1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. Kaşıkçı Elması ve Pegasus'un büyük sırrı
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaşıkçı Elması ve Pegasus'un büyük sırrı

A+A-

Cemal Kaşıkçı'nın katledilmesi belki de onlarca Hollywood filmine konu olacak inanılmaz olaylarla dolu bir vahşet hikayesidir. Bu vahşetin bilinmeyen yüzünde İsrail ve Pegasus gerçeği vardır. Gazeteci Metin Özer ülkemizi de ilgilendiren bu Pegasus'un sırrını açıkladı..
İşte o yazı

KAŞIKÇI ELMASI VE PEGASUS’UN BÜYÜK SIRRI

Dikkat ediyorum. Erdoğan ne zaman Kaşıkçı cinayeti ile ilgili Suudileri suçlasa, o gün akşam mutlaka Trump arıyor.
Tayyip Bey de bu şifreyi çözdü sanırım…
Trump’a, başka konuda bile bir şey söylemesi gerektiğinde, gündüz Kaşıkçı meselesi üzerinden Suudileri hedef alıyor…
Akşam olunca... 
Hooopp Trump arıyor…
Böylece, meselesini rahat rahat anlatabiliyor.
Peki, Trump’un bu meseleye bu kadar hassas olmasının nedeni nedir?
O nedeni daha önce uzun uzun yazmıştım ve şunları demiştim:
- Amerika ve İsrail’in İslam âlemi üzerindeki en büyük projesi, Suudi Prens Muhammed Bin Salman’dır.
Büyük proje şu idi;
1- İlk olarak 33 yaşındaki Vehhabi Prens, babasının yerine tahta oturtulacaktı.
2- Prens Salman kurulacak ARAP NATO’sunun genel sekreteri yapılacaktı.
3- Suudi Arabistan, ARAP NATO’su üzerinden İslam ülkeleri lideri haline getirilecekti.
4- Trump’ın, halen üzerinde çalıştığı, ‘Filistin-İsrail barış planı’nı, Salman’a verecekti. Salman da Filistinlilere para yağdırarak bu anlaşmayı onaylatacak, böylece bölgede savaş sona erecekti. 
Bu savaşı bitirmiş bir kişi olarak, Salman’a, büyük bir itibar sağlanacaktı.
5- Ön hazırlık olarak kurulan İslam OrdusuARAP NATO’sunun ordusu yapılacak. Bu ordunun başkumandanı da Prens Salman olacaktı.
6-ARAP NATOSU ve İslam Ordusu’nun bütün askeri malzemelerini Amerika, istihbarat malzemelerini İsrail sağlayacaktı. 
Böylece, İslâm ülkelerine trilyon dolarlık askeri ve istihbarat malzeme satışı gerçekleştireceklerdi.
7- İran ambargo ile Türkiye yaptırımlarla bertaraf edilecekti.
Sonuçta; bir yandan Allahü teâlâ’nın o mübarek topraklara hediyesi olan petrolün gelirini yiyecekler, diğer yandan İslâm âlemini boyunduruk altına alacaklardı.
Hain prens sayesinde; düşmanlar dost, dostlar düşman olacaktı.
Amerika ve İsrail yazılımlarında, her iki ülke de dost kuvvet gözükecek, olası bir anlaşmazlık ve savaş sırasında, bunlara tek bir kurşun bile sıkılamayacaktı.
Şimdi, biraz biraz casusluk yapacağım.
1990'lı yıllarda İsrail Hava Taşıtı Endüstrileri'nin başında bulunan emekli general Avigdor Ben-Gal’i pek çoğunuz bilmez.
İsrail istihbaratında çok özel bir birim var. “Sinyal istihbaratı” olarak bilinen bu birim, havadaki sinyalleri yani frekansları (konuşma ve görüşmeleri) takip etmekle görevlidir. İstihbarat içerisinde ‘Birim 8200’ koduyla tanınır.
Avigdor Ben-Gal, görünür görevinin dışında, aynı zamanda bu birimin de sorumlusudur.
2010 yılında Niv Carmi, Omri Lavie ve Shalev Hulio, siber istihbarat dünyasında çalışan, NSO Group Technologies adlı casusluk firmasını kurdu.
Avigdor Ben-Gal,  emekli olduktan sonra Birim 8200’deki arkadaşlarıyla bir casusluk yazılımı hazırlamışlardı. Hazırlanan casusluk program, akıllı telefonlar ve tabletler içindi.
Onların bu yazılımı, şirketi NSO Group Technologies’nin çatısı altına alındı.
2010’da 1.5 milyon dolara kurulan şirketin, 5 sene sonrası yıllık geliri 150 milyon dolara fırladı. 2017’de casus programları deşifre olunca, şirketi 1 milyar dolara satışa çıkardılar.
Avigdor Ben-Gal ve istihbaratçı arkadaşlarının yazdıkları yazılımın adı; Pegasus’tu…
Hem Android hem de iOS kullanıcılarına dadanan bu PEGASUS, telefonunuzda depolanan hemen hemen bütün değerli verilerinizi ele geçirme gücüne sahipti.
Casus yazılım Pegasus; SMS içerikleriniz, WhatsApp geçmişinizGmail, Facebook, Skype, Vibe ve Twitter mesajlarınız gibi, verilerinizin tamamına yakınına ulaşıyordu. Bununla birlikte Pegasus, cihazınızın ön/arka kamerasına ve mikrofonuna dahi erişim sağlayabiliyordu.
Bu sebeple, akıllı telefonunuzda bulunması dahi her şeyi tehdit ediyordu. Hatta Pegasus, tuş kilidinizi açıp ekran görüntüsü dahi alabiliyordu.
Telefonlardan alınan konuşma ve veriler ile görüntüler, anında şirketin Tel Aviv yakınlarındaki merkezine aktarılıyor, buradan da MOSSAD ve askeri istihbara yollanıyordu.
İsrail böylece, uçan kuştan bile haberdar oluyordu.
Pegasus, tam 45 ülkeyi hedef aldı.
Hedef aldığı ülkelerin başında da Türkiye vardı.
İsrailliler, Türkiye’de FETÖ’cülerle çalıştı.
17/25 Aralık darbesinde ortaya çıkan görüntüler ve konuşmaların önemli kısmı, casus yazılım Pegasus ile elde edildi.
Başta Erdoğan olmak üzere, hükümet üyelerinin tamamının telefonuna PEGASUS bulaştırıldı.
Hatırlarsanız, Erdoğan’ın bilgisayarın ekrana bakarken çekilmiş görüntüsü vardı. FETÖ’cülerin yaydıkları o görüntü, bu yöntemle alındı.

Bu sayede, devletin bütün telefonları dinlendi.
PEGASUS’un Türkiye’deki dinleme üssü, Emniyet İstahbarat Dairesi idi. 
O dönemde, FETÖ’nün hakimiyeti altında olan EİD içerisinde, özel olarak hazırlanan daire, Pegasus’dan gelen verileri kontrol ediyor ve bilgileri İsrail’e yolluyordu.
Birimin başında, FETÖ’nün emniyetteki en tehlikeli adamı olan ve halen hapiste bulunan Ali Fuat Yılmazer vardı.
Ali Fuat Yılmazer, bana göre, Fetullah Gülen haininden de Adil Öksüz’den de daha önemli bir isimdir.
Ne yazık ki, bu adamın önemi bir türlü anlaşılamadı ve sorgusu gerektiği gibi yapılamadı.
Yapılmayınca, bunlar ortaya çıkartılmadı.
Neyse bu ayrı bir konu...
Gelelim, Pegasus’un Kaşıkçı ile ilgisine…
Pegasus’un, Ortadoğu’daki ünlü müşterileri; BAE Veliaht Prensi Nahyan ile Suudi Velihat Prensi Salman’dı.
Yatta özel davette, zilzurna sarhoş olup, fahişelerle âlem yapan BAE Veliaht Prensi Nahyan, bu programı, muhaliflerini dinlemek için kullandı. Bu sayede, insan hakları savunucusu Ahmed Mansoor'un telefonlarını gizlice dinleyip, hapse attı.
Kaşıkçı’nın arkadaşı Loujain el-Hathloul ve gözaltına alınan prenslerin tamamı, Pegasus’a takıldı.
Pegasus’tan gelen veriler dosyalanıp, Trump’un Yahudi damadı Jared’e veriliyordu. 
Jared Kushner, güvenini kazanmak için dosyaları Prens Salman’a teslim ediyordu.
Prens Salman, İsrail’in casus yazılımı PEGASUS sayesinde, muhaliflerin attığı adımdan haberdar oluyordu.
Ahmak Prensin anlamadığı şu idi; İsraillilerin verdiği kadarıyla bilgi sahibi oluyordu.
Prensin, İsrail ile ilişkilerini sağlayan iki adamı vardı.
Danışman Saud el-Kahtani ile istihbarat Başkan Yardımcısı Ahmet el-Asiri, İsrail ile gizli ilişkileri yürüten isimdi.
Suudiler, Kaşıkçı cinayeti nedeniyle bu ikisini gözaltına aldıklarını söylüyorlar.
Ancak, durumları meçhul.
Gözaltına alındılarsa bile nedeni; Kaşıkçı’yı katletmeleri değil, işi eline yüzüne bulaştırdıklarından.
Neyse devam edelim.
Saud el-Kahtani ve Ahmet el-Asiri, MOSSAD ile uzun süredir bir proje üzerine çalışıyordu.
Proje; Suudi Arabistan’ın, kapılarını, yahudi İsrail’e açmasıydı. 
Açılan kapıdan; MOSSAD ile birlikte İsrailli işadamları girecekti. 
Kısaca; mübarek toprakların nimetlerini, yahudilere yedireceklerdi.
Yahudi damat Kushner, kayınbabası Trump tarafından bu operasyon için görevlendirilmişti.
Müslüman ülkelerden tepki görmemek için de İsrailli işadamlarına, Suudi kimlikleri verilecek, böylece ülkede rahatça dolaşıp iş yapması sağlanacaktı.
Prens Salman’ın emri ile İsrailli işadamlarına, ülkeye gizlice ve pasaportsuz seyahat edebilmeleri için özel belgeler ayarlandı.
İsrailli işadamları Cidde ve Riyad’da dolaşırken, MOSSAD Mekke ve Medine’de hacıları fişleyecekti.
MOSSAD Başkanı Yossi Cohen, birçok defa Prensin bu iki adamıyla bir araya geldi. 
Cemal Kaşıkçı; İsrail istihbaratının ve PEGASUS casus yazılımının Prens Salman’a hediyesiydi.
Kaşıkçı’nın bütün bağlantıları, konuşmaları, verileri ve ilişki ağı, PEGASUS tarafından ele geçirilmişti.
İsrail bu bilgileri, Amerika'ya ulaştırdı.
Trump'un damadı da PEGASUS'un belgelerini iyi niyet hediyesi olarak Prens Salman'a verdi.
Gördüklerinden ağzı sulanan Prens Salman, Pegasus’un şirketi NSO Group Technologies ile yüzlerce milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı.
Bir yandan Trump, öbür yandan İsrail desteğini arkasına alan Salman, gözünü karartıp Kaşıkçı’yı öldürmeye karar verdi.
Yarım aklı ile bunu topraklarımızda yapıp, aklı sıra bize RACON KESECEKTİ. 
Sonra; 'Türkler vatandaşımızı parçaladı" deyip, dünyayı ayağa kaldıracak ve yaptırımlarla Türkiye’yi çökertecekti.
Trump’a ve Netahyahu’ya güvenip kendini çok güçlü sanan Prens Salman, Allahü teâlâyı unutunca olanlar oldu.
Cenab-ı Hak; küçük bir Apple saat ve Hatice ile NETİCEYİ bozuverdi.
Üstümüze saldıkları kayanın altında, kendileri kaldı.
O, 7 madde çöküp gitti.
Şimdi çırpınıp duruyorlar.
Trump'un, Tayyip Bey’i bu kadar sık aramasının nedeni bu…
Prens Salman’ın üstüne gitme! Ne istersen verelim.” demesinin nedeni de bu…
Hak teâlâ sayesinde ocağımıza düştüler.
Rahmetli Cemal Kaşıkçı, bizim için Kaşıkçı elması gibi oldu.
Şimdilerde Trump’dan ne istersek verir, yeter ki Salman’a dokunmayalım.
Bırakın Suriye’nin kuzeyini, Salman için bütün Suriye’yi verir.
Yakında FETÖ’yü de verirse sakın şaşırmayın.
Kulun kılıcı kördür, Cenâb-ı Allah’ın kılıcı keskindir.
Bir minik saat ile bin tuzağı bozdu.
Allahü teâlâ, Al-i İmran Suresi 13. Âyet-i kerimesinde meâlen buyuruyor ki;
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.“
Yeter ki, idarecilerimiz; 
Kalp gözünü açsın ve olanlardan ibret alsın.
Hakka sığınıp, ümmetin yanında dursun.
Aşamayacağımız dağ, geçemeyeceğimiz ırmak yoktur.
Hak yolunda dik durana, Sübhan olan Rabbın ihsanı çoktur.

METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ

  •  
Bu yazı toplam 1569 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.