1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Kemal Bey kusura bakmayın ama...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kemal Bey kusura bakmayın ama...

A+A-

Geride bıraktığımız günlerde iki TV, iki de radyo programına katılarak yapılan son kabine değişikliğini anlatmış ve "AKP iktidarı, elinde olmayan belediyelere yönelik yeni bir hareket başlatacak" demiştim. Başbakan Erdoğan'ın ''akıl hocası'' Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı'nın ''Bakan'' yapılmasını da bu kapsamda değerlendirmiştim.

Bu sözlerimin üzerinden bir kaç gün dahi geçmedi. Polis, sabah saatlerinde CHP'li Eskişehir Belediyesi'ni basarak 25 kişiyi gözaltına aldı. Türkiye'nin en başarılı belediye başkanlarından olan Yılmaz Büyükşerşen de ifadeye çağırıldı. Baskının olduğunu öğrenen Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ve arkadaşları Eskişehir'e doğru yola çıktı ama içlerinde Eskişehir milletvekileri yoktu. Mutlaka, çok önemli işleri olduğu için gitmemişlerdir Eskişehir'e! (Yazımın ardından Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt aradı. Kurt, baskını duyar duymaz Eskişehir'e gittiğini söyledi. Süheyl Batum da baskını öğrendikten sonra Eskişehir'e gittiğini belirtti. Her iki vekil de kamuoyunun bu bilgiye sahip olmasını istediklerini ifade etti.)

NE YAZIK Kİ YANILMADIM

Eskişehir Belediyesi'ne yönelik baskını duyduğumda; hemen şunu düşündüm: "Acaba bugün hangi CHP'li milletvekili yeni bir kriz yaratacak ve belediyelerine yönelik bu baskının gündemden düşmesine yol açacak?"

Sezgilerim beni yanıltmadı. CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, baskından bir saat sonra kameraların karşısına geçti ve hepimizi inciten o sözlerini bir kez daha tekrar etti. Bu toplantı üzerine, gündem olmaya başlayan Eskişehir baskını haber bültenlerinde arka sıralara doğru gerilemeye başladı.

KABAK TADI VERDİ

Emin olun; Birgül Ayman Güler kameraların karşısına geçince TV'nin sesini kıstım ve önümdeki gazeteye yöneldim. Güler'i dinlemedim bile... Çünkü; ne diyeceğini biliyordum. Doğrusu ne diyeceğini merak da etmiyordum. Güler'in Eskişehir'de partisine yönelik yapılan baskına ilişkin tek bir söz dahi etmeyeceğinden de adım gibi emindim. Ne yazık ki; sezgilerim ve tecrübem beni haklı çıkardı.

Şu tabloya bir bakar mısınız! Partinizin en önemli belediyelerinden birine baskın yapılıyor ve siz bu baskını "gündem maddesi" haline getiremiyorsunuz. AKP'nin baskıcı yüzünü teşhir etmek yerine, tüm enerjinizi parti içi meselelere harcıyorsunuz.

EY VEKİLLER, OYLARIMIZI HAK ETMİYORSUNUZ!

Bu tabloyu gördükçe, CHP'yi her geçen gün uçuruma sürükleyen, umutlarımızı kıran, bizi AKP'nin karanlığına mahkum eden tüm vekillere "Yazıklar olsun" diyorum. Biz, ceylan derili koltuklarda oturup siyasi mastürbasyon yapasınız ve Türkiye'yi AKP'ye teslim edesiniz diye size oy vermedik.

Eğer bir parça yurtseverseniz, eğer bir parça faşizme karşı mücadele etmek gibi bir derdiniz varsa; bir ayna tutun kendinize ve "Biz ne yapıyoruz?" sorusunu bir sorun... Emin olun; yarattığınız tablodan kendiniz bile korkacaksınız...

EGOLARINIZDAN BIKTIK, USANDIK...

Biliyorum; hepiniz kendinizi "vazgeçilmez" , "siyaset dehası" , "bir bilen'' olarak görüyorsunuz. Bu yüzden şişik egolarınız, CHP'yi her geçen gün felakete sürüklüyor. Bu yüzden, kahvehane ziyaretine gittiğinizde, kimse masasından kalkıp sizi dinleme ihtiyacı bile hissetmiyor. Bu yüzden, "CHP" denildiğinde, milyonlarca insan "Geç onu" diyor. Güven vermediğiniz için, alternatif de olamıyorsunuz. Türkiye'yi AKP'nin karanlığına sizin bu gayri ciddi duruşunuz mahkum ediyor.

Peki "kabahat''in tamamı sizin mi?

Değil tabii ki; kabahatin büyüğü bizim... Sizleri oraya biz gönderdik. Gönderirken; seçmen olarak gereken duyarlılığı göstermedik. "Şu konu hakkında ne düşünüyorsun?" diye sormadık.

Eğer sorsaydık; emin olun bugünkü kaos hali de yaşanmayacaktı.

Bakın, sizler, CHP'nin ''ulusalcı'' , "sosyal demokrat" ,"ilerici" ya da "yurtsever" miletvekilleri, SEÇİLMEDEN HEMEN ÖNCE, bugün üzerinde kavga ettiğiniz "ana dilde savunma" ve "yeni anayasa"ya ilişkin olarak ne demişsiniz:

"Yeni ve Özgürlükçü Anayasa... Tüm yurttaşlarımızın demokratik haklarını etkin bir biçimde kullanabilmesi için, eşitlikçi, çoğulcu anayasal yurttaşlık ilkesini egemen kılacağız."

SEÇİLMEDEN HEMEN ÖNCE sözünü büyük harflerle yazmamın sebebi şu: Milletvekili listeleri henüz hazırlanmamıştı yukarıdaki deklarasyon yayınlandığında. Ve sizler bu deklarasyon yayınlandıktan sonra vekil olmak için partinin kapısını aşındırdınız. Bugün ise bir kısmınız, "Biz Türkler, kimseyle eşit olamayız" diyorsunuz.

Peki; o halde siz okuduğunuzu mu anlamıyordunuz, yoksa "Köprüyü geçene kadar durumu idare edeyim, hele bir vekil olayım da sonra bakarız" mı diyordunuz?

Her iki durumun da "utanç vesilesi" olduğunu sanırım anlıyorsunuz...

SİYASET KURGUSU DOĞRUYDU AMA...

Tabii kabahat sadece sizde değil... Kusura bakmasın ama kabahatin büyük kısmı, bir türlü lider olmayı beceremeyen Kemal Bey'de... Evet, Kemal Bey, çok iyi niyetle, doğru bir yol haritasıyla yola çıktı. "Türkiye'nin tüm renklerini, fikirlerini, eğilimlerini yansıtan bir parlamento listesi oluşturayım" dedi. Böylece, hepimizin destek verdiği "Yeni CHP''nin de temelleri atıldı.

Ancak; eksik olan şey şuydu: Kılıçdaroğlu, kendi eliyle yarattığı bu orkestrayı yönetmeyi başaramadı. Güçlü ve etkili liderlik performansı sergileyemedi. Durumu hep idare etmeye çalıştı. Gelene de gidene de "Sen de haklısın" dedi.

İşin kötü tarafı, bu tavrı devam ediyor... Kemal Bey, "Hayır" demeyi öğrenemedikçe, olan bizim umutlarımıza oluyor.

Nasıl mı?

Bakın, geride bıraktığımız günlerde MYK'da "Adalet ve Demokrasi Mitingleri" yapılması ele alındı. MYK'nın bazı üyeleri,"Bu mitingleri yapmayalım, kış ayında miting yapmak zordur" dedi. Bazı üyeler ise "Şu Silivri gündeminden çıkalım" ifadesini kullandı. Sonuç olarak; kış aylarının yaratacağı dezavantaj yüzünden, mitinglerin yapılmaması kararı alındı. Mitingler için bahar aylarını beklemenin doğru olacağı üzerinde uzlaşıldı.

ODAYA GİDEN, İSTEDİĞİNİ YAPTIRIYOR

Aaaa; herkes öyle sanırken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın MYK toplantısından sonra Kemal Bey'in makamına gittiği ve genel başkanını "mitingi yapmak için ikna ettiği" ortaya çıktı.

Durun daha bitmedi:

"Ben bu mitingi yapmak istiyorum'' diyen Tezcan, sanki MYK'da tüm bunlar konuşulmamış gibi davrandı. Kemal Bey ise hiç kimseye "Hayır" diyemediği için, Adana fiyaskosu süreci böylece başlamış oldu.

NEREDE YÜZBİN KİŞİ BÜLENT BEY?

Bülent Tezcan, MYK toplantısında "Ben Adana'ya yüzbin kişi getireceğim" diyor, iddiasının arkasında duruyordu. Tezcan, Kemal Bey'i odasına giderek ikna ettikten hemen sonra ADD Başkanı Tansel Çölaşan ile TGB Başkanı İlker Yücel'i aradı. Adana örgütüne de "En büyük alanı organize edin" talimatı verdi.

EMİR BÜYÜK YERDEN GELİNCE...

Adana örgütü "Kış günü nereden çıktı bu miting?" diye sorsa da genel merkezden gelen bu talimatı yerine getirdi. Örgüt, Adana'nın en büyük alanını tahsis etti. Tezcan ise miting hazırlıklarına başladıktan sonra istediği desteği alamadığını gördü. Mitingin kalabalık olmayacağını hisseden Tezcan, miting alanının değiştirilmesini istedi. "Yüz bin kişilik hedef" gitti, miting alanı üç bin kişilik pazar yerine sıkıştı. CHP'nin alayı vala ile duyurduğu miting, çevre illerden gelenlerin sayesinde gerçekleşti. Üç bin kişi miting alanını doldurdu...

Tabii skandallar bununla bitmedi:

CHP Gençlik Kolları, kendilerinden habersiz gerçekleştirilen ve desteklerinin istenmediği mitinge katılmadı. Adana'nın yurtsever gençleri, dışlandıklarını düşündükleri için mitinge destek vermedi. Gençlik Kolları Genel Başkanı Emre Doğan, mitinge gitmedi.

Hem niye gitsin ki; CHP'nin mitingini sunan kişi, TGB Başkanı İlker Yücel'i takdim ederken, "Conilerin korkulu rüyası, gençliğin yeni önderi" diyordu. Emre Doğan bu mitinge gidip kendisini ve siyasi konumunu mu inkar edecekti! En doğrusu gitmemek ve Tezcan'ı eseriyle baş başa bırakmaktı. Zaten öyle de oldu... CHP'nin mitingi -gençlik de destek vermeyince- marjinal partilerin etkinliklerine dönüştü. O kötü miting, CHP'nin Adana Büyükşehir Belediyesi'ni kazanma iddiasını bir adım daha geriletti.

FARKINDA MISINZ, HEP AYNI ŞEYLERİ KONUŞUYORUZ

Bu ve buna benzer onlarca saçma sapan örnek sayabilirim...

Yukarıda anlattığım bu örnek bile, CHP'nin içinde bulunduğu kaosun sebebinin anlaşılması için yeterlidir sanırım...

Kemal Bey, ideolojik kafa karışıklığı ve kimseye "hayır" diyemeyen yapısı yüzünden, partiyi bir arada tutmayı başaramıyor. Kaos ve kargaşa da buradan çıkıyor. CHP hergün kendi içinde kavga eden bir görüntüyle halkın karşısına çıkıyor. Sonra da kolay yol olarak medya suçlanıyor. Güya, medya sorunları abartıyor ve parti içinde kavga görüntüsü veriyormuş...

MEDYAYI SUÇLAMAK EN KOLAYI

Kemal Bey, siz bu tavrınızı sürdürdüğünüz müddetçe, emin olun şikayet ettiğiniz manşetler ve haberlerden kurtulamazsınız. Medyayı suçlamak, "Partimize komplo kuruluyor" demek en kolayıdır.

Zor olanı, partiye ideolojik önderlik etmek, politik bir hat çizmek, insanları doğru alanlarda istihdam etmek ve halka güven vermektir. Siz hatayı en başta yaptınız. Milletvekilliği seçimlerinde sırtınızı örgüte döndünüz. Bakın; bugün sürekli sorun çıkaran üç isim de CHP'Lİ DEĞİL... CHP'ye hiç emek vermedikleri için kötü bir miras yedi gibi davranıyor ve partiyi çürütüyorlar... Bu partiye hiç emek vermedikleri için, canları da yanmıyor. Kolay kazandıkları için kolay harcıyorlar... Bu yüzden hiçbir sorumluluk duymuyor, "Yapmayın, etmeyin" deseniz bile sizi umursamıyorlar. Çünkü; kaybedecek hiçbir şeyleri yok... Çünkü; CHP onlar için herhangi bir partiden farklı değil...

KARAKOLDA DOĞRU SÖYLER, MAHKEMEDE ŞAŞAR

Bu yüzden, dün altına imza attıkları, alanlarda propagandasını yaptıkları "Seçim Deklarasyonu''nu sanki yeni okumuş gibi davranıyorlar. Parti Programı'nı sanki ilk kez görmüş gibi ifadeler kullanıyorlar. Kimi, partinin "Atatürkçü olduğu"nu bugün fark ediyor, kimi "Yeni Anayasa" hazırlayacağını ve "herkesi eşit göreceği"ni taahhüt ettiğini biz hatırlattığımızda hatırlıyor...

CHP'NİN ALGISI BU

CHP bu yüzden, "ilkesiz" , ''ne dediği anlaşılmayan" , "sürekli kavga eden" ve "iktidar olma derdi bulunmayan" bir parti görünümünden kurtulamıyor.

Bunun en büyük sorumlusu sizsiniz Kemal Bey!
Şimdi ben bunları yazdım diye, yine "kırılacak" ve bana sitem edeceksiniz... Biliyorum... Ne yapalım; dost acı söyler... Biz bunları seçim öncesi de söyledik size... Ama duymazdan geldiniz! Medyanın rüzgarıyla tüm sorunları çözeceğinizi sandınız. Büyük bir rüyada yaşıyordunuz. Rüya bitti Kemal Bey! Sizin için biten tatlı rüya, biz seçmenler için "kabus''a dönüştü. Artık AKP'nin iktidar olduğu bir ülkede yaşamak istemiyoruz Kemal Bey... Size bu yüzden "lider gibi davranın, kitlelere güven verin'' diyoruz.

ÇÖZÜM MYK REVİZYONU MU?

Biliyorum, biz size çağrı yaptıkça, sizin aklınıza hemen MYK'yı değiştirmek geliyor. Kemal Bey, sorunun MYK'dan değil, sizin yönetme yeteneğinizin olmamasından kaynaklandığını artık görmeniz gerekiyor. Önümüzdeki günlerde MYK'da revizyon yapmayı düşündüğünüzü biliyoruz. Bizce, MYK yerine yönetim anlayışınızda revizyona gidin... Bir kez olsun lider gibi davranın...

CHP ARTIK İKTİDAR OLSUN

Kusura bakmayın Kemal Bey, eleştiriden hiç hoşlanmadığınızı zaman içinde öğrendik. İster beğenin, ister beğenmeyin... Sizden bir mevki - makam talebimiz yok. Sırf bu yüzden, laf olmasın diye, CHP'ye üye bile olmadık. Ancak buna rağmen, sizin iktidar olmanızı ve Türkiye'yi "sosyal demokrat" bir anlayışla yönetmenizi istediğimiz için destek verdik.

Umutlarımızı boşa çıkarmayın Kemal Bey.
Bu partinin umudu hala sizsiniz. Alternatifiniz yok. Her türlü eksiğinize ve her türlü tutarsızlıklarınıza rağmen çok şey kaybetmiş değiliz... Bu saaten sonra "Bırakıp gitme" gibi bir lüksünüz de yok... Bunu lütfen aklınızdan çıkarın ve Mustafa Kemal Atatürk'ün koltuğunda oturduğunuzu hatırlayın. "İdare-i maslahattan esaslı bir devrim çıkmaz" sözünü de hiç unutmayın.

YAPILACAK ŞEY ÇOK BASİT

Yapmanız gereken tek şey; partinin ideolojik - politik hattını herkesi kapsayacak; kimseyi dışarıda bırakmayacak şekilde çizmek ve liderlik etmek... Emin olun, şu kara ve iç karartıcı tablo hızla değişecektir.

Biz bu partiye, ırk, etnisite, dil, din tartışması olsun ve ayrımlar körüklensin herkes birbirini boğazlasın diye değil; Türkiye aydınlık ufuklara yelken açsın diye oy verdik...

Şimdi oylarımızın hakkını istiyoruz Kemal Bey...

Şimdi, CHP'nin içine çekildiği "etnik kavga" tuzağından çıkarılmasını istiyoruz Kemal Bey...

Şimdi; CHP'nin sosyal demokrat, yurtsever, ulusunun çıkarlarını koruyan, emekten ve emekçiden yana bir dil kullanmasını istiyoruz Kemal Bey...

Seçim öncesi dile getirdiğiniz "3. Yol''da yürümenizi istiyoruz Kemal Bey!

Başka da bir şey değil...

 

Bu yazı toplam 330 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.