1. YAZARLAR

  2. Metin ÖZER

  3. KEMİKSİZ ET
Metin ÖZER

Metin ÖZER

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

KEMİKSİZ ET

A+A-

Yaşamı boyunca, bir anneye en çok acı veren tek şey vardır; evladının bir günah işlemesi. Bir baba için de aynı şey geçerlidir. Ancak, ondan daha çok acı veren bir şey daha vardır baba için: Haysiyet nosyonunu ıskalayan, itibarsız bir hayat (gelecek) bırakmasıdır evladına.

Sizce, bir öğretmene en acı veren şey nedir?

Bu dünyanın, batıni dinlerde bahsedildiği gibi tabiat ana tarafından yaratıl(ma)dığı hepimizin malumu. Cenab-ı Mevla, diğer alemleri olduğu gibi bu eşsiz güzellikte ve nizam üzerine kurulu dünyayı da hepimizi imtihan etmek için yaratmadı mı? Nasıl ki hamile bir anne, aşerirken canının çektiği haram lokmayı alsa, yavrusunun karakterine sirayet edeceğini bilir ki bunun böyle olduğuna biz de inanırız. Bir babanın karaktersiz olması veya toplumda istenmedik davranış(lar) sergilemesi, çocuğun da toplumsal değerine olumsuz etkiler yapar. Bu noktadan hareket edecek olursak, iyi veya kötü olarak nitelendirilen her çocuğun kaderini, bir bakıma anne ve babası belirlemektedir, diyebiliriz.

Sizce bir öğrencinin toplumsal kaderini öğretmen(ler) değiştirebilir mi?

Pekala değiştirebilir derseniz, o halde annelere ve babalara büyük görev düşmektedir. Bu yüzden toplum; toplumsal yaşamın bir parçası olan insandan beklediği davranışlar bütününün öğretilmesi görevini, ilk olarak aileye vermiştir. Büyük vefa ve vebal gerektiren bu kutsi görevi yerine getirme gayretinde ve hassasiyetinde bulunmayan anne ve babalar, haşr ve hesap gününde kendi evlatlarından kaçsalar bile, her koyunun kendi bacağından asılmadığını göreceklerdir.

Sizce, ahiret gününde bir öğrenci, öğretmeninin yakasından yapışacak mı?

Söz koyundan bacaktan açılmışken, ilkokula başladığımda babamın öğretmenime “eti senin kemiği benim” dediğini çok net hatırlıyorum ve bir o kadar da, ilk günkü gibi, yaşadığım o korkuyu. Bu yazıyı kaleme aldığımda daha iyi anlıyorum: “Eğitimini ben verdim öğretimini de sen” ifadesi daha başka nasıl anlatılabilir ki? Bu ifade esasında bir velinin öğretmene karşı ben görevimi yaptım, senin de görevini yapmanı bekliyorum temennisinin ironisiymiş. Günümüzde okul idareleri tarafından öğrenci sınıflarının, anne ve babanın eğitim seviyesine veya ailenin ekonomik düzeyine göre oluşturulması ile okulların birer hara (at çiftliği), öğretmenlerin seyis (at bakıcısı) olmaya doğru sistematik bir şekil aldığını görmekteyiz. Bu sistemin doğal sonucunda karşınıza muhtemelen, hormonlu ve dopingli yarış atları gibi tost yiyen ve test çözen birer çocuk çıkacaktır. Ve aile olarak bildiğiniz tüm duayı şimdiden yapmaya başlayın, çünkü eğer sizler de yoksanız yanında, karşısına hayatın ilk engeli çıktığında bir yerleri kırılacaktır. Ki, yarış atlarının bir yeri kırıldığında sahiplerinin neler yaptığını kovboy filmlerinden çok iyi biliyoruz.

Sizce, bu sistemde öğretmen, öğrencisinin eğitimine mi önem vermeli, öğretimine mi?

“Boynuzun kulağı geçmesi” ifadesi mecaz anlamı ile eğitimde önemli bir noktaya temas etmektedir. Genellikle mesleki eğitimde kullanılan bu deyiş, ustanın, çırağını çok iyi yetiştirmesi olarak algılansa da bu ifadeyi çocuk eğitiminde de benzetme olarak kullanmak mümkündür. Eti senin kemiği benim ifadesi, boynuzun kulağı geçmesi paradigmasının temelini oluşturmaktadır.

Bu doğrultuda boynuzu, kemik(eğitim); kulağı, et(öğretim) olarak ele alacak olursak, günümüz okullarında aranan niteliğin ölçeği, sürekli çekiştirilen kulak olacaktır. Şimdilerde yarış atı misali yetiştirilen çocukların, tüketim merkezlerinden (okullardan) çıkıp, hizmet (kamuda üretim) alanına katılması ve sosyal yaşamı ile birlikte işgal ettiği sorumluluklar ve bu sorumluluğun gerektirdiği davranışları nitel (gözlem) olarak değerlendirdiğimizde, ideal toplumu harekete geçirmekten aciz, sadece yerinde sayan ve saymaya devam edecek bir toplum olmaya hizmet ettiğimizi, acı da olsa görmekteyiz ve aksini savunanlar bu gerçeklerle er geç yüzleşecektir.

Türk mutfağında yapılan etli yemeklerde genellikle (ninelerimiz ve annelerimiz) kemikli et kullanmışlardır. (-nerde o lezzetli yemekler) Ama şimdiki mutfak şefleri öyle değiller: hazır kuşbaşı, et. Oysa şimdi sıkı durun size mükemmel bir tespit sunuyorum. Yemeğin lezzeti; kemik içindeki kolajen maddesinden kaynaklanmaktadır.

İyi bir çocuk eğitimi için eti kemikten ayırmayalım. Çocuklarımızın öğretimi kadar eğitimine de önem verelim.

Günün Sözü:

“Adam, ADEM olmaz gitmek ile mektebe,

Adi, ABİ olmaz yağ çekmekle herkese!”

Bu yazı toplam 573 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.