1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. ET VE SÜT DE TEHLİKELİ ÇIKTI !

ET VE SÜT DE TEHLİKELİ ÇIKTI !

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Veterinerlik Fakültesi tarafından yapılan bir araştırma, İstanbul'daki et ve et ürünleri ile süt ürünlerinin önemli bir kısmının sağlığa zararlı katkı maddesi içerdiğini ortaya koydu.

A+A-

İÜ Veterinerlik Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Nazlı ve öğretim üyesi Doç. Dr. Özer Ergün'ün yaptığı araştırmada, İstanbul ve çevresinde satılan et ve et ürünleriyle süt ürünleri incelendi. Nazlı: İlaçlar yapıyor Araştırmada, et, sucuk, salam ve sosisten oluşan 60 çeşit ürünle 100'e yakın süt örneği tahlil edildi. Et ürünlerinin yüzde 20'sinde hormonal maddeye, süt örneklerinin yüzde 10'unda ise antibiyotik katkı maddesine rastlandı. Halen bir Alman üniversitesinde verileri yeniden test edilen araştırmadaki olası yanılgı payının çok düşük düzeyde kalacağı ve sonuçları etkilemeyeceği kaydedildi. Prof. Dr. Nazlı, ürünlerin içerdiği sağlığa zararlı katkı maddelerinin, hayvan tedavisi ve gelişiminde kullanılan ilaçlardan kaynaklandığını söyledi. İlaçların 'vücuttan dışa atılma süresi'ne dikkat edilmediği için hayvanların organlarında biriktiğini belirten Nazlı, kalıntıların besin kirlenmesine yol açtığını ifade etti. 'Kanser vakası arttı' Nazlı, kirliliğe yol açan kalıntı miktarının Dünya Sağlık Örgütü ve AB'de geçerli olan 'günlük tüketilebilen miktarın' çok üstünde olduğunu kaydetti. Besin kirliliğinin birçok kanser türüne ortam hazırladığını anlatan Nazlı, "Kanser, son yıllarda çok arttı. Nedeni bilinmeyen birçok hastalığa kanser teşhisi konuyor. Bu teşhis doğru. Bu hastalıklar, hayvan yetiştiriciliğinde kullanılan ilaçlardan kaynaklanıyor" dedi. Tarım ilaçlarına dikkat Hayvancılıkta kullanılan ilaçların birçok alanda insan yaşamını tehdit ettiğini savunan Nazlı, veteriner hekim kontrolünün tamamen dışında kalan tarım ilaçları olduğunu da ileri sürdü. Nazlı, "İnsektisit diye adlandırdığımız bu ilaçlar, haşere ve sineklerin öldürülmesi için gelişigüzel kullanılıyor. Sokak ve tarlalara sıkılan ilaçlar da bu kapsama girer. Bu ilaçların alımı ve kullanımına zabıtalar karar veriyor" dedi. Zorlu: Ölüm saçıyor Ankara Veterinerler Odası Genel Sekreteri Hüseyin Zorlu da, Tarım Bakanlığı'nın hayvancılığın gelişimi için önerdiği 1200 ilaçtan 500'ünü üreticilerin sürekli kullandığını açıkladı. Zorlu, "Bu ilaçların yüzde 80'i köy bakkallarında bile satılıyor. İlaçların kullanımını Tarım Bakanlığı denetlemediği gibi, veteriner kontrolü de sağlanmıyor" dedi. İlaç kullanımının veteriner denetimden uzak ve bilinçsizce yapıldığına, ilacın dışa atılma süresine uyulmadığı sürece et, süt, yumurta ve bal gibi besin ürünlerinin ölüm saçacağına dikkat çeken Zorlu, bu kategoriye giren ilaç çeşitlerini şöyle sıraladı: "Antibakteriyel ilaçlar, hormonlar, antelmentik ilaçlar, sinir sistemi ilaçları, antiprotozoer ilaçlar, dış parazit ilaçları, sindirim sistemi ilaçları ile canlı ağırlık artışını etkiyen ilaçlar." Söz konusu ilaçların, toplamın yüzde 80'ini oluşturduğunu kaydeden Zorlu, spot piyasa nedeniyle mevcut ilaçların ancak yüzde 20 oranında veteriner denetiminden geçtiğini ifade etti. Genetik bozukluk Zorlu, önlem alınmadığı takdirde gıdalardaki kalıntının uzun vadede genetik bozukluklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Zorlu, ilaç kalıntılarının neden olabileceği hastalıklar konusunda ise şunları söyledi: "Başta ilaç zehirlenmesi ve alerjisi geliyor. Bakteriler direnç kazanırken, sindirim sistemi bozulabilir. Her türden kanser ve cinsiyet özelliklerinde değişim ve üreme fonksiyonlarında bozukluk görülebilir." Geç gelen yasak Besinlerdeki kalıntıların saptanması ve izlenmesine yönelik herhangi bir altyapının oluşturulmadığını dile getiren Zorlu, bu nedenle besin kirliliği hakkında net bir veri bulunmadığının altını çizerek, "Besinlerimizde aşırı miktarda kalıntının bulunma olasılığı çok yüksek" dedi. Zorlu, sucuk, salam ve sosis gibi ürünlerin korunması için kullanılan nitrat ve nitrit gibi kimyasal maddelerin, kullanım dozuna dikkat edilmediğinde kanserojen etkiler gösterebileceğine de işaret etti. "AB standartlarında kullanımı yasaklanan ilaçlar, Türkiye'de de yasak" diyen Zorlu, bu hayati kararın çok geç alındığını kaydetti. 'Kloroform', 'Dapson' ve 'Ronidazol' gibi 18 ilacın 30 Aralık 2001 tarihinde yasaklandığını anımsatan Zorlu, "Düşünün ki, şimdi yasaklanan bir ilaç beş ay önce tüm hayvanlarda kullanılıyordu. Bunun yol açacağı sonuçlar önlenmiş olabilir. Ancak, ya bırakabileceği kalıcı etkiler nasıl giderilecek?" diye tepki gösterdi. Şanlı: Altyapı eksik Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Şanlı ise, ilaç kalıntılarının izlenmesi bakımından Türkiye ve dünya standartlarını karşılaştırdı. Türkiye'de yeterli altyapı olmadığından yakınan Şanlı, gelişmiş ülkelerde kalıntıların kontrolüne yönelik bir programın bulunduğunu belirterek, şunları söyledi: "Amerika, Batı Avrupa, Yeni Zelanda, Avustralya ve Japonya, bu hususta çok dikkatli. Ülkesel ölçekte bir program dahilinde ilaç kalıntıları izleniyor. En çok kirlenmiş bölgeler saptanıyor. Bir sera ve ahırda kirli ürün varsa, çok ağır yaptırımlar uygulanıyor. O yerden bir daha ürün alınmıyor. Bu uygulamalar, Amerika'da 1960'larda başlatıldı. Antibiyotik kalıntı oranı yüzde 25'ten binde yarıma indirildi. Batılı ülkelerde bu oran yüzde 5'i geçmez. Türkiye, yüzde 5'lik oranı bir hayli geçiyor." Yeşildere: Reçete olmalı İstanbul Veterinerler Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere de, ilaç kalıntısından arınmamış hayvanların doğrudan kesime gitmesi engellenmediği için, besin kirlenmesinin diğer kurbanının insan yaşamı olduğunu söyledi. Yeşildere, veteriner hekim reçetesi olmaksızın ilaç kullanımının yasaklanmasını istedi. Belediye çaresiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezbaha Müdürü Hasan Gençdal da, besin kirliliğini ortaya çıkarabilecek güçte altyapı olmadığını söyledi. Canlı hayvanların ve etlerin ancak gözle görülür hastalıklarına bakabildiklerini belirten Gençdal, "Kesimden önce besin kirlenmesini tespit etmek mümkün değil. Tesislerimizde aylık 15 bin küçükbaş, 500'ü aşkın da büyükbaş hayvan kesiyoruz" dedi.

Hayvandan insana 300 hastalık geçiyor Et ve et ürünleri, doğumdan tüketime değin toplam beş aşamada mikrobik etkilerle yüz yüze kalıyor. Doğumdan sonraki ilk bir ay anne sütüyle beslenen büyük ve küçükbaş hayvan, ikinci aydan sonra doğal çevreye giriyor. Yemlenme aşamasında 'sentetik hormon' verilen büyükbaş hayvanlar bir yıl, küçükbaş hayvanlar ise altı ay sonra nakliyeciye teslim ediliyor. Hayvanlar, aktarmadaki olumsuz koşullar yüzünden birçok hastalığa maruz kalabiliyor. Veteriner kotrolünde kesime hazırlanan hayvanlar, çeşitli denetimlerden geçiyor. Ancak, hayvanlardan insanlara 300'ü aşkın hastalığın geçtiği düşünülürse, ilaç kalıntılarından kaynaklanan hastalıkların net biçimde çözülemediği anlaşılıyor. Üretim merkezlerinde 'ürün' haline getirilen etlere, 'kalite artırıcı ve koruma amaçlı katkı maddeleri' veriliyor. Uzmanlar, tüketicilerin salt 'ucuzluk' ilkesiyle hareket etmemeleri gerektiğini belirterek, "Marketlerde satılan ürünlerin 'onaylı kalite belgesine' dikkat edilmeli. Kasaplardaki etlerde ise, 'damga' var mı diye bakılmalı" uyarısında bulunuyor. Sofra aşamasında ise, çoğu zaman koruma, pişirme ve yemek yapma tekniklerine uyulmuyor. -------------------------------------------------------------------------------- Tarım Bakanlığı: Tek tek inceleyemeyiz Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Polat, akademisyenlerin ortaya koyduğu verilerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Görevlerini yerine getirdiklerini savunan Polat, "Bu demek değildir ki, 12 milyon sığır ve 30 milyon koyunu tek tek inceleyelim. Bu mümkün değil" dedi. İlaç kalıntısının gözle görülür şekilde kontrol edilemeyeceğini belirten Polat, kesim öncesi canlı muayenenin önemli olduğunu söyledi. Polat, "Şayet fark edilirse kesim durdurulur. İl kontrol müdürlüklerimizde gerekli inceleme dönem dönem yapılıyor. Ancak böyle bir şüphe var diye tüm mezbahaneleri kontrolden geçiremeyiz. Örneklem yoluyla hareket ederek incelemelerde bulunuyoruz, kontrol ediyoruz" diye konuştu.(Radikal)

Bu haber toplam 132 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.