1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Erdoğan korkusunu saklayamıyor
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan korkusunu saklayamıyor

A+A-
Kuvvetler Uyumu kavramı, krallık ve dikta rejiminin diğer adıdır. Erdoğan, diktatörlüğüne yasal kılıf arayışını, süslü cümlelerle örtmeye çalışıyor.

Geride bıraktığımız günlerde, ilçe örgütlerimizin düzenlediği toplantılara katıldım. Çekmeköy, Sancaktepe, Sultanbeyli, Beykoz, Ümraniye, Pendik, Kadıköy ve Ataşehir'de düzenlenen toplantılarda, partililerimizle güncel ve siyasal gelişmeleri masaya yatırdık. 1 Kasım seçimlerinin yarattığı moralsizlik ve ataleti üzerinden atmaya başlayan örgütlerimiz, rotasını iktidara kilitlemiş. Bunu her biri yaklaşık 4-5 saat süren toplantılarda görmek mümkün...

NELERİ KONUŞUYORUZ?

Toplantılarda, parti içi sorunlar ve çözüm yollarının yanı sıra, Recep Tayyip Erdoğan ile onun iktidardaki yansıması olan AKP'den kurtulmanın formülleri konuşuluyor. Tabii bu bağlamda, güncel bir mesele haleni gelen ve siyaseti uzun süre meşgul edeceğe benzeyen ''Anayasadaki değişiklikler'' ile "Başkanlık'' sistemi de masaya yatırılıyor.

Bu toplantılarda, sürece ilişkin yaptığım değerlendirmeleri, fırsat buldukça bu köşede sizlerle de paylaşıyorum. Bugün de öyle yapacak, ilçe örgütlerimizde dile getirdiğim görüşleri özetlemeye çalışacağım:

YASAL KILIF ARAYIŞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ''aslında ne istediği''ni bir önceki yazımda ele almıştım. O yazının üzerinden hayli zaman geçti; Erdoğan bu sırada çıtayı daha da yükseltti ve "diktatörlük özlemini aradığı yasal kılıfı'' net sözlerle ifade etti. Erdoğan, demokrasinin temel ilkelerinden olan Kuvvetler Ayrılığı'nı kaldırıp yerine Kuvvetler Uyumu adlı hilkat garibesini koymak istediğini söyledi.

UYDURUK BİR KAVRAM

"Kuvvetler Uyumu'' adlı uyduruk sözün aslı, krallık ve monarşinin yönetim biçimi olan Kuvetler Birliği'dir... Yasama - Yürütme ve Yargı'nın tek elde toplanması, denge ve fren sisteminin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Bunun, çağımızdaki adı, faşizmdir, faşist diktatörlüktür... Kuvvetler Uyumu adı verilen uyduruk kavram, denetleme mekanizmasını ortadan kaldırmakla yetinmez, gücü tek bir kişinin eline verir. Erdoğan'a göre, bunun adı ''Türk Tipi Başkanlık Sistemi''dir...

7 HAZİRAN SENDROMU

Erdoğan, Yasama - Yürütme ve Yargı'yı tam anlamıyla avucunun içine alacağı sistemi kurmak ve hiçbir şekilde yargılanamayacağı bir düzen kurmak istiyor. Zira; parlamenter sistemin kendisi açısından ''kaygan bir zemin'' olduğunu, 7 Haziran seçimlerinde gördü. MHP ve PKK'nın kendisine verdiği destekle, ayağının kaymasını önledi. Ancak, o günden bugüne 7 Haziran onun için hep bir kabus oldu...

BAŞKANLIK DEĞİL...

Erdoğan, bir daha 7 Haziran sendromonu yaşamamak için, işi şansa bırakmak istemiyor. Parlamenter sistemde, hükümetlerin değişebileceğini ve kendisini bir anda yargının önünde bulabileceğini görüyor. İşte bu yüzden, adına Başkanlık dediği ancak aslında BAŞKANCI olarak adlandırılması gereken sisteme geçmeye çalışıyor.

MECLİS VAR AMA...

Şeref Malkoç'a hazırlattığı ancak henüz kamuoyuyla paylaşmadığı "40 Soru 40 Cevap'' adlı Anayasa ve Başkanlık sistemini anlattığı kitapçığı kamuoyuna dağıttırmaya hazırlanırken, parlamentonun nasıl işlevsizleştirileceğine dair çalışmaları da burada dile getiriyor. Erdoğan'ın kafasındaki plana göre, Türkiye Başkanlık sistemine geçtiğinde, parlamento bir yasayı 184 oyla çıkarabiliyor. Yasa, Başkan'ın onayına gidiyor. başkan yasayı parlamentoya geri gönderdiğinde, bir de şart koşuyor: "Yasayı yeniden getirmek istiyorsanız, 300 oy desteğiyle getirmelisiniz...''

MECLİS'İ FESHEDEBİLİYOR

İşte bu bile; parlamentonun hiçbir kanun çıkaramayacağının işaretidir. Başkancı sistem, tüm yetkiyi Başkan'da topluyor, parlamentoyu ise işlevsiz ve karar alamaz bir hale getiriyor. Tabii Başkan'ın yetkisi bununla sınırlı değil... Başkan Yardımcılarını ''kafasına göre'' atıyor, parlamentoyu feshedebiliyor...

ASIL DERDİ YARGIYLA

Yargıdaki durum ise evlere şenlik... Başkan, yargının kilit noktalarındaki atamaları yapıyor. Liyakat, yetenek, hukuka bağlılık hak getire... Başkan'a kim biat ederse, o isim hızla yükseliyor...

Bakın; böyle bir düzene her koşulda karşıyız... BAŞKAN koltuğunda kim oturursa otursun... Bu zihniyet, demokrasiyi çöpe atmaktır... Diktatörlüğün ve faşizmin, yasal kılıfa sokulmasıdır...

FREN KALMIYOR

Böyle bir düzende, suç işleyen devlet yetkililerinin bırakın yargılanmasını, haklarında soruşturma açılması dahi olanaksızdır. Bunun hukuktaki karşılığı, keyfiliğin egemen olması, halkın korunaksız bırakılmasıdır... Denge - denetleme ve fren sisteminin ortadan kaldırılması, diktatörlüğün kurumsallaşmasıdır...

Erdoğan'ın ''Kuvvetler Uyumu'' adı altında pazarlamaya çalıştığı bu düzen, kralıkta, monarşilerde olur.. Demokrasiye inanmış toplumlar, bu şekilde yönetilmeyi kabul etmez. Biz de bu yüzden, Mustafa Kemal Atatürk'ün bize miras bıraktığı parlamenter sistemi korumak ve güçlendirmek için, Başkanlık adı altındaki ''yasallaştırılmış dikta rejimi''ne karşı çıkacak ve Erdoğan'ın hevesini kursağında bırakacağız.

MECLİS'İ ÇÜRÜTÜYOR

Erdoğan, kendisini dokunulmaz kılacak bir rejim arayışını sürdürürken, demokrasinin genetiğini de bozuyor. TBMM'yi bilerek ve isteyerek işlevsizleştiriyor. Toplumun, ''Bu parlamento hiçbir şey yapamıyor'' demesi için, eminden gelen tüm çabayı gösteriyor.

İstediği kanunu çıkarttırma, istediği kanunu iptal ettirme gücü olmasına rağmen, ''Sistem işlemiyor'' diyerek toplumu ''Erdoğan Rejimi''ne ikna etmeye çalışıyor. Ancak ne yaparsa yapsın; toplumu ikna edemiyor. Başkanlık'a destek, yüzde 40'ın üzerine bir türlü çıkamıyor...

KENDİN İÇİN İSTEMİYORSAN ADAY OLMA

Erdoğan bunun farkında olduğu için, ''Kendim için değil, ülkem için istiyorum Başkanlığı'' diyor... Başkanlığın ''kişisel bir meselesi olmadığı''nı vurguluyor. Eğer bu sözlerinde samimiyse, ''Başkan adayı değilim'' der ve samimi olup olmadığını ortaya koyar. Hayır; Erdoğan'ın Başkanlığı tam da kendisi için istediğini ve rejimi kendi ruh halini rahatlatmak için istediğini biliyoruz. Erdoğan, tünelden çıkışın tek yolunun Başkanlık olduğunu düşünüyor ve bunun için uğraşıyor.

YENİ MACERALARA HAZIR OLUN

Erdoğan, toplumu ikna edememenin yanı sıra, kendi partisinden de destek bulamıyor. AKP'li 60 milletvekilinin, Başkanlık'a karşı olduğu biliniyor. Bunların başını ise Davutoğlu çekiyor. Erdoğan bunun farkında olduğu için, hukukun arkasından dolanmaya ve TBMM'den çıkaramayacağını gördüğü referanduma, farklı yollardan gitmeyi deniyor. Anlayacağınız, kaymakamlara "Mevzuatı bir kenara bırakın'' demesi, boşuna değil... Erdoğan, referanduma gidebilmek ve şansını denemek için, ateşle oynamaya hazırlanıyor.

GERİLİMİ BİLEREK YÜKSELTİYOR

Tabii bu bağlamda, toplumsal destek bulabilmek için, 1 Kasım taktiğini yeniden devreye sokuyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde gerilimi bilerek ve isteyerek yükseltiyor. ''PKK'ya karşı mücadele ediyorum'' adı altında, MHP'lilerin oylarını almaya ve Başkanlık için desteğini artırmaya gayret ediyor.

Erdoğan'ın bu planlarının boşa çıkacağını ve Başkanlık sisteminin bir hayal olarak kalacağını hep birlikte göreceğiz... Ancak bunu söylerken, mücadeleyi her alna yükseltmemiz gerektiğinin altını da çizelim... Medyanın yüzde 85'inin Erdoğan'ın kontrülünde olduğu bir düzende, mücadelemizi geniş kitlelere duyurmanın zorluğunun farkındayım...

HAKLI OLAN BİZİZ

Buna rağmen, yılmayacak, yorulmayacak, demokratik sistemin nasıl inşa edilmesi gerektiğini halka anlatacağız. Zira; Erdoğan güçlü gibi görünse de bizim avantajımız HAKLI olmamızdır... Unutulmasın ki; güçlüler değil, haklılar kazanır.... Yüzde 49.5 oya rağmen kendisini rahat hissetmeyenler, yenilmeye mahkumdurlar...

Bu yazı toplam 440 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.