1. YAZARLAR

  2. Barış Yarkadaş

  3. Mustafa Sarıgül'e 90 bin oy daha gerekiyor...
Barış Yarkadaş

Barış Yarkadaş

Gazeteci/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Mustafa Sarıgül'e 90 bin oy daha gerekiyor...

A+A-
CHP seçmeni sandığa gittiği taktirde, Türkiye'nin kaderi değişebilir...

Halk TV'deki son programımızda, "CHP ile AKP'nin İstanbul'daki oy farkı kapanıyor. Ancak, CHP'li seçmenin bir kesimi hala sandığa gitmeyi düşünmüyor. Kılıçdaroğlu, İstanbul'a özel önem vermeli. İstanbul'a daha çok gelmeli ve sandığa gitmeyi düşünmeyen seçmenleri motive etmeli'' demiştim.

Sizin de fark ettiğiniz üzere, Kılıçdaroğlu özellikle son bir haftadır, zamanının önemli bir bölümünü İstanbul'a ayırıyor. İstanbul'un farklı ilçelerindeki programlara katılıyor ve "Sarıgül için'' oy istiyor. Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'a son günlerde ağırlık vermesinin ve neredeyse düzenlenen tüm etkinliklere katılmasının iki sebebi var: Anketler, CHP ile AKP arasındaki farkın kapandığını gösteriyor. Öyle ki; bazı anketlere göre, Sarıgül, Kadir Topbaş'ın sadece 90 bin oy gerisinde... Bu da bir puanlık farka tekabül ediyor...

ANAHTAR CHP'LİLERİN ELİNDE

Bu bir puanlık farkın kapanması ise CHP'li seçmene bağlı... Yapılan anketlerin tümü, CHP'li seçmenin bir kısmının hala ''sandığa gidip gitmemekte kararsız olduğu''nu gösteriyor. Evet, yanlış okumadınız... Bazı seçmenler, kendilerine ''CHP'liyim'' demesine rağmen, çeşitli bahaneler ileri sürüyor ve sandığa gitmeyeceğini söylüyor. Kılıçdaroğlu, bu yüzden İstanbul'da daha çok geliyor ve adeta "Sarıgül'ün kefili benim'' mesajı veriyor.

Tabii bu bağlamda, anketlerde görünen doksan binlik oy farkının kapanmasında, İP ve DSP faktörünü de göz önüne almak gerekiyor. Her iki parti de tüm enerjisini CHP'ye karşı harcıyor... CHP'den oy çalıyor / çalmaya çalışıyor... AKP yerine CHP tabanını kendisine ''hedef kitle'' olarak seçen bu iki parti, ana muhalefet partisini meşgul ediyor...

ULUSAL KANAL'A CEMAAT TEPKİSİ

Bu gözlemim, CHP'nin İzmir'de düzenlediği miting öncesi daha da netleşti. Gündoğdu Meydanı'nda sohbet ettiğim İzmirliler, özellikle de CHP'li kadınlar, "Ulusal Kanal neden hergün CHP'ye vuruyor? AKP'yi bıraktılar, CHP ile uğraşıyorlar'' diye dert yandı. Birçok kadın ise "Ulusal Kanal'ı artık izlemiyoruz. Aydınlık almayı da bıraktık. Tek dertleri CHP... Başka bir dertleri yok sanki'' tepkisini gösterdi.

Bir kısım CHP'li ise çeşitli ilçelerde CHP'nin karşısına çıkarılan DSP'li adaylar için "Açıkça AKP'ye çalışıyorlar. Bazılarının finansörlüğünü Binali Yıldırım'ın üstlendiğini herkes biliyor'' dedi. Hatta ve hatta, CHP'li bir belediye başkanının aday olabilmek için önce AKP'ye gittiği yaptığı görüşme sonrası ise DSP'ye yönlendirildiği konuşuluyor. AKP'li Bursa Belediye Başkanı ile görüşen CHP'linin tüm kampanyasının AKP'lilerce yapıldığı açıkça söyleniyor. Bu iddialara kanıt olarak da İzmir'deki bir belediyeye Binali Yıldırım'ın 15 yakınının birden alınması gösteriliyor.

AKP'NİN YEDEK LASTİĞİ: DSP

Doğrusu, Gündoğdu Meydanı'nda dinlediklerim sonrası üzüldüm... Sadece ve sadece ''aday yapılmadıkları'' için AKP ile kol kola vermek ve DSP bayrağı altında iktidara çalışmak ne hazin bir durum...

İzmir'de CHP'lilerle yaptığımız sohbette, DSP'nin AKP'nin yedek lastiği haline gelmesinin yanı sıra "CHP ile Cemaatin varmış gibi gösterilen ilişkileri''ni de konuştuk.

CHP'liler, "Bu dedikoduları Tayyip Erdoğan ile Ulusal Kanal yayıyor. Kimmiş bu cemaatçiler? Sema Pekdaş mı, elimizde büyüyen Hüseyin Mutlu Akpınar mı? Olgun Atilla mı? Levent Piriştina mı? Biz bunları duymaktan artık bıktık'' tepkisini gösterdi. Sohbet ettiğim birkaç kadın ise şunu söyledi: "Cemaat AKP'ye kızıp CHP'ye oy verecekse, (Vermeyin) mi diyeceğiz. Herkes bu ülkenin yurttaşı.. HDP'lisi de BDP'lisi de bu vatan toprağında yaşıyor... Bu nasıl saçma bir mantıktır? Herkesten oy almadan nasıl büyüyeceğiz, nasıl iktidar olacağız?''

İzmir'de kaldığım üç gün boyunca, yüzlerce CHP'liyle konuştum ve şunu gördüm: CHP tabanı, eskisine göre biraz daha yumuşamış ve perspektifini genişletmiş. İktidar olmanın yolunun oyunu artırmaktan geçtiği gerçeğini özümsemiş... Bu yüzden, HDP'den de cemaatten de oy alabilmenin yollarını arıyor.

CEMAAT KONYA'DA KİMİ DESTEKLİYOR?

Bunu Konya'da da gördüm. İzmir'den sonra Gürsel Tekin'le birlikte Konya'ya gittim. Selçuklu, Ilgın ve Seydişehir'deki CHP'lilerle konuştum. Birçok CHP'li, "Cemaat burada MHP'ye çalışıyor. Bizi güçlü görmedikleri için MHP'yi tercih ettiler. Keşke bize oy verselerdi'' dedi.

Bunları görünce, tüm enerjisini CHP'yi hırpalamak için harcayan İşçi Partisi'nin, İstanbul ve İzmir'deki mitinglerinin neden beş bin kişiyle sınırlı kaldığı gerçeği daha iyi anlaşılıyor. Seçmenler, daha düne kadar "Gladyo'nun bir numarası Gül ve Erdoğan'dır'' diyen, bugün ise Erdoğan ve Gül'ü unutup bunun yerine polis şefi Ali Fuat Yılmazer'i öne çıkaranları görüyor... Tahliyelerin ardından ''Erdoğan'ın Gladyo'daki rolü''nü unutan / gizleyen ve tüm okları cemaate çevirten politikalar kimsenin gözünden kaçmıyor...

HAYALİ YAYINLAR

Aydınlık Gazetesi, Halk TV'de kendilerine ilişkin söylediklerim üzerine bana birkaç gün önce hem cevap vermiş hem de sorular sormuş... Güya, CHP ile cemaat işbirliği yapıyormuş ama ben bilmiyormuşum... Peki, ben bilmiyorum diyelim... Acaba CHP'nin ABD Temsilcisi Yurter Özcan'da mı bilmiyor?

İzmir mitinginde karşılaştığım Yurter Özcan'a esprili bir dille "Paralel yapıyla işi sıkılaştırmışsınız, Aydınlık öyle diyor'' dedim. Yurter güldü... "Okuyunca ben de hayret ediyorum. Cemaatçilerle ABD'de karşılaşınca selamlaşıyoruz, hepsi bu kadar'' dedi.

Nikah şahidi Deniz Baykal olan Yurter Özcan, ulusalcı ve Atatürkçüdür... Ergenekon Davası sürecindeki tavrı yüzünden Zaman Gazetesi ile STV'nin defalarca hedefi oldu... Gözaltına alınması için kampanya yapıldı...

CHP, ABD'DE ATAĞA HAZIRLANIYOR

Şimdi aynı Yurter Özcan, Aydınlıkçılar tarafından dolaylı bir biçimde "cemaatle işbirliği yapmak''la itham ediliyor. Yurter Özcan ise bununla uğraşmak yerine CHP'yi ABD'de daha etkin hale getirmenin yollarını arıyor. Bunun için adım atıyor. Bu adımlardan biri de iki eyallette daha temsilcilik açmak... CHP önümüzdeki günlerde California'da yeni bir temsilcilik açıyor. CHP'yi burada temsil edecek kişi ise iş dünyasının yakından tanıdığı bir ailenin bireyi: Ömer Komili... Komili Ailesi'nin önemli isimlerinden olan Ömer Bey, artık CHP için çalışacak...

CHP Florida'da da temsilcilik açacak... CHP'yi Florida'da ise işadamı Tunç Gören temsil edecek. Her iki isim de ABD Temsilcisi Yurter Özcan'a bağlı olarak faaliyet yürütecek... Bir dönem Gerçek Gündem'de köşe yazısı da yazan Yurter Özcan'ı şimdiden tebrik ediyorum... Çok kısıtlı mali imkanlarla CHP'yi uluslararası arenaya taşıyor ve önemli bir güç haline getiriyor...

''CEMAATÇİ'' DEDİKLERİ KİŞİYİ PARTİYE BAYKAL GETİRMİŞTİ

Aydınlık Gazetesi, bana verdiği cevapta, CHP'nin Bağcılar Adayı Muhammed Çakmak üzerinden CHP ile Cemaat arasında ''bağ'' kuruyor. Çakmak'ın cemaatçi olduğu ve bu yüzden aday yapıldığı söyleniyor. Hangi yanlışı düzelteceğimi doğrusu şaşırdım...

Bir: Muhammed Çakmak'ı CHP'ye getiren ve CHP'de siyaset yapmasını isteyen kişi  Deniz Baykal'dır... Çakmak, Deniz Baykal'ın Kutlu Doğum Haftası'nda yaptığı o meşhur konuşmanın ana çerçevesini çizen kişidir. Aydınlık'ın mantığına göre, demek ki Baykal da Fethullahçı!!! Hoş, Cumhuriyet Gazetesi'ne Fethullahçı diyen; Balbay'ı bile Fethullahçı ilan eden kafa, Çakmak'a neler der...

İki: Muhammed Çakmak'ın Bağcılar'dan aday olmasını isteyen bizzat CHP MYK ve Kılıçdaroğlu'dur. Çakmak, Kılıçdaroğlu'nun ''Aday ol'' talimatı üzerine, MYK üyelerine, "Kampanya yapmak çok zor bir iş. Benim maddi gücüm bunu karşılamaya yetmez'' demiştir. Kılıçdaroğlu da bunun üzerine "Parti seni yalnız bırakmayacak, merak etme'' karşılığını vermiştir. Çakmak eğer cemaatçi olsaydı, sanırım ''kampanya giderleri''ni düşünme gibi bir derdi olmazdı...

ULUSAL KANAL VE AYDINLIK'IN DERDİ NE?

Gelelim başka bir mevzuya: Bir önceki yazımda belirtmiştim.. Altını yeniden çizmek istiyorum: Cemaatçiler AKP'ye kızgınlıklarından dolayı CHP'ye oy verse, bunun kime zararı var? Kuşkusuz ki AKP'ye... Aydınlıkçılar, AKP'nin oy kaybetmesini istemiyor mu? Cemaatçilerin CHP'ye oy vermesi ihtimalinden neden rahatsız oluyorlar? Ayrıca, kendi partileri varken neden sürekli CHP ile uğraşıyorlar?

Kim ne yazarsa yazsın... Kim neyi söylerse söylesin... Yaklaşık bir haftadır İzmir'den Konya'ya dek birçok ile gittim... Yüzlerce kişiyle konuştum... CHP'lilerin önemli bölümü artık iktidar olmak istiyor ve "Armudun sapı üzümün çöpü var'' demiyor... Bazı CHP'liler ise eski alışkanlıklarını sürdürüyor ve hala sandığa gitmeye direniyor... Onlar da sanırım birkaç gün içinde fikirlerini değiştirecek ve Türkiye'nin AKP karanlığından kurtulması için doğru kararı vereceklerdir...

Yaptığım gezide bir de şunu gördüm:

CHP tabanı 17 ve 24 Aralık operasyonları sürecinde gösterdiği performans sonrası, Kılıçdaroğlu'na güven tazelemiş... Tabanda bir dönem yok olan ilgi ve güven yeniden tesis edilmiş... Kılıçdaroğlu'nun "Buraya bir dahaki sefer Başbakan olarak geleceğim'' sözü ise büyük bir etki yaratmış...

Kuşkusuz yukarıda yazıp çizdiklerimizin ''sağlaması'' pazar günü yapılacak olan seçimlerde ortaya çıkacak... Türkiye yönünü aydınlığa mı yoksa karanlığa mı çevirecek, hep birlikte göreceğiz...

Ben önümüzdeki günlerin aydınlığa açılacağını Konya'daki gezide gördüm... Anadolu'nun çilekeş insanlarının gözleri parlıyordu.

* * * *

Sözün özü: 30 Mart'ta sandığa gidelim ve oylarımızı kullanalım. Ben oyumu tereddütsüz bir şekilde CHP'ye vereceğim. CHP'yi en çok eleştiren gazetecilerin başında olmama rağmen, ''Evet'' mührünü Büyükşehir'de Mustafa Sarıgül, Ataşehir'de ise Battal İlgezdi isminin üstüne basacağım.
Bu yazı toplam 402 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.