1. YAZARLAR

  2. Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

  3. Evet; en büyük zulmün kapısı!
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Tuncay MOLLAVEİSOĞLU
Yazarın Tüm Yazıları >

Evet; en büyük zulmün kapısı!

A+A-

"Yasanın koruması altında ve "adalet" adı altında yapılan zulümden daha büyük zulüm yoktur..."

Kumpas davalarının efsane avukatı Celal Ülgen ünlü Fransız düşünür Montesquieu'nin bu sözünü yaptığı savunmalarında kullanıyor.

"Referandumdan, halk oylamasından 'Evet' çıkarsa ne olur?" diyenlere yanıtımdır.

Evet çıkarsa, memlekette adaletten söz etmek mümkün olmayacak. Celal Ülgen'in "en büyük zulüm" olarak belirttiği zulüm ülkeyi saracak.

Yani zalimliğin en büyüğü...

Türkiye kısa zaman önce bunu yaşadı. Yargı kullanılarak, adalet sopaya, silaha dönüştürülerek Atatürkçü, yurtsever insanlar üzerinde terör estirildi!

Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Amirallere suikast gibi isimlerle adlandırılan sözde davalarda Fethullahçı çetenin sayısız hukuksuzluğu ile mücadele ettik.

O dönemde "dokunanı yakan" cemaat yapılanması ve kumpasları ile ilgili çok sayıda TV programı yaptım, konferanslarda konuştum. FETÖ'yü içerden anlatan 2 numaralı adam Nurettin Veren, kurucularından olduğum Kanaltürk'e konuk oldu. Nurettin Veren tüm medyayı dolaşmış, yalnızca bizim kanalımızda ekrana çıkabilmişti! Yayınlardan sonra sayısız tehdit aldık...

Ardından Ergenekon davaları ve tutuklamalar başladı. Daha sonra sevgili dostum Merdan Yanardağ ile Kanal BİZ adlı TV kanalını kurduk. Merdan bir süre sonra hapse atıldı, aylarca yattı, ben ise içeri

alınacaklar listesinde bir sonraki dalgada yer alıyordum. Başta TSK'nın şerefli komutanları olmak üzere çok sayıda gazeteci, hukukçu, bilim insanı arka arkaya hapse atılıyor, hepimiz sıramızın gelmesini bekliyorduk.

Yıllarca görev yaptığımız merkez medyadan kovulmuştuk...

İmkansızlıklar içinde yarattığımız, özgür yayınlar yaptığımız TV kanalları da kumpas ve baskılarla kapatılıyordu. Baskı ve zulüm ortamında "özgürlük adaları"na ihtiyacımız vardı.

BAĞIMSIZ adlı haber analiz dergisini çıkardım. Kumpas davaları boyunca yaşanan hukuksuzlukları, zalimlikleri yazdım. Nihat Genç'ten, Erol Manisalı'ya, Fazıl Say'dan, Vural Savaş'a, Hulki Cevizoğlu'ndan Melih Aşık'a önemli isimler dergimizde yazıları ile yer aldı.

Ama o dönemde "vebalı" muamelesi görüyor, işadamları bizden korkuyor hatta yanımızda yetiştirdiğimiz gazeteci arkadaşlarımız dahi telefonumuza çıkmaya çekiniyordu.

FETÖ iktidar gücü ve yandaş medya ile müthiş bir itibarsızlaştırma kampanyası yapıyordu.

Ve tüm bu süreçte FETÖ'nün ve iktidarın kullandığı silah "ADALET'Tİ"

Gücü elinde bulunduranların adaleti!

Yolsuzluk ve Yoksulluk düzeninin adaleti!

Emperyalizmle işbirliği yapanların yargısı, hukuku...

Emperyalist çetenin polisi, savcısı, hakimi...

***

Adalete inanç öyle etkilidir ki; toplumun bir bölümü kumpas davaları boyunca yaşananlara şüphe ile baktı. "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" sözünün topraklarıydı burası!

Bunca hakimin, savcının, siyasetçinin yasadışı bir örgütün elemanı olduğuna inanmak güç geliyordu.

Üstelik yaşanan tam anlamı ile bir yargı darbesiydi!

Yargı üzerinden Atatürkçülere, anti emperyalistlere yapılan bir darbe!

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yapılan bir darbe!

Cemaat yargı darbesi ile devletin tüm birimlerine sızmayı başarmıştı!

Önündeki "dikenli yolları", engelleri, FETÖ'cü polis, savcı ve hakimlerle bertaraf etmişti.

O dönemde bu darbeyi alkışlayanların başında siyasi iktidar vardı.

Ve elbette AKP'nin medyayı kuşatan dalkavukları...

Neler yazdılar neler!... çetenin elemanı savcıların heykelini dikmeye kalktılar!

Toplum işadamlarından, sivil toplum kuruluşlarına, üniversitelerden medyaya paralize edilmişti!

Hatırlayın;

Ağzını açanın "darbeci" diye tutuklanma korkusu vardı!

Yaratılan korku imparatorluğuydu... Ve bu imparatorluğun başında Recep Tayyip Erdoğan vardı...

***

FETÖ nihayet devletin zirvesine yönelince, Erdoğan'ı yolsuzluk iddiaları ile vurunca iktidar ve yandaşları "aldatıldık" demeye başladılar.

Yaşadığımız onca acının, baskının ve zulmün mimarları...

Şimdi sorgusuz sualsiz ülkeyi tek adama teslim etmeyi konuşuyoruz.

Üstelik FETÖ'den PKK'ya, Suriye bataklığına kadar hayati konularda defalarca aldatıldım deyip özür dileyen bir siyasi akla...

Referandumdan "Evet" çıkarsa ADALET vurulacak. Adaletin düştüğü yerde yurtseverler için film yeniden başa sarılacak...

Kaynak: Yeniçağ

Bu yazı toplam 312 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.