1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. ENVER ABİ VE DEVLET BAHÇELİ
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

ENVER ABİ VE DEVLET BAHÇELİ

A+A-

ENVER ABİ VE DEVLET BAHÇELİ

Metin ÖZER/ HABERVİTRİNİ


Arkadaşlar sıklıkla ‘Devlet Bahçeli’nin Enver Abi’nin vefatında niçin taziye mesajı yayınlamadığını’ soruyor.
Sorular çok olunca, bu konuya bir açıklık getirmem gerekti.
Hatırlarsanız geçtiğimiz ay Devlet Bahçeli kendisinden görüş almak isteyen bir grup gazeteciyi kovmuştu.
İstanbul’dan dönerken Bolu’da mola veren Bahçeli, kendisini takip eden gazetecilerin demeç isteğine; “Çıkın dışarı!..” diyerek, sert bir tepki verdi.
Siyasi bir liderin gazetecileri kovduğuna da böylece ilk kez şahit olmuş olduk.
Ne hikmetse medya bu kovulma olayını fazlaca büyütmedi.
Oysa Devlet Bahçeli sürekli olarak medyanın ilgisizliğinden şikayet eden bir isim.
Her söze başladığında ‘medyanın MHP’yi sevmediğini’ söyler durur.
Kusura bakma ama kovduğun medya seni niçin sevsin?
Bu son olay, Bahçeli’nin ilk vukuatı değildi.
Benzer bir tavrı da Enver Abi’ye gösterdi.
O konuya girmeden önce biraz geriye gitmek isterim;
Başbuğ Türkeş’in dönemine.
Rahmetli Türkeş ile bizim aramızda farklı bir bağ vardı.
Kendisi de Avşar’dı ben de Avşar’ım.
Türkeş Kayseri’nin Pınarbaşı’ndan.
Ben hemen yakınındaki Sarız’danım.
Hal böyle olunca bana karşı özel bir yakınlığı vardı.
Bu yüzden sık sık partiye çağırır, genel durum üzerine sohbet ederdik.
İşin doğrusu; kendisinin ve MHP’nin görüşlerinin yayınlandığı nadir kuruluşlardan biri, İhlas Grubu’nun medyasıydı.
Fırsat buldukça kendisini TGRT’deki programıma konuk ederdim.
O günlerdi…
Rahmetli Türkeş bir gün aradı.
Ben de partiye gittim.
Kısa bir hoş-beşten sonra Enver Abi’yi sordu.

Ben de kendisine anlattım.
Türkeş, Enver Abi ile uzun bir görüşme yaptığını söyledi.
Sözlerine de; “Enver Bey çok muhterem bir insan. Helal süt emmiş bir vatan evladı.” dedi.
Hayrola Başbuğ’um” dedim.
Kendisiyle sohbetimiz sırasında bir olay anlattı. Çok duygulandım” dedi.
Türkeş, “12 Eylül’den önce Enver Bey’in arkadaşları, Muhterem Kayınpederinin yazdığı dini kitapları dağıtırken zaman zaman komünistlerin taciz ve saldırısına uğramışlar. O saldırılar sırasında bizim ülkücü gençler kendilerine sahip çıkmışlar. Koruyup kollamışlar. Enver Bey bana bu olayları anlattı.” dedi.
Türkeş devam etti :
- Benim bundan haberim bile yoktu ama Enver Bey bunu hiç unutmamış. Bana, “Başbuğ’um, bizim size vefa borcumuz var. Sizin bu iyiliğinizi hiçbir zaman unutmam. O yüzden Türkiye Gazetesi ve TGRT’nin kapıları size sonuna kadar açık.” dedi. 
Hakikaten Türkeş inanılmaz duygulanmıştı.
Daha sonraki bir görüşmemizde konu yine Enver Abi oldu.
Parti olarak mali sıkıntı içerisinde olduklarını anlatan Türkeş, “O sıkıntılarla uğraşırken Enver Bey aradı. Daha ben bir şey demeden MHP’nin reklamlarını gazetesinde para almadan basacağını söyledi. Çok şaşırdım” dedi.
İşte Enver Abi bu…
Arkadaşlarına yapılan bir iyiliği yıllarca unutmamış.
Böyle bir vefa insanı.
Enver Abi
’nin MHP’ye iyiliği sadece bununla da sınırlı değildi.
Pek çok ülkücü gence ne iyilikler yaptığını yakinen bilenlerdenim.
Türkeş’in vefat haberini Enver Abi’ye ben verdim.
Çok üzüldü.
Bana, “Başbuğ’un şanına uygun bir canlı yayın yapın.” dedi.
TGRT olarak Türkeş’in cenaze törenini 12 saat kesintisiz canlı yayınladık.
Bu, o yıllarda bir yayıncılık rekoruydu.
Gelelim Devlet Bahçeli meselesine.
Türkeş’in vefatından sonra MHP’nin başına Devlet Bahçeli geçti.
Bizim MHP’ye olan ilgimiz bu süreçte de devam etti.
Hatta Devlet Bahçeli’yi ilk kez ben Siyaset Vitrini programımda ağırladım.
Arkasından seçimler geldi.
MHP ikinci parti olarak hükümet ortağı oldu.
Enver Abi, “Hayırlı olsun” demek için Devlet Bahçeli’den randevu aldı.
Ben o görüşmede yoktum.
Görüşme sonrası Enver Abi, büroya oldukça canı sıkılmış olarak geldi.
Neşesi kaçmıştı.
O anda kendisine bir şey soramadım.
Sonradan öğrendim.
Enver Abi’yi yakından tanıyanlar bilir: Çok hoş sohbettir.
Konuşurken vücut dilini kullanır.
Sohbetin etkisine o kadar fazla kapılır ki, zaman zaman yanındakine eliyle dokunur.
Bu tamamen sevgi ve muhabbet dokunuşudur.
Yan yana konuşurken birkaç kez eliyle Devlet Bahçeli’nin dizine dokunmuş.
Bahçeli bu dokunuşlardan rahatsız olmuş. Yüzü asılmış.
En son dokunduğunda ise; “Enver Bey dizime dokunma!..” demiş.
İşte bu söz, odada buz gibi bir havanın esmesine neden olmuş.
Bahçeli’nin bu çıkışından sonra Enver Abi sohbeti kesip müsaade istemiş.
Şaka gibi değil mi?
İşte bu olaydan sonra Enver Abi ile Bahçeli arasındaki görüşmeler bıçak gibi kesildi.
Ankara’da her olup biteni soran Enver Abi, bana hiçbir zaman Bahçeli’yi sormadı.
Bir daha da Bahçeli ile hiçbir ortamda görüşmedi.
Bahçeli, bu olaydan dolayı sadece Enver Abi’ye değil bütün İhlas Grubu’na husumet duydu.
Halen de bu husumeti sürüyor.
O yüzden Enver Abi’nin vefatında tek satırlık taziye mesajı bile yayınlamadı.
Partisinden kimseyi de cenazeye göndermedi.
Enver Abi’nin rahmetli Türkeş’e yaptıklarını bilen ülkücüler ise cenazeye katıldı.
O yüzden Bolu’da olan olaya hiç şaşırmadım.
Dizime dokundu” diye koskoca bir medya patronunu silip atan Bahçeli’nin, 3-5 muhabiri kovmasından daha normal ne olabilir ki?
Anormal olan; Bahçeli’nin ‘medyanın ilgisizliğinden’ yakınması.
Ne demişti Enver Abi:
-Kimse kimseye bir şey yapmaz. Yapan daima kendine yapar. Hayrı da şerri de.
Bahçeli
 de kendine yaptı.
Dokunulmasından rahatsız oldu.
Ne de olsa onun adı ‘Devlet
Dokunulmazlığı var!..

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

Bu yazı toplam 1471 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.