1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Eserinle övünebilirsin AKP!
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Eserinle övünebilirsin AKP!

A+A-

AKP iktidarı, elindeki medya gücünü kullanarak toplumu maniple etmeyi ve gündemi istediği gibi yönlendirmeyi başarıyor. İktidar sözcüleri ile onların verdiği destek sayesinde ayakta duran medya, AKP'yi adeta ''kadr-i mutlak'' gibi gösteriyor ve alternatifinin olmadığını sık sık söylüyor. Aynı medya, koalisyon dönemlerini de karalayarak toplumun farklı alternatiflere yönelmesinin önünü kesmeye çalışıyor.

Bu ''psikolojik harekat'' sırasında kullanılan temel argüman ise "istikrar'' oluyor. AKP'cilere göre, Türkiye, tarihinin hiçbir döneminde görmediği bir istikrar sürecinden geçiyor. Yine aynı AKP'cilere göre, demokrasimiz de istikrara bağlı olarak tavan yapmış durumda!

Oysa ki; sadece ve sadece pazartesi günü ortaya çıkan tablo, AKP'nin artık ''yönetemez'' bir hale geldiğinin en açık göstergesi. Oyları yüzde 40'lara kadar düşen iktidar, ayağının altındaki zeminin kaydığını gördükçe daha bir saldırganlaşıyor.

Şimdi; pazartesi günü yaşananlara şöyle bir bakalım ve Türkiye'de istikranın olup olmadığına, demokrasinin "eşik atlayıp atlamadığı''na karar verelim:

Pazartesi gününün en önemli gelişmelerinden biri, hiç kuşkusuz ki; Silivri'de yıllardan bu yana süren Ergenekon Davası'nda yaşananlardı. AKP iktidarı döneminde başlayan Ergenekon Davası'nda savcının son sözü söylemesi beklenirken, umutlar yine bir başka bahara kaldı. Savcı, hiçbir gerekçe dahi göstermedi ve mütaala vermedi. Bu tutumu ve davanın uzamasını protesto edenler ise AKP iktidarının emrinde olan asker ve polisler tarafından şiddete uğradı.

Davayı izlemek üzere İzmir'den gelen 60 yaşındaki Behice Kaya'nın göz retinası, askerin sıktığı tazyikli su yüzünden yırtıldı. Kaya'nın retinasını yırtan maddenin ise, suyun içinde bulunan kum ve çakıl tanecikleri olduğu anlaşıldı. Keza; Behice Kaya'nın akıbetine uğrayan diğer dört kişi de çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı. En temel haklardan biri olan protesto hakkının bile kullanılamıyor hale gelmesi, AKP iktidarının yarattığı tablonun en somut göstergesiydi.

Pazartesi günü, sadece bu skandalla sona ermedi! İstanbul Barosu'nun öncülük ettiği bir grup avukat, meslektaşlarının tutuklanmasını protesto etmek amacıyla, Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapmak istedi. Bir grup avukat ise, "Devrimci Avukatlar Onurumuzdur'' pankartını adliyeye astı. Bu protesto eylemi de polis ve özel güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle karşılaştı. Özel güvenlik görevlileri avukatlara saldırdı, polis ise yedi avukatı gözaltına aldı! Avukatlardan beşine adliye içinde kelepçe vuruldu. Böylece, Avukatlık Kanunu ile avukatlara yönelik gözaltı işleminde uygulanması gereken prosedür ayaklar altına alındı!

AKP iktidarı, ''savunma hakkı''nın açıktan gasp edildiği nadir hükümetlerden biri haline geldi aslında...

Avukatlar, 12 Eylül faşist cuntası döneminde bile bu denli saldırıya uğramamış, iktidarın hedefi haline gelmemişti. Faşist cunta bile "Demokrasiyi işletiyoruz, savunma hakkını kısıtlamıyoruz'' yalanını söyleyebilmek için, avukatlara saldırmaz, görüntüde dahi olsa savunmaların yapılmasına izin verdirtirdi. AKP'nin bu kaygıyı bile taşımadığı görülüyor. AKP iktidarı, toplumsal desteğini kaybettiğini gördükçe saldırganlaşıyor. Ve bu yüzden, en küçük bir aykırı sese dahi tahammül edemiyor.

BDP'li milletvekillerinin Sinop'ta bir grup faşist tarafından yedi saat boyunca adeta rehin alınması da bu bakış açısının ve AKP politikalarının ürünü aslında. 300 kişilik bir grubun BDP'lileri kent merkezinde rehin almasına sesini çıkarmayan hükümet, parlamenterlere yönelik saldırıya sessiz kalarak, muhaliflerinin siyaset yapabilme hakkını ortadan kaldırıyor.

AKP'nin yarattığı ve eseriyle övünebileceği Türkiye, işte bu... Demokrasinin kırıntısının dahi kalmadığı, kimsenin kendisini özgürce ifade edemediği bir ülkeye döndü Türkiye...

Bu tabloyu doğru okuyamayan bazı gençler ise, tıpkı Sinop'ta olduğu gibi, kirli ellerin maşası haline geliyor. Sözde ''milliyetçilik'' yapma adına BDP'lileri bir binaya sıkıştıran gençler, Öcalan ile masaya oturan Erdoğan'a değil, halkın oylarıyla seçilmiş BDP'lilere tepki gösteriyor!

Ve yine -içinde AKP'lilerin de olduğu- aynı gençler, ''milliyetçilik'' adı altında sokağa dökülürken, daha bir gün önce "Milliyetçiliği ayaklar altına aldık'' diyen Başbakan'a sesini çıkarmayı dahi düşünmüyor, düşünemiyor!

AKP, toplumsal algıyı işte böyle yaratıyor! Gelişmelerin tümünden sorumlu olmasına rağmen, kendisini her türlü krizin içinden sıyırmasını başarıyor!

Bu tablo, daha ne kadar böyle gider, AKP toplumu kamplaştırarak iktidarda ne kadar kalır bilinmez! Ancak görünen bir şey var ki; AKP her geçen gün daha çok korkuyor ve her geçen gün daha da saldırganlaşıyor. AKP, kaybettiğini hissetmeye başlayanların ruh halini yaşıyor...

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 867 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.