1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. İhsanoğlu'nun çocukları kime oy verdi?
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İhsanoğlu'nun çocukları kime oy verdi?

A+A-
İhsanoğlu'nun kampanyası ve aile çevresine ilişkin gözlemlerimi aktarırken, bir de not düşeyim: CHP tabanı İhsanoğlu'nu sahiplenmeye başladı, MHP ise kitlesini henüz mobilize edebilmiş değil.

''Büyük Uzlaşma''nın Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, pazar günü İstanbul halkıyla buluştu. İhsanoğlu'nun İstanbul'daki seçim çalışmalarını izlemek üzere ben de buluşma noktası olan Taksim'e gittim. İhsanoğlu'nu beklerken, yanıma gelen bir kişi kendisini tanıttı ve Emekli Kurmay Albayolduğunu söyledi. Ardından da üzerinde adres ve cep telefonu bulunan kartvizitini uzattı. İzin almadığım için isminin sadece başharflerini yazacağım Emekli Kurmay Albay H.A, "Ulusalcı olduğunu iddia eden arkadaşların Ekmeleddin Bey'e yönelik tavrını anlayamıyorum'' diye söze girdi. Ardından da şöyle devam etti:

"Ben İhsanoğlu'nun çalışmalarını çok yakından takip ettim. Bir dönem Filistin'de görev gereği bulundum. İhsanoğlu, Filistin'de barışın sağlanması için çok uğraştı. Bölgede çok büyük bir prestiji vardır. Anlatıldığı gibi siyasal islamcı da değildir. İhsanoğlu'na neden karşı çıkıyorlar anlamış değilim...Emekli bir asker olarak oyumu İhsanoğlu'na vereceğim.''

Emekli Kurmay Albay H.A ile sohbet ederken tam bu sırada İhsanoğlu Gezi Parkı'ndan çıkarak basın mensuplarının olduğu alana geldi. İhsanoğlu'nu CHP üyeleri ve MHP yöneticileri karşıladı. CHP tabanının İhsanoğlu'nu sahiplenmeye başladığını, MHP'nin ise kitlesini henüz mobilize edemediğini gözlemledim. Zira; CHP'liler İhsanoğlu'na yönelik sevgi gösterisini İstiklal Caddesi esnafını ziyaret süresince gösterdi. Ancak alanda MHP'liler neredeyse hiç yoktu...

İhsanoğlu, esnafı selamlarken, basın mensuplarının görüntü alabilmesi için durunca hemen kafamdaki soruyu sordum. Başbakan Erdoğan birgün önce İhsanoğlu'nu kast ederek, "Statükoya bekçi arıyorlar'' demişti. İhsanoğlu'na"Siz statükoya bekçi olmaya mı geliyorsunuz? Başbakan'ın sözlerini nasıl yorumluyorsunuz?'' dedim.

İhsanoğlu, "Ben yine polemiğe girmeyeceğim. Fakat anayasaya bekçiyim. Ben devletin birliğine, milletin dirliğine, bütünlüğüne bekçiyim. Ben hak ve hukukun uygulanmasına, kanun hakimiyetine bekçiyim. Ben insanların eşit muamele görmesine bekçiyim. Ben anayasada yazılı olan hükümlerin bekçisiyim.Ben Cumhurbaşkanı andındaki hükümlerin bekçisiyim" dedi.

Hatırlarsanız, Başbakan aynı gün Samsun'da "Ben havalimanı inşaatını da yol ihalelerini de takip edeceğim'' demiş ve "ihale - rant - para aşkı''nı bir kez daha göstermişti. İki cumhurbaşkanı adayının hayata bakışı ve üslubu bile,Tayyip Erdoğan'ın  Köşk'e neden çıkmaması gerektiğini yoruma gerek bırakmayacak şekilde gösteriyor...

Erdoğan'ın kurmayları, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığının kesinleşmesinin ardından, ''sakin bir kampanya'' yürütmeyi tasarlıyordu... Ancak Başbakan Erdoğan'ın ''fıtratı'' böyle bir kampanyanın yapılmasına izin vermez... Kutuplaştıran - ayrıştıran - çatıştıran ve ötekileştiren Erdoğan, İhsanoğlu'na çatmadan duramaz... Bunun ilk örneği Samsun'da, ikincisi ise Erzurum'da ortaya çıktı. Erdoğan, İhsanoğlu için bu kez de ''Monşer'' dedi. İhsanoğlu'nun Filistin meselesine ilişkin sözlerini "Nankörlük'' olarak yorumladı ve Cumhurbaşkanı adayını "İsrail'in yanında durmak''la itham etti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri ve ekonomik ilişkilerinin AKP döneminde büyük bir sıçrama yaptığını bilmesek, Erdoğan'ı "İsrail'e karşı çıkmış bir politikacı'' sanabiliriz. Oysa ki; Erdoğan'ın tüm dış politikası İsrail'in çıkarlarını korumaya yöneliktir. İsrail, Türkiye'de en çok AKP döneminde güçlenmiştir. Kendi kitlesini konsolide edebilmek için İhsanoğlu'nu İsrail üzerinden itibarsızlaştırma kampanyasına başlayan Erdoğan'a bir fotoğrafı hatırlatmak gerekir:

Yanda gördüğünüz fotoğraf, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, Filistin’deki barış süreci ve Filistin’in Birleşmiş Milletler’e gözlemci üye olması için gösterdiği çabalar nedeniyle İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’na, Filistin’in en büyük nişanı olan ‘Kudüs Yıldızı’nı Başkanlık Sarayı’nda düzenlenen törende takdim ederken çekilmiştir. (28 Ağustos 2013)

Erdoğan, Gazze'nin sürekli bombalandığı şu günlerde İsrail'e tek bir söz dahi söyleyemezken, yine demagoji yaparak ''Canbaza bak canbaza''oyununu sergilemektedir.

CHP'nin bu fotoğrafı poster yapması ve AKP'nin kitlesine göstermesi bir zorunluluk haline gelmiştir... Zira; AKP'nin İhsanoğlu'na yönelik hem kendi medyasından hem de sözde ulusalcı medya üzerinden karalama kampanyası başlatacağı malumdur... Zira İhsanoğlu da yakın çevresine "Bana bir AKP'ci bir de sözde ulusalcı yayın üzerinden saldıracaklar'' demiştir.

AKP'nin İhsanoğlu'na yönelik en güçlü yalan rüzgarı ise Mısır üzerinden esecektir. İhsanoğlu'nun Müslüman Kardeşler adlı örgütün hukuk dışı uygulamalarını eleştirmesi ve bu uygulamaların karşısında durması, "darbe destekçiliği" olarak lanse edilecektir. CHP'nin bu bağlamda, Türkiye'nin Kahire Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Alper Bosuter'in darbeci Sisi'nin yemin törenine katılması ve Sisi'yi kutlamasını hatırlatması gerekmektedir. kimin darbecilerle kol kola girdiği ve kimin darbecileri kutladığı gösterilmelidir... Bu tören, çok değil tam bir ay önce yapılmıştır ve AKP'nin atadığı Maslahatgüzar Sisi'nin elini sıkarak kendisini kutlamıştır...

Yazının ortalarında, CHP tabanının İhsanoğlu'na yavaş yavaş ısınmaya başladığını söylemiştim. Bunu dün Sultangazi'de de gördük... Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak ve Sultangazi İlçe Başkanı Ali Boztaş'ın organize ettiği iftara altı bin kişi katıldı. İhsanoğlu burada da sevgi gösterileriyle karşılandı. Zira; aynı sahiplenme CHP İstanbul İl Gençlik Kolları'nın Beşiktaş'ta düzenlediği iftarda görüldü. CHP'li gençler İhsanoğlu'na verdikleri desteği de deklare etti.

CHP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Recep Karakoç'un verdiği bilgiye göre, 12 siyasi partinin gençlik kolları başkanlarının da katıldığı toplantıda, İhsanoğlu katılımcıların tüm sorularını yanıtladı. İşçi Partisi'nden Uğurcan Yardımoğlu ve yardımcısından TKP'ye, HDP'den DSP'ye uzanan geniş bir yelpazenin temsilcilerinin olduğu iftar sonrası yapılan sohbet, kafalardaki birçok soruya yanıt bulunması açısından önemliydi. AKP ise bu toplantıya davet edildiği halde gelmeyen tek parti olarak tarihe geçti.

İhsanoğlu'na ilişkin kuşkusuz bizim de yönelttiğimiz eleştiriler ve sorular var. Bunlar zaman içinde cevaplarını buluyor. İhsanoğlu'nun babasının Atatürk'le yaşadığı problemlere rağmen, kendisinin Cumhurbaşkanı adayı yapılmasını''önemli'' bulduğumuzu söylemiş ve kimsenin ailesi yüzünden sorgulanmaması gerektiğini belirtmiştik. Bazı okurlarım, ''Hayır bu doğru değil, ailesinin içinde bulunduğu siyasal iklim önemlidir'' diyor.

O halde, hiç istemediğim bir tartışmaya girmek zorunda kalıyorum: Madem insanların aile ilişkileri önemlidir ve bunlar belirleyicidir, o halde size başka bir örnek vereyim:

İhsanoğlu'nun üç çocuğu var... Çocuklarından birinin hem kendisi hem de eşi avukat... Avukat oğlu ve gelini, İstanbul Barosu seçimlerinde oylarını ulusalcıların saygıdeğer isimlerinden Ümit Kocasakal için kullanmışlar... Dün bu bilgiyi hukukçu arkadaşım Yiğit Acar verdi. İhsanoğlu'nun çocuklarıyla sohbet eden Acar, izlenimlerini şöyle aktardı:

"Kendilerinin ve babalarının Cumhuriyet karşıtı olarak nitelendirmelerinden çok rahatsızlar. Cumhuriyet değerleri ile büyüdüklerini, Atatürkçü olarak yetiştiklerini söylüyorlar. Medyada yazılıp çizilenlere şaşırdıklarını ve bu anti propagandanın sebebini bir türlü anlayamadıklarını belirttiler. Sohbetimiz sırasında, annelerinin kadınların sosyal yaşama katılabilmesi için verdiği mücadeleden de örnekler verdiler.''

İhsanoğlu'nun hem çocukları hem de çocuklarının eşleri, ''Cumhuriyet karşıtı bir aile'' olarak gösterilmekten çok rahatsız olduklarını söylüyor. Ve bu propagandanın bir süre sonra etkisizleşeceğini umuyor... İhsanoğlu ailesinin veFüsun İhsanoğlu'nun modern yaşam biçiminin laik çevrelerin kaygılarını gidereceği de yakınlarınca dile getiriliyor. İhsanoğlu'nun bir yakını, "Füsun Hanım yıllarca Arap ülkelerinde kaldı. Ama  tüm baskılara rağmen örtünmedi'' diyerek, "Bu aile şeriatçı, siyasal islamcı'' sözlerinin doğru olmadığını ifade ediyor.

Tabii bu bağlamda en önemli görev CHP kurmaylarına düşüyor... CHP'nin henüz tam anlamıyla sahaya inebildiğini ve adayı öne çıkarabildiğini söylemek zor. Örneğin; CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı'yı sahada henüz göremedim... Salıcı, genel merkezdeki ''destek bildirisi''nin ardından bir daha görünmedi. Umarım Salıcı'yı da sahada görebiliriz... Keza, aynı durum CHP'li belediye başkanları için de geçerli. Belediye başkanlarının bir çoğu ya tatilde, ya da sahaya inmiyor. CHP'nin buna yönelik de önlem alması gerekiyor.

CHP İstanbul İl Örgütü başta olmak üzere, diğer örgütler seçime gereken önemi vermezse, İhsanoğlu'nun işi zorlaşır... Çünkü; Recep Tayyip Erdoğan her zaman yaptığı gibi elindeki medya ve devlet gücüyle alana indi. Öyle ki; düne kadar kötülediği, yok saydığı, hakaret ettiği, ''Ayaklarımın altına alacağım''dediği ''milliyetçilik'' ve ''ulusalcılık'' gömleğini dahi giydi.

Kendisini "milli'', diğer adayları ise "gayri milli'' olarak göstermeye çalışan Erdoğan, bu tavrıyla 17 - 25 Aralık operasyonunun yarattığı tahribatı da gidermeye çalışıyor. "Ben milli olduğum için beni yemeye çalışıyorlar''mesajı veren Erdoğan, tabanını konsolide etmeye çalışıyor. CHP'nin bu propagandayı bir an önce boşa çıkarması gerekiyor.

Tabanda edindiğim izlenim, İhsanoğlu'na yönelik önyargıların kırılmaya başladığını gösteriyor. Kılıçdaroğlu, "İhsanoğlu'nu tanıdıkça seveceksiniz''diyordu. Taban ilk günlerdeki şoku yavaş yavaş atlatıyor ve İhsanoğlu ile Kılıçdaroğlu'na yönelik desteğini hızla artırıyor. Sohbet ettiğim birçok CHP'li,"Milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız ve parti yöneticilerimiz sahaya daha çok inmeli adayımızı daha çok anlatmalı. Bu konuda zayıf kalıyoruz'' diyor.

İhsanoğlu ve arkadaşları ise propagandaya yönelik çalışmaları hızlandırıyor. İhsanoğlu, perşembe günü basının karşısına çıkacak ve kampanyasına ilişkin bilgi verecek. İhsanoğlu'nun "Huzur, barış, kardeşlik ve birlikte yaşama iradesini güçlendirme''ye yönelik mesajlar vermesi bekleniyor.

 
 
Bu yazı toplam 395 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.