1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Gençliğinden korkan parti...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gençliğinden korkan parti...

A+A-

Gençlik gelecektir... - Lenin

29 Haziran 2011 tarihinde katıldığım bir TV programında şunları söylemişim:

"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, parti içindeki değişim ve dönüşümde başarısız olmuştur. Tekin ve Kılıçdaroğlu da eski hastalıkları tedavi edememiştir.''

Benzer tespitleri daha sonra hem bu köşede, hem de katıldığım TV ve radyo programlarında sık sık dile getirdim. Gürsel Tekin, ben bunları söylediğimde, partinin "2. adam koltuğu"nda oturuyordu. Tekin, Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı iken bu tespiti yapmıştım. O günden bugüne hiçbir şeyin değişmediği kez daha ortaya çıktı. Tekin'i görevden alan Kılıçdaroğlu, yerine önce Nihad Matkap'ı, ardından ise Adnan Keskin'i getirdi. Her üç isim de parti içi demokrasi, örgütlenme anlayışı, ideolojik ve politik hattın sağlamlaştırılması konusunda tatmin edici adımlar atamadı.

Denilebilir ki; Deniz Baykal ve Önder Sav döneminde şikayet edilen ne varsa, bugün daha fazlası yaşanıyor.

Durup dururken bunları neden yazdığımı merak ediyorsunuzdur; anlatayım...

Dün saat 16.45 sıralarında AKP ile PKK'nın yaptığı pazarlıkta hangi aşamaya gelindiğini anlatmak üzere TV 8'de yayınlanan Haber Aktif programına katılacaktım. Stüdyoya girerken, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Emre Doğan aradı ve Gerçek Gündem'de yayınlanan bir haberden dolayı serzenişte bulundu. Emre Doğan'ın araması üzerine, hemen siteyi açtım ve CHP Gençlik Kolları üyelerinin ''Olağanüstü Kurultay kararı'' aldığını gördüm.

CHP'li Doğan, haberin altındaki bir ifadenin gerçeği yansıtmadığını ve İl Gençlik Kolları Başkanları'nın kurultay isteğine destek vermediğini söyledi. Emre Doğan'a "Şu an bir TV programına giriyorum, yayından çıkınca hemen ilgileneceğim, haberi yazan arkadaşla da konuşacağım'' dedim.

Dediğim gibi de yaptım... Hem haberi yazan editör, hem de kurultay kararı alan MYK üyelerinin bazılarıyla konuştum. MYK üyeleri, "En az 60 il başkanı kurultay istiyor'' ifadesini kullandı. Konuştuğum MYK üyelerini dinledikten sonra, Gençlik Kolları'nın kurultaya gitmesinin zorunluluk haline dönüştüğünü hissettim. Zira; aynı kurulda görev yapan kişilerin arasında "duygusal bir bağ kalmadığı'' çok açıktı...

Kuşkusuz, CHP Gençlik Kolları'nın kurultaya gidip gitmeyeceği delegelerinin vereceği bir karardır. Buna ilişkin bağlayıcı bir hükümde bulunabilmemiz mümkün değil... Delegeler, il gençlik kolları başkanları ve yönetim kurulu üyeleri kendi aralarında oturur konuşur, tartışır ve süreci bir şekilde noktalar... Her birinin akıl sağlığı ve siyasal bilinci ne yapıp ne yapmayacaklarına tek başlarına karar verecek yeterlilikte...

Dün konuşma fırsatı bulduğum Gençlik Kolları MYK üyeleri, kurultay gerekçelerini ve bundan sonra ne yapmak istediklerini anlatınca doğrusu CHP'nin ve Türkiye'nin geleceği açısından umutla doldum...

"CHP'nin geleceği''ne ilişkin umudum sabah saatlerinde duyduklarımla yeniden tükenmeye başladı! Zira; birçok milletvekili ve ana kademe MYK üyesinin gençlik kolları MYK üyelerini arayıp baskı yaptığını duyunca 2011 yılının Haziran ayında yaptığım tespit gözlerimin önüne geldi. Hani; "hiçbir şey değişmedi, bazı şeyler eski dönemi bile aratıyor'' tespitim...

Şu duruma bir bakar mısınız Allah aşkına!

Gençlik Kolları'nın 20 MYK üyesinden 14'ü haklı/haksız bir gerekçeyle "Kurultay şart" diyor. Bu taleplerini de lafı dolandırmadan, eğip bükmeden, kimsenin arkasından dolanmadan MYK'da dile getiriyor. Aynı gençler, buna ilişkin bir de karar alıyor.

Sözde ''parti büyükleri'' ise bu durum karşısında panik yaşıyor. Koca koca Genel Başkan Yardımcıları, ana kademe il başkanlarını arıyor ve "Kimseye imza verdirtmeyin'' diyor. Yetmiyor; devreye milletvekilleri giriyor. İşini gücünü bırakan milletvekilleri, düne kadar yüzüne dahi bakmadıkları gençleri tek tek arayıp "Sakın imza atmayın, partiyi kurultaya götürmeyin'' diyor...

Hanımlar, beyler, nedir bu telaşınız?
Seçimden, demokrasiden, kurultaydan, delege iradesinden neden korkuyorsunuz?

Tamam, biliyoruz... Hepiniz sırtınızı o dönem Kemal Kılıçdaroğlu ile Gürsel Tekin'e yaslayıp milletvekili oldunuz. Her biriniz adeta "paraşüt''le TBMM'ye indiniz. Örgüt iradesi, kurultay, delege, ön seçim gibi demokrasinin temel kavramlarına yabancısınız. Ama siz yabancısınız diye, bu partinin gelecekteki sahipleri olan gençleri de aynı kalıba sokamazsınız. Bırakın gençler ne yapacaksa yapsınlar... O'nlar doğruyu / yanlışı ayırt edecek yaştalar.

Sahi bu paniğiniz neden?
Dışarıdan bakıldığında komik durumlara düştüğünüzü görmüyor musunuz?

Bu komik ve aciz tavrınıza Kılıçdaroğlu'nu da dahil etmeye çalışıyorsunuz. Bazılarınız, Kılıçdaroğlu'na giderek şunu söylüyorsunuz: "Efendim, gençler kurultaya giderse, bunun arkası gelir. Büyük Kurultayı da toplar, sizi indirirler."

Doğrusunu söylemek gerekirse, bu sözleri duyunca, "Biz bu CHP'yi mi destekliyoruz? Bu vekiller mi bizi temsil ediyor, bu genel başkan yardımcıları mı AKP'yi yenecek?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum...

Gençliğinden, demokrasiden, kurultaydan, örgüt iradesinden korkan bir parti mi Türkiye'ye demokrasiyi getirecek diye düşünmeden edemiyorum...

Bu milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları, şu sıralar Kılıçdaroğlu'nu ikna etmeye ve kurultay kararı aldırtmamaya çalışıyor. Gençler ise yaptıkları açıklamada, "Kongre takvimimiz, yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kapsayan sürece denk geliyor. Seçim döneminde kongreyle uğraşmak yerine, şimdi yapalım ve enerjimizi yerel/genel seçimlere harcayalım'' diyor.

Gençler, bu örnek tavırlarıyla, üzerlerine vazife olmadığı halde kurultay sürecine karışan vekillerden daha sorumlu davrandıklarını gösteriyor. Bu tavır, aklın yaşta değil, başta olduğunu gösteriyor...

Tabii bu arada kurultayı engellemeye çalışan milletvekilleri ne istiyor, ne öneriyor o da belli değil... Tek bildiğim, mevcut durumun sürüp gitmesi...

Peki, mevcut durum nasıl sürecek? Bunun maddi koşulları var mı? Yok!

Çok değil, daha iki ay önce Anadolu Otel'de yapılan toplantıda konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, Gençlik Kolları Genel Başkanı Emre Doğan'ı açıkça eleştirdi ve çok ağır sözler söyledi. Kılıçdaroğlu, "Gençlik Kolları'nı tasfiye edip afiş ve pankartlarımızı parayla eleman kiralayarak astırsak daha çok faydalı bir iş yaparız'' dedi. Bu sözlere onlarca kişi şahit oldu...

Kılıçdaroğlu'nun gençliği "afiş asacak eleman" gibi görmesini şimdilik bir kenara bırakalım...

Ben Emre Doğan'ın yerinde olsam, o sözleri yutmam ve hemen istifamı verirdim... Kılıçdaroğlu'nun yerinde olsam, böyle bir Gençlik Kolu Başkanı'yla çalışmazdım... Her iki ismin de bu bağlamda tutarsız davrandığı ortada...

Şimdi bu tutarsızlık devam mı edecek, yoksa gençliğe şans mı verilecek göreceğiz... Kılıçdaroğlu eğer mevcut anlayıştan rahatsızsa ve 75 ilin 60'ı da kurultaydan yana tavır koymuşsa, yapacak birşey yok! Haaa; Kılıçdaroğlu örgüt iradesine rağmen bir karar alacak ve iki ay önce sert sözlerle eleştirdiği bir ismi yeniden görevlendirecekse, o da kendi bileceği bir iştir...

Sözün özü şu:

CHP Gençlik Kolları, uzun bir süredir siyasette varlık gösteremiyor. Mevcut Başkan Emre Doğan iyi niyetle hareket etse de kolektif aklı ve örgüt iradesini hiçe sayan tavırları yüzünden gençliği kucaklayamıyor. Gençlik Kolları İl Başkanları'nın telefonunu açmayan bir yöneticinin, gençliği harekete geçirmesi zaten imkansızdır.

Bakın, son örnek çok fazla söze gerek bırakmayacak denli çarpıcıdır:

Geride bıraktığımız pazar günü yapılan Öğrenci Konseyi Toplantısı güya CHP Gençlik Kolları MYK'sınca organize edilmiştir. Oysa ki; 20 üyenin 16'sı, bu organizasyonun yapıldığını Gerçek Gündem'de yayınlanan haberin ardından öğrenmiştir. Çünkü, Emre Doğan, bu organizasyonu MYK üyelerinin 16'sı ile paylaşmamıştır.

Doğan'ın bu tavrı, bardağı taşıran son damla olmuştur... Bu ve buna benzer onlarca öykü daha anlatabilirim... Ama bunun bir gereğinin olmadığını biliyorum...

CHP ana kademe MYK, yaşanan bu çarpıcı gerçeği de göz önüne almalı ve gençlerin iradesine ipotek koymamalıdır. İpotek koyanlar, CHP Gençlik Kolları'nın her geçen gün erimesinden ve adeta yok edilmesinden sorumlu olacaktır.

GÜRSEL TEKİN'LE FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK NEYE YARAR?

Emre Doğan'a yakın isimler, MYK'nın kurultaya gitme kararını almasının ardından, bazı internet sitelerine doğru olmayan bir ''kulis'' sızdırdı. Güya, Gençlik Kolları'nın MYK'sını Gürsel Tekin harekete geçirmiş!

Oysa ki; bu bilgi bile külliyen yalan... Bugün konuştuğum MYK üyeleri şunu söylediler:

"Bu kararı almamızda Gürsel Tekin'in hiçbir dahli yok. Biz kendisiyle dört ay önce sohbet ettik ve kurultaya gitmenin şart olduğunu söyledik. Buna benzer sohbetleri ana kademe Genel Başkan Yardımcılarının çoğuyla yaptık. Fikir alış verişinde bulunduk. Gürsel Tekin bize ısrarla (Kurultaya gitmeden sorunu çözmeye çalışın, parti sürekli kurultay yapan bir görüntü veriyor ve toplumu yoruyor) dedi. Tekin'in bize destek vermeyeceği o gün de belliydi. Bu yüzden pazartesi günü hiçbir MYK üyesiyle yeniden konuşmadık. Kararımızın arkasındayız.''

Tabii burada ilginç olan nokta şu:

Gençlik Kolları Başkanı Emre Doğan ve arkadaşları internet sitelerine "Kararı Gürsel Tekin aldırdı'' diye yazdırıyor. Bugün ise Gürsel Tekin'le birlikte fotoğraf çektiriyor ve bunu facebook sayfalarına koyuyor.

Emre Doğan; Tekin sizin aleyhinize bir karar aldırdıysa, neden onunla fotoğraf çektirme ihtiyacı hissediyorsunuz? O fotoğrafın size seçim kazandıracağını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz...

Seçimi Tekin'le çekilen fotoğraf değil, delegenin iradesi kazandırır... Hani şu telefonlarına çıkmaya bile tenezzül etmediğiniz delegenin iradesi... Seçimi Adnan Abi (Keskin) de kazandırmaz ana kademe MYK üyeleri de... Seçimi öz gücünüzle kazanırsanız bir anlamı olur... Böyle düşünmediğiniz taktirde, "büyükleriniz''den bir farkınız kalmaz...

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 290 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.