1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Herkes kirli ve komplocu! Sadece AKP temiz!
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Herkes kirli ve komplocu! Sadece AKP temiz!

A+A-

ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim


Orgeneral Çevik Bir'e polis ve savcılıkta yöneltilen soruları okuduğumda, aklıma nedense Murathan Mungan'ın bu şiiri geldi. Polis ve savcılar, Çevik Bir'e "Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yargılanması ve ceza alması psikolojik harekatın bir parçası mıydı?" diye soruyor. İlerleyen safhada, bu sorunun cevabının ne olacağını kestirmek zor değil... Göreceksiniz, gerek 12 Eylül, gerek ise 28 Şubat'a ilişkin (siz onu BÇG diye anlayın) soruşturmalar sonrası, hem AKP hem de Recep Tayyip Erdoğan "bagajını boşaltmış" üstündeki yüklerden kurtulmuş bir hale gelecek. 

Bir süre sonra göreceğiz ki; meğer Recep Tayyip Erdoğanaslında yargı, asker, bürokrasi ve ''statükocular''ın kuşatmasına alınmış, mağdur edilmiş bir siyasetçiymiş... AKP ise, ''kirli'' sisteme başkaldıran ve "Yeni Türkiye''yi kuran,ülkeyi pisliklerden arındıran bir partiymiş... 

AKP dışında kalan herkesin "kirli ve komplocu" ilan edileceği günler çok uzak değil. Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya Köşkü'ne çıkma hazırlığı yaparken, siyasi geleneğini ve ardında bıraktıklarını ustaca temize çekiyor. Üstelik bunu yaparken, askere yönelik operasyonları kendisinin yönettiğini saklama ihtiyacı da duymuyor. Erdoğan, yaptığı konuşmalarla yargının"bağımsız olmadığı"nı ve siyasetin günlük ihtiyaçlarına göre davrandığını da ilan ediyor. 

GÜL O KARARLARA İMZA ATTI

Ankara'da başlatılan ve Batı Çalışma Grubu'nun faaliyetlerini mercek altına alan soruşturma, kamuoyuna "28 Şubat'la hesaplaşma'' olarak sunuluyor. Oysa ki; yapılan hesaplaşma28 Şubat'la değil, 28 Şubat sonrası oluşturulduğu ifade edilen Batı Çalışma Grubu'yla... Soruşturma sürerken, irticai faaliyetleri izlemekle görevli ekibin faaliyetleri, 28 Şubat'la hesaplaşma olarak pazarlanıyor. Eğer öyleyse, 28 Şubat 1997'de MGK'da alınan tavsiye kararlarını ''Bakanlar Kurulu Kararı'' haline çeviren tüm bakanların da sorgulanması gerekir. Bu bakanlar arasında Cumhurbaşkanı Gül de var. Gül, "Ben o dönem MGK'da değildim'' diyor. Evet doğru... Gül MGK'da değildi ama Bakanlar Kurulu'ndaydı. MGK'nın tavsiyesini''karar'' haline getiren Bakanlar Kurulu'nda Gül de vardı. Cumhurbaşkanı Gül, bu yüzden "Benim ilgim yok" diyemez... AKP de bunun farkında olduğu için, 28 Şubat soruşturması,şimdilik BÇG etrafında dönüyor. Aksi taktirde,Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de soruşturmaya dahil edileceği görülüyor...

Kim bilir, Cumhurbaşkanlığı kavgası büyüdükçe, soruşturma belki o kararlara imza atanlara da uzayabilir... Yaşayıp göreceğiz...

AKP NASIL KURULDU?

Bu arada, bir olguyu da atlamayalım: 28 Şubat'ta siyasete müdahalede bulunanlarRefah Partisi'nin marjinalizeedilmesi için çeşitli faaliyetler de yürüttü. Bu faaliyetlerden biri de Refah'ın ikiye bölünerek küçültülmesiydi. AKP'yi ortaya çıkaran sürecin ana hatları bu strateji etrafında şekillendi. Erbakan'ı ''irticacı'' olarak gören asker, "sistemle uyumlu" olacağı düşünülen diğer grubu Erbakan'ın çevresinden koparmaya çalıştı. RP kapatıldıktan sonra kurulan ve topluma"Yenilikçiler" olarak pazarlanan Fazilet Partisi içindeki bir grup ise Fazilet'in de yasaklanması için Anayasa Mahkemesi nezdinde kulisler yürüttü. FP de kapatılınca AKP ortaya çıktı.(Erbakan'ın en sadık dostlarından olan Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk bunları defalarca anlattı.) 

GÜLEN HAREKETİ, DEMİREL'E ÖDÜL VERMİŞTİ

28 Şubat tartışmalarının taraflarından biri olan Fethullah Gülen / Hareketi / Cemaati / Camia'sı şu günlerde yeni bir tartışmanın odağında. Gülen Hareketi, Fethullah Gülen'in 28 Şubat sürecinde Refah-Yol Hükümeti'ni eleştiren ve askeri destekleyen sözlerinden dolayı sürekli olarak savunma yapma ihtiyacı hissediyor. Gülen Hareketi'nin o dönem askerle karşı karşıya geldi ancak daha sonra buzları eritmek için çok yoğun çaba sarf etti. Sadece askerle değil, ''devlet''le de uzlaşma arayışına girdi. Bunun en somut örneği, Gülen Hareketi'nin gayri resmi temsilcisi Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın ödül töreni... 


Fotoğraf: Gerçek Gündem.com

Gülenciler, şu sıralar pek bir heves ve iştahla eleştirdikleri ve''darbeci'' ilan ettikleri dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e 27 Aralık 1997'de "Yılın devlet Adamı'' ödülünü verdi. Fethullah Gülen, ödül verilen Süleyman Demirel için şu ifadeleri kullandı: 

"Günümüzün en büyük devlet adamı ve uzlaşma kahramanı... Bu plaket yerine, kabil olsaydı, bu duygularla gönlümüzden bir buket sunmayı isterdik..." 

Gülen'in, şu sıralar ''darbeci'' ilan edilen Demirel'e yönelik sözleri bunlar... Gülen Hareketi, 28 Şubat kararlarının alınmasından neredeyse dokuz ay sonra sadece Demirel'e değil, dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'ya da aynı törende ödül vermek ister... Karadayı bu ödülü reddeder. 

Tabii aradan uzun zaman geçti... Gülenciler o gün yaptıklarını bugün unuttu. Kabak ise yine CHP'nin başına patladı. 28 Şubat döneminde fişlenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, operasyonlar sonrası "İntikamla adalet sağlanamaz'' dediği için suçlamalara maruz kaldı. CHP'nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal ise, yine ''darbe yanlısı'' olmakla suçlandı. Oysa ki; Baykal o dönem kendisine verilmek istenen''hükümet kurma yetkisi''ni meşru görmediği için reddetti ve"Bir an önce seçime gidelim, Türkiye böyle rahatlar" dedi.

Avcılar aslanların tarihini yazınca, gerçeklerin ters yüz edilmesi kolay oluyor... 

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 536 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.