1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Erdoğan'ın masasındaki senaryolar
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan'ın masasındaki senaryolar

A+A-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan siyasi yaşamının belki de en zor dönemini yaşıyor. Karşısında güçlü ve etkili bir muhalefet olmamasına rağmen hızla yıpranıyor ve popülerliği git gide azalıyor. Bu düşüş önümüzdeki dönemde de sürecek. Erdoğan da kendi deyimiyle diğer "fani"ler gibi tarihteki yerini alacak.Bu kaçınılmaz bir son...

Başbakan Erdoğan yukarıda özetlediğimiz tablonun farkında... Bu yüzden, geride bıraktığımız günlerde düzenlediği bir parti toplantısında "fani"liğe vurgu yaptı. Erdoğan'ın vurgusu, üzerindeki yükü artık taşıyamadığının en açık göstergesi. Suriye'de batağa saplanan politikası, PKK'ya karşı başarılı olamaması, cari açığın git gide artması ve 4+4+4 adı verilen ucubenin toplumsal destek bulmaması Erdoğan'ı hırçınlaştırıyor. Medyanın yüzde 87'si AKP'ye tam destek vermesine rağmen, bunu bile yeterli görmüyor. Her konuşmasında ''hayali düşmanlar'' yaratarak 'mağdur' ve'mazlum' rolünü sürdürmeye çalışıyor. Ancak ne yapsa olmuyor; mızrak artık çuvala sığmıyor... AKP'yi destekleyen ve kendilerine 'liberal' adını veren kesimler bile iktidarın çürüdüğünü itiraf etmek zorunda kalıyor. 

2023 SAFSATASI...

Kuşkusuz Erdoğan'ı sadece yukarıda sıraladığımız iç ve dış gelişmeler değil; parti içi meseleler de yoruyor. Artık önünü göremeyen Erdoğan, bu gerçeğin üzerini örtebilmek adına yine masa başı senaryolara dayalı "2023" tema'lı bir kampanya yürütüyor. Bırakın 2023'ü, 2013 yılındaki yerel seçimi yapıp / yapamayacağı bile belli olmayan iktidar, toplum üzerinde hegemonya kurmaya çalışıyor. Böylece, hem AKP'nin çözülmesi engellenmeye hem de AKP sanki hep "iktidarda kalacak"mışgörüntüsü verilmeye çalışılıyor. 

73 KİŞİ NE YAPACAK?

Oysa ki; Türkiye 2013 seçimlerini atlatabilse bile, bunun AKP açısından hiç de faydalı sonuçlar getirmeyeceği ortada. Erdoğan, partisinin tüzüğü gereği "3 dönemden fazla milletvekilliği yapılamaz" kuralını işletmek zorunda kalacak. Böylece, en yakın 73 arkadaşı Meclis dışında kalacak. Bu isimlerin bazılarını "belediye başkanlığı" ile ödüllendirerek yanında tutmaya çalışacak. Bazıları ise ''tasfiye edildikleri"ni düşündüğü için rotayı Abdullah Gül'e kıracak. Cumhurbaşkanı olmak istediği bilinen Erdoğan'ın AKP'nin başından ayrılmasıyla birlikte AKP'nin popülaritesinin düşeceği malum. Yıllardan bu yana iktidarın nimetlerinden faydalanmaya alışmış olan siyasiler, Erdoğan'sız AKP'nin iktidara gelme şansının olmadığını biliyor. Bu yüzden yeni arayışlar hız kazanıyor. Bir kısım AKP'li,Abdullah Gül'ün sahaya inmesini bekliyor. 

ERDOĞAN'IN KAFASINDAKİ İSİM

Cumhurbaşkanı olma hayalleri kuran Erdoğan ise Köşk'e çıkmayı başarabildiği taktirde, partisini Abdullah Gül'e teslim etmeyecek. Erdoğan, düşük profilli bir ismi AKP Genel Başkanı koltuğuna oturtacak. Erdoğan'ın planına göre, kendisi Cumhurbaşkanı olacak, AKP ise muhtemelen Ömer Dinçer'e teslim edilecek. 

Erdoğan'ın asıl önemli planı ise 2014'te devreye girecek. 

Bilindiği üzere, seçim takvimine göre 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı, 2015'te ise milletvekilliği seçimi yapılacak. 2014 yılında Köşk'e çıkmayı tasarlayan Erdoğan, partisinin başında olmayacağı için ''aktif'' bir seçim kampanyası yürütemeyecek. Erdoğan bu yüzden, bir taşla iki kuş vurmayı planlıyor. Başbakan, MİLLETVEKİLLİĞİ VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİ 2014 YILI İÇİNDE VE AYNI GÜNDE YAPMAYI düşünüyor. 

SON KEZ DESTEK İSTEYECEK

Plana göre, 2014'te halkın karşısına Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkacak olan Erdoğan, AKP'nin milletvekilli adaylarını da belirleyecek. Seçim meydanlarında yaptığı kampanyada "güçlü ve uyumlu iktidar"a vurgu yapacak. Türkiye'yi ''Yarı Başkanlık'' sistemiyle yöneteceğini ima edecek. Kendisine bağlı olan seçmenlere "Bir yere gitmiyorum, hükümeti de ben yöneteceğim" mesajı verecek. 

GÜL VE ARKADAŞLARINI TERSE YATIRACAK

Buradaki asıl amaç ise; Abdullah Gül'ü ve ona umut bağlayanları ''ters köşeye'' yatırmak... Çünkü; biliniyor ki; Abdullah Gül de Cumhurbaşkanlığı'na yeniden aday olmak istiyor. Gül, 2014'teki seçimi kaybettiği taktirde, yeni bir parti kuracak ve 2015 seçimlerine hazırlanacak. 2014'teki seçimlerde liste dışı kalmış ya da AKP'den milletvekili olma şansını kaybetmiş tüm siyasiler Gül'ün yanında toplanacak. AKP'nin baskıcı yönetiminden bıkan sermaye kesimleri ve liberal çevreler de Gül'ün yanında saf tutacak. 

Erdoğan, bu oluşumun önünü kesmek ve Gül'ün yeni bir parti kurmasını engellemek için genel seçimleri de bir yıl öne alacak. Böylece, Abdullah Gül ve arkadaşları "bir beş yıl daha" beklemek zorunda kalacak. 

SENARYO HAYATA GEÇEBİLECEK Mİ?

Tabii bunların tümü Erdoğan'ın masasındaki senaryolar...Bu senaryoların hayata geçip geçmeyeceğini görebilmek için,2013'teki yerel seçimlerin sonucunu beklemek gerekiyor. AKP, 2013 yılındaki yerel seçimlerde istediği performansı yakalayamadığı taktirde, Erdoğan'ın tüm hesapları suya düşer.Partisi 35 - 40 bandına oturduğu taktirde, Köşk hayali de biter 2023 safsatası da... 

SAHTE MİLLİYETÇİLİK RÜZGARLARINA HAZIR OLUN

Erdoğan bu yüzden, işini şansa bırakmamak için önümüzdeki dönemlerde daha da agresif bir politika izleyecek. PKK terörü üzerinden sahte bir milliyetçilik rüzgarı estirecek. Böylece hem MHP'nin tabanını yanına çekmeye, hem de ABD ve İsrail'le girdiği girift ilişkileri saklamaya çalışacak.'Milliyetçilik' bu tür aldatma operasyonlarında en etkili silahtır. Toplumun gözü milliyetçilikle karatıldığında, ekonomideki çöküş de toplumsal sorunlar da görünmez hale gelir. 

AKP ve Erdoğan bunun için, BDP'yi hedef tahtasına oturttu.BDP'ye yönelik linç kampanyası başlatan AKP, yükselenmilliyetçi öfkeyi kendisine kanalize etmeye çalışıyor. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı makamına ancak ve ancak ''milliyetçi'' oyları aldığı taktirde çıkabileceğini biliyor. 

KUVVETLER AYRILIĞI YERİNE, KUVVETLER BİRLİĞİ İLKESİ

Hırsı aklının önüne geçen Erdoğan, bu yüzden bilerek ve farkında olarak BDP'ye ilişkin yaptığı konuşmada "Yargıya gerekini söyledik" cümlesini kuruyor. MHP tabanına mesaj veren Erdoğan, böylece "monarşi" özlemini de gideriyor. Demokrasilerin olmazsa olmazı sayılan "Kuvvetler Ayrılığı"prensibini kaldırdığını ilan eden Erdoğan bunun yerine"Kuvvetler Birliği"ni uygulamaya soktuğunu ilan ediyor. Muhalefet ise olan biteni gazetelerden izlemekle yetiniyor. 

Oysa ki; Erdoğan'ın bu sözleri Türkiye'de diktatörlüğün açık ve resmi ilanıdır! 

"Yargıya gerekeni söyledik" sözünün hemen ardından AKP'li Nurettin Canikli'nin "BDP'lilerin dokunulmazlıkları Ekim ayında kaldırılır" demesi kabul edilebilir değildir. Muhalefetin bu tutum karşısında yeri göğü ayağa kaldırması gerekir. Zira; burada ''yargıyı yöneten'' bir iktidarın yarattığı tehlike kadar önemli olan bir diğer nokta da BDP üzerinden Türkiye'ye kurulan tuzaktır. BDP'nin kapatılması, Türkiye'nin bölünmesini hızlandıracak yeni bir operasyonun ilk adımıdır. Başta CHP olmak üzere, Türkiye'nin birliğini savunan tüm partiler, BDP'nin kapatılmasına ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı çıkmalıdır. 

MHP DE BÖLÜNMEDE GÖREV ALDI

Başbakan Erdoğan, kendisine verilen görevi yerine getiriyor. Muhalefetin görevi ise bu oyunu bozmak olmalıdır. Benim MHP'den bu bağlamda bir beklentim yok. MHP, AKP'nin koltuk değneği ve can simididir. İkisi de aynı kökten ve gelenekten geliyor. Bu bağlamda, MHP de Türkiye'nin bölünmesi için görevlendirilmiştir. 

ERDOĞAN'A YAKINLARINDAN BASKI: "İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANI OL VE SAĞLIĞINI KORU."

Yukarıdaki hazin ve can sıkıcı tablo, Erdoğan'ın yakın çevresini çok rahatsız ediyor. Yakınları bu yüzden Erdoğan'a "Siyaseti İstanbul'da sürdür. Her şeyi bir kenara bırak ve yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ol. Partiyi yine yönetirsin, yine senin istediğini yaparlar" diyor. Erdoğan'ın artık yorulmamasını ve sağlığını korumasını isteyen yakınları bu yüzden bir anlamda "manevi baskı" yapıyor. 

Bu seçenek, yani İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı da Erdoğan'ın masasındaki senaryolardan biri olarak duruyor. Ancak Erdoğan'ın gönlünün Cumhurbaşkanlığı'nda yattığı biliniyor. Erdoğan, kendisini Köşk'e Numan Kurtulmuşya da Binali Yıldırım'ı ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına taşımak istiyor. Kurtulmuş'un önümüzdeki günlerde 42 arkadaşıyla birlikte AKP'ye katılması sonrası adaylık senaryosu da işlemeye başlayacak. 

Tabii biz de bu arada, hayatın önümüze hangi sürprizleri koyacağını göreceğiz...

CHP İSTANBUL'U KAZANIRSA...

Dedik ya; bunların tamamı Erdoğan'ın masasındaki senaryolar... Bu senaryoların hayata geçmemesinin tek bir yolu var: CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanması... Bu artık Mustafa Sarıgül'le mi,Gürsel Tekin'le mi, Akif Hamzaçebi ya da Umut Oran'la mı olur bilemem... Bildiğim tek şey; bu karanlık senaryonun CHP'nin seçimi kazanmasıyla birlikte ortadan kalkacağıdır...

CHP'liler eğer yukarıda sıralıdığım tabloya seyirci kalmak ya da teslim olmak istemiyorsa, tüm kavgaları bir kenara bırakıp iktidar olmaya odaklanmalıdır... 

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 1169 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum