1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Erdoğan 10 Kasım’da Atatürk’ü suçladı!

Erdoğan 10 Kasım’da Atatürk’ü suçladı!

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Kasım nedeniyle yaptığı konuşmada, “Ülkemizin bugün güney sınırlarında yaşadığı güvenlik sorunlarının en önemli sebebi, Misak-ı Milli'den verilen tavizlerdir” dedi.

A+A-

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’nın lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa uğurlanışının 79’uncu yıldönümü nedeniyle Saray’da düzenlenen törende konuştu. Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin yaşadığı sorunlardan Mustafa Kemal Atatürk’ü sorumlu tuttu. Erdoğan, “Ekonomik ve siyasi boyutunu bir kenara bırakarak söylüyorum, ülkemizin bugün güney sınırlarında yaşadığı güvenlik sorunlarının en önemli sebebi, Misak-ı Milli'den verilen tavizlerdir. O tavizler verilmeseydi şu anda nerede olduğumuzu anlayın, hatırlayın. Dün bizi Misakımilli'nin gerisine düşürenler, bugün Lozan'ı da bir kenara bırakıp Sevr'e doğru giden bir hesap içindeler ancak göremedikleri bir şey var; bugünkü Türkiye, dünün Türkiye'si değildir” dedi.

Erdoğan, oy kaybı nedeniyle Atatürk’ü sahiplenmelerine yönelik eleştirilere de yanıt verdi. Erdoğan, “Biz Atatürk’e Atatürk’e dedik diye bir sürü senaryo yazıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise ne diyeceğiz? Atatürk’ü ruhu faşist, söylemi Marksist çevrelere mi bırakacağız?” dedi.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Ülkemizde eskiden beri hep bir Atatürk ve Atatürkçülük tartışması yaşanmaktadır. Özellikle tek parti CHP'si döneminde tarihimizin bu önemli kurucu liderinin ismi öylesine istismar edilmiştir ki milletimizin gönlündeki Atatürk ile sonradan kavramsallaştırılan Atatürkçülük arasında çok büyük bir fark ortaya çıkmıştır.

Milletimizin Gazi'ye hürmeti sonsuzdur. Milletimizin Mustafa'ya saygısında en küçük bir tereddüt yoktur. Milletimizin Kemal'le de en küçük bir sorunu bulunmuyordur. Milletimizin soyadı olarak kendisine verdiği Atatürk konusunda da hiçbir sıkıntısı olmadığını gayet iyi biliyoruz. Peki buna rağmen ne için böyle bir tartışma hep süregelmiştir. Bunun cevabı, darbecilerin, cuntacıların, vesayet odaklarının, ülkenin tarihine, milletin değerlerine düşmanlık eden kesimlerin kendilerini 'Atatürkçülük' kılıfı altında gizlemeye çalışmış olmasıdır

Atatürk ebediyete irtihal ettikten sonra o ana kadar Türk Lirası üzerinde Atatürk'ün resmi vardı. Atatürk'ün irtihalinden sonra o resim paranın üzerinden kaldırılmış ve onun yerine İnönü'nün resmi konulmuştur. Bunu yapan kim? İşte o zamanki CHP zihniyetinin ta kendisidir. Bugün Merkez Bankası'ndaki para serilerine baktığınız zaman bunu görürsünüz. Bu tarihten sonraki CHP önce İsmet İnönü'nün, daha sonra da başına geçen diğer genel başkanlarının CHP'si olmuştur. Bugünkü CHP de malum şimdiki başında bulunan zatın CHP'sidir. Böyle bir partiyle Atatürk arasında ilişki kurmak Gazi'ye yönelik en büyük bühtandır.

Atatürk'ün mirasçısı olduğu iddia edilen CHP'nin Atatürk'le olan ilişkisi 10 Kasım1938'de kesilmiştir. 

Kurtuluş Savaşımız milletimizin topyekün kıyamının adıdır. Böyle bir mücadeleye liderlik eden ismin milletin gönlünden en kıymetli yere sahip olması kadar önemli bir şey yoktur.

‘HAKARETAMİZ İFADELERİNİ DOĞRU BULMUYORUZ’
Elbette herkes gibi Atatürk de eleştirilebilir. Yüce Allah dışında hiç kimse layüsel değildir. Ancak eleştirmek başkadır, hakkı tespit etmek başkadır. Bizim saygı sınırları içindeki eleştirilere diyecek bir şey yoktu. Hakaretamiz bir tarzda ortaya konulan ifadeleri de doğru bulmadığımızı özellikle belirtmek istiyorum. En büyük eserim dediği Cumhuriyetimize, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma mirasına sahip çıkarak Atatürk'ün mirasını ve hatırasını bu mirasçıların zulmünden kurtarıyoruz.

‘RUHU FAŞİST, SÖYLEMİ MARKSİST’
Birileri çıkmış biz Atatürk'e Atatürk dedik diye bir sürü senaryolar yazıyor. Adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise bizim bunu ifade etmemizden daha doğal ne olabilir. Söylemi Marksist, ruhu faşist çevrelerin tekeline mi bırakacağız. CHP gibi amorf bir partinin Atatürk'ü milletimizinden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz.

MİSAK-I MİLLİ
Biz Kurtuluş Savaşımıza başlarken ilan ettiğimiz Misak-ı Millimize dahi sahip çıkamadık. İşte şimdi Suriye'de, Irak'taki gelişmelerde zaman zaman dikkat ederseniz bir şeyi dillendiriyorum. Nedir o, 'Biz Misak-ı Millimize yeniden sahip çıkmak zorundayız' diyorum. Bizim Misak-ı Milli hudutlarımızdan eğer taciz ediliyorsak, eğer o hudutlar içerisinden ülkemize saldırılar oluyorsa, burada 'Buyrun devam edin' deme lüksümüz yoktur.

Fırat Kalkanı budur. Afrin'de yapılmakta olan da budur. Biz buna seyirci kalamayız. Birilerinin buralarda parselosyana girmesine başımızı sallama lüksümüz yoktur. Orada olanlar bizim akrabalarımız onların değil. Öyleyse akrabalarımızın hukukuna da sahip çıkma mecburiyetimiz var.

‘ATATÜRK İŞTE BU LİDERLERDEN BİRİDİR’
Geçtiğimiz yüzyılın o sıkıntılı döneminde her ülkenin kendine göre bir lider ortaya çıkardığını ve kurtuluşu onun öncülüğünde aradığını görüyoruz. Bu liderlerden pek azı ülkesini arzu edilen zaferlerle tanıştırabilmiş, istenen başarılara ulaştırabilmiştir. Hiç şüphe yoktur ki Atatürk işte bu liderlerden biridir. Burada sorun bir zihniyetin, milletimizin istiklalinin sembolü olan Gazi Mustafa Kemal'i kendi ideolojik amaçlarının malzemesi haline dönüştürmeye çalıştırmış olmasıdır.

MİSAK-I MİLLİ SUÇLAMASI
Ekonomik ve siyasi boyutunu bir kenara bırakarak söylüyorum, ülkemizin bugün güney sınırlarında yaşadığı güvenlik sorunlarının en önemli sebebi, Misak-ı Milli'den verilen tavizlerdir. O tavizler verilmeseydi şu anda nerede olduğumuzu anlayın, hatırlayın. Dün bizi Misakımilli'nin gerisine düşürenler, bugün Lozan'ı da bir kenara bırakıp Sevr'e doğru giden bir hesap içindeler ancak göremedikleri bir şey var; bugünkü Türkiye, dünün Türkiye'si değildir.

‘HAİNLER İFŞA OLDU’
Son dönemde üzerimize öyle bir yüklendiler ki ellerindeki malzemeyi de büyük ölçüde tükettiler. Demokrat görünümlü faşistler ifşa oldu. Hak, hukuk makyajlı tezgahlar ifşa oldu. Yıllardır özenle devletin tüm kurumlarına, toplumun tüm yapılarına yerleştirilen hainler ifşa oldu. Sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör kuşatmasının amacı ve aktörleri ifşa oldu. Bunca oyunu bozan Türkiye'nin önünde artık bambaşka hamdolsun imkanlar, bambaşka ufuklar vardır. Şimdi önümüzde geçmemiz gereken bir imtihan daha var, o da 2019 seçimlerini kazasız, belasız geçirmektir.

‘TIPKI BİR MATRUŞKA GİBİ…’
Gezi olayları gibi toplumsal kaos projelerini, 17-25 Aralık gibi sofistike darbegirişimleri, 15 Temmuz gibi ihanet girişimlerini boşa çıkarta çıkarta yolumuza devam ediyoruz. Suriye ve Irak’ta milyonlarca insanın kanının dökülmesi pahasına kurulan tezgahların amacına ulaşmasını engellemek için elimizden geleni yaptık. Yapıyoruz. Kat ettiğimiz mesafe hiç de azımsanacak gibi değil. Oyun öylesine büyük, kullanılan malzemeler öylesine elverişli ki işimiz gerçekten çok zor. Ama aslolan, zoru başarabilmektir. Tıpkı bir matruşka gibi, açtıkça içinden sürekli yeni figürlerin çıktığı bu karmaşık düzeni eninde sonunda bozacağız. Bundan hiç endişeniz olmasın. Bölgemizi ateşe ve acıya boğan, adeta dilim dilim bölenlerin, ülkemizi de aynı sürece dahil etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakacağız. Yeter ki biz kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlü tutalım. Birbirimizi Allah için sevelim. Yaratandan ötürü sevelim.

Bu haber toplam 251 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.