1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Kılıçdaroğlu kime rozet takacak?
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kılıçdaroğlu kime rozet takacak?

A+A-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki akşam İstanbulMövenpik Otel'de Gazeteci arkadaşımız Osman Ataman'ın düzenlediği "Bab-ı Ali Toplantıları"nda konuştu. Aynı saatlerde bir radyo programında konuk olduğum için Mövenpik'e gidemedim. Kılıçdaroğlu'nun verdiği mesajları ise toplantıya katılan muhabirimizin haberlerinden takip ettim. 

Kılıçdaroğlu, CHP'nin 2023 vizyonunu anlattıktan sonra, sıra parti içi meselelere geldiğinde, ''açık'' konuşmayı tercih ediyor."CHP ve Parti İçi Demokrasi" başlığı altında özetlenebilecek konuşmada bir nevi özeleştiri veren ana muhalefet lideri, dile getirdiği sözlerle, bugüne dek yaptığımız haberleri doğruluyor. Kılıçdaroğlu, "Defalarca talimat vermemize rağmen, delege seçimlerinde mahallelere sandık koydurtamadık. Alışkanlıklar değişmiyor'' diyor. 

Kılıçdaroğlu'nun çarşamba gecesi dile getirdiği şikayete ilişkin gelişmeleri, bu sayfalarda defalarca haber yaptık. O gün biz bu haberleri yazarken, "Kılıçdaroğlu'nu yıpratmaya çalışıyorsunuz" suçlamasını yöneltenler, şimdi ne diyecekler doğrusu merak ediyorum... Sanırım Kılıçdaroğlu'nu ''yıpratan''ya da ''yıpratmak isteyen'' birileri varsa; o'nun biz değil,CHP liderinin etrafında kümelenenler olduğu bu sözlerle bir kez daha ortaya çıktı. 

Belli ki; Kılıçdaroğlu da ''mahalle delegesi seçimleri''nde yıprandığını ve kendisine yönelik güvenin azaldığınıgörmeye başladı. Bu yüzden; hem gerçeği itiraf ediyor, hem desorumluluğu üstünden atmaya çalışıyor. 

Peki bu sözler neyi çözer?
Tabii ki; hiçbir şeyi...

Eğer Kılıçdaroğlu özeleştirisinin gereğini yaparsa, CHP halkın yeniden umudu olma misyonunu üstlenebilir. Yok eğer yapmazsa, CHP dağınık ve savruk bir görüntü vermeyedevam eder. Bu görüntü ise, halkın güvenini kazanamaz.Halkın güvenini kazanamayan partiler ise hiçbir koşulda iktidar olamaz. CHP lideri, bu basit gerçeği görmeli ve ona göre hareket etmelidir. 

Ancak ne yazık ki; kulağımıza gelen "CHP Öyküleri"Kılıçdaroğlu'nun yaşananlardan bir türlü ''ders çıkarmadığı''nı gösteriyor. 

Bakın; son örnek Karabük'ten...

Bir süre önce AKP'den ayrılarak CHP'ye dönen Durak Karabulut, CHP liderine "10 bin kişiyi partiye getireceğim, rozetlerini takar mısınız?" diyor. Kılıçdaroğlu da''Memnuniyetle'' cevabını veriyor. 
Karabulut bunun üzerine Karabük'e gidiyor. Bir dönem Mustafa Sarıgül'le parti kurma çalışması içinde yer alan Karabulut, TDHadı verilen oluşumdaki arkadaşlarını CHP'ye getirmeye çalışıyor. Karabulut, bu sırada ''rozet takma töreni'' için salon bulmaya arayışına girişiyor. Ne yapsa olmuyor, tören için salon bulamıyor. 

Bu sırada, yerel gazetelerde de haberler çıkmaya başlıyor.Durak Karabulut'un Karabük'e geldiği ve rozet takma töreni için çalışma yaptığı yazılıp çiziliyor. Yerel gazeteler, Karabulut'un iki değişik kartvizit bastırdığını, bunlardan birinde"Genel Başkan Başdanışmanı" diğerinde ise "Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı'nın Yardımcısı''yazdığını ifade ediyor. Gazeteler, partiye katılacağı iddia edilen kişilerin sayılarını ilk günlerde "10 bin" diye yazarken, bu sayı önce 6 bine, ardından üç bine, şu günlerde ise üç yüz kişiye düşüyor. Anlayacağınız; CHP Karabük'te adeta bir ''alay ve dalga geçme'' malzemesi haline geliyor. Yerel gazeteler, CHP'ye katılması muhtemel kişiler üzerinden "borsa tahmini"yapıyor. 

Yerel gazeteler bunları yazarken, CHP Karabük İl Örgütü ise olan biteni tıpkı diğer yurttaşlar gibi gazetelerden öğreniyor.Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun Başdanışmanı olduğu iddia edilenDurak Karabulut'un yüzünü dahi görmedikleri gibi, katılım töreni yapılacağından da gazetelerde yazılıp çizilenler sayesinde haberleri oluyor. Çünkü; Genel Başkanın Başdanışmanı ve Nihad Matkap'ın yardımcısı olduğu olduğu iddia edilen Karabulut, CHP Karabük İl Örgütü binasına uğramıyor bile...

Komedinin bununla sınırlı kaldığını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz... CHP'nin içine düşürüldüğü komedi, hızla trajediye doğru evriliyor. "CHP'ye on bin kişi getireceğim" diye yola çıkan ve Karabük İl Örgütü'nü ezip geçen Karabulut, rozet takma töreni için, bula bula bir çay bahçesi buluyor. Çay bahçesiyle tören için anlaşan Karabulut, genel merkeze "Her şey hazır, genel başkan gelebilir'' diye bilgi veriyor. Bunun üzerine, Kılıçdaroğlu sadece 100 kişinin "ayakta" bir arada durabileceği Gözde Aile Çay Bahçesi'ndeki töreniprogramına aldırtıyor. 

CHP lideri, pazar günü yapılacak olan rozet takma törenine gitiği taktirde hayal kırıklığına uğramasın ya da bir yanlıştan çok geç kalmadan dönsün diye bunları yazıyorum. 

Çünkü; her şeye rağmen, Kılıçdaroğlu'nun da CHP'nin dehırpalanmasını ve medyanın ''alay konusu'' haline getirilmesini istemiyorum. CHP liderinin, 100 kişilik çay bahçesinde yapacağı törenin, partisine hiçbir fayda getirmeyeceğini düşünüyorum. 

Üstelik; bu tören, CHP'nin ilke ve değerlerini ayaklar altına alarak yapılıyor. Mevcut İl Başkanlığı Yönetim Kurulu,örgütsel hiyerarşinin dışına itiliyor. CHP Örgütü'nde emekveren insanlara büyük bir saygısızlık yapılıyor. İl Örgütü, Kılıçdaroğlu'nun Karabük'e geleceğini, yerel gazetelerden öğreniyor. 

Şimdi söyler misiniz; CHP'de siyaset yapmanın, emek vermenin, ter dökmenin, risk almanın bir anlamı kalır mı?İnsanlar, emeklerine değer verilmediğini görünce, CHP'de örgütlü siyaset yapmayı tercih eder mi?

Kılıçdaroğlu, sanırım bu yazıyı okuduktan sonra kararını yeniden gözden geçirecektir. Zira; o rozet takma töreni aynı zamanda parti içi tartışmaları da alevlendirecektir. Yerel gazetecilerden öğrendiğime göre, CHP liderinin danışmanı olduğunu söyleyenKarabulut, aynı gün partiye katacağı Erdal Demir'i birkaç gün önce "Genel merkezin il başkan adayı" olarak takdim etmiş. Demir de yerel gazetelere verdiği demeçte, "Ben genel merkezin il başkanı adayıyım" demiş. 

Oysa ki; daha pazartesi günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MYK toplantısında Mehmet Zeki Gündüz'ün sorusu üzerine, "Benim hiçbir ilde il başkanı adayım yok"dedi. M. Zeki Gündüz, Ankara İl Başkanlığı için Ümit Erkol'u aday yapmaya çalışıyordu. Kılıçdaroğlu, Zeki Gündüz'e ve MYK'daki diğer arkadaşlarına "Kimse benim adıma konuşmasın" dedi. Belli ki; Kılıçdaroğlu'nun sözlerini''danışman''ı olduğu iddia edilen Karabulut ya duymadı, ya da duymamazlıktan gelmeyi tercih etti. Kılıçdaroğlu'nun sözlerini belki de ciddiye almadı...

Eğer almış olsa, hem TDH'den AKP'ye, oradan da CHP'ye geçeceği söylenen Erdal Demir'i "Genel merkezin adayı"diye ortaya çıkarmaz, hem de CHP liderini, yüz kişilik çay bahçesine ''rozet takma''ya getirmezdi. Üstelik, CHP örgütlerini yok sayarak yapılacak olan töreni, hava durumu raporuna rağmen yapmakta ısrar etmezdi. 

Rozet takma töreninin yapılacağı gün, havanın yağmurlu olacağı bilinmesine rağmen, Kılıçdaroğlu'nu Karabük'e götürmeye çalışmak ve kendi adayını Kılıçdaroğlu'nun sözlerine rağmen ilan etme girişiminde bulunmak, CHP'nin halka neden güven veremediğinin en basit göstergesi... 

CHP ne yazık ki; bugünkü haliyle "Kimin eli kimin cebinde belli değil" sözünü doğrular bir halde... Bunda sanırım temel etken, Kılıçdaroğlu'nun kimseye ''Hayır'' diyemeyen kişilik özelliği... Kılıçdaroğlu, kendi konumunu yıpratacak hiçbir eyleme, etkinliğe izin vermemeli... Kendisini Başbakan'la aynı konumda tutmalı. 

Ben bunları yazayım; varsın Kılıçdaroğlu bana küssün, sitem etsin... Bunları yapsın, yapsın ama; "Acaba haklı olabilir mi?"diye bir kere de düşünsün...

www.twitter.com/barisyarkadas

NOT: Biliyorum, Kemal Kılıçdaroğlu, o törene benim söylediklerimi ''ciddiye almadığı''nı göstermek için katılacak. Bunu da tarihe not düşmek istedim...

Bu yazı toplam 569 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.