1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Hocamızın izniyle darbe yapacağız

Hocamızın izniyle darbe yapacağız

15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığında yaşananlara ilişkin iddianamede, Ankara'da darbe girişimiyle ilgili toplantı yapılan evin sahibinin Bylock'çu olduğu bilgisine yer verildi.

A+A-

15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığında yaşananlara ilişkin iddianamede, Ankara'da darbe girişimiyle ilgili toplantı yapılan evin sahibinin Bylock'çu olduğu bilgisine yer verildi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığındaki faaliyet ve eylemlerine ilişkin generallerin de aralarında bulunduğu 110'u tutuklu 1'i firari 116 şüpheli asker hakkındaki iddianamede, şüphelilerin darbe girişimi ve FETÖ bağlantısıyla ilgili delil sayılan anlatımlarına yer verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Can Tuncay tarafından hazırlanan 841 sayfalık iddianamede, önceki darbe girişimi iddianamelerinde olduğu gibi girişim öncesi süreç ve 15 Temmuz'da yaşananlar anlatıldı.

Terör ve terör örgütü kavramları, FETÖ/PDY terör örgütünün niteliği, darbe girişiminden önceki silahlı eylemleri, yargı ve emniyet gücünü kullanması, kurgulanan bir kısım soruşturma ve kovuşturmalar, darbe girişiminin FETÖ eylemi olduğunu gösteren deliller, bununla ilgili şüpheli, sanık ve tanık ifadelerine yer verilen iddianamede, darbe girişiminden sonra gözaltına alınan kimi şüphelilerin FETÖ ve darbe girişimi bağlantısıyla ilgili anlatımları delil olarak sunuldu.

Şüphelilerden Jandarma Albay Arif Kalkan'ın ifadesinde, "Askeri lise yıllarından itibaren FETÖ olarak tanınan örgütün içerisinde yer aldığı ve bu örgütün lideri olan Fetullah Gülen ile iki kez yüz yüze görüştüğünü" belirttiği anlatılan iddianamede, bu kişinin, "Askeri lise öğrencisiyken yaptığım bu görüşmelerden birisinde Gülen bana 'Baki' kod ismini verdi. 15 Temmuz'daki darbe öncesinde FETÖ'ye mensup askerlerle Ankara'da toplantı yaptık. Bana, Ankara Güvercinlik'de bulunan bir kısım generalleri rehin alarak darbe girişiminin merkezi olan Akıncılar hava üssüne götürme görevi verildi. Ben ve benim gibi Türk ordusunda görev yapan değişik rütbede, darbeye katılan subaylara Gülen, Türkiye'de bulunan örgüt yöneticileri aracılığıyla talimatlar verdi. Aldığımız bu talimatlar doğrultusunda hareket ederek 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulunduk." şeklinde beyanda bulunduğu kaydedildi.

SİLAHLAR GÖMÜLDÜ

Hakkında darbe girişimi suçundan soruşturma yürütülen Su Altı ve Kurtarma Grup Komutanlığı (SAK) görevlisi Astsubay Avşar Zırh'ın da ifadesinde, "14 Temmuz'da düğün yapmak için izne ayrıldığını, aynı gün ismini 'Ulvi' olarak bildiği cemaat abisinin kendisini telefonla araması üzerine Ümraniye'deki bir eve gittiklerini ve akşam saatlerinde sahibini tanımadığı bu eve 3 astsubay ile bir albayın da geldiğini ve Astsubay Selami Gül'ün, 'yarın darbe gibi bir şey olabilir' dediğini" beyan ettiği aktarılan iddianamede, bu kişinin darbe gecesiyle ilgili şu anlatımları yer aldı:

"15 Temmuz saat 21.00 sıralarında Selami Gül ve Ulvi abi telefonla bana ulaştı. Çağırmaları üzerine Kavacık'a gittim. Kuzey Deniz Saha Komutanlığından cep telefonuma gelen mesajda, 'Tüm personel birliklerine dönüp, görevinin başına geçsin' emri vardı. Gül'ün, 'birliğine geç' demesi üzerine evimde kamuflajımı giyip birliğime gittim. Astsubay Cafer Saraç'ın evinin önünden geçerken, sokak üzerinde Saraç, Kurmay Binbaşı Hakan Egemen'i ve tanımadığım, ancak asker olan 3 kişiyi gördüm. Hakan Egemen'in, 'sen gel bizimle berabersin' demesi üzerine itiraz edemedim. Hep beraber Saraç'ın evine geçtik. Saat 23.00-24.00 civarlarında evdeyken Binbaşı Egemen sürekli birileriyle telefonda görüşüyordu. SAT'ta görevli nöbetçi subayla telefonda konuşurken, 'oraları temizle, ortada hiçbir şey kalmasın, masasın üzerindeki notları yok et, nöbetçi uzman çavuş şüphelenmişti, ne diyor?' diye konuşuyordu. Daha sonra Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık ile telefon konuşmasında, 'ne yapalım komutanım, durum nedir?' şeklinde konuşmalar yaptı. Astsubay Saraç, 'Deniz Kuvvetleri Komutanını almaya gidecektik' dedi. Ben de bu tarz konuşmalar geçince cemaatin darbe yaptığını anladım. Çok şaşırdım ve tedirgin olmaya başladım. İçinde bulunduğum durumdan bir an önce nasıl kurtulurum diye düşünmeye başladım. Gece boyunca Hakan Egemen, cep telefonundan sosyal medya üzerinden durumu takip ediyordu. Daha sonra Ömer Faruk Harmancık, Hakan Egemen'i arayarak, darbenin başarısız olduğunu söyledi. 'Ne yapmalıyız?' diyen Egemen'e Harmancık, 'yapacak bir şey kalmadı, evinizde bekleyin' dedi. Egemen de bize, 'normal hayatınıza devam edin, kimseye de bir şey söylemeyin' diye konuştu.

Hakan Egemen belirttiğim 3 şahıstan birine, 'komutanım' diye hitap ederek, 'arabada silahlar var, ne yapalım?' dedi. Silahların gömülmesine karar verdiler. Egemen, ben ve Astsubay Saraç'a, 'iki araçta silah var, silahları Saraç'ın aracına yükleyin, uygun bir yer bulup gömün' dedi. Saraç ve ben Saraç'ın arabasıyla, diğer ismini bilmediğim SAT personeli de diğer arabada, Riva'nın üst taraflarında uygun bir yer olduğunu düşündüğümüz yere geldik. Önce silahları Cafer’in aracına aktardık. Diğer SAT’çı arabası ile ayrıldı. Ben ve Cafer Saraç silahları, yol kenarına gömdük. Zaten silahlar daha sonradan bulundu. Ardından evlerimize ayrıldık.

Yaşanan olaylar, ülkemizin düştüğü durum, bu olaylardan dolayı hayatını kaybeden masum insanları düşünerek vicdanen olup biten ve bildiğim her şeyi anlatmaya karar verdim. 27 Temmuz 2016 günü kendi isteğimle birliğime gelerek olanları askeri savcılığa samimi bir şekilde anlattım."

"HOCAMIZIN İZNİYLE"

İddianamede, "15 Temmuz'da astsubay Mustafa Özel'in söylemesi üzerine birlikte yakın muhabere teçhizatını alarak çıktıklarını, üç araçta 18 personel olarak Yeşilköy Askeri Havalimanına gittiklerini, araçtaki malzemeleri CASA tipi uçağa yükleyerek 00.00 sıralarında havalandıklarını, Akıncılar üssüne indiklerini ve yanlarına gelen bir yarbayın, 'nizamiyelerde koruma amaçlı desteğe ihtiyaçlarının olduğu, terör saldırısı beklendiğini' söylediğini" beyan ettiği aktarılan SAT astsubayı Melih Albayrak'ın şu sözlerine yer verildi:

"Saat 03.00 sıralarında yarbay rütbesinde bir şahsın yanımıza gelerek üç kişiye ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine ben, Üsteğmen Mustafa Avşar ve Astsubay Fatih Kaya, sivil araca binerek üs içerisinde bir binaya götürüldük. İçeride öncelikle üç tane tam teçhizatlı özel kuvvetler askeri personeli gördüm. Bize, içeride rehinelerin olduğunu, görev çıktığı için ayrılmak zorunda olduklarını ve rehineleri bekleme görevinin devralmamız gerektiğini söylediler. İçeride kim olduğunu sorduğumuzda ise Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Kara Kuvvetleri Personel Daire Başkanı, 2 albay ve 1 yarbayın olduğunu öğrendik. Rehinelerin bulunduğu odaya girdiğimizde el ve ayakları bağlı şekilde durduklarını gördük. Onlarla ilgilenip kelepçelerini gevşettim. Saat 05.00 sıralarında Üsteğmen Mustafa Avşar, ne olup bittiğini öğrenmek için yanımızdan ayrıldı. Ben de Astsubay Fatih Kaya'ya bina içerisinde durma talimatı verip bina dışına çıktım. Burada gördüğüm tulum kıyafetli bir personele üsse sürekli inen uçak ve helikopterleri sorduğumda, 'inşallah alacağız' dedi. Neyi alacağını sorduğumda, 'İnşallah hocamızın izniyle alacağız' dedi. Hocanın kim olduğunu sorduğumda, 'Hocaefendi' diye cevap verdi. Şahsın bunu demesi üzerine Fetullah Gülen'i kastettiğini anladım."

İddianamede, FETÖ üyesi olan astsubaylar Muhammed Aliko ve Mustafa Özyurt'un da "kendilerinden sorumlu sivil ağabey aracılığıyla 15 Temmuz gecesi Sabiha Gökçen Havalimanına daha önce hiç tanımadıkları Dursun yüzbaşının yanına gittikleri, kendilerine silah verildiği ve darbe girişimi olduğunu burada anladıkları" beyanında bulundukları belirtilerek, terör örgütünün sözde jandarma teşkilatı yapılanmasında, "ağabeylerinin" üstü konumunda "müdür yardımcısı" tabir edilen yönetici Ö'nün, "Ben FETÖ/PDY üyelerini dini işler yapan hayırsever kişiler olarak biliyordum. Ben 15 Temmuz darbe kalkışması olayına kadar bunların terör örgütü olduğunu anlayamadım. Bu tür kanlı bir eyleme girişebilecekleri aklımın ucundan bile geçmezdi." dediği kaydedildi.

DARBE TOPLANTISI YAPILAN EV

Hakkında soruşturma yürütülen Kara Harp Akademisi öğretim üyesi şüpheli Murat Yanık'ın da ifadesinde, "10 Temmuz 2016'da Ankara'daki bir evde bu kentte görev yapan askeri personellerden Tuğgeneral Ali Kalyoncu başkanlığında darbe girişimiyle ilgili toplantı yaptıklarını ve burada kendilerine İstanbul'daki darbe faaliyetleriyle ilgili görev verildiğini" beyan ettiği belirtilen iddianamede, bunun üzerine itirafçı şüphelinin Ankara'ya götürülerek ifadesinde bahsettiği evi göstermesinin istendiği bilgisi verildi.

Şüpheli Yanık'ın Ankara'daki evi gösterdiği ve kollukça yapılan araştırmada adreste Neşet Gülener ve eşi Meral Gülener'in ikamet ettiği ancak evi terk etmiş olduklarının anlaşıldığı ifade edilen iddianamede, "Şahısların firari konumda bulunduğu, evde yapılan aramada ise dikkat çekici olarak terör örgütünün finans kuruluşu olan Bank Asya'ya ait 8 adet dekont bulunduğu, Neşet Gülener hakkında yapılan araştırma sonucunda ise Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca hazırlanan 25 Ocak 2017 tarihli yazı ekindeki rapora göre; bunun terör örgütü lideri Gülen talimatıyla gerçekleştirildiği, örgütün finans kurumu olan Bank Asya hesabında 31 Aralık 2013 tarihi itibariyle para bulunmamakta iken, 24 Aralık 2014 itibariyle 92 bin 831 lira, eşi Meral Gülener'in hesabında 31 Aralık 2013 tarihi itibariyle para bulunmamakta iken aynı tarih olan 24 Aralık 2014 itibariyle 26 bin 48 lira para yatırdığı, ayrıca Meral Gülener isimli şahsın münhasıran terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptografik haberleşme sistemlerinden ByLock programı kullanıcısı olduğu tespit edilmiştir." denildi.

Diğer tanık ve şüpheli ifadelerine de yer verilen iddianamede, ayrıca şu değerlendirme yapıldı:

"Tanık beyanları ve şüphelilerin itirafları incelendiğinde, darbe teşebbüsünün Gülen'in emir ve talimatları doğrultusunda hareket eden silahlı kuvvetler içerisindeki FETÖ üyeleri tarafından gerçekleştirildiği, Türkiye'de darbe planlaması yapıldıktan sonra planlar onaylanmak üzere ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Gülen'e götürüldüğü, kendisinin darbe planına onay verdikten sonra darbe girişiminde bulunulduğu, Gülen'in darbe teşebbüsünü gerçekleştiren ve sivil halkı katleden FETÖ lideri olarak hem darbe teşebbüsünden hem de sivillerin ölüm ve yaralamalarından birinci derecede sorumlu olduğu açıkça anlaşılmıştır."

1 DOLAR ÇIKTI

İddianamede, "Darbe girişimi soruşturmalarımız kapsamında yapılan yakalama, arama ve el koyma işlemleri neticesinde darbe teşebbüsüne katıldığı için tutuklanarak cezaevine gönderilen bir kısım terör örgütüne mensup asker ve örgütün sivil kanadı olan, 'abi' tabir edilen şahıslardan, yakalandıklarında kollukça veya tutuklandıktan sonra konuldukları cezaevinde yapılan üst aramalarında, terör örgütü lideri Gülen tarafından sözde bereket getirmesi için örgüt üyesi kişilere gönderdiği ve örgütsel bağlılığı simgeleyen 1 ABD Doları banknot paraların ele geçirildiği, bu şahıslardan en dikkat çekici olanların İstanbul'da darbe girişimi planlamasında ve faaliyete geçirilmesinde önemli görevler üstlenen 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğdu, (darbeci askeri kanat tarafından hazırlanan sıkıyönetim direktifi ekindeki atama kararlarına göre İstanbul Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak atanmıştır), 1. Ordu Harekat Başkanı Tuğgeneral Eyyüp Gürler (aynı atama kararına göre mevcut görevinin devamına karar verilmiştir) ve İstanbul İl Jandarma Komutanı Gürcan Sercan (aynı atama kararına göre İstanbul Jandarma Bölge Komutanı olarak atanmıştır) olduğu tespit edilmiştir." ifadesi kullanıldı.

Bu haber toplam 462 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.