1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Kılıçdaroğlu CHP PM'ye kimi alacak?
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kılıçdaroğlu CHP PM'ye kimi alacak?

A+A-
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, PM üyeliğine yönelik yeni bir strateji geliştireceği anlaşılıyor. Gelin, neler yapılacağına ve nelerin yapılması gerektiğine yakından bakalım...

Kılıçdaroğlu CHP PM'ye kimi alacak?

Yukarıdaki sorunun cevabını bildiğimi söyleyemem... CHP liderinin PM'ye kimi alacağını bilmiyorum. Ancak; kimi almaması gerektiğini biliyorum...Kılıçdaroğlu 5-6 Eylül tarihinde yapılacak olan kurultayda, geçmişteki hataları tekrarlar ve CHP'nin temel ilkeleriyle hiçbir bağı olmayan kişileri ''vitrin''e koyarsa, bir önceki yazıda dikkat çektiğimiz sürecin hızlanacağından emin olmalıdır.

ATILIM KURULTAYI

O yazıda, tabandaki ''kırılganlığın'' arttığına ve "seçmen sadakatinin azalmaya başladığı''na dikkat çekmiştik. Yeni PM ve yeni MYK'nın yanı sıra, kurultayda ortaya konulacak olan vizyon, bu kırılmayı yavaşlatabilir. Kurultay, bu bağlamda yeni bir fırsattır. CHP, 5-6 Eylül'ü ATILIM KURULTAYI'na çevirmek zorundadır.

CHP'nin bunu yapabilmesi için kuşkusuz ki; ciddi bir eleştiri ve özeleştiri sürecini yaşaması gerekiyor. "Bugüne kadar her şeyi doğru yaptık'' demek, geride kalan sürecin doğru algılanmadığını gösterir. CHP eğer her şeyi doğru yapmış olsaydı, bugün 27-28 bandına sıkışmaz, geniş kitleleri sarıp sarmalar; toplumsal heyecan yaratır ve kitleleri peşinden sürüklerdi.

BU YANLIŞTAN KURTULUN

Bu bağlamda, "kitleleri peşinden sürükleme'' olgusunun, CHP'de uzun süreden beri yanlış anlaşıldığının altını çizmek gerekiyor. Deniz Baykaldöneminde içine düşülen bu hata, Kılıçdaroğlu döneminde de ısrarla sürdürülüyor. Baykal, CHP'nin vitrinini oluştururken, ''popüler ve merkez sağda tanınan'' isimleri "paraşütle'' partinin en yetkili organlarına taşırdı. Hayatında CHP'ye bir kez bile oy verip vermediği şüpheli olan bu kişilerin, kitleleri arkasından sürükleyeceği ve CHP'ye sıçrama yaptıracağı düşünülürdü. Oysa ki; sıçrayan tek şey, bu kişilerin kariyeriydi...

POPÜLERLİK OY GETİRİR Mİ?

Ne yazık ki; Kılıçdaroğlu da "değişim''i Baykal gibi algılıyor ve ''vitrin''e parti deneyimi olmayan, CHP'nin temel değerleriyle uyuşup uyuşmadığı belli olmayan kişileri taşımakta ısrar ediyor. ''Popüler kişiler''in seçim kazandıracağı yanılgısı hala sürüyor. Eğer popüler kişiler seçim kazandıracaksa, CHP'nin GazeteciCüneyt Özdemir'i hemen MYK'ya alması gerekiyor. Özdemir'in twitter'da 2 milyonu aşkın takipçisi bulunuyor... Ama bir gerçek de şu ki; Özdemir'in kitaplarının satışı, iki bini bile bulmuyor...

PARTİLERE FİKİRLERİ SEÇİM KAZANDIRIR

Oysa ki; partilere seçim kazandıran "popüler kişiler'' değildir; o partilerin fikirleridir, programlarıdır, örgütlenme yeteneği ve liderinin topluma verdiği mesajlardır... Sizin eğer toplumu derinden etkileyecek bir fikriniz yoksa, partinize kattığınız popüler kişiler süs malzemesi olmaktan öteye geçemez... Üstelik; bu kişilere adeta ulufe gibi dağıtılan makam ve mevkiler, partinize emek veren (sahi unuttuk bu kavramı değil mi uzun zamandır) gönül veren, gecesini gündüzüne katan kişileri kırmaktan başka hiçbir işe de yaramaz.

GENÇLER MESELEYİ ÖZETLEDİ ASLINDA...

Emek verenler, kendisine değer verilmediğini, fikirlerinin önemsenmediğini ve partisine hizmet edebileceği mekanizmaların tıkandığını görünce,''yabancılaşma'' yaşamaya başlar. ''Yabancılaşma'' kopuş demektir... CHP örgütlerinin adeta terk edilmiş binalara dönmesinin sebeplerinden biri de budur. Bugün CHP'nin herhangi bir ilçe binasına gidin; içeride bulunanların sayısı 15 - 20'yi geçmez... Keza bu bağlamda, istifasını dün sunan CHP Balıkesir Gençlik Kolları'nın dile getirdiği sözler de önemsenmelidir. Gençler, ''Hep dışarıdan getirilen kişilerle bu iş yürümüyor'' diyor...

Siyaset; beğenseniz de beğenmesiniz de sonuçta ''insanla yapılan bir olgu''dur. CHP yönetimi, çok uzun bir süredir, tabanını oluşturan kişilere sırtını dönüyor ve bu adeta tedavi edilemez bir ''hastalık'' haline dönüşüyor.

Bakın; gazetelerde günlerdir ''PM'ye X girecek, Y girecek, Z girecek'' diye haberler okuyorsunuz. Peki, bu isimler içinde partinin herhangi bir emekçisini görebiliyor musunuz?

''ATATÜRKÇÜLÜK BİTTİ'' DİYENİN CHP'DE İŞİ NE?

Emin olun; öyle isimler duyuyorum ki; şaşırmaktan kendimi alamıyorum... Örneğin; "Atatürkçülük bitti, Kemalizm tarihe karıştı'' dediği için CHP'nin Maltepe'deki panelinden gençler tarafından kovulan bir kişinin PM'ye girmek için kulis yaptığını duyuyorum... "Yetmez ama evet'' demekle yetinmeyip o süreçteCHP'ye peşi sıra küfür eden bazı kalemlerin PM için kapıları aşındırdığını görüyorum...

SEÇMENİ SANDIĞA GETİREMEZSİNİZ

Kılıçdaroğlu umarım böyle bir hataya düşmez ve CHP'nin temel değerleriyle sorunu olan kişileri, partinin en yetkili organlarına oturtmaz... CHP PM, tüzükteki tanıma göre, parti politikalarının oluşturulduğu ve stratejilerin geliştirildiği, kurultaydan sonraki en yetkili organdır. PM'de böyle bir anlayışın yer alması, CHP'nin temel ilkelerinden kopacağının da işaretidir. CHP yönetiminde, Atatürk'le sorunu olan, Cumhuriyet'in değerlerini benimsemeyen, sosyal demokrasiye inanmayanların yeri olamaz, olmamalıdır...

Evet; CHP 1930'ların CHP'sinin ''konjonktürel retoriklerini'' tekrar etmemelidir. Ancak; 1923'ün temel söylemlerini de terk etmemelidir. Bunları çağa uyarlamalı, geliştirmeli ve özünden koparmadan yeniden yorumlamalıdır. CHP'yi ayakta tutacak olan ilkelerin temeli buradadır. ''Değişim'' gibi kulağa hoş gelen bir kavramı hayata geçirmek adına, CHP'nin temel değerlerine ters düşen ve geçmişine ilişkin hiçbir özeleştiri vermeyen kişilerin PM'ye alınacak olması, sandığa gelmeyeceklerin sayısını daha da artıracaktır. Bu; kaçınılmaz bir süreçtir...

Peki o halde ne yapılmalıdır?

CHP tabanının ''yabancılaşma yaşaması''nın önüne nasıl geçilmelidir?

NE YAPMALI, NASIL YAPMALI?

Bu sorunun cevabı aslında çok basit... CHP, 1960'ların başında kabul ettiği"sosyal demokrat'' kimliğinde ısrar etmelidir. Sosyal demokrasi, sanıldığı gibi, ''sağ''ı dışarıda bırakmaz. Bu bağlamda, CHP'nin "sağa açılıyorum'' söylemi, kendi tabanında gereksiz bir tartışma yaratmaktan ve parti kimliğine yönelikalgının bozulmasından başka hiçbir işe yaramıyor. Kendisini ekseriyette ''sol''da gören CHP tabanı, "Sağdan oy alma girişimi''ni "sağcılaşma'' olarak algılıyor. Kılıçdaroğlu bunu her ne kadar kabul etmese de algılar böyle işliyor... Ve CHP, ''Sağcılaşıyoruz'' algısını bir türlü kıramıyor... Algı, gerçeğin önüne geçiyor...

BU DEĞERLERİ KİM REDDEDEBİLİR?

Oysa ki; emeği savunan, insan haklarından yana olan, kişilerin etnik kimliği ve dinsel inançlarını istismar etmeyen, bunları bir aşağılama nesnesi olarak kullanmayan, inanç özgürlüğünü savunan, halkların kardeşliğine inanan, sermayenin yatırım ve istihdam yaratma girişimlerine en geniş hakları tanıyan partidir CHP... Bu bağlamda; sosyal demokrattır... Ezilenin yanında, ezenin karşısındadır... Bu partiye ''sağcı'' demek haksızlıktır. Yukarıda saydığımız olgulara, kendisine ''demokratım'' diyen ve merkez sağda konumlanan hiçbir siyasetçinin itirazı yoktur.

O halde, artık bu "Sağa açılıyoruz'' masalının sonunun gelmesi gerekmektedir. CHP aslında bu tutumuyla, AKP'yi iktidardan indirmeyi kolaylaştıracak ''merkez sağ'' partilerin önünü de tıkamaktadır. Sağın birçok ismi CHP'ye transfer edildiği için, merkezde yeni bir oluşumda olmamakta ve birçok seçmen farklı sebeplerden dolayı AKP'yi ''kerhen'' tercih etmektedir.

SAĞDAN GELEN SEÇMEN, KİŞİLER İÇİN Mİ TERCİH EDİYOR CHP'Yİ?

CHP, solda duran bir parti olarak, sağın modern değerlerini de savunmaktadır. Bugün sağdan gelen yüzbinlerce kişi, Cumhuriyet'in temel değerlerine sahip çıktığı için kendisini CHP'de ifade etmektedir. Merkez sağdan kopan ve CHP'yi tercih eden yüzbinlerce seçmen, "X ya da Y'nin değil'' Cumhuriyet, Atatürk ve laikliğin peşinden gelmektedir.

AH ŞU DEĞİŞİM...

Yaklaşan PM seçimleri öncesi, CHP yönetiminin toplumu sarıp sarmalayacakYENİ BİR VİZYON çalışması yaptığını görüyoruz. Kurultayın, ''yeni vizyon''söylemi üzerine oturacağı belli... Tabii; bu sırada yine o yanlış kavranan"değişim'' sözcüğünü de bol bol duyacağız. Kılıçdaroğlu, umarım ''değişim''i salt kişilere indirgemekten vazgeçer... CHP, fikirleri, programı ve örgütlenme anlayışı ile alternatif olduğunu göstermelidir. Kuşkusuz; bunu uygulayacak kadrolar da önemlidir. Ancak bu kadroların büyük çoğunluğunun parti tabanından seçilmemesi, iki tehlikeyi de beraberinde getirecektir.

GELECEĞE YÖNELİK SIKINTILAR

Birinci tehlike; insanların partiden uzaklaşmasıdır... "Benim parti yönetiminde yer almam mümkün değil, yöneticiler hep dışarıdan getiriliyor''düşüncesinin yaygınlaşması, parti kadrolarının yetişmemesine sebep olacaktır.

İkinci tehlike ise şudur: ''Dışarıdan'' getirilen, hiçbir siyasi deneyimi olmayan, partili olma sorumluluğunu hissetmeyen kişiler, sorumsuzca davranacak ve CHP'yi ''yoracak''tır. Emek vermeden kazandığı için, kolayca harcayacaktır. Bugün, bunun örneklerini görüyoruz. CHP'yi sekteye uğratan kişilerin neredeyse tamamının ''paraşütle'' o makamlara oturtulduğu gerçeğinin ana muhalefet partisine hangi bedelleri ödettiğine şahit oluyoruz.

 ''BEN YAPARIM OLUR'' DÖNEMİ BİTTİ

Yukarıda sıraladığımız olguları sanırım Kılıçdaroğlu ve MYK'daki arkadaşları da kabullenmeye başladı. "Sol'' bir partiye oy veren milyonlarca kişinin, kendisine''dayatılanları'' kabul etmeyeceğini, 10 Ağustos'ta gördü. Ve bu yüzden, kurultay sürecinde oluşturulacak yeni kadro için, gözler ''dışarı''dan ''içeri''ye çevrildi. Ya da çevrilmeye başlandı.

PM ADAYLARI BUNDAN SONRAKİ BÖLÜMÜ OKUSUN

Kılıçdaroğlu'nun yakın çevresinden edindiğim izlenime göre, CHP lideri, yeni PM listesini oluştururken, bu kez farklı bir anlayışı hakim kılmaya çalışacak. Bu yeni anlayışa göre, ''PM'ye girmek, vekil olmanın garantili yolu olmaktan çıkarılacak.''

Biliyorsunuz, geride bıraktığımız günlerde, CHP'nin İl Başkanları basına kapalı bir toplantı yaptılar. O toplantıda konuşan CHP Ankara İl Başkanı Necati Yılmaz, şunu söylüyor: "PM'ye girenler, milletvekilliği seçiminde merkez yoklaması ile aday olamasın. Bu arkadaşlarımız, milletvekili olmak istiyorsa, bölgelerinde eğilim yoklaması ya da ön seçime girsinler.''

Bu öneri, il başkanlarınca da destek görüyor. Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen ve bundan önceki kurultaylarda aktif görev alan Gürsel Erol'un da bu öneriyi destekler mahiyette kulis yaptığı biliniyor. Ve bu önerinin Kılıçdaroğlu'na iletilmesi kararlaştırılıyor. CHP lideri de sanırım il başkanlarıyla aynı düşünceyi taşıyor. PM'ye girmek isteyen kişilerin neredeyse tamamının milletvekili olmak istediğini gören Kılıçdaroğlu, ''dışarıdan'' getirilecek kişilerin, sırf PM üyesi olduğu için ilk seçimde ''milletvekili'' yapılmasının tabandaki rahatsızlığı daha da artıracağını hissediyor. Bu yüzden, "parti emekçileri ile PM üyeleri arasındaki adaleti sağlamak'' amacıyla yeni bir yöntem denemeye hazırlanıyor.

BU KISIM ŞÖHRETLİLER İÇİN...

CHP lideri, PM'ye girmek isteyen ve bunun için kulis yapan ''şöhretli'' isimlere,"CHP'ye yeni üye olan ve ilk defa PM'ye girecek olan kişileri vekil yapmama eğiliminde olduğu''nu hissettiriyor. Kılıçdaroğlu, PM'yi "vekilliğin garanti altına alındığı'' bir organ olmaktan çıkarmaya çalışıyor.

Kuşkusuz; kimsenin ''seçme ve seçilme hakkı''nın engellenmesinden yana değiliz. Eğer o kişiyi PM'ye alıyorsanız, vekil de yaparsınız... Burada önemli olan nokta, PM'nin gerçek anlamda bir ''karar organı'' haline getirilmesidir. Baykal döneminde de Kılıçdaroğlu döneminde de bu yapılmadı. CHP PM, genel başkanların politikalarını onaylayan bir yapıya dönüştürüldü. PM üyelerinin bir çoğu, ''vekillik beklentisi'' içinde olduğundan dolayı, en yanlış politikalara bile itiraz edilmedi. PM'nin bu anlayıştan da kurtarılması gerekiyor.

Bakalım, Kılıçdaroğlu "PM'ye ilk defa girenleri vekil yapmama eğilimindeyim'' sözünü kamuoyuna deklare edince, ''şöhretli''ler ne yapacak, hangi tavrı alacak?

Aslında mesele, ''şöhretli''lerin değil, tabanın hangi tavrı alacağında...

BİR ŞANS DAHA VERECEK AMA...

Taban, Kılıçdaroğlu'na bu kez bir şans daha verecek. Tabandaki desteğin yüzde 90'lara düştüğü gerçeğinin altını da çizelim... Taban, taleplerinin politik bir söyleme dönüşmesi ve partisinin bunları her alanda ifade etmesini istiyor.Örneğin; laiklikten hiçbir koşulda vazgeçilmemesini talep ediyor.

Örneğin; emeğe daha çok vurgu yapılmasını istiyor.

Örneğin; eşitlik - özgürlük - kardeşlik slognanın içinin doldurulmasını, işçilerin haklarının korunmasını, yoksulluğun tamamen yok edilmesine ilişkin politikaların dillendirilmesinin gerektiğini söylüyor.

YENİ VİZYON VE DEĞİŞİM KURULTAYI bunları dillendirmek yerine, halkın karşısına kimsenin okumayacağı 350 sayfalık kitap ve metinlerle çıkarsa, bu kurultay da boşa zaman kaybı anlamına gelir. Oysa ki; bu kadar çok süslü laf yerine, Türkiye'nin temel beş sorununa inandırıcı ve ikna edici beş çözüm koymak yeterlidir. Gerisi, laf kalabalığından başka bir şey değildir...

ÖRGÜTLENME ANLAYIŞININ DEĞİŞMESİ GEREKİYOR

CHP'nin yapması gereken bir ATILIM da örgütlenme anlayışındadır. CHP bugün, sadece ''parti içi iktidar''a odaklanmış bir görüntü sergiliyor. Bakın; CHP'nin Örgüt ve Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, partinin bürokratik işlerinin takipçisi olmaktan başka hiçbir iş yapamıyor.

Oysa ki; ''örgüt ve örgütlenme'' dediğinizde, hayatın her alanını sarıp sarmalayan bir anlayışı hakim kılmanız gerekir.

Şimdi söyleyin; CHP'nin fikirlerini kamuoyuna yansıtan bir filmi, TV dizisi, romanı var mı? Kaç entelektüel, yazar - çizer CHP'yi savunuyor ve CHP'nin fikirlerinin topluma ulaşmasına aracılık ediyor? Unutulmasın ki; AKP en geniş kitleleri KURTLAR VADİSİ - SAĞIR ODA ve benzeri dizilerle etkisi altına aldı, politik söylemlerini yaygınlaştırdı. 

Başka bir soruyla devam edelim: CHP hayatın hangi alanında örgütlü? CHP'nin neden bir memur ve işçi sendikası yok? Köylülere ilişkin özel politikalar üretecek kooperatifler, dernekler ve meslek örgütleri neden oluşturulmuyor?''Sosyal hayattan koparılmış'' köylülerle nasıl bağ kurulması düşünülüyor?

AKP HER ALANI BLOKE EDİYOR

Bakın; AKP hükümeti, iktidarın olanaklarını da kullanarak, Memur Sen adlı bir oluşum yarattı. Bugün Memur Sen'de 700 bin kişi iktidar tarafından bloke edilmiş durumda... AKP, memurları bloke ederek, toplumsal muhalefetin gelişmesinin önünü tıkıyor... CHP ise buna alternatif bir sendika yaratamıyor. Memurları sokağa çıkaramıyor. Tüm bunlar yapılmadığı için, bir türlü iktidar olunamıyor. Çünkü; hayatın her alanında yoksanız, iktidar olmanız mümkün değildir...

KİŞİLER YERİNE POLİTİKALARI VE ANLAYIŞI MASAYA YATIRALIM

CHP'nin bu kurultay ve sonrası, politikalarını netleştirmesinin yanı sıra, örgütlenme anlayışını da gözden geçirmesi gerekiyor. Bir genel merkez yönetimi düşünün; üyelerine ÜYE kartlarını bir türlü veremiyor. Erdoğan ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP üyelerinin bankaya giderek para yatırmasını istiyor. Erdoğan şunu görüyor: Para yatırmak, ''aidiyet''i güçlendiriyor. Para yatıran, sandığa da gidiyor. Üye kartı veremeyen CHP ise kitlesiyle''doğrudan bağ kurma yeteneği''ne dahi sahip olmadığını gösteriyor. Ustalar,"Herşey birbirine bağlıdır ve herşey birbirini etkiler'' diye boşuna demiyor.

Meselenin özeti:

Kılıçdaroğlu, genel başkanlık koltuğuna oturduğundan beri belki de en zor seçimine giriyor... Zira; PM'ye girmek isteyenlerin tamamı, 2015 seçimlerinde milletvekili olmak istiyor. Kılıçdaroğlu, bu isimler arasında tercih yapmakta zorlanacağı bir süreci yaşıyor. Diğer zorluk ise geride kalan seçim yenilgileri... Kılıçdaroğlu öyle bir vizyon, söylem, eylem ve örgütlenme anlayışıyla ortaya çıkmalı ki; geçmişin acıları biraz olsun hafiflesin ve taban geleceğe umutlu bakabilsin...

Bunun yolu ise UMUT ve GÜVEN vermekten geçiyor... Söylemi, eylemi, kadrosu ve lideriyle uyum içinde olan bir CHP, kitlelerin ilgisine yeniden mazhar olacaktır. Yaşanan süreç, bunun işaretlerini veriyor.

CHP yeter ki; özgücüne güvensin... Yeter ki özgücüne inansın...

CHP yeter ki; doğruları söylesin, emin olun ''sağa açılmak ve sağdan oy almak'' için ekstra bir çabaya ihtiyaç kalmayacaktır. Sağcı olsun, solcu olsun, siz onlara gittiğinizde;  onlar da size inanacak ve peşinizden gelecektir. 

Bu yazı toplam 481 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.