1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Erdoğan anketi görünce, 'Vur emri' verdi!
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan anketi görünce, 'Vur emri' verdi!

A+A-

Tayyip Erdoğan, şiddete başvurarak muhalefeti ezmeye ve sindirmeye çalışıyor. Okmeydanı ise laboratuvar olarak kullanılıyor.

Başbakan Erdoğan, CHP'li bir ailenin ferdi olan Uğur Kurt'un öldürülmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, takipçisi olduğu Süleyman Demirel gibi konuştu. Demirel de 1990'lı yıllarda polisin yaptığı ''infaz''ları savunurdu. Demirel, infaz tartışmalarının arttığı bir dönemde tıpkı Erdoğan gibi konuşmuş ve"Polisin elini soğutmayın'' demişti. Ruh ikizi olan Erdoğan ve Demirel'in refklesleri de benzerlik gösteriyor. Tayyip Erdoğan, "Polisin eli kolu bağlı mı olacak? Nasıl sabredebiliyorlar anlayamıyorum'' diyor ve emrindeki''güvenlik güçleri''ne adeta ''vur emri'' veriyor.

Başbakan Erdoğan'ın AKP'lilere yönelik toplantıda dile getirdiği bu sözler, iktidarın başının, en çok sokaktaki muhalefetten çekindiğini gösteriyor.Soma'da beş bin polisin korumasına rağmen protesto gösterilerinin hedefi olan,arabası tekmelenen ve ilçeden adeta kaçmak zorunda kalan Erdoğan, muhalefetin yeniden yaygınlaşmasından ve sokağa hakim olmasından korkuyor. Bu yüzden, basına açık yapılan bir toplantıda, muhalefet güçlerine gözdağı veriyor ve polisi "cesaretlendiriyor.'' Polisin hukuk dışı davranışlarının arkasında olduğunu gösteren Erdoğan, "Sabretmeyin, vurun, sokağa çıkamasınlar'' diyor.

Erdoğan'ın daha çok şiddete, baskıya ve otoriterliğe sığınması yersiz değil... Zira; Soma'da hükümetinin de suç ortağı olduğu katliam, AKP'nin oylarında dört puanlık bir düşüşe sebep oldu. Beşir Atalay başkanlığında çalışma yapan bir heyet, Soma'nın ardından ''dar kapsamlı'' bir kamuoyu yoklaması gerçekleştirdi. Soma katliamının AKP'yi yüzde kırkın altına çektiği görüldü.

Sonrasını biliyorsunuz...

Soma katliamının baskısı altında kalan hükümet, kontr-gerillanın en çok bilinen taktiğine başvurdu: Alevi - Sünni çatışması çıkararak, gerçek sorunların üstünü örtmek...

İstanbul'un Okmeydanı bölgesi, bu planın işlemesi için adeta bir laboratvuar haline getirildi. Berkin Elvan'ın vurulmasını protesto etmek ve okullarında boykot eylemi gerçekleştirmek isteyen 15 gencin eylemi, polisin akıl almaz ve orantısız müdahalesi yüzünden bir anda büyüdü... Okul içinde başlayan veneredeyse hiç kimsenin haberinin dahi olmadığı bir eylem, polisin taktikleriyle "ulusal çapta'' bir olaya dönüştürüldü. Okul içinde boykot yapmaya çalışan gençler, kendilerini bir anda Okmeydanı sokaklarında buldu.

Gerilim sokağa yansıyınca; boykot girişimi, sokak çatışmasına dönüştü. Yasal ve yasadışı muhalefetin hayli güçlü olduğu Okmeydanı, bir anda alevler, sis bombaları, mermiler ve molotof kokteyllerinin içinde kaldı. Berkin için eylem yapan 15 kişilik liseli grubu ise ustalıkla Cemevi'ne doğru yönledirildi.Okmeydanı Cemevi'nin etrafı bir anda eyleme katılan ve polise tepki gösteren yüzlerce kişi tarafından sarıldı. Cemevi, bir anda gösterinin odak noktası haline getirildi. Ve protestolarla en küçük bir ilgisi dahi olmayan, o gün bir yakınının cenaze töreni için Cemevi'ne gelen Uğur Kurt, cemevinin bahçesinde polis kurşunuyla öldürüldü.

Uğur Kurt, Sivaslı Alevi bir ailenin mensubuydu... AKP'li Beyoğlu Belediyesi'ne hizmet veren taşeron bir şirkette çalışıyordu. Ailesinin tamamı CHP'li...Yakınları, Uğur'un da CHP'ye gönül verdiğini söylüyor. Uğur da kendisi gibi taşeron olarak çalışan Soma işçileriyle aynı kaderi paylaştı. AKP'nin kurbanı oldu. Uğur'u vuran güçler, Soma katliamının yarattığı etkiyi yok etmek ve protestoları başka bir yöne çevirmek istediler...

Yukarıda söylemiştik; bir kere daha tekrar edelim: Bu, çok eski bir kontr-gerilla taktiğidir... Toplumsal muhalefet yükselince, egemenler bu topraklarda hep aynı oyunu oynar... Alevi - Sünni çatışması çıkararak, gerçek sorunların üstünü örtmeye çalışırlar...

AKP ve Erdoğan da bu taktiğe başvuruyor... Önümüzdeki süreçte daha tehlikeli oyunlara girişecekler. Zira; Erdoğan yüzde 40'lardaki oyuna rağmen, toplumun diğer kesimlerinin ''zımni desteği''ni alamıyor. Ve Erdoğan, ''zımni destek'' alamadığı taktirde, Türkiye'yi yönetemeyeceğini biliyor... Bu yüzden, şiddete, baskıya ve otoriterizme başvuruyor... Çünkü; başka bir çıkış yolu göremiyor...

Geride bıraktığımız günlerde, ÜLKE TV'de katıldığım bir programda, "Yeni Türkiye yalanı, Soma'nın altında kaldı. Soma'da bir kölelik düzeninin yaratıldığı görüldü. Yeni Türkiye denilen olgu, kölelik düzenidir. Bu tescillenmiştir'' ifadesini kullandım. Aynı tespiti Halk TV'de de yaptım. Başbakan Erdoğan, bu konuşmadan üç gün sonra Köln'de "Yeni Türkiye'ye alışacaksınız...'' dedi.

Erdoğan, Yeni Türkiye yalanının çöktüğünü Soma'da aslında bir kez daha gördü. Ancak topluma verebileceği hiçbir şey yok; söyleyeceği sözü tükendi.. O yüzden, korkutarak, bastırarak, sindirerek, gözdağı vererek ve şiddete başvurarak yönetmeye çalışacak. Bu sırada, rant planlarını da hayata geçirmek için uğraşacak. 

Bakın; Okmeydanı deyip geçmeyin... AKP'nin en büyük rant planlarından biriUğur'un ve Ayhan Yılmaz'ın kanının döküldüğü Okmeydanı'nda hayata geçirilmek isteniyor. Polis, bu yüzden Okmeydanı'ndaki en küçük demokratik tepkiyi bile şiddete başvurarak bastırıyor. Kimseyi sokağa çıkamaz hale getiriyor.

AKP bir süre önce Okmeydanı çevresini "riskli bölge'' ilan etti. ''Riskli bölge''devletin istediği an, istediği ''imar planı''nı sorgusuz sualsiz bir şekilde hayata geçirmesi anlamına gelir... Beyoğlu sınırlarında yaşayan Okmeydanı halkı, "riskli bölge'' tanımına itiraz ediyor ve bu karardan vazgeçilmesini istiyor.

Beyoğlu'nun AKP'li Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ise, süslü sözlerle Okmeydanı halkını ''ikna'' etmeye çalışıyor. Demircan, kamuoyunun gözünü boyamak için, şöyle konuşuyor:

''Okmeydanı için, Taksim'de İstiklal Caddesi'ne alternatif bir cadde, dünya örneklerinden Fransa'nın Şanzelize'si ile yarışabilecek yeni caddelerin olduğu,özel bir destinasyon yaratmak amacıyla planlarımızı yaptık."

Okmeydanı halkı, bu sözlerin ne anlama geldiğini biliyor... AKP'nin planının bölgeyi aslında ''insansızlaştırmak'' olduğunu yaşadığı deneyimlerden görüyor... ''Kentsel Dönüşüm'' adı verilen ve yandaşlara rant yaratma olarak da adlandırılabilecek projelerin, yoksullara yaşama hakkı vermediğini biliyor.

AKP iktidarı, Okmeydanı'nı bu yüzden  bir laboratuvar olarak kullanıyor. Laboratuvardaki amaç ise şu:

1 - Toplumsal muhalefetin gözünü korkutma, sindirme, bastırma..

2- Kentsel Dönüşüm planlarına karşı çıkan ve diğer bölgelerde aynı sorunla karşı karşıya kalacak olan yurttaşları, rant planlarına sesini çıkaramaz hale getirme...

Bu yüzden, 15 kişinin okul içinde yaptığı eylemin üzerine devletin şiddetiyle gidiliyor. Gerilim çatışmaya dönüştürülüyor. Polis şiddeti pervasızca uygulanıyor ve toplumsal muhalefete gözdağı veriliyor. Başbakan da bu şiddetin arkasında "siyasal irade'' olarak pozisyon alıyor.

Gezi Direnişi'nin yıldönümü öncesi yine ''Bizi devirecekler'' paranoyasına kapılan AKP yönetimi, halka verecek hiçbir şeyi kalmayınca, çareyi şiddete başvurmakta buluyor. Demirelleşen Erdoğan, 90'ların taktiklerini uygulayarak, toplumsal muhalefeti sokağa çıkamaz hale getirmeye çalışıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, kendisine yönelebilecek toplumsal tepkileri en aza indirmeye çalışan Erdoğan, önüne gelen anketlerde Köşk seçimini birinci ve ikinci turda  geçemeyeceğini görünce, daha da sertleşiyor. Bu yüzden, Köşk adaylığı konusunda bir türlü karar veremiyor. MHP'nin oylarını alabilmek için''milliyetçi'' söyleme sarılan Erdoğan, ne yapacağını bilemiyor...

Muhalefetin doğru bir taktikle ortaya çıkacağı Cumhurbaşkanlığı seçimi,AKP'nin yönetememe krizini daha da derinleştirecek bir potansiyele sahip... Erdoğan aday olur ve kazanırsa, bunun maliyetinin ne denli ağır olacağı ise geride kalan 12 yıllık icraatten belli oluyor... Muhalefetin, AKP'nin''kutuplaştırma - çatıştırma - ayrıştırma tuzağı''na karşı akıllı taktikler üretmesi gerekiyor

Bu yazı toplam 278 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.