1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. ENVER ABİ’NİN HUZURUNU BOZAN SÖZLER
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

ENVER ABİ’NİN HUZURUNU BOZAN SÖZLER

A+A-

Yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır.
28 Şubat cuntasının ve onun kuklası iktidarların İhlas Finans’ı nasıl batırdıklarını.
Bu operasyon için Enver Abi’nin doğum gününün niçin seçildiğini, goygoycuların nasıl çalıştıklarını ilk kez bu satırlardan öğrendiniz.
Enver Abi’yi tutuklama girişimini, 500 sayfalık bir raporu ele geçirerek nasıl bertaraf ettiğimizi de ilk kez benden duydunuz.
TGRT’nin nasıl teslim alındığını, bunun için yapılan pazarlıkları da yine buradan okudunuz.
Enver Abi, Türkiye Gazetesi’nin orta sayfasını kurtarmak için TGRT’yi feda etti.
İddia ediyorum!..
28 Şubat’ta fiilen el konulan tek kuruluş TGRT’dir.
Bazı arkadaşlar günümüzün moda sloganından yola çıkarak, “niçin direnilmediğini” soruyor.
O zamanlar “Diren Gezi Parkı” gibi sloganlar olmadığı için, günümüzü o günler ile kıyaslıyorlar.
O tarihte bugünkü gibi direnilecek hal mi vardı?
Enver Abi, buna rağmen sonuna kadar direndi.
O direnci olmasaydı bugün İhlas Holding olmayacaktı.
Bunu yaparken de inanın yanında sağ kesimden tek bir grup ve güç yoktu.
Tek başına müthiş bir ilmi siyaset ile kuşatmadan sağ salim çıkmayı başardı.
İhlas’ı kurtarırken maalesef kendisini feda etti.
Diren” diyenlere bir olay aktaracağım.
Yine 28 Şubat süreciydi.
Yeni RTÜK başkanı seçilmişti.
Başkanlığı Refah Partisi kontenjanından üye olarak seçilen bir arkadaş gelmişti.
RTÜK Başkanı, Refah Partili idi anlayacağınız.
Zahid Akman'dan önceki başkandı.
Enver Abi kendisinden randevu aldı.
Enver Abi, Ali Baransel, Bekir Hazar ve ben RTÜK’e gittik.
Randevu saatinde içeriye girdik.
Girmez olaydık.
O RTÜK Başkanı hoş geldiniz bile demeden, “Huzura Doğru programı kalkacak” dedi.
Hepimiz şok olduk.
Özellikle Enver Abi büyük şaşkınlık yaşadı.
Bunu bir Refah Partilinin ağzından duymak hepimizi derinden yaraladı.
Arkasından kurul üyeleri ile bizi toplantıya aldılar.
Yani orada da 4 Refah Partili üye vardı.
O toplantıda konuşulan tek konu ‘Huzura Doğru’ programıydı.
Üyelerin tamamı bu programın derhal yayından kaldırılmasını istedi.
Enver Abi’nin müthiş canı sıkılmıştı.
Enver Abi; İnsanlara dininin anlatılmasına, Mübarek Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi Vessalam) sözlerinin aktarılmasına ve evliyaların hayatlarının ekrana getirilmesine, niçin bu kadar düşmanlık edildiğini bir türlü anlayamadı.
Bu milletin ahlakını bozan yüzlerce programa sessiz kalanlar, kafayı ‘Huzura Doğru’ programına taktı.
Huzura Doğru yüzünden Enver Abi’nin bütün huzurunu bozdular.
Buradan bir acı olayı daha hatırlatayım.
Biliyorsunuz TGRT ile ilgili Enver Abi’ye yüzlerce iftira atıldı.
TGRT kağıt üzerinde kendinin gözükse de, fiilen kendisinin değildi.
Bunu da en iyi bilenler RTÜK üyeleriydi.
Özellikle orada Refah Partisi kontenjanından bulunan üyelerdi.
O iftiralar havada uçuşurken bunların asker korkusundan bile gıkı çıkmadı.
Çıkmadığı gibi, bazıları ekranlara çıkıp Enver Abi’yi eleştirdi.
Bir yanda 28 Şubat cuntası,diğer yanda onların hükümeti, başka tarafta Yahudi lobisi ve cuntaya çalışan sözde sağcı görevliler.
Tam bir ateş çemberi.
Böyle bir çemberin ortasında da Enver Abi.
Bu hain kuşatmada kendinizi düşünün.
Baskı, tehdit ve zulüm dayanılacak gibi değil.
O fırtınada İhlas gemisini kurtarmaya çalışıyorsun.
Enver Abi’nin çilelerini yazarken işte bunları anlatıyorum.
Emin olun yazdıklarım, yaşadıklarımın yüzde 20’si bile değil.
Yazamadıklarımda çok daha fazla acı ve gözyaşı var.
Benim şahit olduklarım ve bildiklerim, Enver Abi’nin başına gelenlerin yüzde 10’u bile etmez.
Bu hesaba bakarak; Enver Abi’nin gördüğü zulmü siz hesaplayın.
Peki bu zulüm ortamında Enver Abi ne yaptı?
Sadece Allahü Teala’ya sığındı.
Sürekli dua etti.
Yaşadığı acı ve uğradığı zulümleri en yakınlarına bile hissettirmedi.
Arkadaşlarının üzülmemesi için hep güldü.
İnanın her gece ağladı ama kimseye göstermedi.
Kendisine yapılan iftiralara bile sesini çıkarmadı.
Hatta, “Allah ıslah etsin” diye onlara dua etti.
Bir gün bile başına gelenlerden şikayetçi olmadı.
Çünkü Enver Abi; bu dünyada huzur ve rahat olmadığını en baştan kabul etmişti.
Peki kendisine bu zulmü yapanlara ne yaptı?
Emin olun hiçbir fenalık yapmadı.
Hatta onların da kurtulması için bol bol dua etti.
Düşmanları ile bile görüşmelerini kesmedi.
Onlara hep doğruyu anlattı.
Enver Abi, Mevlana Celalleddin’i Rumi’nin ünlü sözünü kendisine rehber edinmişti:
Gel, gel, gel.
Her ne isen gene gel.
Kafir de olsan, putperest de olsan gene gel.
Bu dergah ümitsizlik kapısı değildir.
Yüz sefer tövbeni bozsan da yine gel, gel, gel.

İşte bu sözden yola çıkan Enver Abi, yaşadıklarına küsüp köşesine çekilmek yerine, insanlara doğruları anlatmaya devam etti.
28 Şubat cuntasıyla yaptığı toplantılarda büyüklerin hayatlarından örnekler verdi.
Demirel’den Mesut Yılmaz’a, Çiller’den Bahçeli’ye kadar bütün siyasetçilere dinimizi anlattı.
TGRT’nin sanatçılarına bile her fırsatta evliyaların hayatlarını aktardı.
O günlerde türkücü İbrahim Tatlıses gazetelere:
Enver Ören çok mübarek bir insan. O bize doğruyu gösteriyor ama bizler şeytan olmuşuz”şeklinde demeç vermişti.
Tatlıses’in dediği gibi; kimisi dinledi, kimisi dinlemedi.
Enver Abi’ye bu konuyu sordum :
-Efendim, herkese dinimizi anlatıyorsunuz. Geri dönüş oluyor mu?
Enver Abi, “Bak kardeşim. Bizim işimiz doğruyu anlatmak. Doğruyu anlattığımız anda görevimiz biter. Ondan sonrası nasip meselesi. O da bizi aşar Allahü Teala’nın alanına girer. Biz oraya karışamayız. Bu yüzden anlatacağız ama baskı yapmayacağız” dedi.
Bunu kendisine ilke edinen Enver Abi, yaşamı boyunca rastladığı herkese doğruları anlattı.
Hala Enver Abi’nin yanlış yaptığını düşünen var ise yukarıdaki cümleyi bir kez daha okusun.
Ömrünü doğruyu anlatmaya adamış bir insan, doğruluktan ayrılır mı?
Enver Abi’nin vefatına, sevenleri çok ama çok üzüldüler.
Onların bir kısmında bir umutsuzluk havası gözlemliyorum.
O arkadaşlara bir çift sözüm var.
O sözü de Enver Abi’den işittik.
Enver Abi bir sohbetinde; “ Büyükler hayatta iken kınındaki kılıç gibidir. Emri hak vaki olup ruh vücuttan çıktığında, kılıç da kınından çıkar. Kılıç kınından çıktığı için, o büyüklerin tasarrufu daha müessir olur. Yani tesirli olur. O tesirin derecesi, kıyamete kadar her gün artarak devam eder” dedi.
Enver Abi bu sözleri, Mübarek Kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık Hazretleri’nin sözleri olarak bize aktarmıştı.
Enver Abi’nin aramızdan temelli ayrıldığını sananlar, bu sözü tekrar tekrar okusun.
Halis kalp ile bakan bu kılıcı görür.

Kör olup görmeyenlere keskin kılıç neylesin.
Allahü Teala bizi bunu görenlerden eylesin.

METİN ÖZER/ HABERVİTRİNİ

Bu yazı toplam 1667 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.