1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. İsyan ha! Sevsinler sizi…
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

İsyan ha! Sevsinler sizi…

A+A-

            Az önce haber sitelerinden güncel haberleri takip etmek için kamu personelinin sıklıkla takip ettiği bir siteyi ziyaret ettim. Haberler arasında gezinirken bir başlık (MEB YÖNETİCİLERİNİN İSYANI) gördüm.

Aman Allah’ım nasıl bir başlıktır bu!

Haberin içeriğine bakmadan içimden “-yargı, asker, medya derken sıra milli eğitime mi geldi?” geçti hemen…    

Haberi bir hışımla okuduktan sonra içim rahatladı. Sadece sıradan ve herkesimin yaşadığı sıkıntıların bir kaçıymış oysa…

Ama yaşanılan sıkıntılar anlatıldığı dokuz on maddelik sözüm ona isyanın içeriğinde ilgimi çeken birkaç kelimeye rastladım ve bu yüzden yazıyı kaleme aldım.

***

Mesleğinin saygınlığı için bu isyan bildirisinin hazırlandığından bahsetmişler. Vay be! Hanginiz de atanma kriteri olarak liyakatiniz esas alındı? Bu sorunun cevabı saygınsızlığın sebebi olabilir mi? Eğer cevabınız “hayır” ise aşağıdaki sözün muhatabı inanın ki sizsiniz.

“El öpmek ile dudak aşınmaz ama, … yalamak ile dil alışırmış.”

Çok sevdiğim uzaklardaki değerli okuyucularımdan kocaman özür diliyorum böyle sokak jargonu bir cümle kullandığım için. Ama ne yapayım? Kendime kızıyorum ardından. 

***

Ücretlerinin, hiyerarşik yapı gereği, işgal ettikleri görevin onuru ve imajlarına zarar veriyormuş.  Bırakın ya kimi kandırıyorsunuz? Hepiniz görevlendirme ile geldiniz ve hatta şimdi bile görevlendirmeleriniz devam ediyor ve geçici görevlendirme yolluğu adı altında aldığınız hak edişleriniz(rabbim nasip etmesin ve gözümüz yok bu biline..!) ne kadar ediyor maaşınızla yazmamı ister misiniz?  Atama niteliği olarak imajına bakılıp karar verilen birileri olmasanız imajınızı bu kadar düşünmezdiniz. Ki hiyerarşinin, hizmet yükünün astlara eşit olarak dağıtılması olduğunu eminim ki çoğunuz bilmiyordunuz. Ve liyakati olmayan yöneticilerin bu yükün altında terlediğini sizlerde gördüğünüzde liyakatin ne kadar önemli olduğunu anladınız sanırım.

***

En komiği ise “ 2 yıldır çalmadık kapı(!) bırakılmamasına rağmen hala çözüm bulunamaması güvenlerini ve inançlarını sarsmış.” Çalmadık kapı..! demişler. Çalınmadık bazı kapılar kaldı bu konuda hem fikiriz şükürler olsun... Hemen aklıma yüce kitabın Lokman Suresinin ilk ayetleri aklıma geliyor.  “Doğru bilgi ve doğru inanç doğru davranış gerektirir. Kuran-ı kerim, insanların doğru inanmalarını sağlayarak, doğru davranmaya sevk eder…” yaptığınız davranışlar, aldığınız kararlar, helak ettiğiniz kaynaklar (SODES kapsamında birilerine hibe ettiğiniz) ve kıyım gibi iftiraların neresinde inancı esas aldınız? İnancınız neredeydi?  

Unutmayın! İnancın ve güvenin merkezi yüce Allah’ dır. Siyasi ve dini liderler değil!

***

En beğendiğim isyan maddesi; “Kendilerine saygı duyulmadığından ve sahip çıkılmadığından emin olan yöneticilerden ne bekleneceği merak konusudur.” Bu soruyu bizlere sormayın ey Milli Eğitimin üst düzey yöneticileri! Kendinize sorun bu soruyu kendinize! Dinimizi ve bu ülkenin kaderini kendi menfaatinize kullanırken neredeydik? diye… ve lütfen aşağıdaki sorunun cevabını ruhu kirlenmiş gecelerinizin uyumayı bekleyen uykusuz saatlerinde bulmaya çalışın.

Nedametlerin (büyük pişmanlıklar) yargılandığı en büyük mahkeme gerçekten de vicdan mıdır? Yoksa Anayasa Mahkemesi mi? Ayrıca ayarını bozduğunuz kantar, elbet bir gün sizi de tarttığında ne yapacaksınız? Ben söyleyeyim mi?  

Bu ülkede bir tek 1974 Ayşe tatile çıktı… Ama 2002 den sonra bilim adamları, din (Pensilvanya!), başörtüsü, vicdan, dürüstlük, delikanlılık, hak ve adalet…

***

Gelelim işin özüne ve birkaç nasihat vereyim bu yöneticilere. Kulağınızı iyi açın ki beyninizde yankılansın…

Sizlere M.S. 700 yıllarda Emeviler döneminde dokuz yıldan biraz fazla halifelik yapmış Velid ibn Abdülmelik’ den bahsedeceğim. O’ nun döneminde doğuda Hindistan batıda Endülüs’ e kadar büyük fetihler yapılmış ama hayır işlerinde de geri kalınmamış. Yetimler ve muhtaçlar hep gözetilmiş. Camiler ve hayır kurumları yaptırılmış. Öyle ki bitirildiğinde yeryüzünde ondan daha güzeli bulunmayan ve şimdi Şam da bulunan Emeviyye Camii inşa edilmiştir. Velid, imar işlerine çok önem verdiği için yöneticileri de öyle olmuşlar. Gün gelip karşılaştıkları sırada; “ Ne bina yaptın? Neyi imar ettin?” diye sorular sorar olmuşlar.

Velid’ in kardeşi Süleyman’ ın derdi ve düşüncesi ise kadınlardı. Onun döneminde insanlarda öyle oldular. Süleyman’ ın yakınında ki yöneticilerde birbiriyle karşılaştıkları şu soruları sorar olmuşlar; Kaç kadınla evlendin? Hareminde kaç cariye var?

Hangi devrin yöneticisi olarak görev yaptığınız ve hangi emellere hizmet ettiğinizin çok önemli olduğunu unutmayın…

Günün sözü bölümünü boş bırakıyorum bugün…  Diyeceğim sözler yazılmıyor!    

Bu yazı toplam 814 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.