1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. 'Kaçak Saray'a tepeden bakınca ne görülüyor?
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

'Kaçak Saray'a tepeden bakınca ne görülüyor?

A+A-
Erdoğan Ailesi, Kaçak Saray'ı isimlerinin başharfleri şeklinde inşa ettirmiş. Saraya tepeden bakın; ne dediğimi göreceksiniz...

Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler...
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...

Şair Adnan Yücel, yıllar önce kaleme aldığı "Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek...'' adlı şiirinde, insanın insanca yaşamasının önündeki en büyük engelin,''saray ve saltanat''ta simgeleşen otoriterizm ve diktatörlük olduğunu dile getirmişti... Umudunu ise "saraylar saltanatlar çöker / kan susar birgün, zulüm biter'' diyerek ifade etmişti.

Dün akşam, Halk TV'de yayınlanan Yol Haritası adlı programa giderken, bir yandan RTE'nin yaptırdığı Kaçak Saray'ın, bir yandan ise Mustafa Kemal'in yaşadığı ''Çankaya Bağevi''nin fotoğraflarına bakıyordum... RTE'nin yaptırdığıKaçak Saray'daki görgüsüzlük ve israfın bedeli, bu ülkede acaba daha kaç işçinin canına mal olacaktı? Acaba, daha kaç işçi "elektriklerinin 24 saat yanması için talimat verilen'' Kaçak Saray'ın maliyetini karşılamak için toprak altında kalıp can verecekti?

Çarşamba gecesi, Halk TV'de de anlattım:

RTE'nin Cumhuriyet ve Atatürk'e olan alerjisi yüzünden yaptırdığı o görgüsüzlük anıtı, aslında otoriterizmin simgeleşmiş halidir. Bilindiği üzere, mimaride sert çizgiler, ''otorite, iktidar ve güç''ü temsil eder. RTE, mimari estetiğin yanı sıra, binanın yapımında da bu üç unsuru kullanmıştır. Yani; eline geçirdiği devlet gücünü, kaçak ve yasadışı bir binanın yapımında kullanmış, "Gücünüz yetiyorsa gelin yıkın'' diyerek, hukuku ayaklar altına almıştır. Üstelik; Kaçak Saray'ı yaptırdığı binanın arazisinin adını da değiştirtmiş, Atatürk Orman Çiftliğibir gecede Yenimahalle Orman Çiftliği'ne dönüşmüştür...

Bina, Danıştay'ın kararı, Mimarlar Odası'nın da olumsuz görüş bildirmesine rağmen yapılmış, binlerce ağaç kesilmiş, RTE'nin odası 20 trilyon liraya teşrif edilmiştir. 1 katrilyon 400 trilyona mal olan binanın yapımı için ise, "İŞSİZLİK FONU'' kullanılmıştır. Toplumun sosyal güvencesinin teminatlarından biri olan fon, RTE'nin şatafat ve lüks tutkusuna kurban edilmiştir.

Kuşkusuz; Kaçak Saray'ın yapımını sadece "lüks ve şatafat merakı''yla açıklayamayız. RTE, Çankaya'yı terk ederek, Cumhuriyet'le olan hesaplaşmasını sürdürmektedir. Atatürk'e ve Cumhuriyet'e ait olan her şeyi tarihe karıştırmak veunutturmak gayretindedir. Kaçak Saray'a apar topar yerleşmesinin en önemli sebebi budur.

RTE'nin idelojik kodları ise tarihe karışmış, arkaik kaynaklardır; Osmanlıdır...RTE, Türkiye'yi Osmanlı modeliyle yönetmeye çalışmaktadır.

Nasıl mı?

Hatırlarsanız; yine bu köşede, RTE'nin sözde Başbakan Davutoğlu'nu da Kaçak Saray'a götüreceğini ve karşı binaya yerleştirteceğini söylemiştim. Buna ek olarak bir bilgi daha vermiş ve Binali Yıldırım'ın da aynı mekanizma içine oturtulacağını belirtmiştim. Binali Yıldırım'ın Çankaya adına oluşturulacak"Yatırımları İzleme Kurulu''nun başına getirileceğini belirtmiştim. RTE, böylece AKP hükümetini Binali Yıldırım eliyle de denetleyecek ve ''uçan kuştan dahi haberi olacaktı.''

Binali Yıldırım'a biçilen misyon aslında MABEYN'liktir. RTE'nin çok sevdiği ve izinden gittiği Abdülhamit, tahta geçtikten hemen sonra Dolmabahçe Sarayı'nı"Bana suikast yapacaklar, denizden gelip beni öldürecekler'' korkusuyla terk etmişti. Beşiktaş sahilindeki sarayı terk etmiş, semtin en yüksek tepesine kaçmıştı. Yıldız semtine saray yaptıran Abdülhamit, hükümeti daha rahat kontrol edebilmek amacıyla, saray içinde bir "paralel bir hükümet''kurdurmuştu. Öyle ki; Bab-ı Ali bir süre sonra iş yapamaz hale gelmiş, MABEYNadı verilen "paralel hükümet'' icranın başına geçmişti.

RTE, işte bu geleneği sürdürmeye çalışıyor... Davutoğlu ve devlet bürokrasisini Binali Yıldırım eliyle denetlemek istiyor. Ama bu da tatmin etmiyor olacak ki; Davutoğlu'nu da Kaçak Saray'a taşımayı planlıyor. Böylece, Cumhuriyet'inmonarşiyi yıkarak tarihe karıştırdığı anti-demokratik geleneklerin tümü yeniden canlandırılmaya çalışılıyor.

Bu sadece yönetim biçimiyle değil, ''simgeler''le de yapılıyor.

Sahi; siz hiç Kaçak Saray'a tepeden baktınız mı?

Şimdi alttaki fotoğrafa bakın ve karşılıklı inşa edilen o iki binanın hangi harfi sembolize ettiğini düşünün; evet yanılmadınız... İki bina, E harfi şeklinde inşa edilmiş...

E; bildiğiniz üzere Erdoğan'ın ilk harfi... Tabii Emine Hanım'ın isminin de başharfi...

Bilindiği üzere, E'nin Latincedeki ilk hali, tersti... E, daha sonra şimdiki haline dönüştü. Kaçak Saray'a tepeden bakıldığında, iki E görülüyor. Yani; Emine Erdoğan'ın ya da Erdoğan Ailesi'nin baş harfleri, binada kendine vücut buluyor. Bina, RTE ve Emine Hanım'ı sembolize ediyor... Erdoğanlar, böylece kendilerini ölümsüzleştirdiklerini sanıyor...

Peki; bitti mi?

Tabii ki hayır...

E şeklinde yapılan Kaçak Saray'ın içinde dört ayrı bina daha mevcut. Danimarka'dan yazan bir okurum, "Bu binalar Erdoğan'ın dört çocuğunu mu temsil ediyor?'' diye soruyor. Fotoğrafa tepeden baktığınızda, Beştepe'deki Kaçak Saray'ın aslında Erdoğanları ölümsüzleştirmek adına yapıldığı görülüyor. Erdoğanların, ''tarihe geçme'' tutkusunun olduğu herkes tarafından biliniyor.

Şatafat tutkunu Erdoğanların nasıl lüks bir hayat yaşadıkları artık aşikar... "Bir lokma bir hırka'' aldatmacasıyla yıllardan bu yana halkın oylarını alan Erdoğanlar, bu tutkularının bedelini ise yoksullara ödetiyor. Binanın yapımı için her yurttaşın cebinden, 20 TL alınıyor.  Ödenen para bununla da bitmiyor. Binanın elektrik faturasının aylık 700 milyon lira olduğu ortaya çıkıyor. Üstelik; bu paranın nasıl ödeneceği de belli değil. Zira; bina kaçak olduğu ve ruhsatı bulunmadığı için, tutarın "kayıp kaçak bedeli''nden ödeneceği söyleniyor. Anlayacağınız, Ankara halkı, Erdoğanların "24 saat açık olan elektrikleri''nin parasını ödemeye zorunlu bırakılıyor. 

Kaçak Saray'a bin oda yaptıran Erdoğan'a bu da yetmiyor. Mimarlar Odası, binaya ek olarak, 250 konutluk rezidans yapılacağını açıklıyor. Erdoğan ve devlet ricali, rezidanslarda yaşamını sürdüreceğe benziyor. Monarşi, kurumsallaştırılıyor...

ABD Başkanları, Beyaz Ev'in masraflarını maaşlarından karşılarken, Türk halkı ise, Kaçak Saray'ın yanı sıra, 410 trilyona alınan lüks uçak ile Erdoğan'ın oturması için restore edilen ve İstanbul Beylerbeyi'nde bulunan Vahdettin Köşkü'ne harcanan 110 trilyonu da ödemeye hazırlanıyor. Erdoğan'ın kişisel egoları için harcadığı para, son bir yılda 2.5 katrilyonu buluyor!

İşsizlik Fonu'ndaki parayı kullanarak bina yaptıran Erdoğan, hazinede açılan kara deliği ise yine halkın sırtına yüklüyor. AKP iktidarı, Erdoğan'ın bütçede açtığı deliği kapatmak için, durup dururken, ''Yeni Kimlik Kartı'' verileceğini duyuruyor. Maliye Bakanı, yeni kartlar için her vatandaşın 18 TL ödeceyeceğini açıklıyor.

Bakın; Halk TV programcısı İsmail Dükel, kişi başına alınacak olan 18 TL'nin, toplamda 1 katrilyon 400 trilyona tekabül ettiğini hesaplamış...

Hatırlayın; Kaçak Saray da 1 katrilyon 400 trilyona mal olmuştu... Dükel'in hesabı, Kaçak Saray'ın maliyetinin yeni kimlik kartlarından çıkarılacağını gösteriyor.

Dün gece bunları Halk TV'de anlatırken, bugüne dek kamuoyunun hiç görmediği bir fotoğrafı da gösterdim izleyicilere... Araştırmacı - Yazar ERİŞ ÜLGER'in Kasım ayı sonunda çıkacak olan Atatürk'ün Cumhuriyeti adlı kitabında yer alan bir fotoğraf, Cumhuriyet ile RTE'nin öykündüğü monarşi arasındaki farkı açıkça gösteriyordu.

Aşağıda gördüğünüz fotoğraf, 1921 yılında Ankara'da "Çankaya Bağevi''nde çekilmiş. Fotoğrafı gün yüzüne çıkaran Eriş Ülger, fotoğrafın altına, "Askerler, Mustafa Kemal'i karşılamak için bekliyor'' notunu düşmüş.

Gördüğünüz üzere, 1921'de Çankaya Bağevi'ni satın alan Mustafa Kemal, hayli mutevazı bir konutta yaşamını sürdürüyor. Cumhuriyet'in ilanından sonra da bu mutevazılık devam ediyor. İşte kanıtı; bu fotoğraf da 1932'de çekilmiş...Mustafa Kemal, gücünün doruğundayken dahi Çankaya Bağevi'nde yaşamayı sürdürmüş. İki fotoğraf arasındaki tek fark, binanın yanına sadece bir kule eklenmesi ve istinad duvarı çekilmiş olması... Duvar, binayı güçlendirmek için inşa edilmiş...

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve yazının içindeki üç fotoğrafa bakın...

Ağızlarını her açtıklarında ''diktatör'' dedikleri Mustafa Kemal ile onun koltuğuna oturan RTE'nin yaşam tarzını sorgulayın...

Mustafa Kemal, halkın "Koskoca paşa, bağevinde mi otururmuş, oranın adı Çankaya Köşkü'dür'' dediği bir yerleşkeden, diğeri ise halkın "Kaçak Saray''dediği bir ucubeden yönetiyor ülkeyi...

Mustafa Kemal, savaşlar kazanmış, Cumhuriyet'i kurmuş, aydınlanma devrimini yapmış bir lider... Diğerinin ise elle tutulur hiçbir başarısı yok... Biri bağevinde yaşıyor, diğeri Kaçak Saray'da..

Bu yazı toplam 1038 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.