1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Fethullah Gülen nasıl ikna oldu?
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Fethullah Gülen nasıl ikna oldu?

A+A-

Fethullah Gülen Hareketi'nin lideri, önceki gece kendisine yakın bir TV programındaki sohbetinde üstü kapalı olarak AKP ve PKK görüşmelerine değindi. Fethullah Gülen, konuşmasında ''barışın önemi''ne dikkat çekti. 19 dakikalık konuşmada Nisa Sûresi’nin 128. ayetine de yer veren Gülen, “Barışı sağlamak için elden gelen her şey yapılmalıdır'' dedi.

Gülen'in AKP hükümetiyle satır aralarında alay ettiği ise dikkatten kaçmadı. Gülen, "Milli onur, milli gurur ayaklar altına alınmama kaydıyla, o mefkûreye saygı devam ettiği müddetçe -bence- el de öpülebilir, etek de öpülebilir" ifadesini kullandı. Bu satırlar, AKP hükümetine yönelik bir ''gönderme'' şeklinde yorumlandı. Gülen'in "Adeta el etek öpüyorsunuz" dediği dile getirildi.

Fethullah Gülen Hareketi'nin uzun zamandan beri, PKK ve KCK'ya karşı "askeri çözüm''den yana olduğu ve bu politikanın arkasında durduğu biliniyor. "Habur Açılımı''na yönelik sert eleştiriler getiren Gülen Hareketi, açılımın mimarlarından sayılan Beşir Atalay'ı uzun süre hedef tahtasına oturtmuştu. Açılımın devamı olarak bilinen ''Oslo süreci''nin aktörlerinden MİT Müsteşarı Hakan Fidan da Gülen Hareketi'nin eleştirilerine maruz kalmıştı. Öyle ki; tarihe '7 Şubat Krizi' olarak geçen Fidan'ın gözaltına alınmasına uzayacak olan süreci Gülencilerin yönettiği dile getirilmişti. Gülen Hareketi, PKK-KCK oluşumuna yönelik müzakerelerin karşısında olduğunu yaptığı siyasal atraksiyonlarla ortaya koymuştu.

Gülen Hareketi'nin, PKK ve KCK'ya yönelik askeri çözümü önerdiği açık bir gerçek... Gülen Hareketi, PKK ve KCK tasfiye edildiği taktirde, bölgede oluşacak siyasal boşluğu doldurmak ve BDP'de kendisini ifade eden tabanı saflarına çekmek istiyor. Keza; aynı plan AKP açısından da geçerli... Gülenciler bu yüzden, ''müzakere'' yerine "mücadele'' kavramını sahipleniyordu. Öyle ki; Gülenciler, KCK'ya yönelik operasyonların yetersiz kaldığından şikayet bile ediyordu.

Ancak ne olduysa; düne kadar "askeri mücadele''den yana tavır koyan Hareket, birden bire pozisyonunu değiştirdi. Fethullah Gülen, bir anda "barışı keşfetti."

Gülen'in son açıklamasına bakıldığında, ''barış dili''nin aslında çok da istenmeden kullanıldığı apaçık görülüyor. Gülen, ''ikna olmadığı''nı ancak konjonktür itibariyle böyle bir açıklama yapmak zorunda kaldığını satır aralarında dile getiriyor.

Gülen, onaylamadığı bir sürecin içine çekildiğini şu sözlerle ifade ediyor:

"Mesela Alevi-Sünni, Kürt-Türk, Laz-Çerkez... Şimdi bunlar arasında esasen bir sulh temin etmek gerekir. Bunun için de elden gelen her şeyin yapılması, gerekirse kan kusulması ama ‘kızılcık şerbeti içmiştim’ denilmesi gerekir."

Gülen'in sözleri bununla bitmiyor. Şu satırlar da Fethullah Gülen'e ait:

"Heyet-i İslamiye, heyet-i milliye arasında huzurun temini adına katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım.”

Gülen, "kan kusup kızılcık şerbeti içmek''ten ve "katlanmak''tan söz ediyor. Bu iki deyim, aslında Gülen'in politikalarında özünde bir değişiklik olmadığını ancak sürece uymak zorunda kaldıklarını gösteriyor.

Gülen Hareketi, politikalarındaki bu ani değişikliğin sebebine ilişkin henüz tatmin edici bir açıklama yapamadı. Yapacağa da benzemiyorlar... Zira; başta Zaman Gazetesi olmak üzere hareketi destekleyen yayın organları, Gülen'in sözlerinin ardından birden bire "barış dili''yle konuşmaya başladı. Hareketin tüm yazarları, "Barışta hayır vardır, hayır barıştadır'' mottosunu ilke edindiler!

Gülen Hareketi ile AKP arasındaki gerilim biliniyor. Bunu Türkiye kamuoyuna 2011 yılının son günlerinde tüm detaylarıyla duyurmuş ve somut örnekler vermiştim. "AKP'de ilginç şeyler oluyor'' başlıklı yazım, AKP - Cemaat arasındaki gerilimi deşifre eden ilk işaret fişeğiydi...

O günden bugüne o gerilim daha da arttı. Temel politikalardaki farklılıklar gün yüzüne çıkmaya başladı. Biz o yazıyı kaleme aldığımızda, "Gülenciler ile AKP arasında sorun yok'' diyenler, kısa bir süre sonra gerçeği itiraf etmek zorunda kaldı. 4+4+4 sisteminin uygulamaya sokulması ve Gülen'e yakın bürokratların yerlerinin değiştirilmesi, AKP'nin Gülencilere yönelik karşı hareketlerinden sadece bir kaçıydı.

ABD ve İsrail'in isteği üzerine, PKK ile bir süreden beri ''müzakere" yürüten AKP, önlerinde en önemli engellerden biri olarak gördükleri Hareket'i etkisizleştirmek ve adeta kıpırdayamaz hale getirmek için medya üzerinden bir operasyon yürütüyor. Başbakan Erdoğan, ikide bir "Dershaneleri kapatacağız" diyor. Gülen, bu hamleye "Evlerinizi dershaneye çevirirsiniz" diyerek yanıt veriyor.

Dershane tehdidinin çok fazla etkili olmadığını gören AKP, bu kez merkez medyayı devreye sokuyor. AKP'yi destekleyen gazetelerden biri, durup dururken "Çiller Özel Örgütü'ne ilişkin dosya''yı yayınlıyor. 28 Şubat sürecinde MİT'in kaleme aldığı raporlara dayandırılan bu haber, aslında Gülen Hareketi'ne yönelik bir gözdağının işareti olarak yorumlanmalı...

Çünkü; AKP'ye karşı tavizsiz yayın politikasıyla öne çıkan Aydınlık,, bir gazetenin "karartarak" verdiği MİT raporunun tüm ayrıntılarını ortaya koyuyor. MİT raporunda, "Fethullah Gülen'in Çiller'in kasası olduğu"nun yazdığı öğreniliyor. Ve ne ilginçtir ki; AKP'ye yakın gazeteciler, gerek twitter'da, gerekse Facebook'ta ''Çiller Özel Örgütü''ne ilişkin değişik yorumlar yapıyor.

Başbakan'ın ofisinden çıkan ve ''böcek'' olarak tabir edilen dinleme cihazlarını cemaate yakın kişilerin yerleştirdiği yönündeki iddia da çeşitli gazetelerde sık sık dile getiriliyor. Gülen Hareketi, "Bu bir iftiradır'' dese de sesleri kamuoyunda yeterince duyulmuyor.

Tüm bu gelişmeler alt alta sıralandığında, insanın aklına, "Acaba AKP'ye yakın gazete üzerinden Fethullah Gülen ve hareketi tehdit mi ediliyor?" sorusu geliyor.

Gülen Hareketi'nin kan kusarken ''kızılcık şerbeti içtik'' demesinin başka hangi sebebi olabilir?

NOT: Gülen Hareketi tarihinin hiçbir döneminde ABD ve İsrail'le ters düşmedi. Aksine, ABD ve İsrail'i destekleyen politikalar üretti. Gülen Hareketi'nin ''PKK ile müzakere''ye ikna edilme sürecinde kuşkusuz bu iki ülkenin de payı var. Ancak; ABD ve İsrail etkisinin yanı sıra, hareketin AKP'nin yapabileceklerinden çekindiği ve buna göre tutum aldığı da bir gerçek...

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 529 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.