknolojik bir araç özgürlüklerimizi kısıtlayıcı sonuçlar doğurabiliyor.

Yetki istismarına karşı her türlü tedbir bu çerçevede alınacak.

ŞİDDETE DÖNÜŞEN HER TÜRLÜ EYLEM SUÇ SAYILACAK

Dördüncü alan, şiddet olaylarıyla, toplantı ve gösteri yapmakla ilgili. Eğer biri engelleyecek olursa, ben oraya gider toplantı ve gösteri yaparım. Ama toplantı ve gösteri yapma hakkı da hukuk devleti içinde kamu düzeni kuralları içinde gerçekleşir. Bu alanda sadece ben gösteri yaparım başkası yapamaz, her türlü şiddeti yaparım denilirse ses çıkarılır. Devlet nerede diye bir vatandaş sorarsa devlet de burada millet de burada.

Şimdi bu bağlamda toplantı ve gösteri yapanlara karşı her türlü saldırı engellenecek. Toplantı ve gösteri yapılıyor, bize karşı da olsalar, eleştirel de olsalar, güvenlik birimlerimizin görevi o gösteriyi yapanların can güvenliğini de teminat altına almaktır. Herhangi bir gösteriye dışardan bir saldırı olduğunda bu saldırı durdurulacak. Şiddete dönüştüren her türlü eylem suç sayılacak. Yani toplantı gösteri yapıyoruz, ne yapacaksınız fikirlerimizi ifade edeceğiz, edin.

MOLOTOFTA KİMSEYE TAKDİR HAKKI BIRAKMAYIZ

Ama elinize molotof aldığınız anda şiddet eylemi başlar. Ben gösteri hakkını kullanıyorum, bana müdahale edemez diyemez kimse. Bununla ilgili olarak geçmişte bazı düzenlemeler yapıldı. Patlayıcı yakıcı ateşli silahlar diye tanımlamalar var. Ama molotof konusunda öyle bir muğlaklık var ki, hakimlerin takdirine bırakıyorlar. Bu konuda kimseye takdir hakkı bırakmayız, Molotof bir saldırı aracıdır. Eğer bu molotofla ambulanslar yakılmışsa, kütüphanelere saldırılmışsa, Kur'an kursları yakılmışsa, polislerimiz yanmışsa, genç kızlarımız genç yaşta hayatlarını kaybetmişse bunun adı da özgürlük olmaz.

Tamamıyla AB ve dünya evrensel standartları esas alacağız. Şimdi birileri Avrupa, biz bunları kendi insanımızın güvenliği için alıyoruz. Avrupa’dan uzaklaşıyor muyuz diye soracaklarsa, ABD’de Kanada’da molotof bazı eyaletlerde suç sayılıyor.

Kuzey İrlanda ve Birleşik Krallık'ta, molotof bulundurmak ve kullanmak, hayati tehlikeye yol açacak şekilde herhangi bir patlayıcı maddeyi kullanmak, anlaşmak, patlama gerçekleşmese bile suçtur. Bu suçtan hüküm giyenler ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırılır. Şüpheli biçimde sebebini açıklamadan patlayıcı madde bulundurmak iki yıla kadar hapisle cezalandırılır.

ABD’de kayıt dışı molotof bulundurmak üretmek satmak kullanmak yasaktır. Eyaletten eyalete değişmektedir. Michigan eyaletinde 4 yıldan, iki milyon dolardan ağır olmamak şartıyla cezalandırılır. Canına veya malına yönelik olması durumunda bu ceza artmaktadır.

Kanada’da molotof yasaktır.

Londra’da molotoflu saldırı yapan PKK sempatizanı üç kadına 19 yıl üç ay hapis cezası verilmiştir.

Ben kendi değerlerine inanan bir insanım. Ama birileri için ki biz evrensel değerlere AB normlarına bağlıyız, birileri için tek norm dışardaki ülkelerdeki uygulamalarsa işte demokratik uygulamalar.

Bunu okudum, yabancı basın Türkiye otoriterleşiyor diye yaygara yapmaya kalkmasınlar. Önce kendi ülkelerine baksınlar sonra katledilen vatandaşlarımızın haklarını koruma konusunda kararlılığımız konusunda bize saygı göstersinler.

YÜZÜNÜ KAPATANLARA İZİN VERİLMEYECEK

Şiddet işlemek amacıyla yüzünü kapatarak toplantı ve gösteri yapacağım iddiasında bulunanlara izin verilmeyecek. Okmeydanı’nda yüzünü kapatmış, elinde pompalı tüfek. Bu gösteri mi? Diyarbakır’da Batman’da ambulanslara saldıranlar, bu toplantı ve gösteriyle ya bunlar bizi yeterli akli yetkinlikte görmüyorlar yada milletin aklıyla alay ediyorlar. Bunlar toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü içine giremez. Toplantı ve gösteri yapmak isteyen kendisini gizlemeden söyler.

İşte ben Amasya’daydım. Binlerce vatandaşımız bir araya gelme hakkını kullanıyor. Hiçbirinde de maske yoktu. Çünkü orada bir hak kullanıyorlardı. Bu şekilde maskeler takarak, yüzlerini kapatarak şiddet amaçlı sokağa çıkanlar potansiyel suçlu muamelesini görürler. Gösteriye silahlı katılanların cezaları artırılacak.

ATEŞLİ SİLAHA İZİN YOK

Gösteri için geldiğini iddia eden kişiden ateşli silah çıkıyor. Batı’da çakı çıksa uzaklaştırılır, gözaltına alınır. Gösteri ve toplantı meydanına girmeye izin verilmeyecek. Eğer böyle bir suç işlenirse, 6 aydan 3 yıla olan ceza, tutuklanmasını da teminen, potansiyel şiddeti vardır orada bu ceza 2,5 yıldan 4 yıla kadar artırılacak.

GÖZALTI SÜRELERİ

Yine bu çerçevede, gözaltı süreleri. Bu da çok tartışıldı. Öylesine şiddet eylemleri oluyor ki. Birisi molotof atıyor, Molotof kokteyli de suç olarak görülmediği için, polis onu aldığında karakola götürdüğünde gözaltına alamıyor, kaydını yapıyor, o karakolun öbür kapısından çıkabiliyor. Gözaltı hakkı yok polisin. 6-7 Ekim olaylarında yaşananlar ki ben ilginç bir benzetmeyi, 6-7 Ekim olaylarıyla 6-7 Eylül olaylarına bakın aynı zihniyeti göreceksiniz. Aynı tekçi zihniyetin ürünleridir.

POLİSE 24 SAAT GÖZALTI SÜRESİ

Bu olaylara baktığınızda polis şiddet eylemini durdurmak istiyor, gözaltına alıyor fakat bir müddet sorna tekrar çıktığında yeni suç işleyenlere malzeme teşkil edecek bir tablo ortaya çıkıyor. Bu durumda biz polisimize 24 saat gözaltı yetkisi veriyoruz, savcılığa müracaat etme şartıyla. Her bir polise vermiyoruz bunu. Vali yardımcısı yada üst bir amirin kararı ve denetimiyle. Neden? Çünkü diyecekler ki Türkiye geri mi gidiyor. Şimdi sadece savcı tek kişi için 24 saat, toplu suçlarda 4 gün gözaltı yapabiliyor.

İngiltere’de polis 36 saat gözaltında tutabiliyor. Almanya’da 24 saat muhafaza amaçlı 48 saat adli amaçlı gözaltı var, polis tarafından. Fransa, polis 24 saat gözaltında, savcı 48 saat tutabiliyor. Avusturya polis azami 48 saat tutabiliyor. İtalya, polis 24 saat savcı 96 saat. Belçika polis 48 saat gözaltında tutabiliyor. Danimarka 4 güne kadar çıkabiliyor. Bulgaristan polis 24 savcı 72 saat.

SAVCI GÖZALTI SÜRESİNİ 48 SAATE UZATABİLECEK

Şimdi bizim getirdiğimiz teklif, Avrupa’daki en düşük uygulamayı alabiliyoruz, polis 24 saat tutabilsin, savcı da 48 saate uzatabilsin. Şimdi Diyarbakır yada batman’dasınız. Oradaki emniyetten sorumlusunuz. Bir gösteriden bahsetmiyoruz 3 gün süren yaygın şiddet eyleminden ve her yerden yükselen ateşlerden bahsediyoruz. Bu durumda polis gözaltına alacak, savcıya soracak, o sırada savcıya ulaşamazsa, elinde Molotof olan birisi başka bir eyleme gidecek zamanı bulabilecek, buna izin veremeyiz. Kanunla bütün vatandaşların hukukunu korumak amaçlı çıkarılırlar.

Bana diyor ki, bu zalimler benim oğlumdan ne istiyor, durdurun bu zalimleri diyor. Bizim ona cevap vermek ahlaki siyasi hukuki bir görevimizdir.

VERİLEN ZARAR SUÇLUYA RÜCU EDİLECEK

Verilen zarar suçluya rücu edilecek. Şimdi biz bu zararları tazmin ediyoruz. Ta ki bu Vandallar bu ülkenin sahipsiz olduğunu görsünler. Suçlu tespit edildiğinde, onlardan alınacak. Bu rücu için geçmişte olan zaman aşımı da uzatılacak. Bu rücu zaman aşımına tabii olmayacak. Bir sene de olsa suçlu tespit edildiğinde bu suçların doğurduğu zararlar tazmin edilecek.

UYUŞTURUCU İŞİ YAPANLARA TERÖR MUAMELESİ

Bir başka uygulama. Bonzai ile ilgili, açıklamıştım. Bonzai ve diğer uyuşturucu işi yapanlar terör muamelesi görecekler. Her biri birer teröristtir. Gelecek nesilleri yok eden bir eylem içindeler. Bonzainin net olarak eroin sayılacağı düzenleme yapılacak. Her türlü uyuşturucu faaliyetinin okullara yaklaşması durumunda, zaten ağırlaştırılmış olan cezalar iki misli artırılacak. Oraya uyuşturucunun yaklaşmasına izin vermeyeceğiz. Sanal ortamda şiddete nefrete çağrı dili anlamına gelecek uygulamalar ifadeler yapılan bazı çalışmalar suç olarak telakki edilecek.

''Silahlı ayaklanmaya başlıyoruz herkes silahını alsın, silahlarınızla oraya gidin” bu tweetleri atmak özgürlük müdür? Böylesi tweetler Avrupa’da ABD’de, siyahları beyazlara karşı, beyazları siyahlara karşı, o şirketler bunu engellemezler mi? Biz de engelleyeceğiz. Nefret dilinin şiddet dilinin özgürlükle alakası olamaz. İlgili şirketler temel kurallara riayet ettiklerinde, sadece o tweetlere dönük tedbirler olacak. Ama yaygın şiddete dönüşen durum söz konusu olursa sanal ortamla ilgili tedbirler alınacak.

KOLLUK KUVVETLERİNİN ÜST VE ARAÇ ARAMA YETKİSİ

Kolluğun üst ve araç arama yetkisi tamamiyle hukuki denetime açık şekilde ve tabi gerekli izin prosedürleri de işlenerek yeni bir düzenlemeye kavuşturulacak. Hiçbir vatandaşımızın üstü aracı yada evi rastgele ve keyfi şekilde aranamaz. Çok güçlü bir delili oluşturacak hale dönüşmüşse, bunun içinde yargı süreçleri paralelinde işlemek suretiyle izin alındıktan sonra arama yapılabilecek.

Hürriyet

Bu haber toplam 591 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.