1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. İthal Öğr(et)menler Geliyor!
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

İthal Öğr(et)menler Geliyor!

A+A-

Kurban bayramı öncesi bir yaygara çıkardılar ve bir anda et fiyatları aldı başını gitti. Hemen ülkemizde büyükbaş hayvan ithali gündeme geldi. Ve daha önceleri hiç duymadığımız Anguslar, ülkemize geldi. Bazı büyükbaş hayvan besleyen bütünleşmiş tesis sahipleri ve Doğu Anadolu ki meslek örgütleri sesini yükseltme girişiminde bulundular çaresizce.

Nereden geldiği?

Kimlerin bu ihaleyi alarak ülkeye getirdiği?

Nerelerde haberimiz olmadan tüketildiği? sorularını ardında bırakarak.    

Sonuç ne oldu?

Büyükbaş hayvan besiciliği yapan Anadolu insanı, önünü göremediği için bu işi bırakmak zorunda kaldı. Ardından ilgili bakanlık, birilerine(!) yüzde elli hibe yolu ile besi çiftliklerinin kurulmasının önünü açmış oldu. Hangi politika hangi stratejiye hizmet ettiğini iş işten geçtikten sonra fark ediyoruz. Gerçek üreticinin gözünü korkuturken birilerine yeni gelir kaynağı olan kapılarını açtıkları gibi.

Bugün ise anadilde eğitim taleplerinin sivil itaatsizliklerle talep edildiği bir süreçte yabancı dil eğitimi için 40.000 yabancı öğretmenin ithal edilmesi kafaları karıştırmaktadır. Anayasanın değiştirmesi bile teklif edilemeyen ilk üç maddesi arasında yer alan “MADDE:3 Resmi dili Türkçe’ dir.” hükmüne veya diğer hükümlere yönelik bir tokat mı atılmak isteniyor yoksa?

 Mobbing alanında açılan davaların çığ gibi büyüdüğü günümüzde bu projenin hazırlıklarını yürüten MEB Projeler Koordinasyon Merkezi Başkanı Ünal Akyüz’ ün basına verdiği demeçte yer alan şu açıklama ”misafir öğretmenler(!) İngilizce öğretmenlerinin yanında derse gireceklerdir.”  ise gerçekten düşündürücüdür.

Bir eğitimci olarak; bu ithal öğretmen projesindeki ne politikayı anlamış değilim ne de stratejiyi!  

Eğitimde yabancı dil öğretimi alanında yaşanan sıkıntıları, Anguslarda olduğu gibi birilerinin ısmarlama focus çözümleri ile değil yapısal anlamda köklü çözümlerin bir an önce gündeme getirilmesi daha etkili olacağı yadsınamaz.  

Ülkemizde ki eğitimin her alanındaki sıkıntılara çözüm böyle üretilecekse vay halimize!

Hukukun yok sayıldığı, adam kollamanın ve benim gibi düşünmüyorsan işim olmaz düşüncelerinin, usulsüz atamaların ve iftiraların mahkeme dolaplarında ki 20.000 dava ile ispatlandığı günümüzde çözüm esasında aşağıdaki hikâye de belirtilen ana fikirde yatmaktadır.   

Günün Hikayesi;

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’tadır.

Bakan ise Abidin ÖZMEN’ dir.
Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi:

“Giriniz!”

Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk’ten gelen bir mektuptur bu:

“Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı…”

Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur:

“Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın…”

Bu, Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:

“Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” der.

Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar.

Mektubun içeriği şöyle:

“Muhterem Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum…”

Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon ederek:

“Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı.” diyerek olayı anlatmış.

İnönü, Bakan adına özür dilemiş. Atatürk:

“Yok! özür dileme. Çok memnun oldum. Gönül ister ki her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse.”

İşte devlet böyle kurulur, devlet böyle adamlarla yönetilir…

Mustafa Kemal in Bakanları böyleydi.

Ya şimdi?

Bu yazı toplam 868 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.