• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Gaziantep : 9 °C
  • Adana : 14 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • İzmir : 11 °C

Davutoğlu savaşı 'çöpçatanlık' sanıyor!

Barış Yarkadaş
Davutoğlu kamuoyuna şirin gözükme ve çalınan rolünü geri alma çabası içinde... 'Çöpçatanlık' yapmaya çalışması bunun en somut işareti...

Başbakan Ahmet Davutoğlu, kendisini gölgede bırakan ve varlığını anlamsızlaştıran Recep Tayyip Erdoğan'dan ''çalınan rolünü geri almak''  ve''Ben de buradayım'' demek için olmadık atraksiyonlar yapıyor. ''Siyasi magazin'' denilebilecek türden haberlere konu olmaya çalışan Davutoğlu'nun bu girişimleri herhangi bir yankı bulmuyor. Konuşulmuyor, tartışılmıyor, kamunun ilgisini çekmiyor... Çünkü; kamuoyu Davutoğlu'nu sahici bulmuyor ve onun sadece ve sadece bir ''emanetçi'' olduğunu biliyor..

Davutoğlu, Erdoğan'ın gölgesinden kurtulabilmek amacıyla giriştiği atraksiyonlardan birini de kurban bayramında yaptı. Ziyaret ettiği bir polis karakolunda görevlilerle sohbet ederken, bir polisin bekar olduğunu öğrenince hemen babasını aradı.

ÇÖPÇATAN MUHABBETİ

Polis memurunun babasıyla yaptığı telefon görüşmesinde "Faruk'a hemen bir gelin buluyoruz. Orada yavuklusu, nişanlısı var mı? Burada gurbet çekiyor" diyen Davutoğlu, karşı tarafın "Babası sizsiniz" sözleri üzerine de "Bak topu bana atıyor 'Babası sizsiniz' diyor. Bunu beraber yapalım. Siz de bakın, biz de bakalım" ifadelerini kullandı.

TC Başbakanı'nın işi gücü bırakıp polise "çöpçatanlık'' yapmasını mı, polis memurunun bireysel kararına saygı göstermeyip zorla evlendirmeye çalışmasını mı, yoksa Başbakan'ın 35 yaşındaki polisi "kendisi hakkında karar dahi veremeyen bir pozisyona sokması''nı mı ele alalım doğrusu bilmiyorum...

ZİHNİYETİ KENDİSİNİ ELE VERİYOR

Davutoğlu'nun Eyüp Göktürk Karakolu'nda yapmaya çalıştığı ''şirinlik'' aslında AKP'nin kültürel kodlarını yansıtması açısından önemli izler taşıyor. Herkesin hayatına müdahale eden, toplumu kendi değer yargılarına göre biçimlendirmeye çalışan Davutoğlu zihniyeti, 35 yaşındaki polisin "bekar'' olmasına anlam veremiyor! Ve hemen, "üç çocuk politikası'' gereği, polisi ''baş göz etmeye''çalışıyor...

Davutoğlu'nun polis karakolunda ortaya çıkan ''işbitirici'' zihniyeti, keşke kamuoyuna yönelik şovla sınırlı kalsaydı... Belki üzerinde çok durmaz, ''siyasi magazin'' ya da ''şirinlik gösterisi'' deyip geçerdik...

İŞBİTİRİCİ DAVUTOĞLU, ORTADOĞU'DA DA İŞBAŞINDA

Ancak ne yazık ki; mesele bu denli basit değil... Bu ''işbitirici'' ve ''herkesi istediği kalıba sokma'' zihniyeti, karakolun duvarlarını aşıp sınırları zorluyor... Yaklaşık dört yıldır Esad'ı devirip Suriye'yi parçalamaya çalışan Davutoğlu - Erdoğan ve Hakan Fidan üçlüsünün ''Zihni Sinir Projeleri'' hepimizi büyük bir bataklığa doğru çekiyor... Hem de hızla...

YENİ OSMANLI DEĞİL, YENİ ORTADOĞU

Türk halkını, ABD'nin Ortadoğu'yu yeniden biçimlendirme politikalarına adapte edebilmek için ''Yeni Osmanlı'' kavramını ortaya atan ve emperyalizmin koçbaşı olma görevini bu kavramla perdelemeye çalışan Davutoğlu, şu sıralar yine''işbitirmeye'' koyuldu. CNN'den Christian Amanpour'a konuşan Davutoğlu, asıl hedeflerinin terör örgütü IŞİD değil, Beşşar Esad olduğunu açıkça ortaya koydu. CHP'nin tezkereye karşı aldığı pozisyonun doğruluğu ise Davutoğlu'nun sözleriyle bir kez daha anlaşıldı.

TÜRKİYE'Yİ SAVAŞA SOKMAYA ÇALIŞIYOR

Davutoğlu, CNN'e verdiği röportajda, diplomasinin tüm kurallarını ayaklar altına almanın yanı sıra, Türkiye'yi bir savaşa sokmaya çalıştığını da gösterdi. "Esad devrilmeli'' diyerek, Suriye'nin iç işlerine doğrudan müdahil oldu. "IŞİD'e karşı kara operasyonu yapmamız için ABD'nin Esad'ı da hedef alması gerekir''mealindeki sözleri ise tezkerinin kendisine verdiği yetkiyi aştığını göstermesi açısından önemliydi... Davutoğlu, tezkereyi TBMM'den geçirirken, "Ülke güvenliğine yönelik saldırılar karşısında kullanacağız'' diyordu. Bugün ise adeta ''savaş'' ilan etme aşamasına gelmiş durumda... Oysa ki; böyle bir kararı Başbakan değil, TBMM verir... Davutoğlu, TBMM'nin iradesini ayaklar altına aldığını da ilan etmiş oluyor.

İP VE MHP PAZARLIĞIN DESTEKÇİSİ

Bu bağlamda, Davutoğlu'nun sözlerinden Türk askerinin bir ''pazarlık unsuru''haline geldiği de ortaya çıkıyor. Mehmetçik, AKP'nin Esad'ı devirme hayallerinin kurbanı haline getiriliyor. Tezkereyi destekleyen MHP ve İşçi Partisi'nin, AKP'nin kuyruğuna takıldığı ve AKP'ci politikaları desteklediği görülüyor. MHP ve İP, AKP'nin Türk askerini "pazarlık unsuru'' haline getirmesini destekliyor. CHP'nin tezkere karşıtı tutumunun doğruluğu ise her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.

Ahmet Davutoğlu, belli ki; Türkiye'yi içine çekmeye çalıştığı ''savaş''ı karakoldaki ''çöpçatanlık'' ile karıştırıyor. Savaşı da çöpçatanlık kadar ''zararsız'' ve ''masum'' sanıyor.

BU SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ!

Oysa ki; Erdoğan - Davutoğlu ve Fidan'ın Türkiye'yi içine çekmeye çalıştığı savaş, onlarca yıl devam edecek ve kazananı olmayacaktır. Üstelik bu; Türk halkının savaşı da değildir. Savaşa yol açan koşullar, bizzat ABD ve AKP eliyle hazırlanmıştır. Ortadoğu'yu yeniden biçimlendirmenin yolunun Esad'ı devirmek ve Suriye'yi parçalamaktan geçtiğini bilen stratejistler, önce ÖSO'yu, ardından ise El Nusra ve Tevhid Tugayları'nı devreye sokmuştur. IŞİD denilen örgüt, bunların çatısıdır. IŞİD'i ABD politikaları yaratmış, AKP politikaları ise can suyu olmuştur. IŞİD'i var eden örgütlere AKP'nin verdiği destek, Ortadoğu'daki dehşetin artarak sürmesinin zeminini yaratmıştır.

ABD NEDEN ÖZÜR ŞOVU YAPIYOR?

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ise AKP'yi bölgede istediği gibi kullanabilmek ve Türk halkının gazını alabilmek için ''sahte özür'' şovlarına girişiyor. AKP'nin terör örgütlerine verdiği desteğe ilişkin iddiaları ise "kayıtlara geçiyor.'' Dünya kamuoyu, AKP'nin bölgedeki örgütlerle ilişkisini ABD'nin en yetkili ağızlarından öğreniyor... İlişki, tescilleniyor...

BATAKLIĞA SÜRÜKLENİYORUZ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ABD ve onun Türkiye'deki işbirlikçisi AKP'nin Ortadoğu'da yarattığı zemin için "bataklık'' ifadesini kullanırken, bunu boşuna söylememiştir. Yaratılan bataklık, bugün Türkiye'yi tüm unsurlarıyla birlikte içine çekmektedir.

AKP iktidarı, Esad'ı devirebilmek amacıyla, PKK ve PYD'ye de "Bizimle hareket edin, Esad'a karşı savaşın, sizi destekleyelim'' diyor. Savaşın çirkin yüzü, kendisini şimdiden gösteriyor...

YA ESAD GİDECEK YA DA ERDOĞAN

RTE, Davutoğlu ve Fidan'ın son dört yıldır izlediği politika, Esad ve Suriye halkının şanlı direnişi sayesinde gelip duvara toslamıştır. AKP iktidarı, Esad'ı deviremediği takdirde, ayakta kalmasının zorlaştığını görmektedir. Bu yüzden, Esad'ın devrilmesi, Erdoğan Rejimi açısından hayati önem taşımaktadır. Esad devrildiği takdirde, İsrail memnun edilecek, böylece mazlum Filistin halkının en önemli destekçisi de ortadan kaldırılacaktır.

İSRAİL YANLISI TUTUM

Esad'ın devrilmesi ve Suriye'nin dağıtılması, en başta Filistin halkını vuracaktır.Esad'ın devrilmesini bu yüzden en çok İsrail istemektedir. IŞİD'in İsrail'e yönelik en küçük bir eylem bile yapmaması, bu örgütün kim ya da kimler tarafından desteklenip bölgeye salındığının en somut kanıtıdır.

SAVAŞ; KRİZDEN ÇIKIŞIN YOLU...

AKP, Ortadoğu'yu yeniden biçimlendirme savaşında rol kapmaya ve pazarlık gücünü artırmaya çalışırken, bir yandan da enerji kaynaklarına sahip olmaya gayret ediyor. Zira; içine girdiği ekonomik krizi bu sayede atlatabileceğini düşünüyor.

Malum; kapıda bir genel seçim var... Seçim, kamu maliyesinin yağmalanması ve bütçe açığının artması anlamına geliyor. Ki; IMF son raporunda cari açığın hızla arttığını, bütçeden ise fazladan 45 milyar dolar harcandığını açıkladı. IMF, AKP'yi bu bağlamda uyardı ve "kamu harcamalarını kısıtla'' uyarısını yaptı. AKP bu büyük krizi, yeni özelleştirmeler ve emperyalistlerin isteklerini yerini getirme karşılığında kredi musluklarını açtırmaya çalışarak aşmak istiyor. 

SAVAŞ; GERÇEKLERİ UNUTMAK DEMEKTİR...

Savaşlar, bu gerçeklerin konuşulmasını engeller. Silahların gümbürtüsü, diğer seslerin duyulmasına engel olur. AKP, Türkiye'yi işte böyle bir süreçte genel seçime götürüyor. Savaşlar, gerçeklerin konuşulmadığı, yoksulluğun sebeplerinin üzerinin örtüldüğü ve sahte milliyetçiliğin tırmandırıldığısüreçlerdir.

AKP, uzun yıllardır pazarlık yaptığı ve masaya oturduğu PKK'yı da bu bağlamda bir anda karşısına almaya hazırdır. Kobani'de Kürtlere karşı takınılan tavır, bunun ilk işaretidir... AKP; Kürtler yerine IŞİD'i tercih ettiğini göstermiş, Kürtlere IŞİD aracılığıyla ''dayak atmaya çalışmıştır.''

Kobani'deki kanton yönetimi, AKP açısından kabul edilemezdir. Kantonun varlığı, Esad'ın devrilmesini geciktirmektedir. Kantonlar, bölgede adeta bir''dalgakıran'' görevi üstlenmiştir. Ve yine kantonlar, PKK'nın pazarlık gücünü artırmıştır. AKP, kantonları yok ederek, PKK'ya karşı elini güçlendirmek ve bölgede gelişen ''laik - demokratik yönetimleri ezmek'' istemektedir.  Kantonlar yıkıldığı takdirde, IŞİD, Esad'ı doğrudan hedef alabilecek bir manevra alanına sahip olacaktır. 

Bu politikanın en önemli destekçisi ise Esad'ı devirme / bölgenin emperyalizmin isteği üzerine şekillendirilmesi planının aracı haline gelen TSK'dır. TSK ve AKP ortak hareket etmektedir. TSK, AKP yanlısı politikaların hizmetine girerek"Yurtta sulh, cihandu sulh'' ilkesini terk ettiğini göstermiştir.

AKP KÜRTLERE KARŞI NEDEN POZİSYON DEĞİŞTİRDİ?

AKP, TSK'nın da isteği ve desteği üzerine kantonları ezmeye çalışırken, bunu iç politikaya tahvil etme gayretindedir. Çünkü; yapılan tüm araştırmalar, AKP'nin 2015 yılında yapılacak olan seçimlerde ''tek başına iktidar olamayacağı''nı gösteriyor. AKP ''tek başına iktidar'' olabilmek için, ''milliyetçi'' olduğu söylenen kesimlerin desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu desteği alabilmenin yolu ise milliyetçi rüzgarların estirildiği savaş ortamından geçiyor.

AKP MİLLİYETÇİ OLACAK

Dün sabah Halk TV'de Semra Topçu'nun programında da anlattım; göreceksiniz AKP iktidarı önümüzdeki süreçte birden bire ''milliyetçi pozlar''a girecek ve MHP'nin tabanı ile lümpen kesimlere oynayacak. Hitler, Franko ve Mussolini de benzeri konjonktörlerde galibiyet elde etmiş ve iktidarlarını pekiştirmişti.

CHP NE YAPMALI?

CHP'nin bu bağlamda estirilen ''sahte milliyetçi rüzgarlar''a kapılmaması ve sosyal demokrat bir çizgide durması gerekiyor. Halkların kardeşliğinin her zamankinden daha çok ihtiyaç / zorunluluk haline geldiği bu süreçte, CHP'nin savaş karşıtı tutumunu sürdürmesi gerekiyor. Bu savaşın, halkın savaşı olmadığı; AKP'nin ihtiyaçlarını karşılamak için çıkarılan ''yapay ve zorlama bir savaş''olduğu gerçeğinin anlatılması gerekiyor.

SAVAŞ YIKIM DEMEKTİR

CHP, AKP'nin çıkarmaya çalıştığı savaşın, Türkiye'yi Rusya, Çin, Irak ve İran'la karşı karşıya getireceğini de anlatmalıdır. Savaş, AKP'nin istediği doğrultuda sürdüğü takdirde, Kürtlerin önemli bir bölümünün Türkiye'den kopuşunun hızlanacağı ve ülkemizin bölünme sürecini daha hızlı yaşayacağı gerçeği de topluma gösterilmelidir.

Türkiye'de yaşayan Kürt nüfusun duygusal kopuşunun hızlanması, içerideki milliyetçiliğin artmasına da sebep olacaktır. Milliyetçiliğin yükselmesi, sosyal demokrasinin gerilemesi ve tezlerini duyuramaması anlamına gelir. AKP Türkiye'yi savaşa sokma hazırlığı içine girerken, CHP'nin buna karşı gerçekçi bir politika izlemesi gerekmektedir. Görülmüştür ki; AKP iktidarda kalabilmek adına her türlü çılgınlığı yapabilme potansiyeline sahiptir. AKP'nin savaş politikaları, konjonktör doğru değerlendirildiği takdirde, CHP için bir çıkış kapısı olabilir... Türkiye de böylece maceracı ve hayalci politikacılardan kurtulma şansını elde etmiş olur... CHP yeter ki sağlam dursun ve kendisini milliyetçilik rüzgarlarının etkisine kaptırmasın...

Bu yazı toplam 580 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Haber 27 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Türkiye Reklam Ajansı Telefonu:0 553 586 14 77 | Faks : Mail Adresi: ucarhaber@yahoo.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim