• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Gaziantep : 4 °C
  • Adana : 10 °C
  • Ankara : -7 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • İzmir : 9 °C

Merkez'in faiz artırımı danışıklı dövüş mü?

Merkez'in faiz artırımı danışıklı dövüş mü?
Hükümet, gelinen bu faiz artırımını muhalefete yüklenecek yeni bir argüman olarak kullanacak. Bir taraftan sorumluluğu Merkez Bankası’na atacak, diğer taraftan da muhalefete yüklenecek.

Hükümet, gelinen bu faiz artırımını muhalefete yüklenecek yeni bir argüman olarak kullanacak. Bir taraftan sorumluluğu Merkez Bankası’na atacak, diğer taraftan da muhalefete yüklenecek.

ROTAHABER / ANALİZ - Merkez Bankası, ekonomide bozulan dengeleri yerine oturtmak adına gece yarısı, gerçek anlamda ŞOK etkisi yaratan bir karar alarak, faiz oranlarını bir çırpıda yüzde 5 dolayında artırdı. İş dünyası ve siyasi çevreler, MB’nin dünyayı şaşırtan bu faiz kararını nasıl aldığı sorusuna cevap arıyor.

Bu soruya cevap vermeden önce biraz gerilere gitmemiz gerekiyor. Çok da gerilere değil. 2013’ün son çeyreğine. Hükümetin ülke gündemine getirdiği dershane tartışması, ardından yaşanan 17 Aralık operasyonlarının halkın canını acıtması sonucunu doğuracak bir mecraya kaymasına bizzat hükümet izin verdi.

Gezi olaylarının üçüncü gününde sona ermesi ihtimali ortaya çıkmışken, bizzat hükümet “Halk bunların ne olduğunu görsün. Bunların ne olduğunu gördükçe benim kıymetimi anlayacak” yaklaşımı içine girerek, eylemlerin kontrollü bir şekilde sürmesine izin verdi.

Yaşanan olayların ardından hükümet istediği sonucu aldı ve Başbakan Erdoğan’ın hedeflediği seçmen kitlesi AK Parti etrafında kenetlendi.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının doğrudan ekonomiyi hedefleyen tarafı olmamasına rağmen, bizzat hükümet üyeleri, bunun ekonomiyi yıkmaya yönelik bir yönü olduğunu ısrarla vurguladı. Operasyonun Halkbank’ı ilgilendiren tek yönünün Süleyman Aslan’ın evinde bulunan 4.5 milyon dolar olmasına rağmen, bütün hükümet üyeleri ısrarla hedefin Halkbank olduğu konusunda ısrar etti.

Bankanın hızla zarar etmesinin önüne geçebilmek için Halkbank Yönetim Kurulu, Süleyman Aslan’ın tutuklanmasından bir gün sonra “Operasyonun bankamız hükmü şahsiyeti ile ilgisi yoktur” şeklinde açıklama yapmak zorunda kaldı.

HÜKÜMET YENİ GÜNAH KEÇİSİ BULDU

Gelelim bugüne. Yaşanan operasyonun ekonomiye yansımasının olacağı muhakkak iken, Merkez Bankası, ilk günlerde yaşanan gelişmeler Türkiye’de olmuyormuş gibi bir tavır takındı. Başkan Erdem Başçı, 17 Aralık sürecinin ikinci haftasında “gelişmeleri yakından takip ettiklerini” açıkladı.

Dövizdeki hareketliliğin başladığı günlerde ise Merkez Bankası, doların ateşini söndürmek için nasıl bir yöntem uygulayacağını ilan etti. Günlük satacağı döviz miktarının 200-300 milyon dolar düzeyinde olacağını açıkladı.

Dövizin dizginleri kopardığı geçtiğimiz Çarşamba ve Perşembe günü ise hiç yapılmaması gereken bir şey yaptı. Sabah piyasaya TL sürüp nakit parayı bollaştırdı, öğleden sonra ise dolar satarak dövizin ateşini söndürmeye çalıştı.

Merkez Bankası, geçtiğimiz hafta bir günde kullanılabilir döviz rezervinin 10’da biri olan 3 milyar dolar sattı. Ne var ki satışa çıkarılan parayı piyasa kara deliğe atılmış cisim gibi yutup gitti.

ÖZEL SEKTÖRÜN BORCU 57 MİLYAR DOLAR

Doların ateşinin sönmemesinin nedenlerine bakıldığında ilk sırada özel sektörün 2014 yılı içerisinde ödeyeceği döviz borcunun 57 milyar dolar olması yatıyor. Bir diğer boyutunun da bankaların döviz pozisyonu olduğu ifade ediliyor.

Merkez Bankası, piyasaya dolar satarak müdahale edemeyeceğini geçtiğimiz hafta net bir şekilde gördükten sonra hafta başından itibaren yeni arayışlara girdi.

Önceki gün Para Politikası Kurulu’nun toplanacağının açıklanmasından sonra gözler Merkez Bankası’na çevrildi. Alınan kararların gece yarısı, günün ilk dakikası ile birlikte MB’nin dünyada şok etkisi uyandıran faiz kararları geldi.

Piyasaların beklentisi, yüzde 2 dolayında bir faiz artışının olacağı yönünde iken, artış rakamları yüzde 5 dolayında geldi.

MB BAĞIMSIZLIĞINI MI VURGULADI

Erdem Başçı başkanlığa geldiğinden bu yana Merkez Bankası’nın hükümetin güdümüne girdiği eleştirileri yapılıyordu. Para politikaları tarihine “29 Ocak Kararları” olarak geçecek çıkış ile MB, yalnız iç piyasayı değil, dünya piyasalarını da şaşırttı.

O saatlerde açık olan Uzakdoğu piyasaları, MB’nin kararını pozitif algıladı ve borsalar yükseliş olarak kaydetti. Daha önce 2.40’a kadar çıkan dolar, iç piyasada bu sabah güne 2.17 ile başladı.

Türkiye, MB’nin aldığı bu şok kararla, halen yüzde 10.5 ile dünyadaki en yüksek faizi uygulayan ülke olan Brezilya’nın ardından ikinci sıraya oturdu. Brezilya bu faiz oranına 7 kez faiz artışı yaparak gelirken Türkiye, tek adımda ikincilik sırasına çıkmış oldu.

Başbakan Erdoğan, başından bu yana faiz artışına karşı idi. En son geçen hafta Brüksel’de faiz artırımı yoluna gitmediği için Erdem Başçı’yı tebrik etmişti. Dün de İran’a giderken, “Ben faiz artırımına karşıyım. Ama sorumluluk Merkez Bankası’na aittir” demişti.

ASIL KRİTİK SORU

Şimdi MB’nin bu tavrı bir bağımsızlık vurgusu mu? Kimilerine göre bu sorunun cevabı 'Evet'. İşin perde arkasına baktığınızda ise bu cevap pek doğru görünmüyor.

Hükümet, gelinen bu faiz artırımını muhalefete yüklenecek yeni bir argüman olarak kullanacak. Bir taraftan sorumluluğu Merkez Bankası’na atacak, diğer taraftan da muhalefete yüklenecek. Her ortamda, “İşte gördünüz, bunca yıldır indirmek için büyük çabalar harcadığımız faizler yükseldi. Biz olmasak ekonomideki dengeler daha da bozulacak” diyecek.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 345 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Haber 27 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : Türkiye Reklam Ajansı Telefonu:0 553 586 14 77 | Faks : Mail Adresi: ucarhaber@yahoo.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim