1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Hüseyin Aygün: Doğrular ve yanlışlar....
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Hüseyin Aygün: Doğrular ve yanlışlar....

A+A-

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün kaçırılması ve serbest bırakılması sonrası yaşananlar tartışılmaya devam ediyor. AKP ve MHP Cephesi, Tunceli Miletvekili Hüseyin Aygün'e yönelik adeta bir linç kampanyası yürütüyor. İktidar çevreleri, kendi acziyetlerini gizleyebilmek ve terör örgütü PKK'nın bölgede kontrolü tam anlamıyla ele geçirdiğini saklayabilmek amacıyla, sorunu sulandırıyor! Ve ne yazık ki; bazı CHP'liler de AKP ve MHP'nin maniplasyonuna alet oluyor. 

Dün katıldığım ÜLKE TV'deki bir programda, Ersoy Dede'nin sorularını yanıtlarken, "CHP mağdurken, bir anda suçlanan bir pozisyona düştü. Oysa ki; Tunceli'nin ortasında bir vekili kaçırılmış ve rehin alınmıştı" dedim. CHP'nin"mağdur"ken, bir anda hedef tahtasına oturtulmasının sebebini ise, "krizi yönetememesi" olarak ifade ettim. 

Evet; CHP bu krizi yönetemedi. CHP, milletvekilinin kaçırılmasının duyulduğu andan itibaren, tam bir kaosgörüntüsü verdi. Bölgeye giden milletvekilleri, aşırı heyecanlıdavrandı. Kılıçdaroğlu'nun danışmanı, "Bugün serbest bırakacaklar" diyerek, yanlış yorumların yapılmasına sebep oldu. 

Aygün'ün serbest kalmasının ardından verdiği mesajlar ise uzun vadede tahribat yaratacak cinstendi. Aygün'ün "iyi niyetle" söylediği sözlerin Türkiye'nin tamamında nasıl algılanacağı ve hangi etkiyi yaratacağı, genel merkez tarafından hesap edilebilmeliydi. Bu bağlamda, Aygün serbest kaldıktan hemen sonra TV'lere çıkarılmak yerine, yaşadıklarını genel merkezle paylaşmalı, olayın sıcaklığının geçmesi beklenmeli ve yazılı bir açıklamaylakamuoyu bilgilendirilmeliydi. Böylece, "iyi niyetle" söylenen sözler, demagojiye prim verecek bir hale dönüşmezdi. 

Şunun altını bir kere daha çizmekte fayda görüyorum: 

Hüseyin Aygün'ün serbest kaldıktan sonra söylediği sözlerde bir sorun görmüyorum. Aygün, serbest kaldıktan sonra yaptığı konuşmada, aslında çok ama çok önemli birperspektif sundu. Bahoz Erdal'ın Tunceli'de olduğu vebölgeyi koordine ettiği, PKK'lıların eve dönmek istediği, savaştan bıktıkları, bölgede iktidarın hiçbir denetiminin olmadığı Aygün'ün dikkat çektiği konulardı....

"Dağları özlemişim..." sözü ise romantizm koksa da başka bir gerçeği ifade ediyordu: "Tunceli'de yaşayanlar, terör örgütünün eylemleri ve askerin operasyonları yüzünden bölgede rahatça dolaşamıyor..." 

Aygün, "Dersim dağlarını özlemişim..." derken, bu gerçeğin altını çizdi. Evet; Türkiye artık ne yazık ki; dağlarında piknik yapılamayan bir hale geldi. 

Hüseyin Aygün'ün serbest kaldıktan sonra yaptığı hata ise şuydu: CHP'li Aygün, partisine karşı yeterince sorumlu davranmadı. Dile getireceği sözlerin, İzmir, Antalya, Mersin, Muğla gibi kentlerdeki seçmen üzerinde hangi etkiyi yaratacağını hesap etmeliydi. 

"Devrimci romantizm" iyidir; ancak bir de ''reel politik''var... Aygün, tam da yerel seçimler öncesi, özellikle AKP iktidarının kullanıp üzerinde tepineceği sözleri malzeme olarak vermemeliydi. "Barış" istemenin ve "Kan dökülmesin"dememin, bu topraklarda artık başka bir anlama geldiğini hesap etmeliydi CHP'li Aygün... 

Hüseyin Aygün'ün sözleri ve sonrasında başlayan tartışma aslında AKP'nin makyajını da döktü. AKP iktidarı ve onu destekleyen çevreler, Aygün'e yönelik bir linç kampanyası başlatarak, aslında Kürt Sorunu'nun çözümünü istemediklerini gösterdi. AKP ve MHP Hüseyin Aygün'e karşı"milliyetçi cephe"yi kurdu ve linç harekatına girişti. 

Bu bağlamda, bazı CHP'lilerin tavrı da dikkatlerden kaçmadı! AKP'li Hüseyin Çelik'in şehitlere yönelik sözlerine tek bir tepki bile göstermeyen bazı CHP'liler, "kendi Hüseyinleri"ni hedef tahtasına oturttu. CHP'nin Hüseyin'i "yaşamı kutsadığı" için linç edilirken, AKP'nin Hüseyin'inin "ölümü sıradanlaştıran ve anlamsızlaştıran" sözleri görmezden gelindi. 

Bu bağlamda, Hüseyin Aygün'ün kaçırılmasına ilişkin tartışmalar sürerken bir gerçek daha ortaya çıktı. AKP iktidarının PKK ile müzakerelere yeniden başladığı ABD Büyükelçisi Riçi tarafından itiraf edildi. Riçi, Aygün'ün kaçırılmasına ilişkin yorum yaparken,"Müzakereler başlamışken, bu eylemin yapılması aptalca" dedi. 

Bakın görecekseniz; dün ÜLKE TV'de de söyledim... Başbakan Erdoğan ve AKP medyası, müzakerelerin başladığını ve PKK ile masaya oturduklarını gizlemek için, kaba milliyetçi bir dil kullanacak ve savaşı kutsayacaklar. Perde arkasında ise PKK ile görüşmeleri sürdürecekler. Çünkü; yerel seçimler geliyor ve AKP bu yüzden PKK ile müzakere yapmak zorunda... 

CHP'li dostlarımız, Hüseyin Aygün'ü hedef tahtasına oturtmakla uğraşmak yerine, keşke biraz da AKP'nin ne yaptığına baksa ve başımıza hangi çorapları ördüğüyle ilgilenseler... 

Yazıyı noktalarken bir uyarı da CHP MYK'ya yapmak gerekiyor: 

Kimse Hüseyin Aygün'ün ''farklı'' düşünceleri dile getirmesinden rahatsız değil. CHP'de Nur Serter de İhsan Özkes de Hüseyin Aygün de olmalı... Sezgin TanrıkuluCHP'ye nasıl katkı sunuyorsa, Aygün'den de faydalanılmalı... Ancak; Hüseyin Aygün'ün söylemlerinin, "partinin temel çizgisi" olmadığı da dile getirilmeli... CHP MYK bu bağlamda,''henüz atlatılamayan" Hüseyin Aygün krizini tüm yönleriyle mercek altına almalı... Zira; yerel seçim öncesi bu ve buna benzer krizler karşısında doğru tavır alamamak, CHP'ye tahmin edilenden daha çok zarar verir...

www.twitter.com/barisyarkadas

Bu yazı toplam 532 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.