1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. FETÖ’NÜN BÜYÜK PROJESİ: CHPKK
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

FETÖ’NÜN BÜYÜK PROJESİ: CHPKK

A+A-

24 Haziran seçimleri tarihe Erdoğan’ın Başkan seçildiği ilk seçim olduğu kadar, CHP’nin PKK’nın partisini meclise soktuğu seçim olarak da hatırlanacaktır.
Doğu ve Güneydoğu’da, Suriye’de ve hatta Kandil’de beli kırılan hainlere can suyunu, Atatürk’ün partisi verdi.
Seçimlerden önce kaleme aldığım, “PKK’lı Kemalistler” yazıma, en çok da CHP'liler tepki göstermişti.
O yazımda; “CHP’nin Kemalistleri bu seçimde HDP’ye oy verecek. HDP’nin oyları Doğu ve Güneydoğu’da düşerken, batıda CHP’nin güçlü olduğu illerde artacak. CHP’nin Kemalistleri HDP’yi baraj geçirtmek için çalışacak” diye yazmıştım.
Onlardan birisi bana mesaj atıp, “Hadi ordan amma sallamışsın. Atatürkçüler bölücülere destek vermez. Bunlar AK Partili'lerin yalanı” demişti.
Vah saf CHP’li vatandaş vah. CHP’lilerin yalan dedikleri şey gerçek oldu.
Kılıçdaroğlu’nun gizli emri ile CHP’lilerin en az yüzde 3’ü HDP’ye oy verdi.
PKK baskısının ortadan kalkması ile Doğu ve Güneydoğu’da oy oranı yüzde 8’e düşen HDP, batıdan gelen yüzde +3’lük CHP desteği ile oy oranını yüzde 11’e çıkarıp 67 milletvekili kazandı.
1 Kasım 2015 seçimlerinde kıl payı farkla barajı geçen HDP, Kemalistlerin desteği ile 3. Parti oldu.
Kasım seçimlerinde Yüzde 25 oy alan CHP, 24 Haziran’da yüzde 22 oy aldı.
Arada kaybolan 3 puan fark, CHP’den HDP’ye giden oydur.
Zaten seçim sonuçları da bunu gösteriyor.
Demirtaş'ın yüzde 8 oyu, HDP'nin gerçek oyudur. 
HDP'nin yüzde 11 oyu ise, CHP'nin oyunudur.

CHP’lilerin PKK’lıları Meclis’e sokması, bir iddia veya söylenti de değildir.
Hem parti tabanı, hem parti yönetimi hem de Genel Başkanları Kılıçdaroğlu bunu açık açık itiraf etti.
Bu yüzden 24 Haziran, ‘KEMALİST’lerin vatana ihaneti olarak tarihe geçmiştir.
İşin diğer acı tarafı; Kılıçdaroğlu’nun bu ihaneti sırıtarak hatta övünerek itiraf etmesidir.

Seçimden bir gün sonra kameraların karşısına geçen Kılıçdaroğlu, duyanların ağzını açıkta bırakan bir konuşma yaptı.
Kılıçdaroğlu konuşmasında şu 4 iddiada bulundu;
1. Seçimin mağlubu AK Parti'dir. (Oysa AK Parti'nin genel başkanı başkan seçildi. AK Parti birinci parti oldu ve MHP ile mecliste çoğunluğu sağladı)
2. CHP olarak başarılı olduk, Muharrem İnce gereken oyu alamadı ve başarısız oldu. (CHP’nin oyları son seçime göre yüzde 3 azalırken, Muharrem İnce CHP’nin oylarını ilk kez yüzde 30 bandının üzerine çekmeyi başardı)
3. Koltuk sevdası olanların bu partide işi yoktur. (Girdiği 9 seçimin tamamını kaybetmesine rağmen bir türlü koltuğu bırakmayan Kılıçdaroğlu, esas koltuk sevdalısının kendisi olduğunu unuttu.)
4. Bazı partilerin barajı geçmesini sağlayarak Meclis’i çeşitlendirdik. (PKK’nın partisi HDP’ye oy desteği vererek hainleri meclise soktuğunu böylece itiraf etmiş oldu.)
Seçimin sonuçlarına bakarak bunları söyleyebilen birinin yüzünde manda derisi olmalı...
Bence Kılıçdaroğlu Erdoğan’ın kazandığı kesinleşince, aklını yitirdi.
Aklını yitirmiş olarak da kameraların karşısına geçip bunları söyledi.
Kılıçdaroğlu’nun söz ve davranışlarından endişeye kapılan parti yöneticileri, o gece 3-5 ruh doktorunu eve çağırmış olmalı.
Normal hiç bir insan bu iddialarda bulunmaz.
Hakkını yemeyelim. “Başarılı” olduğunu söylediğinde gerçekten haklı olduğu bir nokta var.
FETÖ’nün emirlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmede çok başarılı oldu.
FETÖ’nün en büyük amacı; HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin Meclis’e girmesiydi. 
Böylelikle: AK Parti ve MHP’nin oyları eriyecek, Erdoğan başkan seçilemeyip; AK Parti iktidardan düşecekti.
24 Haziran’ın, “Büyük FETÖ projesi” bu idi.
Kılıçdaroğlu bu projeyi hayata geçirmede şaşırtıcı derece başarılı oldu.
Önce;
 İYİ Parti'ye 15 köle vekil yollayıp, Akşener’in aday olmasının yolunu açtı.
Sonra; İYİ Parti ve Saadet Partisi ile ittifak yapıp bunları meclise soktu.
Nihayetinde; CHP tabanına PKK’nın partisine oy verdirmeyi başararak, HDP’yi Meclis’e yolladı. Hem de 67 vekil ile...
Bunlar Kılıçdaroğlu’nun bile boyunu aşacak işlerdi ama başardı.
Üst akıl ne istiyorsa yaptı ve bunda da başarılı oldu.
Kısaca; Kılıçdaroğlu, “VATANA İHANET” de sınıfı geçti. O yüzden bundan sonraki hayatını boynuna asılı, “HAİN” yaftası ile geçirecek.
Bu büyük ihanetten sadece CHP’liler değil, “İttifak” adıyla CHP ile iş tutan diğer partiler de sorumludur.
PKK’nın partisini Meclis’e sokanlarla (bunu bilerek ve isteyerek ittifak yapmak, küfürle ittifak yapmaktır.
Küfürde ittifak kuranlara oy vermek suretiyle destek olanlar da, Allah’ın “Hubb-i fillah, Buğd-i fillah” emrini çiğnemişlerdir.
Allahü teala’nın müminlere birinci emri, “Hubb-i fillah, Buğd-i fillah” tır.
Her mümin, ‘Allah’ın dostlarını dost, düşmanlarını düşman’ bilmelidir.
PKK kafirlerini BİLEREK dost edinenler, şüphesiz ki Allah düşmandır.
Allah düşmanını dost edinenlerin, onlardan olacağını bizzat Cenab-ı Allah buyuruyor.
Sonuçta müminlerin vazifesi, Allah dostlarına dostluk, düşmanlarına düşmanlık yapmaktır.
Kim bu çizgiyi geçerse; Allah muhafaza, Allah düşmanı olmuş olur.
Kişisel kin ve hasetten gözleri dönenler, Allah düşmanlarını BİLEREK dost edinirler ise imandan olurlar.
Bu Allahü teala’nın apaçık bir hükmüdür.

Allah’ın açık hükmünü hiç bir kul bozmak bir yana esnetemez, değiştiremez.
Kulluğun birinci şartı; İtaat etmektir.
Hadis-i şerifte buyruldu ki; 
“Bir kimse şu üç şeyi yaşamadan ölmez”

1- Evlat babasına yaptıklarını yaşamadan ölmez.
2- Kul kınadığı (Ayıpladığı) başına gelmeden ölmez.
3- Zalime yardım eden, zulmüne uğramadan ölmez.
Kılıçdaroğlu’nun ailesinin durumunu bilmiyorum. 
O yüzden birinci madde ile ilgili bir yorumum yok.
İkinci madde ile ilgili çarpıcı bir tespitim var;
CHP lideri yıllarca AK Parti’yi PKK ile ortak olmakla suçladı.
Kılıçdaroğlu’nun kınadığı şey, şimdi kendisinin başına geldi.
PKK ile iş tutup HDP’yi Meclise yolladı.
Gelelim üçüncü maddeye...
Kılıçdaroğlu, Baykal devrilirken FETÖ zalimine yardım etti.
O gün resmen tiyatro oynadı.
Gündüz açıklama yapıp, “Benim Sayın Baykal’a büyük saygım var. Kendisine vefa borcum var. Ben Baykal’a karşı Genel başkanlığa aday değilim. Bu kararım kesindir” dedi.
Gece çark edip, “Ben adayım” diyerek karşısına dikildi.
Sayın Kılıçdaroğlu kendisine rakip olmama rağmen beni Cumhurbaşkanı adayı yapmıştır. Ben vefa adamıyım. Bana bunu yapan birisine karşı aday olmam” diyen Muharrem İnce ertesi gün, “Sayın Kılıçdaroğlu koltuğunu bana bırak. Bırakmazsan kurultayı toplar karşına çıkarım” dedi.
Kılıçdaroğlu; dün Baykal’a yaptığı zulme, bugün kendisi uğradı.
Sonuç; 
Zalime yardım eden zulmünü yaşamadan ölmez.
Kılıçdaroğlu yerel seçimi göremez.

Bu yazı toplam 922 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.