1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. GÜLEN'İN TAHŞİYECİLER KONUŞMASINI SAVUNMUŞ

GÜLEN'İN TAHŞİYECİLER KONUŞMASINI SAVUNMUŞ

İfade verdikten sonra, "Delilleri gördüm, durum vahim" dediği öğrenilen Gülerce'nin, o dönemde Gülen'in ilgili konuşmasını savunduğu ortaya çıktı.

A+A-

Gülerce: Evet, muhterem Gülen hatırlatıyor; demokrasi yokuşunun çileleri henüz bitmedi. Milletçe uyanık olmalıyız...

17-25 Aralık yolsuzluklarını unutturma ve medyaya karartma operasyonu kapsamında ifade veren Hüseyin Gülerce, Emniyet'ten ayrıldıktan sonra, "Dellileri gördüm, durum çok vahim" şeklinde konuşmuştu.

Gözaltına alınan Hidayet Karaca ve Ekrem Dumanlı'nın avukatlarına bile gösterilmeyen, üzerinde gizlilik kararı olduğu belirtilen delillerin Gülerce'ye gösterilmesi kafalarda soru işaretleri oluşturmuştu.

Bu arada Gülerce'nin, medyaya karartma operasyonuna gerekçe olarak gösterilen "Taşhiyeciler" grubuna ilişkin olarak yaklaşık 5,5 yıl önce kaleme aldığı yazı yeniden gündeme geldi. Gülerce'nin o yazıda, "Tahşiyeciler grubuna cemaat komplosu" iddiasının kanıtları arasında öne sürülen Gülen'in 2009'daki konuşmasını "komplo" değil "demokrasi uyarısı" olarak değerlendirmesi dikkat çekti.

Gülerce'nin 10 Nisan 2009'da Zaman'da "Gülen, neden uyardı?" başlığıyla yayımlanan o yazısı:

Gülen, neden uyardı?

Muhterem Fethullah Gülen'in, yeni bir irtica kampanyası açılabileceği konusundaki uyarısı, geniş bir çevrede merak uyandırdı. Hürriyet'te Ertuğrul Özkök dün, "Hoca durup dururken bu konuyu niye yine gündeme getirdi? Neden böyle bir uyarı ihtiyacı duydu?" diye soruyor. Siyasetin önemli isimlerinden beni arayıp soranlar da oldu.

Sayın Gülen, kritik dönemlerde, bazıları rahatsız olsa da ülkemizin ve insanımızın geleceği adına her defasında ikaz ve tavsiyelerde bulunuyor. 12 Mart 1995'te İstanbul'da Gazi Mahallesi olaylarının hemen ertesinde Zaman'ın arka sayfasını boydan boya kaplayan "Ben de Alevîyim" başlıklı yazısını hiç unutmuyorum. Bu ülkede Sünnî-Alevî kavgası çıkarmak için komplo kuran insanların oyununu bu yazı bozmuştu. O olay bahane edilerek 27 Mayıs türü bir darbe planlayanların hesabı o gün boşa çıkarılmıştı. 28 Şubat sürecinde de ülkede tansiyonu düşürmek, dindar insanların sokağa dökülmesine fırsat vermemek için Sayın Gülen her saat, her gün sancı çekti.

Bugün Ergenekon davasının seyrinden, işte en son KKTC'ye uzanan kollarından anlıyoruz ki bu ülkede, meşrû idareye karşı insafsızca, zalimce, hemen her alanda tertipler, komplolar ve provokasyonlar hazırlanmış. "İrtica" tehlikesi icat etmek için, bir Sünnî-Alevî kavgası için, Türk-Kürt kavgası için, siyasî partileri içeriden karıştırmak, koalisyon yıkıp yeni hükümetler kurmak için; terör örgütleri kurmaktan tutun da darbe planları, hazırlıkları yapmaya kadar, her gün fitne fesat peşinde koşulmuş.

Sayın Gülen'e, haftalık sohbetlerinin yayınlandığı www.herkul.org sitesinde yer alan şu soru soruluyor:

"Yakın geçmişte ülkemizde çeşit çeşit vahşetler Müslümanlara isnat edilerek, "irtica tehlikesi" gündemlerin ilk maddesine konuldu. Artık Türkiye'de irtica oyununun sona erdiği söylenebilir mi?"

Gerçekten merak konusudur; devam eden Ergenekon davası sayesinde artık, devlet içindeki hukuk dışı yapılanmaların devri sona ermekte midir? Yoksa bu örgütler direnmeye, yeni oyunlar için hazırlıklar yapmaya devam etmekte midir? Demokrasimiz artık rahat bir nefes alabilir mi?

Sayın Gülen, şer şebekelerinin kolay pes etmeyeceklerine dikkat çekiyor. Yeni oyunlar hakkında, hem gönüllüler hareketi mensuplarını ve dinî cemaatleri hem de emniyet güçlerini, siyasîleri ve medyayı uyarmaktadır. Bunu yaparken de çok çarpıcı bir hatırlatmada bulunmaktadır:

"28 Şubat öncesinde bir kısım şaşkınlar zuhur etti. Giyim-kuşamdan ibadet tavırlarına kadar pek çok hareketleriyle aykırılık sergileyen bu insanlar, topluma figüran olarak sunuldu. Onlara bir kısım roller verildi; kimisi tarikat şeyhi kisvesine bürünüp medyada boy gösterdi, kimisi teokratik düzeni hâkim kılma sevdalısı bir gerici numarası yaptı, kimisi mürtecilerin ağına düşürülüp kandırılmış bir kurban rolü oynadı ve kimisi de karanlık güçler tarafından kiralanan bir tetikçi, kanlı katil olmasına rağmen irticâ piyesinde 'Allah'ın ordusu'nun sadık bir eriymiş gibi sahne aldı. Figüranlar, rollerini öyle gerçekçi ortaya koydular ki; herkes oynananın, bir oyun olduğunu unutup ülkenin elden gittiği zehabına kapıldı. Dün olduğu gibi bundan sonra da, dışarıdan da beslenen bazı şer şebekeleri samimi müminleri terörist gibi göstererek yeni bir irtica yaygarası koparabilirler."

Gülen, bu konuda yapılan hazırlıklar konusunda da net ifadeler kullanıyor:

"Yarın Tahşiye diye bir şey icat edebilirler, Allah korusun. Kitap okuyan Müslümanlarla, okudukları kitaplarla ayakta durmaya çalışanların içine adam sokmaya çalışabilirler. Kitapların sahibi zatın (Bediüzzaman Hazretleri) posterlerini evlerine asabilirler. Ellerine de Kalaşnikofları verirler. İki yerde eylem yaptırıp, 'demek ki fırsat bulunca bunlar da silaha sarılabilir' derler. Çuvaldızı bile olmayan insanlara (muhabbet fedaisi gönül erlerine) terörist damgası vurmak isteyebilirler."

Evet, muhterem Gülen hatırlatıyor; demokrasi yokuşunun çileleri henüz bitmedi. Milletçe uyanık olmalıyız...

Bu haber toplam 593 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.